(205 S. K. m. 26/a)
Davacı, 16.10.2000 tarihinde kayda geçen karar düzeltme dilekçesinde özetle; TSK.'nden ilişiğinin kesilmesinden sonra raporunun kesinleşmesinin davanın reddine gerekçe yapıldığını, oysa raporda belirtilen hastalığının ani gelişen bir rahatsızlık olmayıp, zaman seyri içinde uzun zamanda ortaya çıkan bir hastalık olduğunu, dolayısıyla hatalı bir değerlendirmeyle sonuca gidilerek davanın reddine karar verildiğini belirterek; bu kararın düzeltilerek, kendisine tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının vaki karar düzeltme dilekçesinde belirtilen hususlar gözetilerek, dava dosyasının yeniden incelenmesi sonunda, anılan Dairemiz kararı usul ve kanuna aykırı görüldüğünden; davacının karar düzeltme isteminin oybirliği ile kabulü ve söz konusu Dairemiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve işin esasının irdelenmesine geçilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının astsubay statüsündeyken GATA Sağlık Krl.nun 24.3.1997 tarih ve 1845 sayılı raporuyla İskemik kalp hastalığı teşhisiyle D/42 F-3 Sınıfı görevini yapar kararı verildiği, bu rapor sonrasında davacının 4.4.1997 tarihinde davalı kuruma başvurarak, kendisine kısmi maluliyet yardımı yapılması isteminde bulunduğu, 4.8.1997 tarihinde bu isteminin reddi üzerine söz konusu menfi işlemin iptali için 1.10.1997 tarihinde AYİM'de dava açtığı, AYİM.Drl.Krl.nun 25.12.1997 tarih ve E. 1997/165, K. 1997/144 sayılı kararıyla davanın reddedildiği, davacının bu karara karşı vaki karar düzeltme isteminin de aynı Kurulun 8.10.1998 tarih ve E.1998/91, K.1998/89 sayılı kararıyla reddedildiği, davacının aynı statüde iken GATA Sağlık Kurulunun 4.11.1999 tarih ve 7245 sayılı raporuyla İskemik kalp hastalığı teşhisiyle C/2 SMK. ile 1,5 ay istirahat. Bu sürede koroner angiografi yapılmak üzere kararı verildiği, bu arada davacıya 18.11.1999 tarihinde koroner angio yapıldığı, GATA Sağlık Kurulunun 22.11.1999 tarih ve 7436 sayılı raporuyla İskemik kalp hastalığı koroner anjiyoplastili teşhisiyle C/42 SMK. ile 2 ay istirahat... kararı verildiği, bu raporu takiben davacının 3.1.2000 tarihinde dilekçe vererek emekliye şevki isteminde bulunduğu, bu isteminin İçişleri Bakanlığının 18.1.2000 tarihli onayı ile kabul edildiği, bu arada davacının 20.1.2000 tarihinde kendisini kıt'asından kontrol için GATA K.lığına sevk ettirdiği ve bu K.lıkça kontrol ve muayenelerine başlandığı, 24.1.2000 tarihinde davacının TSK. ile ilişiğinin kesildiği, davacının 25.1.2000 tarihinde emeklilik evraklarını OYAK Gn.Md.lüğüne elden teslim ettiği ve emekli maaş sistemine katılmak istediğini belirttiği, davalı kurumca 25.1.2000 tarihinde davacıya müstehak olduğu kurum yardımlarının yapıldığı, davacının emeklilik statüsüne geçmesinden sonra GATA Sağlık Kurulunun 31.1.2000 tarih ve 609 sayılı kararı ile İskemik kalp hastalığı teşhisiyle D/42 F4 TSK.'de görev yapamaz kararı verildiği, bu rapor sonrası davacının 1.2.2000 tarihli dilekçesi ile J.Gn.K.lığına başvurarak, malulen emekli olabilmesi için hakkındaki istekle emeklilik işleminin iptalini talep ettiği, J.Gn.K.lığının 9.2.2000 tarihli cevabi yazısı ile davacıya Emekli Sandığınca 2.2.2000 tarihinde 15.2.2000 tarihinden geçerli olarak emekli aylığı bağlanması karşısında ve 926 sayılı Kanunun 107 nci maddesi uyarınca hakkındaki istekle emeklilik işleminin iptal edilebilmesine hukuken imkan bulunmadığının bildirildiği, bu arada davacı hakkındaki son sağlık kurulu raporunun 14.2.2000 tarihinde onaylanarak kesinleştiği, davacının 22.2.2000 tarihinde davalı kuruma yazılı olarak başvurarak kendisine maluliyet yardımı yapılması isteminde bulunduğu, bu başvuru üzerine OYAK Gn.Md.lüğünce 28.2.2000 tarihli istem yazısıyla GATA'dan davacı hakkında ek rapor düzenlenmesinin istendiği, GATA Sağ.Krl.nun 9.3.2000 tarih ve 72 sayılı ek raporuyla ...İskemik kalp hastalığı tanısı ile D/42 F4 TSK.'da görev yapamaz kararı alan hastanın yapılan efor testi sonucunda İskemik alanlar bulunduğu belirlendiğinden, hastalığının kesin tedavisinin mümkün olmadığını, bu hastalıktan dolayı fikir ağırlıklı işlerde, ancak iş durumu zihinsel stres yaratmıyorsa çalışabileceğini, fakat bedenen bir işle meşgul olma imkanından kesin olarak mahrum olduğunu bildirir GATA Sağlık Kurulu ek raporudur. denildiği, bu ek rapor sonrasında OYAK Gn.Md.lüğünün 13.4.2000,tarihli cevabi yazısıyla Maluliyet yardımı talebiniz, durumunuz kurumumuz mevzuatına uygun bulunmadığından reddedilmiştir şeklindeki gerekçe ile davacının isteminin reddedildiği, davacının söz konusu menfi işlemin iptali isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı kurum davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini öne sürmekle birlikte, bu iddiaya iştirak edilememiştir. Gerçekten, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237 nci maddesi uyarınca, kesin hükmün mevcudiyeti için;
- Davanın konusunun,
- Davanın sebebinin,
- Davanın taraflarının aynı olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekli bulunmaktadır. Bu şartlardan biri gerçekleşmemişse kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Dava dosyasının incelenmesinde, davacının AYİM Drl.Krl.ca reddedilen davasının kısmi maluliyet yardımı yapılmaması işlemine ilişkin olduğu, bu davanın konusunun ise tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmaması işlemi olduğu, dolayısıyla kesin hükme bağlanan dava ile derdest bu davanın konularının birbirinden tamamen farklı bulunduğu anlaşıldığından, ortada bir kesin hükümden söz edebilmeye imkan görülmemiş ve bu konudaki itirazın reddi yoluna gidilmiştir.
Davanın esasına gelince:
Davada çözümü gereken sorunlardan ilki ve en önemlisi, davacının kurumla üyelik ilişkisinin sona ermesinden sonra düzenlenen sağlık kurulu raporuyla saptanan maluliyeti nedeniyle, 205 sayılı Kanunun 26/a maddesinde düzenlenen tam ve daimi maluliyet yardımına müstahak olup olamayacağıdır.
Dairemizin gerek 5.5.1998 tarih ve E.1998/300, K.1998/517 sayılı kararı, gerekse de kaldırılan yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, ilgilinin kurum üyesi iken kesin sağlık kurulu raporu ile bir maluliyetinin saptanması halinde, 205 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde öngörülen süreler aşılmamak kaydıyla, üyeliği sona erdikten sonra dahi davalı kuruma başvurusu üzerine, kurumca sevk edilmesi üzerine ya da re'sen düzenlenen ek sağlık kurulu raporuyla Kanunun 26 nci maddesinde aranan koşulları taşıdığının belirlenmesi durumunda, kendisine tam ve daimi maluliyet (ya da kısmi maluliyet) yardımının yapılması gerektiğine işaret edilmekteyse de; konuyu tüm yönleriyle yeniden ele alıp değerlendiren Kurulumuz, bu şekilde bir kabulün yaşam gerçekleri ile hakkaniyete uygun düşmediğini değerlendirmiş ve söz konusu içtihatlara esneklik kazandırılarak, ilgilinin OYAK üyesi statüsündeyken kalıcı bir rahatsızlığının ortaya çıkması, ancak bunun kesin bir raporla tespiti saptanması anının üyelik statüsünün sona ermesinden sonra olması halinde bu durumun koşulları mevcutsa 205 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği içtihadına varmış ve bundan sonraki olaylarda da bu kabul tarzı doğrultusunda içtihadın uygulanması uygun görülmüştür.
Benimsenen bu kabul ve değerlendirmeye göre de; davacının kalıcı olduğu dosyada mevcut pek çok GATA Sağlık Kurulu raporuyla belirlenen iskemik kalp hastalığının OYAK üyesi iken sabitleştiği, ancak davacı bu rahatsızlık nedeniyle 3,5 ay istirahatlı olduğu bir evrede söz konusu rahatsızlığı nedeniyle nihai raporu almak üzere 20.1.2000 tarihinde yine statüde iken GATA K.lığına şevkinin yapıldığı, ancak bu konudaki işlemler sürdürülmekte iken 24.1.2000 tarihinde istekle emeklilik suretiyle TSK.'nden ilişiğinin kesildiği, hakkında TSK.'de görev yapamaz... şeklindeki GATA Sağlık Kurulu raporunun 31.1.2000 tarihinde düzenlendiği ve bu raporun 14.2.2000 tarihinde onaylandığı anlaşıldığından; durumunun 205 sayılı Kanunun 26/a maddesi kapsamına girip girmediğinin esas yönünden irdelenmesi gerekli bulunmaktadır.
205 Sayılı OYAK Kanununun 26/a maddesinde düzenlenen tam ve daimi maluliyet yardımını doğuran hukuki nedenler kaza, hastalık veya sakatlık olmak üzere üç halde de gerçekleşebilir. İki paragraf halinde düzenlenen bu fıkrada her iki paragrafa da eşit şekilde etkili kurucu unsur; kaza, hastalık veya sakatlığın bir işle meşgul olmak imkanından kafi surette mahrum kalma sonucunu doğurması ve bu halin bir sağlık kurulu raporuyla ortaya konulmuş olması koşuludur. Bu nedenle, anılan fıkranın (26/a) ikinci paragrafında belirtilen tedavisi gayri kabil daimi hastalıklar ve tedavisi gayri kabili tedavi olduğu sağlık kurulu raporuyla belirlenip, kurumca da vazifeye devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklarda da söz konusu ortak unsur"un gerçekleşip gerçekleşmediği aranmak durumundadır.
Davacının sağlık kurulu raporuyla saptanan arızası hastalık kaynaklı olup; hastalığının tedavisinin mümkün olmadığı ve kurumca da vazifeye devamına imkan vermediği anlaşıldığından, kendisine bu hastalığı nedeniyle tam ve daimi maluliyet yardımı yapılabilmesi için gerekli olan kurucu unsurun da mevcudiyetine bakılması gerekli bulunmaktadır.
Bu durumda ise çözümü gereken husus, GATA Sağlık Kurulunun 9.3.2000 tarihli ek raporundaki ...bu hastalıktan dolayı fikir ağırlıklı işlerde, ancak iş durumu zihinsel stres yaratmıyorsa çalışabileceğini, fakat bedenen bir işle meşgul olma imkanından kesin olarak mahrum olduğunu... mealindeki ibareye ne anlam verilmesi gerektiğidir. Bu sorunun çözümünde dikkate alınması gereken ana unsur, 205 sayılı Kanunun 26/a maddesinde belirtilen bir işle meşgul olmak imkanından kat'i surette mahrum kalma halinin gerçekleşmesi gerekliliğidir. Nitekim davacı hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporunda bedenen çalışamaz denilmek suretiyle, davacının bedenen bir işle meşgul olma imkanından yoksun olduğu açıkça ifade edilmiştir. Ne var ki ...fikir ağırlıklı işlerde, ancak iş durumu zihinsel stres yaratmıyorsa çalışabilir ibaresi, soruna yeni bir alt sorun açabilecek mahiyettedir. Davacı, TSK. bünyesinde uçak teknisyeni astsubay statüsünde görev yapmış olup, yetişme paterni itibariyle TSK. dışında bedeni çalışması haricinde fikri olarak ifa edebileceği bir formasyonu haiz değildir.
Esasen, 205 Sayılı Kanunun 26/a maddesinde yer almayan, davalı kurumca geliştirilen ve ilgili hastane sağlık kurullarından sürekli istenmesi nedeniyle, bu makamlarca da raporlara dercedilmesi usul haline gelmiş söz konusu ibarenin (fikren çalışabilir/çalışamaz) bir işle meşgul olmak imkanından kat'i surette mahrum kalma halinin tamamlayıcı bir unsuru gibi değerlendirilmesinin hukuki dayanağı olmadığı açıktır. Dolayısıyla da, davacı yönünden sağlık raporuna dercedilen fikren çalışabilir ibaresinin, bir önemi olmadığı kuşkusuzdur. Şu halde, saptanan hastalığı itibariyle bedenen çalışma imkanını yitirdiği anlaşılan davacının, bir işle meşgul olma imkanından kat'i surette mahrum kaldığını kabulde hukuki zaruret bulunmaktadır.
Şu halde, davacı yönünden tam ve daimi maluliyet yardımı yapılması için yasada öngörülen tüm koşullar yerine gelmiş olduğundan; davacının iddialarının hukuka uygunluğunda kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle; davacıya tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmaması işlemi sebep unsuru yönünden hukuka aykırı görüldüğünden İPTALİNE,
Davacının müstahak olduğu tam ve daimi maluliyet yardımı tutarına 13.04.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (Yüzde Altmış) yasal faiz İŞLETİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy