(TSK. Konut Yönergesi Geç. m. 1)
Davacı, 13.9.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Foça J.Komd.Ok.K.lığında görev yapmaktayken 1997 yılı genel atamalarında J.Asy.K.lığı emrine atandığını, OHAL bölgesine atanması ve bu yönde talebi üzerine J.Gn.K.lığı Konut Özel Yönergesinin Geçici 1/e maddesi uyarınca kendisine 15.7.1998 tarihinde Ankara-Anıttepe J.Lojmanları bölgesinde Yaşinkılıç-8 No'lu konutun tahsis edildiğini ve halen bu konutta oturmakta olduğunu, 1999 yılı genel atamalarında Gnkur.İKK.ve Güv.D.Bşk.lığı emrine atanarak göreve başladığını, oturmakta olduğu garnizona atanması nedeniyle yapılan puanlamada, sıra tahsisli esasına göre hesaplama yapılarak, oturduğu sürenin karşılığı olarak hukuka aykırı şekilde 42 puanının düşürüldüğünü, 7.9.1999 tarihinde yapılan konut dağıtımında tahsis dışı bırakılarak konutu tahliyesi yolunda işlem tesis edildiğini, sözkonusu puanlamanın sıra tahsisli esasına göre yapılmayıp, OHAL görevi dikkate alınarak yapılmış olması halinde asgari 206 puanının olmuş olacağını, bu puanla da konuta girmiş olması gerektiğini, OHAL bölgesine atanan personele istediği garnizondan konut tahsis edilmesinin amacının, personeli korumaya ve mağduriyetini kısmen de olsa gidermeye yönelik olduğunu, konutta oturmakta iken 5 yıllık oturma süresini doldurmadan OHAL bölgesine atanan ve konutu tahliye etmeyen personelin tekrar aynı garnizona atanması halinde, ilgili Yönergenin Geçici 1/d maddesine göre konuttan çıkarılması halinde konuttan çıkarılmayıp, kalan 5 yıllık oturma süresinin tamamlattırıldığını, bu durumda konutta oturmakta iken OHAL bölgesine atanıp, tekrar aynı garnizona dönen personelle, dışarıda oturmakta iken OHAL bölgesine atanıp, bu görevine bağlı olarak konuta giren personel arasında farklı uygulama yapıldığını, aynı hizmeti yapan personelden birisi korunmaktayken, diğerinin mağdur edildiğini, bunun da genel eşitlik ve adalet ilkesine ters düştüğünü belirterek; konuttan çıkarılmasına ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan J.Gn.K.lığı Konut Özel Yönergesinin Geçici 1/e maddesinin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 5.10.1999 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı astsubayın Ağustos 1997 tarihinde Foça J.Komd. Ok.K.lığından OHAL bölgesine J.Asy.K.lığı emrine atandığı, Van'da görev yapmakta iken bu yönde talebi üzerine kendisine 15.7.1998 tarihinde Ankara-Anıttepe konutlar bölgesinden bir dairenin, TSK.Konut Yönergesinin Geçici 1-c/2 maddesi uyarınca OHAL tahsisli olarak tahsis edildiği, bu tarihte davacının 189 konut puanının bulunduğu, davacının 1999 yılı genel atamalarında J.Asayiş K.lığı emrinden Gnkur.Bşk.lığı İKK.ve Güv.D.Bşk.lığı emrine (Ankara) atandığı, bu görevine 3.9.1999 tarihinde katıldığı, davalı idarece 31.8.1999 tarihi itibariyle yapılan ön puanlamada davacının konut puanının 165.05 olarak hesaplandığı, bu puanı itibariyle lojman puan sıralamasında 58.sırada yer aldığı, OHAL görevinin fiilen son bulduğu tarih olarak itibar edilen ve konutta oturma süresinin bittiği 3.9.1999 tarihinde boş ve boşalması gereken konut (lojman) sayısının ise, davacının ikametindeki konut dahil (16) olduğu, bu nedenle yapılan ön puanlamada puanının yeterli olmaması ve yeniden tahsise hak kazanamaması nedeniyle, TSK.Konut Yönergesinin Geçici 1-e maddesi uyarınca davacının konutu tahliyesi yolunda işlem tesis edildiği, davacının sözkonusu işlem ile bunun dayanağı olarak değerlendirdiği J.Gn.K.lığı Konut Özel Yönergesinin Geçici 1/e maddesinin iptali istemiyle 13.9.1999 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle hemen işaret etmek gerekir ki davacının iptalini istediği J.Gn.K.lığı Konut Özel Yönergesinin Geçici 1 nci maddesi ile TSK.Konut Yönergesinin Geçici 1 nci maddesi aynı hükümleri içermektedir. Bu bakımdan, hukuki inceleme TSK. Konut Yönergesi hükümleri esas alınarak yapılacaktır.
TSK. Konut Yönergesinin dava tarihinde yürürlükte bulunan Geçici 1 nci maddesinin (d) fıkrasında (anılan fıkra 15.11.1999 tarihinde değişikliğe uğramıştır), Sıra tahsisli konutta oturmakta iken beş yıllık oturma süresini doldurmadan anılan birliklere atama suretiyle görevlendirilen ve konutu tahliye etmeyen personel, görev süresi bitimi tekrar konutta oturduğu garnizona (atandığı birliğin personelinin istifa ettiği konutların bulunduğu garnizona) atanması ve istekli olması halinde konuttan çıkarılmadan, 5 yıllık oturma süresinden kalan oturma süresi tamamlattırılır. (Anılan birliklerdeki görev süresi 5 yıllık oturma süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz) Tercihini bu yönde kullanan personele geçici 1 nci maddeden dolayı hiçbir şekilde puan verilmez. denilmektedir.
Aynı maddenin (e) fıkrasında ise, Konutta oturmayıp, konut sırasında beklemekte iken veya bar garnizondan anılan birliklere atanıp konut talep eden ve öncelik verilerek belirtilen bölgede görev yapmasından kaynaklı konut tahsis edilen personel ise görev bitimi tekrar aynı garnizona atanması halinde konut puanı yeniden hesaplanır. Konuta girmeye hak kazandığı takdirde konuttan çıkartılmaz ve beş yıllığına oturduğu konut tahsis edilir. Puanı yeterli olmadığı takdirde konuttan çıkartılır ve puanına göre sıraya dahil edilir. hükmü yer almaktadır.
TSK. Konut Yönergesinin 2.Bölüm 5.maddesinde görev veya hizmet tahsisli konuta giren personelin konut puanının, konuta giriş tarihinde veya görev/hizmet tahsisliye çevrildiği tarihte hesaplanarak dondurulacağı açıkça hüküm altına alınmaktadır. Anılan Bölümde görev ve hizmet tahsisi dışındaki OHAL, sıra, şartlı, madalya veya koruma tahsisli olarak lojmana giren personelin lojman giriş puanının, lojmana giriş tarihinde dondurulacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yer almadığından; davacının konut puanının dondurulması, bu nedenle de oturduğu aylara ait kendisinden puan düşülmemesi yolundaki iddiasına hukukilik atfedebilmeye imkan görülmemiştir.
Bu durumda, davacı hakkındaki puanlamada herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da, davacının yapılan ön puanlamada puanının yeterli olmaması nedeniyle konuttan tahliyesine ilişkin işlemin hukuka uyarlı düştüğü açıktır.
Davacının Yönerge iptaline ilişkin iddialarının irdelenmesine gelince:
Davacı, J.Gn.K.lığı Konut Özel Yönergesinin Geçici 1 nci maddesinin (d) ve (e) fıkralarının eşitsizliğe yol açtığını, bu nedenle hukuka aykırı olduğunu değerlendirdiği Geçici 1/e maddesinin iptali gerektiğini öne sürmektedir. Bu özel yönerge hükümlerinin TSK. Konut Yönergesinin Geçici 1 nci maddesiyle aynı olduğuna ise yukarıda işaret edilmişti.
Her şeyden önce hemen ifade etmek gerekir ki, Geçici 1 nci maddenin (d) ve (e) fıkralarının düzenleme alanları arasında bir ayniyet ya da benzerlik yoktur, (d) fıkrası; sıra tahsisli konutta oturmakta iken OHAL bölgesine atanan, bu nedenle isteği üzerine konutta oturmaya devam eden, akabinde de oturduğu garnizona atanan personele beş yıllık oturma süresinden kalan kısmı tamamlama imkanı tanımakta; oysa (e) fıkrası, salt OHAL ataması nedeniyle kendisine konut tahsis edilen personelin, görev dönüşü oturduğu garnizona atanması halinde, bu gibi personelin ön puanlamaya tabi tutulacağı hükmünü öngörmektedir, (d) fıkrasında düzenlenen durumda, ilgili personel zaten puanı itibariyle sıra tahsisli olarak evvelce girdiği konutta oturmaktayken; (e) fıkrasında düzenlenen durumda, ilgili personel lojmanda oturma hakkı yokken, salt OHAL görevi nedeniyle kendisine bu tahsis yapılmış durumdadır. Diğer bir deyişle, her iki fıkranın düzenleme alanları ve muhatap aldığı kişiler aynı konumda olmayıp, bilakis tamamen farklı bulunmaktadır. Diğer bir deyişle (e) fıkrası kapsamında olan davacı ile (d) fıkrası kapsamında bir personel arasında eşitlikten söz edebilmeye imkan yoktur.
Gerçekten, Anayasa Mahkemesi'nin istikrar kazanmış kararlarında da işaret edildiği üzere, Anayasa'nın 10 ncu maddesindeki herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. hükmünden amaç; her Türk vatandaşının yasalar önündeki hukuki yönden eşit sayılmalarını sağlamaktır. Maddedeki eşitliğin bir anlamı da, yasaların koyduğu kurallara uyarlık bakımından, kişisel nitelikleri ve durumları benzer olanlar arasında değişik uygulama yapılmamasıdır. Durumlarındaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklarla ve haklı nedenlerle yapılan farklı uygulamalar Anayasa'nın eşitlik ilkesine ters düşmez. Diğer bir deyişle, Anayasa'nın 10 ncu maddesinde ifadesini bulan bu eşitlik, mutlak anlamda bir eşitli olmayıp; haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara olanak veren bir ilkedir. Gerçekten de, durum ve konumlarındaki farklılık, hukuki statülerdeki özellikler, birinci kişiler ya da topluluklar için değişik kurallar ve değişik uygulamaları haklı kılar. Ancak aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme Anayasaya aykırılık oluşturur. (Any. Mah.nin 19.7.1990 tarih ve E.1990/35, K.1990/22 sayılı kararı)
Bu nedenle, davacının durumu örnek gösterdiği kişilerle ayniyet arz etmediğinden, düzenleyici tasarrufla farklı kurallar öngörülmesinde eşitlik ilkesine aykırı bir husus saptanamamıştır.
Dolayısıyla, davacının eşitlik ilkesini zedelediği gerekçesiyle hukuka aykırılığını iddia ettiği TSK. Konut Yönergesi'nin Geçici 1/e maddesinin bir tekrarından ibaret J.Gn.K.lığı Konut Özel Yönergesinin Geçici 1/e maddesinin hukuka aykırılık içermediğinin anlaşılması karşısında; bu düzenlemenin iptaline dair davada da haklılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun Davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy