(2709 S. K. m. 11, 138, 153) (5434 S. K. Geç. m. 205)
Davacı, 26.4.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 8.9.2000 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; bir yılı Astsubay Sınıf Okulu olmak üzere 20 yıl 7 aydır TSK.'de görev yapmakta olduğunu, 8.9.1999 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 4447 sayılı Kanun öncesinde 14.2.2000 tarihinde emekliliğe hak kazanacağı beklentisi içinde olduğunu, emeklilik yaşamına ilişkin planlamalarını da bu tarih itibariyle yaptığını, nitekim 18.2.2000 tarihinde emeklilik dilekçesi verdiğini, davalı idarece bu talebinin reddedildiğini, 4447 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile ancak 40,5 yaşını doldurduğu tarihte emekli olabileceğinin öngörüldüğünü, oysa bu tarihe henüz 2,5 yıllık bir süre olduğunu, kendisiyle aynı neşetli astsubay arkadaşlarından yaşı büyük olanların emekliliğe hak kazanıp emekliye ayrıldıklarını, kesintisiz ve başarılı bir safahat cezalandırılırken, mesleğe daha yaşlı başlayanların bu uygulamayla mükâfatlandırıldıklarını, dolayısıyla 4447 sayılı Kanunun Anayasa' nın eşitlik ve genellik ilkelerine aykırı düştüğünü belirterek; emekliye ayrılması talebinin reddine dair işlemin iptalini ve 4447 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin Anayasa' ya aykırı olması nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesi'ne def'i yoluyla itirazda bulunulmasını talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; 30.8.1980 tarihinde Astsubay Çavuş naspedilen ve 14.1.1962 doğumlu olan davacının bazı sosyal güvenlik kanunlarında değişiklik öngören 4447 sayılı Kanunun Resmi Gazetede yayınlandığı 8.9.1999 tarihinde 25 fiili hizmet yılını doldurmadığı (24 yılı aşkın fiili hizmetinin bulunduğu), bu nedenle 4447 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 205 nci madde hükümleri (Geçici Md.205 birinci ve ikinci fıkraları) uyarınca 43 yaş sınırına tabi olduğu (bu yaş haddinden, fiili hizmet zammının yarısı düşülmek suretiyle biraz daha aşağı bir yaş haddine), davacının 18.2.2000 tarihinde verdiği dilekçe ile emeklilik isteminde bulunduğu,
tarihli idari işlemle 4447 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 205 nci madde uyarınca davacının emekliliğe hak kazanamadığı belirtilerek, isteminin reddedildiği, davacının söz konusu işlemin iptali için 26.4.2000 tarihinde AYİM' de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davanın açılmasından ve dava dosyasının tekemmül etmesinden sonra, Dairemizin 28.11.2000 tarihli ara kararı ile 5434 sayılı Kanunun Geçici 205 nci maddesinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bir iptal davası açılıp açılmadığı ya da de'fi yoluyla bu konuda bir başvuru yapılıp yapılmadığı Anayasa Mahkemesi Başkanlığından sorulmuş; Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliği'nin 6.12.2000 tarihli cevabi yazısı ile anılan yasa hükmünün iptali istemiyle Ana muhalefet Partisi ve 126 TBMM. üyesi tarafından iki ayrı iptal davası açıldığı ve incelemelerin esas yönünden sürdürülmekte olduğu bildirilmiş; Dairemizin 19.12.2000 ve 13.2.2001 tarihli ara kararlarıyla, söz konusu davalarda bir karar verildiğinde sonucun Mahkememize bildirilmesi Anayasa Mahkemesi Başkanlığından istenmiş ve nihayet Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğinin 15.3.2001 tarihli yazısı ekinde, Anayasa Mahkemesi'nin 27.2.2001 tarihli Karar Tutanağı (Hüküm Bölümü) gönderilmiştir. Anılan hüküm bölümünün incelenmesinde, 5434 sayılı Kanunun Geçici 205 nci maddesinin, davacıyla doğrudan ilgili birinci fıkrasının, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte emeklilik hizmet süresini doldurmağa 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadınların 38 yaşını ve 20 hizmet yılını, erkeklerin ise 43 yaşını ve 25 fiili hizmet süresini tamamlamaları durumunda istekleriyle emekli olduklarında kendilerine aylık bağlanacağına ilişkin (a) bendinin Anayasaya aykırı olmadığına ve bu konudaki iptal isteminin reddine karar verildiği, birinci fıkranın (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (i) ve (j) bentlerinin Anayasaya aykırı görülerek iptal edildiği, keza Geçici 205 nci maddenin davacıyla doğrudan ve yakinen ilgili 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir şeklindeki ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı bulunarak iptal kararı verildiği, yine Geçici 205 nci maddenin üçüncü fıkrasının da Anayasaya aykırı görülerek iptal edildiği görülmüştür. Bu kısa kararın incelenmesini takiben, Dairemizce Anayasa Mahkemesi iptal kararının Resmi Gazetede yayınlanmasının beklenmesine karar verilmiş ve nihayet Anayasa Mahkemesinin 23.2.2001 tarih ve E.1999/42, K.2001/41 sayılı gerekçeli kararının 23.1,1.2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmasını takiben; Kurulumuzca anılan kararın incelenmesi ve dosya kapsamının değerlendirilmesi sonunda, aşağıda belirtilen gerekçelerle işlemin iptali yoluna gidilmiştir.
Dairemizin, hakkında Anayasa Mahkemesine iptal davası açılmış bir yasa kuralına dayalı idari işleme (emeklilik isteminin kabul edilmemesi) karşı açılmış bir iptal davasında, konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının verilmesini bir bekletici mesele sayması ve verilen iptal kararının sonucuna göre işlemi yargısal denetime tabi tutmasının, öğretiye (Yılmaz Aliefendioğlu, Anayasa Yargısı Ve Türk Anayasa Mahkemesi, Ankara 1996, s.303-306; Yıldırım ULER, Anayasa Mahkemesi İptal Kararları Geri Yürür, Bahri Savcıya Armağan, Ankara 1988, s.519) ve yerleşik idari yargı kararlarına (Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 8.12.1989 gün ve E.1988/11, K.1989/170; 8.12.1989 gün ve E.1989/184, K.1989/172; AYİM. Daireler Kurulunun 27.5.1999 gün ve E.1999/42, K.1999/95 sayılı kararları) tamamen uygun bir hareket tarzı teşkil ettiği kuşkusuzdur.
Aynı şekilde, Kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı ve hakimlerin öncelikle Anayasaya uygun karar verme durumunda olduklarına ilişkin Anayasanın 11 ve 138 nci maddeleri ile Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarıyla, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağına ilişkin 153 ncü maddesi karşısında, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin hükmün (Md.153/4), uyuşmazlık haline getirilmemiş meselelere tesir etmeyeceği ve sak bu durumda geriye yürümemenin geçerli olduğu anlamına geldiği, aksine bir yorumun yine Anayasada öngörülen Hukuk Devleti, hakkaniyet ve adalet ilkelerine aykırı düşeceği, bu hükmün sadece kazanılmış hakları saklı tutmak, hukuki kararlılığı ve kamu düzenini korumak amacına yönelik hallerle sınırlı şekilde ele alınması gerektiği, diğer bir deyişle, geriye yürümezlik ilkesinin lafzi olarak değil; amaçsal, makul ve Anayasaya uygun bir yorum yöntemiyle, her olayın özelliğine göre kamu yararı, kamu düzeni, kararlılık (istikrar), kazanılmış haklar, eşitlik, hakkaniyet ve adalet gibi genel hukuk ilkeleri açısından ele alınıp irdelenmesinin en doğru yöntem olduğu hususu, öğretide ve idari yargı kararlarında genel kabul görmüş bulunmaktadır. (Aliefendioğlu, age., s.303-304; Uler, agm., s.518-519, 524-525; Prof. Dr. Burhan Kuzu, Anayasa Mahkemesinin İptal Kararlarının Geriye Yürümezliği Sorunu, s.215-226; Prof. Dr. Metin Kıratlı, Anayasa Yargısında Somut Norm Denetimi, Ankara 1966, s.178-181; ayrıca Aliefendioğlu, s.304-305, Uler, s.533, Kuzu, s.215, 217, Kıratlı, s.180'de referans verilen Danıştay Kararlan; AYİM.1.D.'nin 28.12.1993 gün ve E.1993/815, K.1993/1205; AYİM.Drl.Krl.nun 27.5.1999 gün ve E.1999/42, K.1999/95 ve 27.5.1999 gün ve E.1998/59, K.1999/91 sayılı kararları)
Sorunun diğer bir cephesi, Anayasa Mahkemesinin 4447 sayılı Kanunla ilgili yukarıda işaret edilen iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak, 6 ay sonra yürürlüğe girmesinin aynı kararla öngörülmesi karşısında; yukarıdaki saptamaların bu duruma nazaran bir farklılık yaratıp yaratmayacağıdır. Bu konuda öğretideki baskın görüş ve idari yargı uygulaması, Anayasa Mahkemesinin belirlediği yürürlüğe girme süresi içinde iptal kararının henüz kesinleşmemiş işleri etkileyeceği şeklindedir ve Dairemizce de bu görüş paylaşılmaktadır. (Aliefendioğlu, age., s.308-310; Dnş.S.D.nin 13.11.1989 gün ve E.1989/779, K.1989/1919; Dnş.3.D.nin 30.6.1977 gün ve E.1977/643, K.1977/733 sayılı kararları) Davacı da, hakkında tesis edilen idari işleme karşı süresinde Mahkememizde bu davayı açtığından; Anayasa Mahkemesi iptal kararının, 23.11.2001 tarihinden başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesinin öngörülmesine karşın, iptal hükmünün davacı hakkındaki işlemi etkileyeceği kuşkusuzdur.
Tüm bu kuramsal açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde; 5434 sayılı Kanunun Geçici 205 nci maddesinin davacıyla ilgili ilk fıkrasının (a) bendinin (Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını doldurdukları tarihte emekliye ayrılabilecekleri) Anayasa Mahkemesince Anayasaya uygun görülmesi karşısında, 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8.9.1999 tarihinde henüz 25 fiili hizmet yılını doldurmayan davacının öncelikle 43 yaş sınırına tabi olacağı kuşkusuzdur. Ancak, Geçici 205 nci maddenin 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zara yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden; eklenen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir şeklindeki ikinci fıkrasının Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülerek iptal edilmesi karşısında; yukarıdaki açıklamalar uyarınca iptal hükmünün geçmişe etkili şekilde doğrudan davacıya yansıtılması gerektiği değerlendirilerek ve iptal gerekçesi (RG.23.11.2001, Sayı:24592, s.128-129) göz önünde bulundurularak, müstahak olduğu fiili hizmet zammının tamamının, öngörülen yaş haddinden (43 yaştan) indirilmesinin hakkaniyet, adalet ve eşitlik ilkelerine uygun düşeceği kanaatine varılmıştır, Bu durumda, davacının, idareye başvuru tarihi itibariyle kazanılmış fiili hizmet süresi zammının 5 yıla yakın olduğu, bu sürenin öngörülen 43 yaştan indirilmesi sonucu yaklaşık Nisan 2000 tarihi itibariyle emekliliğe esas yaş sınırının dolduğu, dolayısıyla işlem tarihinde yaklaşık Ağustos 2002 olarak saptanan emekliliğe esas yaş sınırının hukuka aykırılıkla sakatlanmış olduğu ve halihazır durumu itibariyle davacının emekliliğe müstahak bir durumda bulunduğu sonucuna ulaşılarak, işlemin iptali yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının emeklilik isteminin reddine dair işlem sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı görüldüğünden, işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy