(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı vekili, 10.12.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının öğrenim maksadıyla 18 ay Mısır Akademisinde bulunduğunu, davacının sicilleri incelendiğinde, 1994 yılında Mısır Kara Ataşesi olan 1 nci sicil üstünce çok düşük sicil verildiğini, ancak bu dönem kendisine yazılı veya sözlü bir uyarıda dahi bulunulmadığını, aynı sicil üstünün bir sene önce 1993 yılında davacıya tam sicil notu takdir ettiğini, bunun da 1994 yılı 1 nci sicil üstü sicilinin sübjektifliğini ortaya koyduğunu ifade ederek, 1994 yılı 1 nci sicil üstü sicil notunun iptali amacıyla bu davanın açıldığı görülmektedir.
Dava dosyası ile özlük ve sicil dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, 30.8.1978 tarihinde P.Teğmen rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacının, sicil almaya başladığı 1979 yılı sicilinin iyi, bundan sonra gerçekleşen diğer sicillerinin ise çok iyi ve mükemmel derecede olduğu. 23.1.1993 tarihi itibariyle Mısır Mac Komuta Kurmay Kolejinde kursa gönderildiği, 1993 yılı ayrılış sicilleri ile Mısır Askeri Ataşelerince düzenlenen 1993 yılı sicilinin ise mükemmel derecede olduğu, ancak iptali istenen 1994 yılı 1 nci sicil üstü sicilinin iyi derecede olduğu, bu dönem 1 nci sicil üstünün Mısır Kara Askeri Ataşesi, 2 nci sicil üstünün ise Gnkur. Bşk.lığı İst. D.Bşk. olduğu, bundan sonra günümüze kadarki sicil safahatının tamamına yakınının ise mükemmel derecede olduğu ve müspet kanaatlerle takviye edildiği görülmektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C.Anayasa'sının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Bu hukuki açıklamalar çerçevesinde dava konusuna dönüldüğünde; iptali istenen 1994 yılı 1 nci sicil üstü sicilinin daha önceki ve daha sonraki dönemlere ait sicillerine aykırılık teşkil edecek şekilde düşürüldüğü, ancak bu düşüşün verilmiş bir ceza veya bu nitelikte bir belge ile sağlam bir temele dayandırılmadığı, bu nedenle de Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine uyarlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, dava dilekçesinde salt 1994 yılı 1 nci sicil üstü sicilinin iptali isteminde bulunulmuşsa da; Dairemizce aynı yıla ait 2 nci sicil üstü sicilinin de iptali yoluna gidilmiştir.
Bilindiği üzere, İdare Hukuku kuramı yönünden sicil, mahiyeti itibariyle bir birleşme işlem olup; iptal davasına konu olabilme bakımından, normalde iptali istenen yılın ortalama sicilinin esas alınması gerekli bulunmaktadır. Ne var ki, ayrılabilir işlem kuramını benimseyen ve uygulayan Mahkememiz, bu yöndeki talepler üzerine, münferit olarak birinci, ikinci ya da üçüncü sicil üstlerince verilen sicillerin ve/veya kanaatlerin gruplar halinde ya da ayrı ayrı dava konusu yapılmasını kabul etmektedir. Ancak dava konusunda olduğu gibi, eğer davacı yalnızca bir sicil üstünün düşük not verdiği düşüncesiyle salt bu sicilin iptalini talep etmekte ise ve diğer sicil üstlerince verilen siciller de bu sicil üstünce düzenlenen gibi sübjektif mahiyette ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi; ayrılabilir işlemlerden salt birinin iptali ile yetinmemekte ve kamu düzeni açısından bizzat tespit ettiği bu açık hukuka aykırılığı da çözümlemekte ve iptal kararını o yılki sicilin tamamına (birleşme-işleme) sirayet ettirmektedir (Bu yöndeki AYİM kararlan: AYİM.1.D.26.05.1992; E.1991/2185, K.1992/885; AYİM.1.D.14.01.1992, E.1991/1582, K.1992/208; AYİM Drl.Krl. 17.11.1996; E.1996/40, K.1996/74; AYİM.1.D.16.09.1997; E.1997/183, K.1997/564; AYİM. 1.D.20.6.2000; E.2000/22, K.2000/685). Bu davada da aynı yerleşik uygulamayı benimseyen Dairemiz, 1994 yılı 2 nci sicil üstünce düzenlenen düşük sicilin de somut bir sebep ve gerekçe gösterilmeksizin düşürülmüş olması nedeniyle, bu sicilin de iptali yoluna gitmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacıya 1994 yılında 1 nci ve 2 nci sicil üstlerince verilen sicillerin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy