(205 S. K. m. 21, 24)
Davacının, 5.7.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile davacı vekilinin 2.10.2000 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; subaylığa nasıp tarihi olan 30.8.1989 tarihinden itibaren Ordu Yardımlaşma Kurumuna üye olduğunu, 27.12.1999 tarihli üçlü kararname ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarıldığını, on yılı aşkın kurum üyesi olan ancak eksik primleri bulunan bir üye olduğunu, TSK.'nden ilişiğinin 18.1.2000 tarihinde kesildiğini, bu nedenle üyelik sonlandırılması işlemi yapılırken, kurumla ilişiğin kesilme tarihi olarak 18.1.2000 tarihi esas alınacağı yerde ve 205 sayılı Kanunun 30 ncu maddesinden faydalanma arzusunun bulunup bulunmadığı sorulmaksızın son prim ödeme tarihi olan Eylül 1998 tarihi esas alınarak ilişik kesme işlemi uygulandığını, hukuki olarak bir üyenin emekliliğe hak kazanabilmesi için 10 yıl yani 120 ay prim ödemiş olması değil, 10 yıl süre ile üye olması gerektiği ve bu şartın da gerçekleştiği, üyeliğinin toplam on yıl dört ay olduğu, ayrıca 205 sayılı Kanunun 30 ve 31 nci maddelerinden faydalandırılması gerektiği halde, aksine gerçekleşen işlemin hukuka aykırı olduğu ifade edilerek, emeklilik yardımı yapılmaması işleminin iptaline karar verilmesi amacıyla bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davacının yürütmenin durdurulması talebi Dairemizin 11.7.2000 tarih ve 2000/721 Esas nolu kararıyla reddedilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre; 30.8.1989 tarihinde Tabip Teğmen olarak TSK.'nde göreve başlayan davacının, almış olduğu hava değişimi bitiminde birliğine katılmayarak 24.9.1998 tarihinde hava değişimi tecavüzüne başladığı ve birliğinden ayrı kaldığı sürenin bir yılı geçmesi üzerine, mutad uygulama gereği davacı hakkında disiplinsizlik nedeniyle TSK.'nden ayırma işlemine başlandığı, işlemin Cumhurbaşkanının 27.12.1999 tarihli oluru ile kesinleştiği ve muhtemelen 18.1.2000 tarihinde teslim olan davacının bu tarihte ilişiğinin kesildiği, bu nedenle kanun gereği Ordu Yardımlaşma Kurumu üyeliğinin de sona erdiği ve 18.1.2000 tarihi itibariyle üyelik süresinin 10 yıl 4 ay 18 gün olduğu, ancak hava değişimi tecavüzüne başladığı 24.9.1998 tarihinden sonra kuruma aidat kesilemediğinden, en son prim ödeme tarihi olan 1998 yılı Eylül ayı itibariyle 9 yıl 1 ay prim ödemiş olduğu görülmektedir. Davacının TSK. ile ilişiği kesildikten sonra Ordu Yardımlaşma Kurumunun, davacının birikmiş aidatını, davacı hesabına bir banka şubesine yatırdığı, davacının da bunun üzerine 18.5.2000 tarihi itibariyle kuruma müracaat ederek 205 sayılı OYAK Kanununun 30 ve 31 nci maddelerinden yararlandırılarak on yıldan eksik olan kısımlara ait aidatların tahsil edilerek emeklilik yardımı ndan yararlandırılması talebinde bulunduğu, kurumun 26.5.2000 tarihli bir yazı ile istemi reddettiği, davacının da bunun üzerine 5.7.2000 tarihinde süresi içerisinde bu davayı AYİM'de açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı kurum arasındaki problem, emeklilik yardımına hak kazanılabilmesi için aidat ödeme süresine bakılmaksızın on yıl süreyle üye olmanın yeterli olup olmayacağı ile 205 sayılı Kanunun 30 ncu maddesinden davacının yararlandırılıp yararlandırılmayacağı hususunda düğümlenmektedir.
205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 19 ncu maddesine göre, Bu Kanunla daimi ve geçici üyelere tanınan haklar, bunlardan İlk aidatın kesildiği tarihten başlar. , 21 nci madde 1 nci fıkrasına göre, En az 10 yıl müddetle kurumda üye olarak bulunduktan sonra, görevli oldukları kuruluşlardan herhangi bir sebeple ayrılmak suretiyle üyeliği sona eren daimi üyeler emeklilik yardımından faydalanır. , 24 ncü madde 1 ve 2 nci fıkralarına göre ise, Emeklilik yardımı, üyenin kurumda geçen ve aidat ödediği süreye karşılık olarak, tasarruf primine yıllık %5 teknik faiz oranı üzerinden hesaplanan miktardan ibarettir. Üyelik süresinin hesabında ay kesirleri tam ay sayılır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde, kurum üyeliği kuruma ilk aidat kesildiği tarihte başlamakta, emeklilik yardımı da kuruma aidat kesildiği süreye göre hesaplanmakta ve emeklilik yardımına hak kazanabilmek için en az 10 yıl süre ile aidat kesilmiş olması gerekmektedir.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 65 nci madde (g) fıkrasına göre, Firar veya izin tecavüzünde bulunanların bu fiillerine başladığı tarihten itibaren aylık, hizmet ve makamla ilgili ödenek ve tazminatları kesilir. Ancak, kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme veya mazerete dayalı olduğu, adli mercilerce verilmiş kararlarla saptanan izin tecavüzlerinde kesilen aylık ve makamla ilgili ödenek ve tazminatlar geri verilir.
205 sayılı Kanunun 30 ncu madde 1 nci fıkrasına göre; Açığa çıkarılan, Bakanlık emrine alınan, işten el çektirilen ve diğer kanuni aidatları kesilemeyen üyelerden geçen müddetlere ait aidatlarını kuruma ödeyenlerin bu müddetleri emekli, maluliyet ve ölüm yardımlarına esas olacak müddetlere ilave olunur... , 31 nci madde 1 nci ve son fıkralarına göre de, Aidat, üyenin maaş ve ücretinin ödenmesi sırasında, tahakkuk memurlarınca istihkak bordrolarında gösterilmek suretiyle tahakkuk ettirilir ve muhasipler tarafından istihkaklarından kesilir.
Kurumun aidatını tahakkuk ettirmeyen, kesmeyen ve yukarıdaki müddet içerisinde kuruma göndermeyenlerden, bu aidat %10 gecikme zammı ile birlikte Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanununa göre Mahalli Maliye Teşkilatınca tahsis olunarak kuruma verilir.
205 sayılı Kanunun yukarıda zikredilen 30 ncu madde 1 nci fıkrası, açığa çıkarılan, Bakanlık emrine alınan, işten el çektirilen ve diğer kanuni aidatları kesilemeyenler (yani ücretsiz izin alan gibi) hakkında söz konusu olup, ayrıca tekrar statüye dönenler için uygulanabilecek bir maddedir. Davacının, kendisini TSK.'nden ayırma işlemine tabi tutturmak için, Askeri cürüm niteliğindeki hava değişimi/izin tecavüzünde bir yılı aşkın bir süre kalması nedeniyle, yukarıda ifade edilen 926 sayılı Kanunun 65 nci maddesine göre kendisine aylık ödenemeyeceğine göre kuruma aidat kesilmesi de sözkonusu olamayacak ve bu nedenle statüde olan ve kendi iradesi nedeniyle maaşından aidat kestirmeyen ve bu aidatı kesmeyenler hakkında uygulanabilecek 205 sayılı Kanunun 31 nci maddesinin de burada uygulanabilmesi söz konusu değildir.
Sonuç olarak, 205 sayılı Kanunun 21 ve 24 ncü maddelerinde öngörülen emeklilik yardımından yararlanabilmek için aidat ödenerek 10 yıl kurum üyesi olmak zorunluluğunun bulunması ve davacının da bu şartları taşımaması, ayrıca aynı kanunun 30 ve 31 nci maddelerinin de davacıya uygulanabilmesi imkanı bulunmadığından, davalı kurumca davacıya emeklilik yardımı yapılmaması şeklinde tesis edilen işlemde mevzuata ve hukuka aykırı bir duruma rastlanmamıştır.
İzah edilen nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy