(1602 S. K. m. 64) (Uzman Erbaş Yön. m.13)
Davacı vekili 18.2.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; Müvekkilinin P.Uzm.Çvş. olarak görev yapmaktayken, bir yıl içinde 30 günden fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezası aldığı gerekçesiyle 27.3.1995 tarihinde sözleşmesinin feshedildiğini, bu işlemin iptali için açılan davanın AYİM.1.Dairesinin 2.7.1996 gün ve E-.1996/130, K:1996/640 sayılı kararı ile reddedildiğini, ekte ibraz ettikleri Dağ ve Komd.Ok. ve Eğt.Mrk. Askeri Mahkemesinin 27.12.1999 gün ve E:1999/222, K: 1999/794 sayılı kararının incelenmesinde, davacı hakkında verilen disiplin cezalarından bir kısmının bazı subaylarca sahte olarak düzenlenmesi nedeniyle bu subayların sahte evrak düzenlemek suçundan mahkum olduklarını, bu durumda davacının sözleşmesinin feshi işleminin sebep ve amaç unsurları yönünden sakat olduğunun ortaya çıktığını belirterek; yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüyle anılan AYİM kararının kaldırılmasını ve işlemin iptalini, öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yasal unsurları taşımayan, evvelce Dairemizce verilen kararın yürütülmesinin durdurulması istemi, Dairemizin 21.3.2000 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın iadesi konusunu düzenleyen 1602 Sayılı Kanunun 64 ncü maddesinde Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında aşağıda yazılı sebepler dolayısı ile yargılamanın iadesi istenebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması,
h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı daire veya diğer daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması denmektedir.
Dairemizin 2.7.1996 gün ve E:1996/130, K:1996/640 sayılı kararının incelenmesinde; davacının sözleşmesinin feshini gerektiren birden fazla fesih nedeninin mevcut olduğu, bu meyan da bir yıl içinde 30 günden fazla disiplin cezası almış olmasının yanı sıra, ayrıca son yıl sicilinin sicil tam notunun %60'ının altında olumsuz olarak verildiği, ilaveten 58.Tümen Askeri Mahkemesinin 7.7.1994 tarihli kararıyla emre itaatsizlikte ısrar suçundan 7 gün hapis cezasıyla tecziye edildiği görülmektedir.
Davacı vekilinin ibraz ettiği Askeri Mahkeme kararının incelenmesinde, davacıya verilen disiplin cezalarından 20.1.1995 tarihli ikaz, 19.10.1995 tarihli ikaz, 24.10.1995 tarihli 7 gün oda hapsi ve 1.11.1995 tarihli ikaz cezalarının sahte olarak düzenlendiğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Henüz kesinleşmeyen söz konusu Askeri Mahkeme kararının bu şekliyle onanması halinde, davacının son bir yıl ki disiplin cezalarının toplamının 24 güne ulaşacağı ve 30 günün altına düşeceği bir gerçektir. Ne var ki, Başsavcılık Düşüncesinde de dile getirildiği üzere, kararın bu şekliyle onanmasının dahi sonuca etkisi bulunmamaktadır. Gerçekten, Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13 ncü maddesine göre, olumsuz sicil almak ve emre itaatsizlikte ısrar suçundan mahkum edilmiş olmak ayrı ayrı birer fesih nedeni teşkil etmektedirler. Davacı vekilinin iddiaları tam anlamıyla doğrulansa dahi, davacının salt emre itaatsizlikte ısrar suçundan mahkum edilmiş olması olgusu başlı başına bir fesih nedenidir. İdarenin bu mahkumiyetin varlığı karşısında, bağlı yetkisi gereği başkaca bir davranış biçimi söz konusu olamaz. İdarenin bu mutlak fesih nedeni dururken, davacı hakkındaki fesih işlemini 30 günden fazla disiplin cezası almış olmasına dayandırmasının da, sonuca etkisi yoktur. İdare Mahkemelerinin haiz olduğu sebep ikamesi yetkisi karşısında; gerek olumsuz sicil nedeniyle, gerekse de emre itaatsizlikte ısrar suçundan mahkumiyeti sebebiyle davacının sözleşmesinin feshi her halükarda zorunlu bulunmaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin ibraz ettiği Mahkeme kararının (kesinleşse dahi) davacının hukuki durumuna etki yapıcı bir mahiyeti olmadığı açıkça ortadadır ve davacının dayandığı bu belgenin 1602 Sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 64 ncü maddesi bakımından bir yargılamanın yenilenmesi nedeni teşkil etmediği kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle; davacının öne sürdüğü ve yasal sebeplere dayanmayan yargılamanın yenilenmesi isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy