(1602 S. K. m. 44, 45)
Davacı 9.6.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 2000 yılı sicil döneminde hakkında düzenlenen sicilin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı davacının 1 Ağustos 2000 gün ve 00/2 sayılı Yüksek Askeri Şura kararı ile re'sen emekli edildiğini, YAŞ kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğunu, davacının açtığı 2000 yılı sicilinin iptaline ilişkin davanın konusuz kaldığını bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, öte yandan söz konusu sicilin tüm yönleriyle hukuka uygun bulunduğunu belirterek yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dosyada bulunan belgelerin incelenmesi neticesinde davacının, hakkında düzenlenen 2000 yılı sicilinin iptali talebiyle 09.06.2000 tarihinde iptal davası açtığı, dava tebligat aşamasında iken Yüksek Askeri Şura'nın 1 Ağustos 2000 gün ve 00/2 sayılı kararı ile re'sen emekli edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
1602 Sayılı Kanununun 21 nci maddesinde idari işlemlere karşı herkesin yargı yoluna gidemeyeceği, bu işlemden doğrudan doğruya menfaati haleldar olanların dava açabileceği açık olup, menfaatin davanın açıldığı tarihte mevcut olmasının yeterli olmadığı, bu menfaatin dava süresince devam etmesi gerektiği ve hatta davanın karara bağlandığı anda dahi bu menfaat ilişkisinin devam etmesi gerektiğinin uygulama ve öğretide de kabul gördüğü açıktır.
Davanın açıldığı tarihte davacının TSK. de görevli olması nedeniyle var olan menfaat koşulu, davacının Yüksek Askeri Şura'nın 01.08.2000 tarihli kararı ile re'sen emekli edilmesi nedeniyle ortadan kalkmış bulunmaktadır.
Davacı her ne kadar bu iptal davasının ileride açabileceği tam yargı davasına temel teşkil etmesi nedeniyle konusuz bulunmadığını, belirterek menfaat ilişkisinin varlığının devam ettiğini ifade etmiş ise de, bu görüşe iştirak edilmemiştir. Zira ileride açılacak başka bir davaya temel teşkil etmek hususu şu anda görülen davada menfaatin bulunduğunu göstermez. Davacı eğer 2000 yılı sicil işlemi nedeni ile daha sonra bir tam yargı davası açar ise, tazminata müstahak olup olmadığının tespiti için sicil işleminin hukuka uygun olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilecektir. Bu nedenle re'sen emekli edilmiş olan davacının sicilinin iptal edilmesi sonradan açacağı tam yargı davasının görülmesi için zorunlu ve lüzumlu değildir. Netice itibariyle davacının, 2000 yılı sicilinin iptali hususunda güncel bir menfaati yoktur. Konuya ilişkin mahkememizin istikrarlı uygulamaları tamamen bu doğrultudadır.
Sonuç olarak; Yukarıda belirtilen nedenlerle davanın açıldığı sırada mevcut bulunan aktüel menfaat; yargılama sırasında davacının resen emekli edilmesi nedeniyle ortadan kalkmış bulunduğundan 1602 sayılı Kanunun 211, 44 ve 45 nci maddeleri uyarınca Davanın Ehliyet Yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy