(926 S. K. m. 8) (2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı vekili, 8.4.1999 tarihinde yenilenerek kayda giren dava dilekçesinde özetle; davacının J.Gn.K.lığı bünyesinde 27 yıllık hizmeti bulunduğunu, 28.5.1998 tarihinde emeklilik dilekçesi vermesine, kendisinden sonra 12.6.1998 tarihinde emeklilik dilekçesi veren bir J.Mu.Albayın emeklilik isteminin kabul edilmesine rağmen, kendisinin emeklilik talebinin 24.6.1998 tarihli işlemle reddedildiğini, oysa bu cevaptan önce 16.6.1998 tarihinde davacının YAŞ kararıyla ayırma işlemine tabi tutulduğunu, emeklilik dilekçesi veren iki personelden birinin talebinin kabulü, davacınınkinin reddi suretiyle idarenin çifte standart uyguladığını, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek; davacının emeklilik isteminin reddine dair işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dairemizce yapılan yargılama sonunda, 9.11.1999 tarih ve E.1999/423, K.1999/1053 sayılı kararımızla, davacının emeklilik talebinin reddine ilişkin işlem hukuka aykırı görüldüğünden, oyçokluğuyla iptal edilmiştir.
Davalı idarenin karar düzeltme istemi üzerine konuyu yeniden ele alan ve değerlendiren Kurulumuzca, anılan Dairemiz kararı usul ve kanuna aykırı bulunduğundan; davalı idarenin karar düzeltme istemi kabul edilerek, Dairemiz kararı salt bu işlem yönünden kaldırılmış ve hukuki değerlendirme sonucu, aşağıda açıklanan nedenlerle davanın oyçokluğuyla reddi yoluna gidilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davacının 28.5.1998 tarihinde, bir başka öğretmen yarbayın 3.6.1998 tarihinde, dava dilekçesinde emsal gösterilen J.Mu. Albayın 12.6.1998 tarihinde ve bir Jandarma Yarbayın 3.7.1998 tarihinde emeklilik isteminde bulundukları, bunlardan sadece anılan Jandarma Muhabere Albayın emeklilik isteminin Jandarma Genel Komutanınca kabul edildiği, içlerinde davacının da bulunduğu diğer üç kişinin emeklilik isteminin ise hizmet gerekleri açısından J.Gn.K.lığınca kabul edilmediği görülmektedir.
Davacı, Ocak ve Şubat ayları dışındaki emeklilik isteklerinin kabulünün idarenin takdir hakkına bağlı olmasına rağmen, Yüksek Askeri Şura kararıyla emekliye şevki kararlaştırıldığından, kendisine zarar vermek için isteğinin kabul edilmediğini iddia etmektedir. Yasal hizmet süresini bitiren her kamu görevlisinin emekliye ayrılmasını istemek en doğal hakkıdır. Ancak hizmetin aksatılmadan yürütülmesini sağlamak yönünden bu hakkın kullanılmasında yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun hareket etme sorumluluğunun bulunduğu da kuşkusuzdur.
926 sayılı Kanunun 26.3.1982 tarih ve 2642 sayılı Kanunla değişik 8 nci maddesi son fıkrasında, Emeklilik hakkını kazananlar, emekliliklerini ancak Ocak ve Şubat ayları içinde isteyebilirler. Bu aylar dışındaki emeklilik istemleri, ancak ilgili Kuvvet Komutanları veya Jandarma Genel Komutanının hizmet gerekleri itibariyle uygun görmesi halinde kabul edilebilir denilmektedir. Kanunun açık hükmünden de anlaşılacağı gibi kanun koyucu, Ocak-Şubat ayları dışında ortaya çıkacak emeklilik istekleri ile ilgili olarak Kuvvet Komutanları ile Jandarma Genel Komutanına bir takdir hakkı tanımıştır. Bu nedenle kısaca takdir yetkisi üzerinde durmak gerekmektedir.
Kamu hizmeti yapmakla zorunlu olan idare bu görevini yaparken daima kamu yararına uygun davranmak durumundadır.
Kamu yararı kavramı ise sabit ve değişmez bir kavram değildir. Zaman ve yere göre değişen bir nitelik göstermektedir. Bu bakımdan hizmet yapan idarenin görevlerine kamu yararına uygun biçimde yerine getirilebilmesi için belli konularda serbestliğe ve şartlara kendisini uydurabilecek bir esnekliğe sahip olması ve etkinliğinin uygun ve yerinde olup olmadığını bizzat saptayabilmeği gerekir. Kamu hizmetlerinin gittikçe değişkenlik göstermesi karşısında hukuk kurallarının idarenin faaliyet sahasındaki bütün çözümleri önceden belirlemesinde imkan kalmamıştır. Bu bakımdan idareye takdir yetkisi tanınması zorunludur. İdarenin izleyeceği yol önceden bir hukuk kuralı ile sınırlandırılmadığı zaman takdir yetkisinin varlığından söz edilebilir. Ancak idareye tanınan takdir yetkisi mutlak alınmayıp, kamu yararı ve kamu hizmetinin gerekliliği ile sınırlı bulunmaktadır.
Hukuk Devleti ilkesi, tüm Devlet işlemlerinin ve idarenin işlemlerinin hukuk kurallarına uygun olmasını ve bu uygunluğun yargı denetimi yolu ile sağlanmasını gerektirir. Bu ilkenin gerçekleştirilebilmesi için, idarenin işlemlerinin sadece hukuka uygunluk yönünden denetimi gereklidir. Yani yargı organlarının hukuka uygunluk denetiminin sınırlarını aşarak işlemlerin yerindeliğini de denetlemesi Hukuk Devleti ilkesinin bir gereği değildir. İdareye takdir yetkisi tanınan hallerde, idarenin çeşitli çözüm yollarından hangisini seçerse seçsin hukuka uygun hareket ettiğini düşünmek mümkündür. O halde idarenin, öngörülen çeşitli çözüm yollarından birini seçmesi halinde seçilen çözüm yolunun sadece yerindeliği tartışılacaktaki, bunun yargı denetiminin konusu olmaması gerekir. Yargı yerlerinin, hukuka uygunluk denetimi yapacakları ve yerindelik denetimi yapamayacakları Anayasa'nın 125 nci maddesinin ve 1602 sayılı Kanunun 21 nci maddesinin açık hükmü gereğidir. Ancak idarenin yargı karşısında tamamen serbest olduğunu söylemek de mümkün değildir. Takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemler, idarenin diğer işlemleri gibi yargı denetimine tabi bulunmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu olay değerlendirildiğinde, 926 sayılı Kanunun 8 nci maddesi son fıkrasının Jandarma Genel Komutanına verdiği Ocak-Şubat ayları dışındaki vaki emeklilik istemlerini değerlendirirken kullandığı takdir yetkisinin hukuka uygunluk yönünden denetleneceği sonucuna ulaşılmaktadır. Davacı hakkında kullanılan ve olumsuz yönde gerçekleşen bu takdir yetkisinin de yukarıda belirtilen ölçüler açısından denetime tabi tutulması gerekmektedir. Kanunun ilgili Kuvvet Komutanına ve J.Gn.K.na göstermiş olduğu kıstas, hizmet gerekleri ölçüsünün değerlendirilmesidir. Davacı hakkında tesis edilen 24.6.1998 tarihli olumsuz işlemde, işlemin gerekçesi yani takdir yetkisinin objektif kullanılma nedeni, ara kararımıza verilen idare cevabına göre; bu dilekçenin J.Gn.K.lığına intikal ettiği 1.6.1998 tarihi itibariyle Komuta Katanca yapılan değerlendirmede, J.Gn.K.Ilgındaki genel uygulama ve personel açığının etkisi ile oluşan bakış açısı çerçevesinde Komutanlık takdiri sonucu, emeklilik isteminin kabul edilmemesi yönünde varılan sonuçtur. Yine aynı cevabi yazıda (J.Gn.K.lığının 16.7.1999 tarihli ara kararı cevabı), davacı hakkında bu değerlendirmenin yapıldığı 1.6.1998 tarihinde davacının YAŞ kararıyla ayırma işlemine esas teşkil eden istihbarı bilgilerinin henüz Personel Başkanlığına intikal etmemesi nedeniyle, söz konusu değerlendirmede davacının ileride YAŞ gündemine sokulacağı gibi bir düşünceden hareket edilmesinin söz konusu olmadığı ifade edilmektedir. Gösterilen bu sebebin, hukuka, hizmet gereklerine uygun ve makul bir sebep olduğu kuşkusuzdur. Kaldı ki davacı da bu emeklilik isteğinin kabulünü zorunlu kılan, haklı, geçerli ve somut bir maddi neden gösterememekte ve hizmet gereklerinin kendisinin emekliliğini kanıtlayıcı bir delil ileri sürememektedir. Bu nedenle Jandarma Genel Komutanının kendisine tanınan takdir yetkisini hukuka aykırı olarak kullandığını ve takdirde zaafının bulunduğunu gösterir herhangi bir emare bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacının 28.5.1998 tarihinde emeklilik dilekçesi vermesine rağmen, emsal gösterdiği ve kendisinden sonra dilekçe veren bir subayın J.Gn. Komutanınca emeklilik isteminin kabul edilmesinin, sırf kendisine zarar vermek amacı güttüğüne ilişkin iddialarına da itibar etmeye imkan görülmemiştir. Gerçekten, 28 Mayıs-3 Temmuz 1998 tarihleri arasında emeklilik isteminde bulunan dört subaydan yalnızca birinin bu talebi J.Gn.K.ca kabul edilmiş; diğer üç subayın istemleri ise hizmet gerekleri nedeniyle reddedilmiştir. Ara kararımıza cevaben gönderilen 16.7.1999 tarihli yazıda da ifade edildiği üzere, J.Gn.K.Ilgındaki yerleşik uygulama, Ocak-Şubat ayları dışındaki emeklilik istemlerinin kabul edilmemesi doğrultusundadır. Emeklilik istemi kabul edilen subayın ise emeklilik talebinde ailevi mazeret göstermesinin yanı sıra, hizmet veriminin de yetersiz görülmesi, bu subay hakkındaki takdir yetkisinin bu yönde kullanılmasında başlıca etkenlerdir. Hakkında değerlendirme yapılan 1.6.1998 tarihinde davacı hakkındaki istihbari bilgiler henüz J.Gn.K.lığı Personel Başkanlığına ulaşmadığından, davacının cezalandırılmasına yönelik ve bu amaçla işlem tesis edildiğini kabul edebilmeye imkan görülmemiştir. Nitekim aynı dönemde II. bölgeye ataması yapılan bir jandarma subayının vaki emeklilik talebi de, aynı şekilde hizmet gerekleri nedeniyle J.Gn.K.ca kabul edilmemiştir. Dolayısıyla, ortada bir eşitsizlikten ya da çifte standarttan söz edebilmeye imkan yoktur.
Kaldı ki davacı sözü edilen tarihte (28.5.1998'de) emekliliğini haklı kılacak, inandırıcı bk gerekçe de göstermemiş ve salt Kanuni hizmet süremi tamamladım. Emekliliğimin kabulünü arz ederim. şeklindeki bir formül dilekçeyle emeklilik isteminde bulunmak suretiyle, 926 sayılı Kanunda gösterilen emeklilik tarihlerinin (Ocak-Şubat ayları) dışında emekliliğini kendisi açısından zorunlu hale getirecek somut, haklı ve hukuki şahsi-ailevi bir mazeret ya da nedeninin olmadığını ortaya koymuştur. Oysa, davacının istekle emeklilik istemini reddederken davalı idarece ileri sürülen hizmet gerekleri gerekçesi ise hukuka uygun ve inandırıcı olup; ara kararımıza verilen cevap karşısında da, davacının cezalandırılması amacına yönelik bir değerlendirmenin yapılmadığı ortaya çıkmış bulunmaktadır. 926 sayılı Kanunun 8 nci maddesiyle J.Gn. Komutanına Ocak-Şubat ayları dışındaki zaman diliminde emeklilik isteminin kabulü için bir takdir yetkisi tanındığından ve yapılan inceleme-değerlendirmede bu takdir yetkisinin objektif, yerinde ve kamu yararına uygun şekilde kullanıldığı kanaatine varıldığından; davacının aksi yöndeki beyanlarına itibar edilememiş, Anayasa'nın 125 ve 1602 sayılı Kanunun 21 nci maddelerinin amir hükümleri gereği takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde ve yerindelik denetimi kapsamında bir yargı kararı verilemeyeceği gerçeği karşısında, davacının emeklilik isteminin kabul edilmemesi işleminin bütün unsurları itibariyle hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Emeklilik talebinin reddine ilişkin olup bu kararla kaldırılan Dairemizin 9.11.1999 tarih ve 1999/423-1053 Esas ve Karar sayılı kararındaki gerekçe ile çoğunluk kararına katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy