(2709 S. K. m. 125)
Davacı, 18.1.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; lojmandan çıkarılma işlemine karşı açtığı ve sonradan iptalle sonuçlanan davada yürütmenin durdurulması isteminin reddedilmesi üzerine 9.8.1999 tarihinde lojmanını boşalttığını, 1.8.1999 tarihinden geçerli olarak yakıt ve apartman giderleri hariç aylık 90.000.000.-TL sına bir daire kiraladığını, Ağustos 1999-Ocak 2000 tarihleri arasında kira bedeli olarak 540.000.000.-TL, 8.8.1999 tarihinde boya-badana işleri için malzeme bedeli olarak 35.000.000.-TL, işçilik olarak 70.000.000.-TL ve. taşınma ücreti olarak 80.500.000.-TL olmak üzere 185.500.000.-TL masraf ettiğini, ayrıca Eylül 1999-Ocak 2000 tarihleri arasında 2 çocuğunun lojmanlar bölgesinde bulunan Nurettin Ersin İlköğretim Okuluna gidebilmesi için okul servis ücreti olarak 80.000.000.-TL, Ağustos 1999 ile Ocak 2000 tarihleri arasında yakıt ve apartman giderleri olarak 600 DM (yaklaşık 172.000.000.-TL) tutarında bir harcama yaptığını, idare tarafından tekrar kendisine lojman tahsis edilmesi durumunda, boya-badana malzemesi için yaklaşık 60.000.000.-TL, işçilik için 100.000.000.-TL masrafının olacağını tahmin ettiğini, keza 100.000.000.-TL nakliye gideri yapmak durumunda kalacağını, ayrıca idarenin uyguladığı hatalı işlemden dolayı iki defa taşınma neticesi eşyalarının yıpranması nedeniyle 200.000.000.-TL tutarında bir zarara uğramış olacağını, bu şekilde toplam 1.437.500.000.-TLlik bir maddi zarara uğramış olduğunu, aynı işlem nedeniyle tüm aile bireyleri olarak büyük bir manevi zarara maruz kaldıklarını, bu nedenle de söz konusu manevi zararın idarece tazmini gerektiğini belirterek; 1.437.500.000.-TL maddi ve 500.000.000.-TL manevi tazminatın yasal faizleriyle birlikte hükmen tazminini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı astsubayın görev tahsisli olarak lojmanda oturmaktayken, TSK. Konut Yönergesinde 28.1.1999 tarihide yapılan değişiklikle görev tahsis hakkını kaybettiği, 5 yıllık konutta oturma süresini de tamamladığı gerekçesiyle yapılan ön puanlamada puanının yeterli olmaması nedeniyle konutu tahliyesi yolunda işlem tesis edildiği, davacının bu işlemin iptali için AYİM'de açtığı davada yürütmenin durdurulması isteminin Dairemizin 29.6.1999 tarihli kararı ile reddedilmesi üzerine 9.8.1999 tarihinde oturduğu konutu tahliye ettiği, yapılan yargılama sonunda AYİM.1.Dairesinin 30.11.1999 tarih ve E.1999/506, K.1999/1179 sayılı kararı ile konuttan çıkarılma işleminin iptaline karar verildiği, davalı idarenin bu karara karşı vaki karar düzeltme isteminin de Dairemizin 22.2.2000 tarih ve E.2000/188, K.2000/195 sayılı kararı ile reddedildiği, davacının söz konusu işlem nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararının tazmini için 18.1.2000 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Öğretide ve idari yargı uygulamasında tartışmasız bir şekilde genel kabul gördüğü üzere, iptal kararı sakat (Hukuka aykırı) işlemi geriye yürür bir biçimde ortadan kaldırır, iptal edilen bir tasarruf hiç yapılmamış sayıldığından iptal kararı da zorunlu olarak geçmişe etkili karakter taşır. Geri yürürlük ilkesini gerçekleştirerek ortaya çıkmış olan hukuka aykırılıkların kaldırılabilmesi için, iptal kararı üzerine sakat işlemin yapılmasından önceki hukuksal durumun geri gelmiş olacağı ilkesinden yararlanılır. Bu kuram ve kabulün doğal sonucu olarak ta, örneğin kamu görevlisinin statüsüne son verme işleminin iptalinde; bu kimse hiç görevinden ayrılmamış gibi değerlendirilerek açıkta geçirdiği sürelere ilişkin tüm aylık ve özlük haklarına tam müstahak olduğu, örneğin dava konusu konuttan çıkarılma işleminin iptalinde olduğu gibi bu işlem nedeniyle uğranılan bir kısım maddi zararların belgelenmiş olması koşuluyla giderilmesinin gerekeceği kabul olunmalıdır. Esasen Danıştay ve AYİM.'nin istikrarlı kararlan da bu kabul ve görüş yönündedir. (Örn. Dan. 5.D.24.4.1996; E. 95/4152, K.96/1717, AYİM 1.D. 9.4.1996; E.95/1029, K.96/293, 2.4.1996; E.95/1066, K.96/271, 10.12.1996; E.96/754, K.96/1037, 21.5.1996, E.96/344, 96/427, Drl.Krl.28.1.1995; E.95/34, K.95/29, AYİM.1.D.nin 9.5.2000; E.1999/1183, K.2000/554 sayılı kararları)
Bu açıklama ışığında, davacının söz konusu hukuka aykırı lojmandan çıkarılma işlemi nedeniyle gerçek maddi zararlarının ve bu arada koşulları mevcutsa, duyduğu manevi acı nedeniyle maruz kaldığı manevi zararın, davalı idarece hizmet kusuru esasına göre tazmini gerektiği açıktır.
Bu nedenle, öncelikle davacının talep ettiği ve mahkememizce gerçekleşmiş olduğu kabul edilen maddi zararlarının ele alınıp irdelenmesi gerekli bulunmaktadır.
Davacının talep ettiği maddi zarar kalemleri ve değerlendirilmesine gelince:
1) Davacının lojmandan çıkarılması nedeniyle, dışarıda kiraladığı konut için ödediği kira bedelleri nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararlar:
Davacı, bu başlık altında; lojmandan çıkarılması nedeniyle 1.8.1999 tarihinden itibaren kiraladığı konut nedeniyle Ağustos 1999-Ocak 2000 tarihleri arasında 6 ay süreyle toplam 90.000.000x6=540.000.000.-TL tutarında bir zarara uğradığını öne sürmüş ve belge olarak da kira sözleşmesi örneğini ibraz etmiştir.
Davacının bu zararı Dairemizce gerçek zarar olarak kabul edilmiş; ancak alınan ara kararıyla bu süre zarfında lojmanda otursaydı ödeyeceği lojman kira bedeli idareden sorulmuş; bunun toplamının 99.360.000.-TL olduğu bildirildiğinden, bu miktarın talep edilen tutardan mahsubu sonucu bu kalemdeki gerçek zarar hak edişinin 440.640.000.-TL olduğu saptanarak, bu miktar, hükmedilen maddi tazminata esas alınmıştır.
2) Davacının lojmandan çıkarılması nedeniyle, dışarıda tuttuğu konut için yaptığı zaruri boya-badana masrafı ve işçilik karşılığı ödediği tutar karşılığı uğradığını öne sürdüğü zararlar:
Davacının kiraladığı konut için yaptığı boya-badana ve işçilik masrafları karşılığı olarak, ibraz ettiği fatura ve belgelere dayalı olarak yaptığı 105.000.000.-TL tutarındaki bu zarar kalemi, Dairemizce gerçek zarar olarak kabul edilerek, hükmedilen maddi tazminata esas alınmıştır.
3) Davacının boşalttığı lojmandan kiraladığı eve ev eşyalarının nakli karşılığı olarak yaptığı masraf nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararlar:
Davacının bu kalem karşılığı olarak ibraz ettiği belgeye dayalı olarak yaptığı 70.000.000.-TL tutarındaki harcama, Dairemizce gerçek zarar olarak kabul edilerek, hükmedilen maddi tazminata esas alınmıştır.
4) Davacının çocuklarının okul servis ücreti nedeniyle yaptığı masrafa karşılık olarak uğradığını öne sürdüğü zararlar:
Davacının lojmandan çıkarılması nedeniyle, çocuklarının okumakta olduğu lojmanlar bölgesindeki ilköğretim okulunda öğrenimlerine devam ettikleri, davacının ev kiraladığı Yenimahalle'den Etimesgut lojmanlar bölgesindeki okullarına giden iki çocuğu için bir okul servisi ile anlaştığı, bu nedenle Eylül 1999-Ocak 2000 tarihleri arasında iki çocuğu için servis ücreti olarak 80.000.000.-TL ödediği ve bu belgeyi ibraz ettiği anlaşılmakla; bu harcama kalemi de Dairemizce tazmini gereken gerçek zarar olarak kabul edilmiştir.
5) Davacının kiraladığı konut için yaptığı yakıt ve apartman aidatları nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararlar:
Davacı Ağustos 1999-Ocak 2000 tarihleri arasında kiraladığı daire için yaptığı ve belgelediği 172.000.000.-TL tutarındaki yakıt gideri ve apartman aidatı karşılığı masrafların da tazminini talep etmiştir.
Davacının bu zararı Dairemizce gerçek zarar olarak kabul edilmiş; ancak alınan ara kararıyla bu süre zarfında lojmanda otursaydı ödeyeceği yakıt bedeli ve apartman aidatı tutarları davalı idareden sorulmuş; bunun toplamının 131.900.000.-TL olduğu belirtildiğinden, bu miktarın talep edilen tutardan mahsubu sonucu bu kalemdeki gerçek zarar hak edişinin 40.100.000.-TL olduğu saptanarak, bu miktar, hükmedilen maddi tazminata esas alınmıştır.
6) Davacının AYİM iptal kararı üzerine yeniden lojmana girmesinden sonra yaptığını belirttiği boya-badana masrafları ile işçilik gideri karşılığı olarak uğradığını öne sürdüğü zararlar:
Davacı, dava dilekçesinde bu kalemde yapacağı masraflar karşılığı olarak 160.000.000.-TL bir zarara uğrayacağını belirterek, bu mutasavver zararının da tazminini talep etmiş ve davanın açılmasından bir süre sonra 6.6.2000 tarihli dilekçesi ekinde ibraz ettiği iki belge ile bu kalemde 183.538.000.-TL tutarında bir harcama yaptığını belirtmiştir.
Davacının dışarıda kiraladığı ev için bir boya-badana masrafını yapması ne kadar mutad ise, bakım-onarım ve idamesi fiilen TSK. lerinin sorumluluğunda olan bir lojman için aynı masrafı cebinden yapması o kadar mutad dışıdır. Esasen, bir lojman dairesinden bir sakinin çıkmasını takiben, diğer bir hak sahibi girmeden gerekli boya-badana ve bakım işlemlerinin idarece yapıldıktan sonra lojmanın teslim edildiği maddi bir vakıadır. Buna karşın dava konusunda olduğu gibi, hak sahibi çeşitli beğeni ve düşüncelerle ilave bir boya-badana vb. masraf yapabilirse de, bu masraf artık idarece tazmini gereken gerçek bir zarar mesabesinde olmadığından; ilgilisine bir talep hakkı doğurucu mahiyette kabul edilemez.
Bu nedenle, davacının bu kalemde talep ettiği maddi zararın idarece tazmininin gerekmediği kanaatine varılarak, hükmedilen maddi tazminat kalemlerine bu masraflar dahil edilmemiştir.
7) Davacının AYİM iptal kararı üzerine yeniden lojmana girmek üzere, kiraladığı evden lojmana ev eşyalarının nakli nedeniyle yaptığı masraf karşılığı uğradığını öne sürdüğü zararlar:
Dairemiz iptal kararı sonrasında, davalı idarece karar gereğinin yerine getirilerek, davacının 5 yıldan eksik kalan süresini tamamlamak üzere lojmana geçirildiği maddi bir vakıa olduğundan ve davacıda dışarıda kiraladığı daireden tahsis edilen söz konusu lojmana taşınma için 100.000.000.-TL taşıma ücreti ödediğini belgelediğinden; gerçek bir zarar kalemi olan bu talebi de uygun görülerek, hükmedilen maddi tazminat toplamına dahil edilmiştir.
8) Davacının ev eşyalarının iki kez taşınması nedeniyle uğranılan yıpranma ve hasar bedeli olarak uğradığını öne sürdüğü zararlar:
Davacı, hukuka aykırı idari işlem nedeniyle haksız şekilde iki kez ev eşyalarının nakli durumuyla karşı karşıya kaldığını ve bu sebeple ev eşyalarının yıprandığını ve belli bir hasar gördüğünü öne sürerek, salt bu nedenle 200.000.000.-TL tazminat isteminde bulunmuşsa da; belgeye dayalı olmayan, mutasavver ve sübjektif bir zarar iddiasından ibaret bu talebi dikkate alınmamış ve bu konudaki istemin reddi yoluna gidilmiştir.
Yukarıda belirtilen masraf kalemleri dikkate alındığında, davacının uğradığı gerçek maddi zararın 835.740.000.-TL olduğu anlaşılmış ve bu miktarın yasal faizi ile birlikte tazmini yoluna gidilmiştir.
Davacının manevi tazminat istemine gelince:
Davacı, Dairemizce iptal edilen işlem nedeniyle bir manevi zarara da uğradığını belirterek; bu nedenle 500.000.000.-TL manevi tazminat isteminde bulunmuşsa da; ortada bir içtihadi hata durumu olduğu kanısına varıldığından, aşağıdaki nedenlerle söz konusu talebin reddine karar verilmiştir.
Gerek Danıştay'ın gerekse de mahkememizin yerleşik kararlarında, yargı organlarının idareye nazaran daha geniş bir yorum ve takdir yetkisine sahip olmaları itibariyle, içtihat yoluyla, idarenin bir mevzuat hükmüne verdiği anlamı değiştirmek suretiyle, idareye ne yolda uygulama yapması gerektiğine işaret edebileceği, diğer bir deyişle mevzuat hükümlerinin idarece iyi niyetle ve ciddi surette farklı yorumlanmasından doğan ve bilahare idari yargı organınca hukuka aykırı şekilde nitelenen işlemlerden dolayı bir tazminat talebine hukukilik atfedilemeyeceği, yani bu hallerde idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmayacağı genel kabul görmüş bulunmaktadır. Kanunların yorumundaki ve olayların değerlendirilmesindeki fark nedeniyle doğan zarar olarak da nitelendirilebilen ve kimi yargı kararlarında içtihadi hata şeklinde ifadesini bulan bu istisnai hallerde, işlemin sonuçta hukuka aykırı görülmesi, aynı işlem nedeniyle bir tazminat talebine dayanak teşkil edememektedir.
Bu açıklama ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacı hakkında davalı idarece tesis edilen konuttan çıkarılma işleminin, 17.6.1997 tarihinde yürürlüğe giren yeni TSK. Konut Yönergesinin 3.Bölüm 6.Maddesinin 3.fıkrası hükmü yerine, Geçici 9 ncu maddesi hükmünün uygulanmasından kaynaklandığı, buna da idarece davacının konumuna farklı bir yorum getirilmesinin yol açtığı, nitekim davacının açtığı davada Dairemizce de önce 29.6.1999 tarihinde davacının yürütmenin durdurulması isteminin reddedildiği, akabinde yapılan değerlendirme sonucu 30.11.1999 tarihinde işlemin iptaline karar verildiği ve davacı hakkında Yönergenin hangi kuralının uygulanması konusunda idareye nazaran farklı bir yorum getirildiği, ancak tüm bu gelişmelerin sonunda bir hukuka aykırılığın mahkememizce saptanması karşısında; idarece iyi niyetle ve hizmet gerekleri ön plana alınarak yapılan yorum sonucu tesis edilen lojmandan çıkarma işleminin içtihadi hata"ya dayalı olduğu kanaatine varılmış; bu tespitin doğal sonucu olarak da idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldıran bu hukuki olgu karşısında, davacının manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacıya.835.840.000TL (Sekizyüzotuzbeşmilyonsekizyüzkırkbin lira) maddi tazminat verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
2- Hükmedilen maddi tazminata, dava tarihi olan 18.1.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (Yüzde Altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3- Davacının manevi tazminat isteminin REDDİNE,
4- Davanın kısmen kabulü kısmen reddi nedeniyle yargılama giderlerinin taraflar arasında 1/2 oranında paylaştırılmasına, buna göre sarf edilen 5.250.000.-TL (Beşmilyonikiyüzellibin lira) posta giderinin 1/2'si olan 2.625.000.-TL (İkimilyonaltıyüzyirmibeşbin lira) ile 7.400.000.-TL (Yedimilyondörtyüzbin lira) harcın 1/2'si olan 3.700.000.-TL (Üçmilyonyediyüzbin lira)'nın davacı üzerinde bırakılmasına, davacının peşin yatırmış olduğu harçtan geriye kalan 1/2'sinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına, ancak genel bütçeye dahil davalı idare 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca, harçtan muaf olduğundan, ayrıca harca hükmedilmesine yer olmadığına, davacının peşin yatırmış olduğu 25.856.000. TL (Yirmibeşmilyonsekizyüzellialtınbin lira) harçtan 3.700.000. TL (Üçmilyonyediyüzbin lira)'nın düşülmesiyle artan 22.156.000. TL (Yirmiikimilyonyüzellialtıbin lira) harcın istemi halinde davacıya iadesine, sarf edilen posta giderinin geriye kalan 1/2'si olan 2.625.000.-TL (İkimilyonaltıyüzyirmibeşbin lira)'nın davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5- Dava duruşmalı görüldüğünden ve davalı idare duruşmada hazine avukatınca temsil edildiğinden, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri üzerinden reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden nispi ve reddedilen manevi tazminat karşılığı olarak aynı tarifenin 11 nci maddesi uyarınca maktu olarak saptanan toplam 101.105.600.-TL (Yüzbirmilyonyüzbeşbinaltıyüz lira) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy