(1602 S. K. m. 40)
Davacı, 27 Ekim 2000 tarihinde AYİM'de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1992-1995 yılları arasında 6 ncı Zırhlı Tuğ. 1 nci Tnk.Tb.da görev yaptığını, önce mücavir alan olan Bitlis il ve ilçelerinin 12 Mart 1993 tarihinden itibaren OHAL kapsamına alındığını, 1995 yılında genel atamalarla atandığı güne kadar 2 yıl 4 ay 3 gün OHAL hizmeti yaptığını, 2000 yılı genel atamaları ile tekrar OHAL kapsamında görev yapan bir birliğe atanınca dilekçe ile idari başvuruda bulunarak TATVAN'daki OHAL hizmetinin geçerli sayılması talebinde bulunduğunu, ancak kendisine red cevabı verildiğini belirterek, hukuka aykırı işlemin iptalini, öncelikle de yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 1992 yılında Bitlis/Tatvan 6 ncı Zırhlı Tugay Komutanlığına atandığı, görev süresi devam ederken 12 Mart 1993 tarihinden itibaren mücavir alan olan Bitlis il ve ilçelerinin OHAL kapsamına alındığı, davacının atama görerek Tatvan'dan ayrıldığı 15 Temmuz 1995 tarihinde kadar 2 yıl 4 ay 3 gün süre ile OHAL bölgesinde görev yaptığı, bu sürenin 2000 yılı genel atamalarında dikkate alınmaması nedeniyle 26 Mayıs 2000 tarihinde idari başvuruda bulunduğu, kendisine KKK. lığının 16 Haziran 2000 gün ve PER:4031-85-00/Tayin D.Muhp.Snf.Atama Ş.Tnk.Ks.Sayılı yazısı ile ret cevabı verilmesi üzerine tekrar 5 Ağustos 2000 tarihli dilekçe ile talebini yenilediği ve akabinde de 27 Ekim 2000 tarihinde işbu davayı ikame ettiği anlaşılmıştır.
Dava açma süresi, kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında gerek tarafların talebi üzerine ve gerekse re'sen mahkemece dikkate alınması gerekmektedir.
Anayasa'nın 125 ve 1602 Sayılı Kanun'un 40 ncı maddelerinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin 5.12.1983 gün ve E.1983/11, K.1983/17 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararında da dava açma süresinin yazılı bildirimi takip eden tarihten başlayacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
1602 Sayılı Kanunun Dava Açma Süresi başlığını taşıyan 40 ncı maddesinde; ...Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde 60 gündür. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yolu ile bildiri yapılan hallerde; özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça ilan tarihinden itibaren onbeş gün sonra başlar... hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun İhtiyari Müracaat ve İdari Makamların Sukutu başlıklı 35 nci maddesinin (a) bendi, İhtiyari müracaat;
Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması, üst makamdan yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.
Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş Sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır. hükmünü amirdir.
35/b maddesinde ise; İlgililer, hakkında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler.
Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş Sayılır. İlgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. denmektedir.
Aynı Kanunun 45 nci madde (A) bendinde, süresi dışında açılan davaların reddine karar verileceği belirtilmektedir.
Genel Atamaların yayınlandığı 12 Mayıs 2000 tarihinden sonra davacı tarafından 26 Mayıs 2000 tarihli dilekçe ile Tatvan'da kaldığı 1992-1995 yıllarındaki sürenin 2 yıl 4 ay 3 günlük kısmının OHAL'de geçtiği halde bu bölümünün atamada dikkate alınmaması işleminin iptali yönünde başvuruda bulunulduğu, davalı idarece 16 Haziran 2000 tarihli yazı ile red cevabı verildiği, bu yazının 20 Haziran 2000 tarihinde davacıya tebliğ edildiği dikkate alındığında (tayin emrinin tebliği belli olmadığından, bu tarihin ilk dilekçeyi verdiği tarih kabul edilerek davacı lehine düşünüldüğünde bile), davacının yukarıda yasal mevzuatta açıklandığı üzere, 60 gün içinde 13 Eylül 2000 (esasen 19 Ağustos 2000 tarihidir. Ancak adli tatile rastladığı için 6 Eylül 2000 tarihinden itibaren 1 hafta süre eklenerek hesaplandığında) tarihinde işbu davayı açması gerekirken, 27 Ekim 2000 tarihinde açtığı görüldüğünden, davada süre aşımı olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, 5 Ağustos 2000 tarihinde verilen ikinci dilekçe ile sürenin ihya edilmesi de söz konusu olamayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davanın süre aşımı yönünden REDDİNE,
Davada süre aşımı olduğundan, Davacının yürütmeyi durdurma istemi hakkında bir karar verilmesine YER OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy