(926 S. K. m. 118)
Davacı vekili, 16.5.2000 tarihinde kayda geçen karar düzeltme dilekçesi ile 26.6.2000 ve 11.9.2000 tarihli ek dilekçelerde özetle; Dairemizin 11.4.2000 tarih ve E.1999/359, K.2000/429 sayılı davanın oyçokluğuyla reddine dair kararının usul ve kanuna uygun düşmediğini, Dairemiz kararında maddi bir vakıa olarak kabul edilen, SG.Kdz.Bölge K.ile SG.Kdz.Blg.Onr.Des.K.olan davacı arasındaki hizmet gereklerine uygun olmayan kimi uyumsuzluk ve sürtüşmeler den dolayı müvekkilinin en küçük bir dahilinin sözkonusu olmadığını, tek taraflı baskı, dayatma, üstlük ve amirlik nüfuzunu kullanma suretiyle, salt görevini en iyi şekilde yapma çabası içinde olan davacı aleyhinde tek yanlı bir yıpratma ve sindirme fiili durumunun sözkonusu olduğunu, nitekim sunacakları belgelerden de bu hususların açıkça ortaya çıkacağını, Sahil Güvenlik Komutanının 16.6.1998 tarihli ve Disiplin konulu uyarı yazısının karara esas alındığını, oysa ibraz ettikleri aynı belgeler muhteviyatından bu Komutanlığın da yanlış bilgilendirildiğinin vd. anılan makama davacı hakkında doğru olmayan birtakım yönlendirmeler yapıldığının anlaşılabileceğini dolayısıyla sonuçta Dairece bu bilgi ve belgeler üzerinde hatalı bir hukuki değerlendirme yapılarak davanın reddi yoluna gidildiğini belirterek; anılan Dairemiz kararının düzeltilerek kaldırılmasını ve hukuka aykırı olarak nitelediği atama işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle davacının duyduğu manevi acıya karşılık olmak üzere 500.000.000.-TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin anılan dilekçeleri ile eki belgelerin ve dava dosyasının yeniden incelenmesi sonunda, anılan Dairemiz kararı usul ve kanuna aykırı görüldüğünden; davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile söz konusu Dairemiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve işin esasının irdelenmesine geçilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı subayın Dz.KK.lığının 1996 yılı genel atamaları ile Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge K.lığı Onarım Destek K.lığına (Samsun) atandığı, bu görevi sürdürmekteyken Dz.KK.lığının 3.3.1999 tarihli atama emri ile Gölcük Deniz Ana Üs K.lığı Teknik Şb.Md.lüğüne atandığı, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için 17.3.1999 tarihinde vekili marifetiyle AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı, atamasının hizmet nedeniyle kendisine muğber olan SG.Kdz.Bölge Komutanı subayın çabaları ve atamaya yetkili makamları yanıltıcı beyanlarından kaynaklandığını; atamasını gerektirir hiçbir idari ve zaruri nedenin bulunmadığını, müdebbir ve devletin haklarını gözeten bir subay olarak salt üst makamlara ve sonuçta yargıya intikalini sağladığı bir ihale yolsuzluğuna vaki müdahalesinin SG.Kdz.Bölge Komutanının kendisine karşı husumet beslemesine sebep olduğunu, bu nedenle 5 yıl kalış süreli Samsun garnizonundan henüz 3 yıl dolmadan alınarak, üstelik kadrosu binbaşı olan bir garnizona (Gölcüğe) atanmasının hukuka aykırı olduğunu öne sürmektedir.
Davacının hizmete ilişkin bir nedenle (birlik ihtiyacı raf alımında ihaleye fesat karıştırmak suçu ile ilgili başvuru) amiri olan SG.Kdz.Blg.K.subay ile aralarında nahoş birtakım olayların cereyan ettiği, bu meyanda Sahil Güvenlik Kdz.Blg.K.lığına vekalet etmekteyken davacının 23.10.1998 tarihinde doğrudan Sahil Güvenlik Komutanlığına Sahil Güvenlik Kdz.Blg.ve İk.Dst.K.Ilgındaki usulsüz uygulamalar konulu bir yazı yazdığı, Sahil Güvenlik K.lığınca da durumun tahkiki için 6.11.1998 tarihinde 3 kişilik bir idari soruşturma heyetinin teşkil ettirildiği ve bu heyetin 12.11.1998 tarihinde mahallinde (Samsun'da) idari soruşturmaya başladığı, bu arada davacının yine bir vekaleti esnasında 7.11.1998 tarihinde maiyetindeki bir astsubayın aynı konudaki şikayeti üzerine durumun Samsun Garnizon K.lığına intikal ettiği ve 9.11.1998 tarihinde Askeri Savcının olaya el koyduğu, Sahil Güvenlik Kdz.Blg.K.tarafından 16.11.1998 tarihinde davacıya verilen Yazılı Uyarı ile davacının disiplin ve ahlaki nitelikler, Askeri nitelikler, mesleki, zihni ve fikri nitelikler ile liderlik nitelikleri yönünden zayıf ve başarısız olduğunun bildirildiği, 20.11.1998 tarihinde SG.Kdz.Blg.K.ca davacının iyi ayrı konuda ayrı ayrı savunmasının alındığı (SG.Kdz.Blg.K.lığına vekalet ederken, kendisine intikal eden yolsuzluk olayını, dönüşte Komutana rapor etmemek suretiyle görevi ihmal suçunu işlemek ve 7.11.1998 günü bir astsubayın aynı konuda, kendisine baskı yapıldığı iddiasıyla vaki başvurusunu, bölgede bulunmasına rağmen Kdz.Blg.K.na bildirmeyip, doğrudan Samsun Mrk.K.lığına iletmek), Sahil Güvenlik Komutanlığı İdari Soruşturma Kurulunun 2.12.1998 tarihinde tahkikatını tamamlayarak, idari soruşturma sonuç raporunu Sahil Güvenlik Komutanlığına sunduğu, Sahil Güvenlik Komutanlığının aynı tarihli yazısı ile idari soruşturma sonucunun Dz.KK.lığına bildirildiği, aynı yazı ekinde Komutanlık Kanaatinin de yer aldığı ve birbirleriyle uyum içinde olmadıkları saptanan Sahil Güvenlik Kdz.Blg.K., SG.Kdz.Blg.Onr. Deş. K. (davacı) ve SG.Kdz.Blg.İk.Dst.K.nın (hakkında bilahare ihaleye fesat karıştırmaktan dava açılan ikmal subayı) her üçünün birden atanmasının teklif edildiği, Sahil Güvenlik K.lığının 29.1.1999 tarihli 1999 yılı atama teklifi ile de davacının atamasının teklif edildiği, davacının 16.11.1998 tarihli uyarı nedeniyle 3.12.1998 tarihli dilekçesiyle durumu Sahil Güvenlik Komutanlığına şikayet ettiği, 7.12.1998 ve 16.2.1999 tarihlerinde davacının maiyeti iki personele verdiği disiplin cezalarının, itiraz üzerine Sahil Güvenlik Kdz.Blg.K.ca kaldırıldığı, SG.Kdz.Blg.K.lığının 8.12.1998 tarihli yazısıyla tüm personelin izin kağıtlarının II.amir olan kendisi tarafından imzalanacağı yolunda emir verildiği, davacının bu uygulamanın Kanuna aykırı olduğundan bahisle, 28.12.1998 tarihli yazıyla durumu Sahil Güvenlik Komutanlığına ilettiği, Sahil Güvenlik Komutanlığının Ocak 1999 tarihli emriyle, davacının talebi doğrultusunda izin kağıtları ile ilgili uygulamanın düzeltildiği, 48.İç Güv.Tuğ.K.lığının 2.3.1999 tarih ve E. 1999/227, K.1999/71 sayılı iddianamesiyle, içlerinde SG.Kdz.Blg.İk.Dst.K.nın da bulunduğu bir kısım sanıklar hakkında, ihaleye fesat karıştırmak suçundan kamu davası açıldığı ve halen yargılamanın derdest olduğu, Dz.KK.lığının 5.3.1999 tarihli atama emri ile davacının görevinden alınarak, Gölcük Dz.Ana Üs K.lığı Tek.Şb.Md.lüğü görevine atandığı, Dz.KK.lığının 21.4.1999 tarihli genel atamaları ile, Sahil Güvenlik Komutanlığınca atanması teklif edilen subaylardan Sahil Güvenlik Kdz.Blg.Komutanının Karamürselbey Eğt.Mrk.K.Mayın Harbi Ok.K.lığına (Altınova-YALOVA), Sahil Güvenlik Karadeniz İkmal Dst.K.olan subayın ise Kdz.Blg.K.lığı Loj.Ş.Md.lüğüne (Karadeniz-EREĞLİ) atandığı, bu arada davacının 8.3.1999 tarihinde eski görevi ile ilişiğinin kesilmesinden sonra, eski amiri olan SG.Kdz.Blg.K.ca 1999 yılı sicil dönemi görev performansına yönelik nitelik belgesinin 34-37 nci maddelerinin (C) olarak doldurulduğu, bu belgenin ancak 2.6.1999 tarihinde davacı tarafından tebellüğ edildiği, aynı sicil üstünce ayrılış sicili olarak düzenlenen sicil ile bundan etkilenen II.sicil üstünce düzenlenen sicilin AYİM.1.D.nin 7.3.2000 tarih ve E.1999/809, K.2000/310 sayılı kararı ile iptal edildiği görülmektedir.
Dairemizin 11.4.2000 tarihli kararında, davacının atamasının salt ihaleye fesat karıştırma olayı ile başlayan ve 1 nci sicil üstünün husumetini çeken süreç sonucu olmadığı kanaatine varılmış; bu kanaate ulaşılırken de Sahil Güvenlik Komutanının bu olaylar öncesi yerinde yaptığı gözlemlere dayalı 16.6.1998 tarihli uyarı yazısı ile iki makam arasındaki hizmet gerekleriyle uyuşmayan somut saptamalarına ve bu konudaki tavsiyelerine hukuki değer atfedilmiştir. Ne var ki karar düzeltme dilekçesi ile ek dilekçeler ekinde sunulan somut belgeler içeriği değerlendirildiğinde; davacının sadece kendisine yönergeler, devamlı emirler ve mevzuatla tanınan yetki ve görevi çerçevesinde davranma çabası içinde olduğu, 1 nci sicil üstünün davacı üzerinde sürekli bir baskı oluşturduğu, mevzuat dışı kimi emir ve uygulamalarının davacı tarafından yerine getirilmemesi, ısrarlı olunması üzerine durumun davacı tarafında Sahil Güvenlik Komutanlığına birçok kez yazılı olarak iletilmesi zorunluluğunun doğduğu, Sahil Güvenlik Komutanlığı Özel Menejman Yönergesinin amir hükümleri uyarınca görevini yerine göre doğrudan Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı olarak yapan, yerine göre de SG.Kdz.Bölge K.olan 1 nci sicil üstü ile koordineli şekilde çalışan davacının, bu değişik görev konumu ve üst makamla yazışma-mesaj trafiğinin 1 nci sicil üstünce birtakım engellemelere uğratıldığı, özellikle bot onarımları konusunda SG.Kdz.Blg.Onr. Deş. K.lığınca elden gelen çabanın sarf edilmesine ve imkan-kapasite dahilinde arızaların giderilmesine, gerekli tavsiye ve telkinlerde bulunulmasına karşın, komuta makamına yanıltıcı bilgilerin verildiği (arızası giderilen ve sürekli arızası olmadığı ekli raporlarla sabit TCSG-72 Botunun vasat ana makmasının, 1,5 yıldan beri sürekli arızalı olduğunun, davacının 1 nci sicil üstünce 4.6.1998 günü Sahil Güvenlik Komutanına bildirilmesi), keza davacının disiplin ihlalinde bulunan maiyeti hakkında gereken kanuni işlemlerde bulunduğu ve bu konuda herhangi bir ihmali fiilinin sözkonusu olmadığı, bu durumda Sahil Güvenlik Komutanının Disiplin konulu 16.6.1998 tarihli uyarı mahiyetindeki yazısı içeriğinin maddi hukuki gerçeklerle uyum göstermediği, bunda da anılan komuta makamının dolaylı şekilde yanlış bilgilendirilmesinin rol oynadığı, keza Dairemizin 7.3.2000 tarih ve E. 1999/809, K.2000/3 10 sayılı kararında da açıkça işaret edildiği üzere, davacının 1 nci sicil üstünün salt sübjektif nedenlerle davacıya ayrılış sicili düzenlediğinin ortaya çıktığı, ayrıca aynı birlik bünyesinde ortaya çıkan ve halen 48.İç Güv.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinde derdest bulunan ihaleye müteselsilen fesat karıştırmak suçundan vaki davada, Askeri Savcı tarafından davacının 1 nci sicil üstü hakkında 9.2.2000 tarihinde suç duyurusu talebinde bulunulduğu, bu suçun ortaya çıkartılıp yargıya intikalinde davacının büyük katkısının olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının 1 nci sicil üstünün, kendisine danışılmadan davacı tarafından ilgili mercilere konunun iletilmesinden duyduğu hoşnutsuzluğun da etkisiyle davacı üzerindeki baskısını arttırdığı, tüm bu gelişmeler sonrasında Sahil Güvenlik Komutanlığınca bölgedeki her üç komutanın atanmasının teklif edildiği ve DzKK.lığınca da mevcut bu olgu ve saptamalar bir idari zaruret kabul edilerek, önce davacı, bir-iki ay sonra da diğer subaylar hakkında atama işlemi tesis edildiği, ne var ki yukarıda saptanan olgu ve maddi vakıalar karşısında Sahil Güvenlik Komutanınca yazılan 16.6.1998 tarihli yazının TSK.'ne Mensup Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmeliğin 24/f maddesi kapsamında değerlendirilmesine imkan olmadığı, aynı şekilde ortada anılan Yönetmeliğin 3/f, 12/g, 13 ve 24/m kapsamında bir idari, asayiş ve sair zaruri sebepler in de davacı yönünden gerçekleşmiş sayılamayacağı, dolayısıyla davacının garnizon hizmet süresini tamamlamadan atama işlemine tabi tutulmasının sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığı ve iptali gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Davacının aynı atama işlemi nedeniyle duyduğunu öne sürdüğü manevi zarara karşılık talep ettiği manevi tazminat istemine gelince:
Gerek Danıştay'ın gerekse de mahkememizin yerleşik kararlarında, yargı organlarının idareye nazaran daha geniş bir yorum ve takdir yetkisine sahip olmaları itibariyle, içtihat yoluyla, idarenin bir mevzuat hükmüne verdiği anlamı değiştirmek suretiyle, idareye ne yolda uygulama yapması gerektiğine işaret edebileceği, diğer bir deyişle mevzuat hükümlerinin idarece iyi niyetle ve ciddi surette farklı yorumlanmasından doğan ve bilahare idari yargı organınca hukuka aykırı şekilde nitelenen işlemlerden dolayı bir tazminat talebine hukukilik atfedilemeyeceği, yani bu hallerde idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmayacağı genel kabul görmüş bulunmaktadır. Kanunların yorumundaki ve olayların değerlendirilmesindeki fark nedeniyle doğan zarar olarak da nitelendirilebilen ve kimi yargı kararlarında içtihadi hata şeklinde ifadesini bulan bu istisnai hallerde, işlemin sonuçta hukuka aykırı görülmesi, aynı işlem nedeniyle bir tazminat talebine dayanak teşkil edememektedir.
Bu açıklama ışığında dava konusuna dönüldüğünde; çeşitli yazışmalar, disiplin ikazı, Sahil Güvenlik Komutanı gibi Sahil Güvenlik Komutanlığının en üst komuta makamının uyarı yazısı ve nihayetinde atama teklifine dayalı ve Atama Yönetmeliğinin 24/f, 3/f, 12/g, 13 ve 24/m maddelerinde belirtilen ve ilk nazarda şeklen gerçekleştiği konusunda idari birimlerce bir nitelendirme yapılması doğal kabul edilebilecek hizmette verimsizlik , idari, asayiş, zaruri nedenler hallerine dayalı bir atama işleminde Dairemizce de ilk değerlendirmede hukuka aykırı bir yön görülmemesi, ancak karar düzeltme aşamasında sunulan birtakım belgelerin de ışığında dosyanın yeniden ele alınıp değerlendirilmesi ve sonuçta anılan mevzuat hükümleri ile olayların değerlendirilmesine farklı bir boyut getirilmesi ve ancak tüm bu gelişmelerin sonunda bir hukuka aykırılığın mahkememizce saptanabilmesi karşısında; idarece iyi niyetle ve hizmet gerekleri ön plana alınarak yapılan yorum sonucu tesis edilen atama işleminin içtihadi hata ya dayalı olduğu açıkça kabul edilmelidir ve yukarıda yapılan açıklama karşısında da bu somut olgu, idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hukuki neden olarak karşımızda bulunmaktadır. Varılan bu tespitin doğal sonucu olarak da, gerçekte var olduğu bir gerçek olmakla beraber, davacının manevi zararının idarece tazminine hukuken imkan olmadığı kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının görevinden alınmasını gerektiren herhangi bir hukuki neden gerçekleşmeden ve garnizon kalış süresini tamamlamadan Gölcük garnizonuna atanma işlemi sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı görüldüğünden, işlemin İPTALİNE,
2- Aynı atama işlemi nedeniyle davacının manevi tazminat istemi hukuka uyarlı görülmediğinden; manevi tazminat isteminin REDDİNE,
3- Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi nedeniyle 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin taraflar arasında 1/2 oranında paylaştırılmasına, buna göre sarf edilen 6.900.000.-TL (Altımilyondokuzyüzbin lira) posta giderinin 1/1'si olan 3.450.000.-TL (Ücmilyondörtyüzellibin lira) ile davacının peşin yatırmış olduğu 13.240.000.-TL (Onüçmilyonikiyüzkırkbin lira)'nın 1/2'si olan 6.620.000.-TL (Altımilyonaltıyüzkırkbin lira)'nın davacı üzerinde bırakılmasına, davacının peşin yatırmış olduğu harçtan geriye kalan 1/2'sinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına, ancak genel bütçeye dahil davalı idare 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca, harçtan muaf olduğundan, ayrıca harca hükmedilmesine yer olmadığına, 1/2'ye tekabül eden 6.620.000.TL (Altımilyonaltıyüzkırkbin lira)'nın istemi halinde davacıya iadesine, sarf edilen posta giderinin geriye kalan 1/2'si olan olan 3.450.000.-TL (Üçmilyondörtyüzellibin lira)'nın davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4- Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca saptanan 30.000.000.-TL (Otuzmilyon lira) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy