(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 5)
Davacının 23.3.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1998-1999 döneminde emir komutasında çalıştığı 11 nci P. Tuğ. 3 ncü P. Tb. K.nı ile ilişkilerinin anlam veremediği bir olumsuzluk içinde geliştiği, bu dönem herhangi bir nedenle savunması alınmadığı gibi cezada verilmediği, aksine takdirleri olduğu ifade edilerek, 1998-1999 dönemine ait sicilinin iptali istemiyle bu davanın açıldığı görülmektedir.
Dava dosyası, Kuvvet Komutanlığı ve Kıt'a özlük dosyaları ile sicil belge ve sicil üstü sicil defterlerinde yapılan incelemede; 30.8.1989 tarihinde P. Tğm. rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacının sicil almaya başladığı 1990 yılından itibaren iyi ve genelde çok iyi derecede sicil almaya başladığı, 1996, 1997 ve 1998 yılı sicillerinin mükemmel derecede gerçekleştiği ve müspet kanaatler yazıldığı, iptali istenen 1999 yılı sicilinin ise genel safahata göre oldukça düşürülmüş iyi derecede bir sicil olduğu, keza 2000 yılı sicilinin de mükemmele yakın çok iyi derecede bir sicil olduğu görülmektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 nci maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C. Anayasa'sının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Bu açıklamalar çerçevesinde dava konusuna dönüldüğünde; iptali istenen 1999 yılı sicilinin iyi derecede ancak önceki ve sonraki sicil safahatındaki performansına aykırılık teşkil edecek derecede düşürülmüş olduğu ve bu düşüşün uyarı, ceza gibi belgelerle izah edilemediği, ayrıca bu dönem davacının çalışmalarındaki gayret ve başarısı nedeniyle 9.11.1998, 13.11.1999, 14.11.1998 ve 24.3.1999 tarihlerinde yazılı olarak takdir edildiği görüldüğünden, söz konusu sicilin, Subay Sicil Yönetmeliği esaslarına uyarlı olmadığı ve takdir hatasına düşüldüğü sonucunda ulaşılmıştır. Kaldı ki KKK. Sicil Değerlendirme ve Denetleme Kurulunun 26.7.1999 tarihinde söz konusu 1999 yılı sicilinin iptaline OYBİRLİĞİ ile karar verildiğini ancak Kuvvet Komutanının uygun görmemesi nedeniyle iptal işleminin gerçekleşmediği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 1999 yılı sicilinin İPTALİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy