(2709 S. K. m. 125)
Davacı, 16 Kasım 2000 tarihinde AYİM'de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1997 yılında sicil üstlerinin çeşitli sübjektif nedenlerle kendisine düşük sicil verdiklerini öğrendiğini, bu sicillerin hukuka uygun olmadığını, zira tüm meslek yaşamı boyunca üstleri tarafından devamlı olarak yazılı olarak taktir edildiğini, iptalini istediği sicil döneminde de 4 kez taktir edildiğini, hiçbir ceza yada ikazı bulunmadığını belirterek, hem sicil notlarının hem de var ise olumsuz kanaatlerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacıya ait özlük ve sicil dosyalan ile sicil defterlerinin incelenmesi neticesinde; davacının meslek hayatı boyunca aldığı sicillerin bir istisna dışında mükemmel ve mükemmele yakın çok iyi seviyede oldukları, dava konusu edilen 1997 yılında 1 nci sicil üstü tarafından yeterli ve 2 nci sicil üstü tarafından iyi seviyede not ile takdir edildiği, 1 nci sicil üstü tarafından hakkında olumsuz kanaatler belirtildiği, sicil belgesine 1 nci sicil üstü tarafından "tevbih" le cezalandırıldığına ilişkin belge eklendiği, aynı sicil döneminde her iki sicil üstü tarafından davacıya 3 kez takdir belgesi verildiği anlaşılmıştır.
Sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup, bunların denetimi takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıp kullanmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil amirinin ast hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, bunun tamamen amirin hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında "takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği" belirtilmiş takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri tespit edilip denetlenecektir.
Sicil işlemindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notlan ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak biçimde, ayrıca birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin çok düşük sicil notları takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Sicillerin değerlendirilmesiyle ilgili olarak yukarıda getirilen ölçütler ile dava konusu 1997 yılı sicil işlemi değerlendirildiğinde bunun hukuka uygun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Zira her şeyden önce sicil belgesine eklenen cezalandırma yazısı davacının sicil notundaki düşüşü açıklamaya yeterli olmayıp, bu cezalandırma yazısının gerçeğe aykırı olduğu değerlendirilmektedir. Davacının, kendisine verildiği ileri sürülen bu cezadan haberdar olmadığı, dava dilekçesinden ve özlük dosyalarından anlaşıldığı gibi, davacıya bu cezanın verilmesine ilişkin savunmalarının alındığına dair bir belgeye ne sicil dosyasında, ne de özlük dosyalarında rastlanmamıştır. Özlük ve sicil dosyaları sayfa sayfa incelenmiş ancak savunma yazılarına rastlanmamıştır. Bu durum davacıya savunması alınmadan ceza verildiğini, hatta bu cezanın sadece kağıt üzerinde tanzim edilerek davacının bundan dahi haberdar edilmediğini göstermektedir. Disiplin amirinin ceza verebilmesi için öncelikle savunma alması yasal zorunluluk olduğundan, savunması alınmadan verilen cezanın yok hükmünde olduğunu söylemek doğru olacaktır. Öte yandan 1997 yılında davacıya verilen sicil notları ile hakkında belirtilen olumsuz kanaatler, davacının tüm meslek hayatında aldığı sicil notlarıyla, hakkında belirtilen çok olumlu kanaatler ve aldığı çok sayıdaki takdir(ki bunlardan dört adedi dava konusu dönemde verilmiştir.) ile 3 Kasım 1996 tarihli "Atama İstek Formu"nda inci Sicil Amirinin yazdığı çok olumlu kanaatler ve 24 Mart 1997 tarihli Nitelik Belgesinde her üç sicil amiri tarafından verilen mükemmele yakın sicil notları ile de uyumsuzluk arz etmektedir. Tüm bu hususlar 1997 yılı sicil işleminin tamamının objektif kriterlerden uzaklaşılarak tesis edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla 1997 yılında 1 ve 2 nci sicil üstleri tarafından verilen sicil notları ile 1 nci sicil üstünce belirtilen olumsuz kanaatlerin hukuka aykırı olduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan 1997 yılı 1 ve 2nci sicil amirlerince tanzim edilen sicil notları ile inci sicil amiri tarafından yazılan olumsuz kanaatlerin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy