(Subay Sicil Yönetmeliği m. 5) (1602 S. K. m. 21) (2709 S. K. m. 125)
Davacı 29.06.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muvazzaf subay istihdamı için 17.04.2000 tarihinde yapılan sınavı kazandığı, ancak KKK. lığının 22.06.2000 tarihli yazısından, terhis olduğu birlikten almış olduğu sicil notunun düşük olması nedeniyle muvazzaf subaylığa alınmayacağının bildirildiğini, yedek subaylık hizmetini MSB. İnşaat Emlak Daire Başkanlığı emrinde yaptığını ve söz konusu tarihler arasında verilen sicil notu ortalamasında bir hata olduğuna inandığını ifade ederek, söz konusu sicilin iptali amacıyla bu davayı açtığı görülmektedir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebi, Dairemizin 11.07.2000 tarih ve 2000/714 esas numaralı kararıyla reddedilmiştir.
Davacıya ait özlük ve sicil belgeleri ile dava dosyasının incelenmesinde;263 ncü dönem Yedeksubay adayı olarak 02.08.1998-30.11.1998 tarihleri arasında İstihkam Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında eğitim gören ve 263-5085 sicil numarası ile asteğmen rütbesi ile mezun olduktan sonra Milli Savunma Bakanlığı İnşaat Emlak Daire Başkanlığı emrine tertip edilen davacının ilk ve son sicilini 01.07.1999 tarihinde aldığı ve bu sicilin iyi derecede olduğu, olumsuz bir kanaatin bulunmadığı, bunun dışında başka bir sicilinin de bulunmadığı görülmektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 nci maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C. Anayasalının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği gözönünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tesbit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notlan ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Bu açıklamalar çerçevesinde dava konusuna dönüldüğünde; askerlik hizmetini asteğmen olarak yapan davacıya 01.07.1999 tarihinde verilen sicil notunun iyi derecede olduğu, bunun dışında mukayese edilebilecek başka bir sicilinin bulunmadığı, kaldı ki Yedek subay Okulu bitirme derecesinin de iyi olduğu görüldüğünden, iptali istenen sicilin objektif ve Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine uygun bir sicil olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca davacının sicillerinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Dış Kaynaktan Muvazzaf Subaylığa Geçirileceklere İlişkin Yönerge (KKY-51-1 1)'de belirtilen sicil notu ortalamasından düşük olması da davacıya ait sicillerin sübjektif olduğu sonucunu doğurmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacıya yedek subaylık hizmeti sırasında verilen sicilin iptaline yönelik Davanın Reddine, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy