(926 S. K. m. 121) (2709 S. K. m. 128)
Davacı, 17.12.1999 tarihinde Uludere Asliye Hukuk Mahkemesi, 27.12.1999 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 24.12.1998 tarihinde Alay sınırları içine izinsiz ve zorla giren bir çobanla arasında meydana gelen olay sonucunda korucu başı ve köy ağası olan şahsın şahsi istekleri ve baskısı neticesinde Alay Komutanlığının 28.12.1999 günlü emriyle 5 nci J.Sınır Tb.K.lığı Ballı'ya görevlendirildiğini, bu işleme karşı 27.1.1999 tarihinde AYİM nezdinde dava açtığını ve bu davada işlem hakkında yürütmeyi durdurma kararı verildiğini, bu karardan önce Alay K.lığının 4.4.1999 tarihli emriyle görev yerine iade edildiğini, bunun üzerine AYİM'ce işlemin geri alınmasının, davanın kabulü anlamına geldiği gerekçesi ile davayı sonuçlandırdığını ve idareyi yargılama giderleri ödemeye mahkum ettiğini, halen olayın failleri olan kişilerin görevli memura hakaret ve tehdit suçlarından Askeri Mahkemede yargılandıklarını, bütün bunların görevlendirme emrinin haksız ve keyfi olduğunu gösterdiğini, Alay Komutanının olayı gereği gibi soruşturmayıp doğrudan kendisini başka bir birliğe atamasının kendisini küçük düşürdüğünü, subaylık onurunu zedelediğini, bir buçuk aylık çocuğunu ve eşini tehditlere açık bırakıp gitmek zorunda kaldığını, Ballı'dan Şenoba'ya dönüşte atılan bir pusudan tesadüfen kurtulduğunu, yapılan işlemin sonucunda kendisinin ve ailesinin çektiği manevi üzüntü ve sıkıntı, aile bütünlüğü ve huzurunun haksız yere bozulması dikkate alınarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1 milyar TL.manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiş, cevap layihasına karşı verdiği cevapta da, Alay K.lığınca verilen emrin icrası sırasında bir sivil şahısla tartıştığını, bu şahsın tehdit ve hakaretlerine maruz kaldığını, bu şahsın köy ağası ve korucu başı olan şahsın kardeşi olduğunu, onun baskısı ve tehditleri sonucu görev yerinin değiştirildiğini, köylülere kötü muamele veya küfür etmesinin söz konusu olmadığını, öyle bir şey olsa yasal işlem yapılacağını, oysa böyle bir şey olmadığını, lojmanının kışla içinde olduğunu, kendisinin de gerekmedikçe kışladan çıkmadığını, böylece kendisinin ve ailesinin tehlikede olduğu için görev yerinin değiştirildiği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, tam tersi ailesini yalnız bırakıp, emniyetli olmayan bir güzergahta yolculuk ettirilerek tehlikeye atıldığını, kendisinin görev yerinin değiştirilmesinin köyün ağasınca gücünün göstergesi olarak kullanıldığını, 28.12.1998 günlü geçici görevlendirilmesine dair emri okuyunca, 1998 yılından kalan 10 günlük iznini kullanmayı talep ettiğini, bunun Tb.K.nınca uygun görüldüğünü hatta gerekirse 10 gün daha uzatırız dendiğini, aynı dönemde A.K.nının da izine ayrıldığını, Tb.K.nının belki dönüşte işi konuşur hallederiz dediğini, bu iznin bitiminde ailesini kalma konusunda ikna edemediği ve çocuğu rahatsızlandığı için 10 gün daha izin aldığını, bu izinde iken özel arabasıyla takla atmak suretiyle kaza yaptığını, bu kazadan dolayı travma teşhisiyle 20 gün istirahat verildiğini, arabasını da hurda fiyatına satmak zorunda kaldığını, haksız görevlendirme nedeniyle büyük manevi üzüntülere uğradığını beyan etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin, AYİM. 1.Dairesinin 2.11.1999 gün ve 1999/288-1021 sayılı kararının ve davacının geçici görevlendirme işleminin iptali istemiyle açtığı davaya ilişkin 1999/138 Gensek nolu dava dosyasının incelenmesinden, davacının 1998 yılı genel atamalarında 6 ncı J.Sınır Tb.Kh.ve Destek Bl.K.olarak atandığı ve bu görevini yürütmekte iken 24.12.1998 tarihinde Alay Komutanının emirleri hilafına olarak bir çobanın nizamiye dışından Tabur Bölgesine girmesi ve kendisine engel olmak isteyen nöbetçiye küfretmesi üzerine olay yerine gittiği ve bu şahısla tartıştıkları ve karşılıklı yakalarından tuttukları ve davacının da bu şahsa vurduğu, bu şahsın köyün korucu başısı olan şahsın kardeşi olduğu, davacıyı ve aradakileri tehdit ettiği, davacının da durumu Alay Komutanına intikal ettirdiği, şahsın da Alay Komutanına davacı hakkında şikayette bulunduğu, bunların neticesinde davacının Alay K.lığının 28.12.1998 günlü emri ile görülen lüzum üzerine ikinci bir emre kadar Ballı 5 nci J.Snr.Tb.3 ncü J.Snr.Bl.K.lığına görevlendirildiği, davacının bunun üzerine 27.1.1999 tarihinde geçici görevlendirme işleminin iptali istemiyle dava açtığı, bu davada AYİM. 1.Dairesinin 6.4.1999 günlü kararı ile yürütmeyi durdurma kararı verildiği, ancak bu karardan önce davacının Şenoba Tak. J.Snr.A.K.lığının 2.4.1999 günlü emriyle yeniden eski görevine döndürüldüğü, bunun üzerine AYİM. 1.Dairesinin 2.11.1999 gün ve 1999/288-1021 sayılı kararı ile işlemin geri alınması nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği, bu kararın davacıya 1.12.1999 tarihinde tebliğ edildiği, davacının da süresi içinde 17.12.1999 tarihinde manevi tazminat istemli bu davayı açtığı görülmektedir.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 121/a maddesinde asteğmen, albay rütbelerindeki subaylar ile astsubayların atamalarının Kuvvet Komutanlıklarınca yapılacağı, TSK.'ne Mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 3/f, 12/g, 13 ve 24/m maddelerinde idari, asayiş ve sair zaruri sebeplerin varlığı halinde genel atama ve yer değiştirme süresi ile bağlı kalınmaksızın her zaman atama yapılabileceği belirtilmektedir.
Tüm dosya kapsamından davacının J.Gn. K.lığınca 1998 yılında atandırıldığı görevini yürütmekte iken 24.12.1998 tarihinde bir sivil şahısla aralarında geçen tartışmadan ve bu şahsın yörenin ileri gelenlerinden birisinin kardeşi olup, bu şahsın davacının görev yerinin değiştirilmesi konusunda talep ve baskıda bulunmasından dolayı davacının Alay K.lığının 28.12.1998 tarihli emriyle geçici görevlendirmeye tabi tutulduğu ve nihayetinde 4.4.1999 tarihli emirle eski görev yerine döndürüldüğü, davacının geçici görevlendirilmesinde idari, asayiş ve sair zaruri sebeplerin varlığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Mahkememizin muhtelif kararlarında da işaret edildiği üzere, zorlayıcı bir nedene dayalı çok kısa süreye ilişkin haller ile ek görev durumu müstesna olmak üzere, bir subayın atandırıldığı görev yeri dışında çalıştırılması mümkün değildir (AYİM. 1D.2.4.1991 gün ve E. 1990/1102, K.1991/919, AYİM Dergisi, S.7, Kitap 1, Ankara 1993, s.205-208). Kamu görevlisinin görev yerinin objektif sebepler olmaksızın mağduriyetine yol açacak şekilde değiştirilmesi, Anayasa'nın 128/2 maddesinde belirtilen memur güvencesi ile bağdaşmamaktadır. Diğer bir deyişle, davacının komutanlık tasarrufuyla yapılan bu görev yeri değişikliği, uzun bir süreye münhasır olmasa da, hukuka aykırılıkla sakatlanmış bulunmaktadır.
Öte yandan, anılan işlemin (görevlendirme tasarrufunun) mevzuatın öngördüğü nedenlere dayalı olmaması karşısında, bu konudaki hizmetin yeterince iyi işlemediği de ortada olup; bu hal idarenin bir hizmet kusuruna yol açtığından; her halükarda davacının bu nedenle uğradığı manevi zararının tazmini gerektiği açıktır.
Hukuka aykırılığı ve bir hizmet kusuru teşkil ettiği bu şekilde saptanan idari işlemin davacının bir manevi zararına yol açtığı aşikardır.
Gerçekten, davacı bu geçici görevlendirme tasarrufu sonucu, hak etmediğini düşündüğü bu işlemle bir nev'i cezalandırmaya tabi tutulduğu düşüncesiyle acı ve üzüntüye maruz kalmış; bu üzüntüsü dolayısıyla manevi zarara uğramıştır. Bu bakımdan, davacının uğradığı söz konusu manevi zararın idarece tazmini gerektiği kanaatine varılmış; ancak işlemin Dairemizin yürütmeyi durdurma kararı öncesi idarece geri alınması, çok uzun bir süre etkisini sürdürmemesi gibi nedenler dikkate alınarak, davacının istemi doğrultusunda değil, Dairemizin saptadığı oranda (250.000.000.-TL) manevi tazminata hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırı olduğu saptanan idari işlem nedeniyle davacının uğramış olduğu manevi zarara karşılık olmak üzere, davacıya 250.000.000.-TL (İkiyüzellimilyon lira) manevi tazminat VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy