(1602 S. K. m. 34, 35, 42)
Davacı vekilleri, 5.6.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri uzman erbaşın sözleşmesinin yenilenmemesi işleminin AYİM'ce iptal edildiğini, davacının statü dışında geçirdiği 27.6.1999 tarihinden, yeniden göreve başlatılacağı tarihe kadar görev aylıklarının tahakkuk ettirilmemesi, bu aylıklar üzerinden kanuni kesintiler yapılıp ilgili kurumlara gönderilmemesi ve kanuni kesintilerden sonraki net itasının, tahakkuk tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faizleri ile birlikte kendisine ödenmemesi işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek iptalini ve ayrıca davacının hukuka aykırı bu işlem sebebiyle duyduğu elem ve üzüntüye karşılık olmak üzere 100.000.000.-TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 27.6.1994-27.6.1999 tarihleri arasında Tunceli J.Komd.Özel Hrk.Grp.l.Bl.K.lığı emrinde Uzman J.Onb.statüsüyle görev yaptığı, sözleşmesinin yenilenmesi için üç ay önceden başvuruda bulunmasına karşın, 27.6.1999 tarihinde davacının sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edildiği, davacının söz konusu işlemin iptali için açtığı davanın kabul edilerek, AYİM.1.D.nin 9.5.2000 tarih ve E.1999/957, K.2000/532 sayılı kararıyla sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı görülen işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın 31.5.2000 tarihinde davacı vekiline tebliğini takiben, davacının statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin aylık ve özlük haklarının ödenmemesi işleminin iptali ve 100.000.000.-TL manevi tazminat istemli bu davanın 5.6.2000 tarihinde AYİM'de açıldığı, iptal kararının 6.6.2000 tarihinde davalı idareye tebliğinden sonra davalı idarece 15.6.2000 tarihinde karar doğrultusunda işlem tesis edildiği ve davacının 22.6.2000 tarihinde yeniden statüye alındığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarenin savunmasında; talep konusunun özlük haklarına ilişkin olduğu, bu nedenle öncelikle mecburi idari müracaat şartı yerine getirilerek yetkili üst makama başvurulması gerektiği, dolayısıyla dilekçenin görevli mercie tevdiine karar verilmesinin gerekli olduğu, ayrıca davacının bu davayı açtıktan sonraki bir tarih olan 22.06.2000 tarihinde görev atamasının yapıldığı, söz konusu talepler idareye başvurularak dile getirilmiş olsaydı yargıya intikal etmeden işlerlik kazanmasının söz konusu olacağı, davanın yargı kararına istinaden idari işlemin tesis edildiği tarihten önce açıldığı belirtilerek erken açılan davanın reddi gerektiği öne sürüldüğünden; öncelikle bu husus üzerinde durulmuştur.
1602 sayılı Kanunun 34 ncü maddesinde, Askeri kişilerin özlük işleri konusunda kesin karar almaya yetkili olmayan makamlarca tesis edilmiş idari işlemlerin kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması idari dava açmak için belli olan süre içinde, mertebeler yoluyla ve bağlılığına göre yetkili üst makamlardan istenmedikçe Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası açılamaz, aynı kanunun 42 nci maddesinde ise, İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde ilgililerin 35 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. hükmü yer almaktadır. Dava konusu, iptal edilmiş bulunan işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi zararların tazmini talebidir. Dolayısıyla davacının AYİM Kanununun 42 nci maddesine göre; açmış bulunduğu iptal davasının karara bağlanması üzerine, kararın tebliği tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açma hakkına, ya da 35 nci madde de düzenlenen ihtiyari müracaat hakkına sahiptir. Kesin karar almaya yetkili olmayan makamlarca tesis edilen işlemler hakkında uygulanan mecburi idari müracaat müessesesinin dava konusu olayda uygulanması söz konusu olmadığından davalı idarenin dilekçenin görevli mercie tevdiine karar verilmesi gerektiği yolundaki iddiasında haklılık bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca davacı, iptal edilen işlem üzerine göreve atamasının yapılmamasına ilişkin herhangi bir talepte değil, yoksun kalınan özlük haklarının ödenmesine yönelik talepte bulunduğundan davalı idarenin; davanın, görev atamasının yapılması şeklindeki işlemin tesis edildiği tarihten önce açıldığı için erken açılmış dava olduğu yolundaki iddiasına da itibar edilmemesi gerektiği açıktır.
Davanın esasına gelince:
İptal kararı, tesis edilen işlemi tesis tarihinden itibaren ortadan kaldırdığından, iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi olan mali avantajların, başkaca bir hükme gerek olmaksızın idarece kendiliğinden karşılanması, belli bir görev ya da statü dışında geçirilen sürelerin görevde/statüde imiş gibi değerlendirilmesi ve bu göreve/statüye bağlık aylık vb. özlük haklarının, ilgilinin iptal kararı sonrasında yeniden eski göreve/statüye başlamasını takiben, idarece ayrıca herhangi bir yargı kararma gerek olmaksızın ödenmesi gerektiği idare hukuku öğretisi (Yıldırım ULER, İdari Yargıda İptal Kararlarının Sonuçları, Ankara 1970, s.43) ve kökleşmiş yargı içtihatları ile düzenli ve basiretli idare ilkelerinin tabii bir gereği olmasına karşın; davalı idarece bu konuda tam anlamıyla müspet bir davranış biçiminin ortaya konulamaması, davacının statüye dönmesinden sonra 27.6.1999-22.6.2000 tarihleri arasındaki döneme ilişkin müstahak olduğu aylık ve özlük haklarının davacıya ödenmemesi dolayısıyla, söz konusu menfi işlemin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığında kuşku bulunmamaktadır.
Kuşkusuz, söz konusu özlük hakları; davacının tüm kanuni ödemeler dahil edilmek suretiyle aylığının tahakkukunu, bu aylığından Emekli Sandığı, OYAK vb. kanuni kesintilerin yapılarak ilgili kurumlara gönderilmesini ve kalan net ifasının, talep edildiği üzere, tahakkuk tarihlerinden ödeme tarihlerine kadar yasal faizi hesaplanarak davacıya ödenmesini kapsamaktadır. Bu bakımdan, iptal kararı açıklanan doğrultuda yerine getirilmelidir.
Davacının manevi tazminat istemine gelince:
Dava konusunda, davalı idarece tesis edilen ayırma işleminde hem sebep hem de maksat unsurlarındaki sakatlığın varlığı saptandığından ve ortada bir içtihadi hata halinin varlığından söz edilemeyeceğinden, davacının sözleşmesinin yenilenmemesi işleminin açık bir hizmet kusuruna dayalı olduğu kuşkusuzdur ve davacının 27.6.1999-22.6.2000 tarihleri arasında bir yıl süre ile hukuka aykırı şekilde statü dışında kalması nedeniyle duyduğu elem ve üzüntü dolayısıyla maruz kaldığı manevi zararın giderilmesi amacıyla, istem gibi 100.000.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin müstahak olduğu özlük haklarının ödenmemesi işlemi sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırı bulunduğundan, İŞLEMİN İPTALİNE,
Söz konusu aylıklar tutarına, tahakkuk ettikleri aylar itibariyle 31.12.1999 tarihine kadar %50 (Yüzde Elli), 1.1.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (Yüzde Altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
2- Davacıya, Dairemiz iptal kararıyla hukuka aykırılığı sabit olan ayırma işlemi nedeniyle duyduğu manevi zarara karşılık olmak üzere 100.000.000.-TL (Yüzmilyon Lira) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
Hükmedilen manevi tazminata 27.6.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %50 (Yüzde Elli), 1.1.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (Yüzde Altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3- 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, buna göre sarf edilen 9.250.000.-TL (Dokuzmilyonikiyüzellibin Lira) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, ancak genel bütçeye dahil davalı idare 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca, harçtan muaf olduğundan, ayrıca harca hükmedilmesine yer olmadığına, davacının peşin yatırmış olduğu 7.400.000.-TL (Yedimilyondörtyüzbin Lira) harcın istemi halinde kendisine iadesine,
4- Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre iptal davası için belirlenen 135.000.000.-TL (Yüzotuzbeşmilyon Lira) ve hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden nispi olarak saptanan 10.000.000.-TL (Onmilyon Lira) olmak üzere toplam 145.000.000.-TL (Yüzkırkbeşmilyon Lira) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy