(926 S. K. m. 94)
Davacı, 6.3.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Ankara İl J.K.lığı emrinde görevli iken 2.11.1999 tarihinde esrar satmak suçuyla suçlanıp mahkemeye çıkarıldığını, ancak serbest bırakıldığını, 30.11.1999 tarihinde ortada hiçbir evrak yokken tutuklanarak Mamak Askeri Cezaevine kapatıldığını ve J.Gn. K.lığınca açığa alındığını, bilahare kendisine 11.1.2000 tarihinde tebliğ edilen J.Gn.K.lığının 24.12.1999 tarihli emri ile de TSK.'nden ilişiğinin kesildiğini öğrendiğini, bunun hukuka aykırı olduğunu, zira mahkeme sonuçlanıncaya kadar herkesin suçsuz sayılacağını, ayrıca 1999 yılı Mart ayından itibaren GATA Psikiyatri Servisinde Posttravmatik Stres Bozukluğu tanısı ile tedavi gördüğünü ve raporları olduğunu, AYİM'nin disiplinsizliği psikolojik rahatsızlığı nedeniyle olduğu tespit edilen personelin ilişiğinin kesilmesi uygun değildir. kararlarının da olduğu ifade edilerek, hakkında tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle TSK.'nden çıkarılma işleminin iptali amacıyla bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebi Dairemizin 23.5.2000 tarih ve 2000/451 Esas nolu kararıyla reddedilmiştir.
Dava dosyası ile davacının özlük ve sicil dosyalarında yer alan belge ve bilgilere göre, 30.8.1990 tarihinde J.Astsb.Çvş.rütbesi ile TSK.'nde göreve başlayan davacının, Ankara İl J.K.lığı emrinde görevli iken 12.11.1999 tarihinde tanzim edilen Türk Silahlı Kuvvetlerinde Kalması Uygun Değildir sicilinin tanzimi ile ayırma işlemine tabi tutulduğu ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 61 nci madde (a) fıkrasına göre başlatılan ve yürütülen işlemin İçişleri Bakanlığınca 22.12.1999 tarih ve 1999/30 sayılı kararla kesinleştirilerek, 926 sayılı Kanunun 94/b ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ncı madde (a), (b), (c) ve (d) fıkralarına istinaden ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 94/b maddesinde astsubayların disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulabileceği belirtilmekte, aynı Kanunun öngördüğü hükme uygun olarak çıkartılan Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ncı madde (a) fıkrasında, Disiplin bozucu hareketlerde bulunan, ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmayan, (b) fıkrasında, Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyemeyen, (c) fıkrasında, Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara ve borçlanmaya düşkün olan, (d) fıkrasında ise, Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak derecede ahlak dışı hareketlerde bulunan astsubayların disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK. ile ilişiklerinin kesileceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken birtakım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonrada bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünye dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla Askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir.
Bu açıklamalar ışığında davacının durumuna gelince, davacının son rütbesi olan Astsb.Kd.Üçvş.'luğa 30.8.1999 tarihinde naspedildiği, son rütbesinde iken mesaiye gelmemek suçundan İlçe J.K.nı tarafından 30.9.1999 tarihinde 3 gün oda hapsi ile cezalandırıldığı, mesaiye zamanında gelmemek, içkiye ve gece hayatına düşkün olmak, çevreye aşırı derecede borçlanmak, mesleğine bağlı kalmamak, görev ve sorumluluğunu savsaklamak eylemleri nedeniyle İl J.K.Vekili tarafından 8.10.1999 tarihinde gizli tebligat ile ikaz edildiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.1998 tarihli iddianamesi ile sarhoşluk sebebi ile görevli polis memurlarına mukavemet etmesi nedeniyle yakalandığında, üzerinde ruhsatsız silah taşıdığının anlaşılması nedeniyle, 6136 sayılı Yasaya muhalefetten hakkında kamu davası açıldığı, 2.11.1999 tarihinde esrar satmak üzere anlaştığı ......... adlı yerde Ankara Emniyet Narkotik Şube Müdürlüğü ve İl Jandarma K.lığı elemanlarınca Askeri bir çanta içinde getirdiği 1,5 kilo civarındaki esrarla yakalandığı, bu suçu nedeniyle 30.11.1999 tarihinde tutuklandığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 1.12.1999 tarihli iddianamesi ile esrar satmak suçundan hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan mevcut safahatı ve işlediği suçlar nedeniyle davacının disiplin kurallarını ağır şekilde ihlal ettiği, jandarmanın görevleri ve halkla olan münasebetleri de dikkate alındığında, bu görevde tutulmasının kamu yararına da açık şekilde aykırı düşeceği ve neticeten TSK.'nde görev yapmasına imkan kalmadığı, dolayısıyla davacı hakkında tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminde hukuka aykırı herhangi bir yön bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı psikiyatrik yönden rahatsız olduğunu, söz konusu disiplinsizliklerinin ortaya çıkmasında bu durumun etkili olduğunu belirterek, bu hususun göz önünde bulundurulmasını istemiştir. Davacının özlük dosyası incelendiğinde gerçekten de psikiyatrik yönden bir rahatsızlığının bulunduğu, Ankara GATA'da yapılan muayeneleri neticesinde kendisine 24.3.1999 tarihinde posttravmatik sekel bozukluğu tanısıyla bir buçuk ay istirahat verildiği, 20.5.1999 tarihinde de kısmi remisyonda posttravmatik stres bozukluğu tanısıyla bir ay istirahat verildiği, 5 Kasım 1999 tarihinde GATA Psikiyatri Servisine yattığı ve 19.11.1999 tarihinde posttravmatik stres bozukluğu teşhisi ile yirmi gün istirahat aldığı, bunlardan başka hakkında yapılmış bir sağlık işlemi, ilaç tedavisi vs. bulunmadığı görülmektedir. AYİM.1.Dairesinin ruhsal rahatsızlığı bulunan ve bu durumu süreklilik kazanan personelin disiplinsizlik nedeniyle TSK.'nden çıkarılmasına ilişkin davalarda, davacıların rahatsızlıklarının tedavisinin sonucunun beklenerek işlem tesis edilmesi gerekirken, bu yapılmadan işlem tesis edilmesi durumunda işlemin iptaline karar verdiği de aşikardır. Ancak davacının durumunun bu kararlarda belirtilen hale uymadığı görülmektedir. Öncelikle davacının ruhsal rahatsızlığı süreklilik kazanmamıştır. İki defa hava değişimi almış ise de, en son aldığı yirmi günlük istirahattan sonra hakkında sağlıkla ilgili bir işlem yapılmamıştır. Öte yandan davacı hakkında tesis edilen işlemin temelini teşkil eden esrar satmak suçu açısından davacının rahatsızlığının önem arz ettiği söylenemez. Esrar satmak suçu davacının duçar olduğu ruhsal rahatsızlığın boyutlarının çok ötesinde bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının ruhsal rahatsızlığının mevcudiyetinin, ayırma işlemini hukuka aykırı kılmadığı ve netice itibariyle dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu kararına varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu ayırma işleminde hukuka aykırılık görülmediğinden, yasal dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy