(1602 S. K. m. 20, 21, 40) (2709 S. K. m. 157)
Davacı, 10.8.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 21.11.2000 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; Ağustos 1997 tarihli Yüksek Askeri Şura kararına dayalı olarak disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğunu, bu işleme karşı vaki iç hukuk yollarının tükenmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurduğunu, bu mahkemece istenmesi üzerine T.C.Hükümetinin gönderdiği yazılı savunmada, 1997 yılı siciline bu sicil üstlerince yazılmış olumsuz kanaatlerin olduğunun belirtildiğini, oysa kendisinin 32 yıllık subaylık hayatında hep üstün nitelikli siciller aldığını, bu safahatı ile bağdaşmayan. 1997 yılı sicilinin sübjektif bir değerlendirmeye dayalı olduğunu, bu sicil yılındaki her üç sicil üstünün de objektif ve mevzuata uygun davranmadıklarını, dolayısıyla anılan yıl sicilinin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dairemizin 10.4.2001 tarihli ara kararı ile davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının davalı idareden celbedilmesine karar verilmişse de; davalı idarenin 6.6.2001 tarihli cevabi yazısı içeriğinden anılan dosya üzerinde işlem yapıldığı anlaşıldığından ve esasen bu aşamada incelenmesi, aşağıdaki gerekçe nedeniyle gerekli görülmediğinden, ara kararından sarfınazar edilerek hüküm kurulmuştur. Üye Hv.Hak.Kd.Alb.Halit KARABULUT, ara kararından vazgeçilmesi nedenleri bulunmadığı gerekçesiyle karara katılmamıştır. Davanın esasına gelince:
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevlerini belirleyen 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar... denmektedir. Yine aynı kanunun Dava açma süresi ni düzenleyen 40 ncı maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür... hükmünü amirdir. İdari davalar ve yargı yetkisinin sının başlıklı 21 nci maddede de 20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı, yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır. İdari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz... hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yargı görev ve yetkisi, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 2 Mayıs 1997 tarihi itibariyle düzenlenen sicilinin iptali isteminde bulunduğu, ancak davacının Yüksek Askeri Şura'nın 1 Ağustos 1997 gün ve 97/4 Sayılı kararı ile re'sen emekliye sevk edildiği ve 30.8.1997 tarihinden önce TSK. ile ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
Davacının iptalini istediği yıl itibariyle yürürlükte olan (halen mülga) 1972 tarihli Subay Sicil Yönetmeliğinin Tarifler başlıklı 3 ncü maddesinin (g) fıkrası Terfi Yılı: Her yılın 30 Ağustos tarihinden başlayıp ertesi yılın 30 Ağustos tarihine kadar geçen süredir. ; (u) fıkrası ise Sicil Süresi: Normal olarak bir terfi yılıdır. hükmünü amir bulunmaktadır. Yine aynı Yönetmeliğin Sicil belgelerinin düzenlenme ve gönderilme zamanları başlıklı 25 nci maddesi Sicil belgeleri 1 nci sicil üstlerince 2 Mayıs tarihi ile düzenlenir ve III ncü sicil üstlerince en geç 30 Mayıs tarihinde 26 ncı maddede belirtilen Personel Başkanlıklarında bulundurulacak şekilde gönderilir... Bu tarihlere göre düzenlenen siciller o yılın 30 Ağustos tarihinde düzenlenmiş kabul edilir... şeklinde bir düzenleme öngörmektedir.
Anılan açık mevzuat hükümlerinden, 1 nci sicil üstünce 2 Mayıs tarihi itibariyle düzenlenen ve III ncü sicil üstünce de en geç 30 Mayıs tarihinde ilgili Personel Başkanlığında bulundurulacak şekilde gönderilmesi gereken sicil belgesi nin, bir idari işlem (sicil) mahiyetini alabilmesi, diğer bir deyişle kesinlik kazanabilmesi anı, o yılın 30 Ağustos tarihidir. Bu tarihten önce çeşitli nedenlerle bir subayın statüden ayrılması (istifa, emeklilik, ayırma, ölüm, firar vb.) halinde ise her üç sicil üstünce takdir edilmiş sicil notları ve belirtilen kanaatlerin bir idari işleme (iptale konu bir sicil işlemine) dönüşebilmesine hukuken imkan olmadığı, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıktır.
Davacının iptali isteminde bulunduğu 1997 sicil yılında sıralı sicil üstlerince sicil düzenlendiği maddi bir vakıa olmakla beraber; Yüksek Askeri Şura'nın 1 Ağustos 1997 tarihli kararına dayalı şekilde 30 Ağustos 1997 tarihinden önce ayırma suretiyle TSK. ile ilişiğinin kesildiği ve statüden ayrıldığı gerçeği karşısında, artık ortada tekemmül etmiş ve bir iptal istemine konu yapılabilecek sicilinin (1997 yılı sicili) varlığından söz edebilmeye hukuken imkan olmadığı görülmektedir. Diğer bir deyişle, 2 Mayıs 1997 tarihi itibariyle sıralı sicil üstlerince düzenlenen sicil, davacının 30.8.1997 tarihinden önce statüden ilişiğinin kesilmesi nedeniyle tekemmül edememiş ve bir iptal davasına konu teşkil edecek idari işlem mesabesine ulaşamamış; bir hazırlayıcı işlem düzeyinde kalmakla, 1997 yılı sicili ne dönüşememiştir. Bu hukuki gerçeğin doğal sonucu olarak da, Dairemizce incelenecek bir sicilin varlığından özetmeye imkan görülememiştir.
Açıklanan nedenlerle; ortada dava konusu yapılabilecek bir sicilin (idari işlemin) yokluğu karşısında, Anayasa'nın 157 ve 1602 Sayılı Kanunun 20 ve 21 nci maddeleri uyarınca inceleme kabiliyeti bulunmayan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy