(1602 S. K. m. 20)
Davacı, 25.1.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 24.6.1977 tarihinde ordu hemşiresi olarak göreve başladığını, 1994 yılında Çanakkale Sağlık Meslek Lisesi 4 yıllık hemşirelik bölümünü bitirdiğini, bu tahsil değişikliği nedeniyle davalı idarece intibakının yapılarak 7 nci derecenin 2 nci kademesinden 6 nci derecenin 1 nci kademesine yükseltildiğini, oysa bu tahsil karşılığı olarak kendisine 4 kademe (1 derece 1 kademe) verilmesinin 657 sayılı Kanunun amir hükmü olduğunu, bu konuda idareye vaki muhtelif başvurularından olumlu bir sonuç alamadığını, halen 5 nci derecenin 3 ncü kademesinden maaş aldığını, yasal olarak intibakının 4 ncü derecenin 2 nci kademesine yapılması gerektiğini belirterek; söz konusu hatalı intibak işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası AYİM Genel Sekreterliğince yapılan ilk inceleme sonunda, davanın AYİM'nin görevine girmediği gerekçesiyle, bu yönde bir karar verilmek üzere Dairemize gönderilmiştir. Görev in kamu düzeninden olması ve dava konusunun mahkememizin görevi dışında bulunduğu kanaatine ulaşılması karşısında, aşağıda açıklanan nedenlerle davanın görev yönünden reddi yoluna gidilmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, bir devlet yetkisi olan yargı yetkisini Anayasanın 157 nci maddesi uyarınca ve bu maddenin çizdiği alan içinde kullanan özel görevli bir yüksek idare mahkemesidir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevleri, 1982 Anayasasının 157 ve 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddelerinde belirtilmiştir. Anılan madde hükümlerine göre, bir idari davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girebilmesi için, dava konusu idari işlem veya eylemin, Askeri veya Askeri olmayan bir makamca tesis edilmiş olmasına bakılmaksızın asker kişileri ilgilendirmesi ve Askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarını birlikte taşıması gerekmektedir.
1602 Sayılı Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksadın ne olduğu aynı yasanın 20/2 nci maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan sivil memurlar da asker kişi sayılmaktadır.
Davacının, TSK.'nde görevli sivil memur olması nedeniyle 1602 Sayılı Kanun açısından asker kişi olduğuna şüphe yoktur. Bu şartın yanı sıra gerekli olan işlemin Askeri hizmete ilişkin olması şartının davada mevcut olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
İdari işlemin Askeri hizmete ilişkin olmasından ne anlaşılmak gerektiği hususunda ise yasal düzenlemelerde hiçbir açıklık bulunmamaktadır. Bu kavram Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluş amacına göre beliren bir idari işlem türünü ifade etmektedir. Öğretide ve Mahkeme içtihatlarında bir işlemin Askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için işlemin özelliğine, niteliğine bakılmalıdır. Şayet işlemin Askeri açıdan değerlendirilebilecek ağırlıklı bir yönü varsa bu işlem Askeri hizmete ilişkin bir işlem olarak kabul edilmelidir. Başka bir ifade ile eğer idari işlemin tesisinde asker kişinin Askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, Askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, Askeri görev yerlerinin özellikleri, Askeri kural ve gelenekleri göz önünde tutularak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemin Askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmektedir.
Uyuşmazlık konusu davada, davacının memur statüsündeyken Gördüğü öğrenimin, intibakında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği sorununun Askeri hizmete ilişkin olduğunun kabulü halinde mahkememizin görevli olacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, davacıya ilişkin söz konusu intibak işleminin MSB.'lığı dışındaki bir başka kamu kurum ya da kuruluşunda görevli bir devlet memurunun aynı ihtilafa dayalı intibak işleminden nitelik yönünden herhangi bir farkının bulunmadığı, aynı konuda diğer bir kurum veya kuruluştaki devlet memuru hakkında aynı ölçü ve gerekçelerle tesis edilen işlem nedeniyle çıkan uyuşmazlığa genel idari yargıda bakılırken, davaya konu uyuşmazlığa Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılması, salt işlemi tesis eden makamın Askeri makam olması gerekçesine dayandırılabilir ki bu kabul şeklini 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesine aykırılığı çok açıktır. Şu halde, dava konusu hatalı intibak işleminin Askeri açıdan değerlendirilebilecek herhangi bir yönünün mevcut olmadığı, 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinde öngörülen asker kişiyi ilgilendirme ve Askeri hizmete ilişkinlik unsurlarının birlikte davada gerçekleşmediği, bu nedenle davanın görüm ve çözüm yerinin genel idari yargı olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu intibakın yapılmaması işlemi mahkememizin görev alanı dışında kaldığından, davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy