(1602 S. K. m. 21)
Davacı vekili, 29.6.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1998 yılı genel atamalarında 2 nci bölge görevinden Kara Harp Okulu Öğretim Başkanlığı emrine öğretmen sınıfına geçirilmek üzere atanan ve 28.9.1998 tarihinde stajyerliğe başlayan davacının, KKK. lığının 12.5.2000 tarihli genel atama emri ile Kars 14 ncü Mknz.P.Tuğ.Merkez Şube Müdürlüğüne atandığı, ancak bu atamanın hukuka uygun olmadığı, zira davacının branşında KHO.'nda öğretim elemanı ihtiyacı olduğu, ayrıca davacının 1998 yılı genel atamalarında KHO.'na atanma sebebi henüz ortadan kalkmadan yeniden atandığı belirtilerek, sözkonusu atama işlemi hakkında önce yürütmenin durdurulmasına, bilahare de iptaline karar verilmesi amacıyla bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebi Nöbetçi Dairenin 16.8.2000 tarih ve 2000/108 Esas nolu kararıyla kabul edilerek, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Davalı idare 8.9.2000 tarihinde kayda geçen yazı ile yürütmenin durdurulması kararına itiraz ederek kararın kaldırılması talebinde bulunmuşsa da, yine davalı idarenin 3.10.2000 tarih ve HUK.MÜŞ.DAV.:54026-3d-2-32-2000 sayılı yazısından, davacının maluliyet nedeniyle emeklilik talebinde bulunduğu ve ara kararımıza verdiği 23.10.2000 tarihli cevapta da davacının emeklilik onayının 4.10.2000 tarihinde yapıldığının bildirildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, iptal davası açısından davacıda bulunması gereken ve iptal davasına özgü olan koşul menfaat koşuludur. İptali istenen işlemin davacının hukuken korunmaya layık güncel bir menfaatini ihlal etmiş olması ve işlemin iptalinde davacının yararının bulunması gereklidir.
1602 sayılı Kanunun 21 nci maddesinden de anlaşılacağı üzere, idari kararlara karşı herkes yargı yoluna gidemez. Ancak bu karardan doğrudan doğruya menfaati haleldar olanlar dava açabilirler. Uygulama ve öğretide, menfaatin dava açıldığı tarihte mevcut olmasının yeterli olmadığı, bu menfaatin dava süresince devam etmesi gerektiği ve hatta davanın karara bağlandığı anda dahi bu menfaat ilişkisinin devam etmesi koşulunun aranması gerektiği genel kabul görmüştür. Diğer bir deyişle, menfaat ilişkisinin meşru ve kişisel olması yanında güncel olması da şarttır. Bu görüşün temelinde iptal davası sonunda verilecek yargı kararının sonuç yaratmayacak olması halinde, böyle bir yargı kararının verilmemesinin daha doğru olacağı düşüncesi yatmaktadır. Gerçekten yargı kararları uygulanmak için verilir ve uygulanmak suretiyle de taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldırırlar. Uygulanabilme olanağı bulunmayan yargı kararı vermenin hiçbir anlamı olmayacağı şüphesizdir. Çünkü, iptal davalarının konusu artık uygulanamayan işlemler değil, uygulanmakta olan ve hukuki sonuçlar doğurmaya devam eden idari işlemlerdir. Uygulaması bitmiş bir idari işlemin iptal davası çerçevesinde yargı denetimine tabi tutularak davanın reddedilmesinin veya işlemin iptal edilmesinin bir hukuki yarar sağlayacağı söylenemez.
Davacının kendi isteği ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmak isteğinin kabul edilmesi ve 4.10.2000 tarihinde emeklilik isteminin onay'dan çıkması ile aynı zamanda subay statüsünden çıkması sonucu da doğduğundan; subay statüsüne sıkı sıkıya bağlı bir işlem mesabesinde olan dava konusu atama işleminde davacının güncel menfaat ilişkisinin kesildiği açıkça anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davanın ehliyet yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy