(926 S. K. m. 113, 118) (1602 S. K. m. 21) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 3.7.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 22.9.2000 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; müvekkili subayın Lüksemburg'da 3 yıllık yurtdışı daimi görevinin dolması nedeniyle 2000 yılı genel atamalarında Türkiye'ye dönmek durumunda olduğunu, ancak sınıfı itibariyle davacının H.bölge sırasında olmadığı halde KKK. lığının 17.5.2000 tarihli genel atamaları ile 3.Ordu İs.Bşk. lığına (Erzincan) atandığını, Atama Yönetmeliğinin 24 ncü maddesinin amir hükmüne karşın davacıya II. bölge için muhtemel ya da kat'i bir yazılı tebligatın yapılmadığını, işlemin salt bu yönü itibariyle şekil unsuru bakımından hukuka aykırılıkla sakatlandığını, II. bölge sırasında olup kendilerine muhtemel şark tebligatı yapılan iki albayın atamalarının ertelenmesinin hukuka aykırı düştüğünü, her iki subayın da ifa ettikleri görev itibariyle kilit personel sayılabilmelerine imkan olmadığını, ayrıca davacının oğlunun Lüksemburg'da üç yıldır bir Fransız Okulunda eğitim gördüğünü, oysa II. bölgede Fransızca eğitim veren herhangi bir okul mevcut olmadığından, davacının bu atamayla ailevi bakımdan da mağduriyete uğratıldığını, dolayısıyla tesis edilen atama işleminin şekil, sebep ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırı olduğunu belirterek; iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının iki ayrı yürütmenin durdurulması talebi, yasal unsurları taşımaması nedeniyle AYİM Nöb. Dairesinin 23.8.2000 ve Dairemizin 10.10.2000 tarihti kararları ile reddedilmiştir.
Dava dosyası ile savunma ekinde gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının KKK.lığı Ted.D.Bşk.lığı emrinde görev yapmaktayken 9.12.1996 tarihinde yurtdışı daimi göreve seçilerek NAMSA Türk İrtibat Heyeti Kuzey Depo İrt.Sb.lığına (Lüksemburg) atandığı ve 20.8.1997 tarihinde bu görevine başladığı, 2000 yılı itibariyle 3 yıllık görev süresinin dolduğu, Şubat 2000 ayı içerisinde gerek Türkiye'de görev yapan TSK.personeline, gerekse de yurtdışı daimi görevdeki personele kat'i/muhtemel II.bölge hazırlık tebligatlarının yapıldığı, bu meyanda Gnkur.Bşk.lığınca 17.2.2000 tarihinde çekilen mesaj emrinde kendilerine II.bölge tebligatı yapılan personel arasında davacının isminin yer almadığı, davacının sınıfında (İs.) yurtiçinde görev yapan albay rütbesindeki personelden İs.Alb ..........'a kat'i, is.Alb .......... ve İs.Alb ..........'e muhtemel II.bölge tebligatlarının yapıldığı, KKK.lığının 10.3.2000 tarihli yazısıyla içlerinde İs.Alb .......... ve İs.Alb ..........'in de bulunduğu KKK.lığı mensubu bir kısım personel hakkında, gerekçeli nedenlerle II.bölge hizmetlerinin ertelenmesi teklifinde bulunulduğu, Gnkur.Bşk.nın 30.3.2000 tarihli onayıyla teklif edilen personelin II.bölge hizmetlerinin ertelendiği, bu arada 2000 yılı II.bölge kat'i hazırlık tebligatı alan İs.Alb ..........'in emekliye ayrıldığı, kendilerine II.bölge hazırlık tebligatı yapılan isimleri yukarıda belirtilen üç istihkam Albayın da II.bölgeye gidememesi gelişmesi karşısında, Mart 2000 ayı sonlarına doğru KKK.Tayin D.İs.Tay.Sb.tarafından durumun telefonla yurtdışındaki davacıya bildirildiği, KKK.lığının 31.3.2000 tarihli yazısıyla da davacının II.bölgeye kat'i olarak gideceğine dair hazırlık tebligatının kendisine tebliğinin Gnkur.Per.Bşk.lığından istendiği, ancak bu tebligat yazısının her ne sebeple davacıya tebliğ edilmediğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, KKK.lığının 17.5.2000 tarihli genel atamaları ile davacının bulunduğu yurtdışı daimi görevden 3.Ordu İs.Bşk.lığına (Erzincan) atandığı, davacının 24.5.2000 tarihinde KKK.lığı Tayin D.Bşk.na çektiği faksla atanmasına ilişkin birtakım yakınmalarda bulunarak, atamasının yeniden değerlendirilmesi talebinde bulunduğu, bu başvurusuna idarece herhangi bir cevap verilmediği, atama emrinin 31.5.2000 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının söz konusu atama işleminin iptali istemiyle vekili marifetiyle 3.7.2000 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının üç yıllık yurtdışı daimi görevinin sona ermesi nedeniyle, 2000 yılı genel atamalarında Türkiye'ye döneceği kuşkusuzdur. Keza, kendisinin II. bölge hizmeti sıralamasında, İs.Albaylar arasında 4 ncü sırada olduğu hususunda da herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. Davada sorun, kendisine II. bölge hazırlık tebligatı yazılı olarak yapılamayan davacının, II. bölgeye atanmasının hukuka uyarlı düşüp düşmediğinde düğümlenmektedir.
Davalı idarece, İs.Alb.sınıf/rütbesine ilişkin II. bölge kadro ihtiyacı 2000 yılı için (1) olarak saptanmış ve bu (1) kadro ihtiyacı için, II. bölge sırasında olan albaylardan 1 nci sırada olan İs.Alb ..........'a kat'i, İs.Alb .... ve İs.Alb ..........'e ise muhtemel olmak üzere toplam 3 personele II.bölge hazırlık tebligatı yapılmıştır. (1) boş kadro için (3) misli personele hazırlık tebligatı yapılmasında idareye atfedilebilecek bir özen eksikliği ya da gayri tabiilik olmadığı açıktır. Ne varki, kendilerine tebligat yapılan bu 3 kişiden 1 nci sırada olan isteği üzerine emekliye ayrılmış; diğer ikisinin II. bölge sıraları ise, yapılan teklif üzerine Genelkurmay Başkanınca ertelenmiştir. Bu durumda, sıralamada 4 ncü olan davacının II. bölgeye atanma durumu zorunlu olarak gündeme gelmiş ve dava konusu atama işlemi tesis edilmiştir.
926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 118 nci maddesi; Subayların ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak; memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumlara ve bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilecek bölgelere ve garnizonlara aşağıdaki esaslar da dikkat nazara alınarak sıra ile yapılır:
a) Meslek programlan, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,
b) Sağlık durumu,
c) İdari, asayiş ve zaruri sebepler,
d) İstekli bulunduğu yerler hükmünü amir bulunmaktadır. Görüldüğü üzere, tüm atamalarda anahtar ilke hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esası"dır.
Dava konusunda da, H.bölgede İs.Alb. sınıf/rütbesine ait ihtiyaç duyulan boş/boşalacak (i) adet kadronun atama suretiyle doldurulması, bu ilkenin tabii gereğidir. Nitekim davalı idare de bu yasal norm ve ilkeye uygun davranmış ve sıralamadaki ilk üç personelin II. bölgeye atanmasına hukuki imkan kalmayınca,
4. sıradaki davacıyı bu kadroya atamıştır.
Davacı, tesis edilen atama işleminin hukuka aykırı olduğu savını başlıca şu dört gerekçeye dayandırmaktadır: Birincisi, kendisine II. bölge hazırlık tebligatı yazılı olarak yapılmadığından, atama işlemi şekil yönünden hukuka aykırılıkla sakatlanmıştır. İkincisi, kendisinden önce sıralamada yer alan iki istihkam albayın II.bölge sıralarının ertelenmesi mevzuata ve hukuka aykırıdır. Üçüncüsü, bu atamada öğrenim gören çocuğunun durumu gözetilmemiştir. Dördüncüsü, atandığı görev itibariyle yurtdışı daimi görevde edindiği bilgi ve deneyim dikkate alınmamıştır.
Davacının söz konusu iddialarının sırasıyla incelenmesine gelince:
I. Davacının, kendisine II. Bölge hazırlık tebligatının yapılmamasının hukuka aykırı düştüğüne ilişkin iddiasının irdelenmesi:
Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmelik'in 24 ncü maddesinin son fıkrasında, Genel atamalarda 2 nci bölgeye gidecek personel için hazırlık tebligatı en geç Mart ayı sonuna kadar yapılır. denilmektedir.
Konunun daha detaylı olarak düzenlendiği KKK. Atanma Ve Yer Değiştirme Esasları Yönergesi'nin (KKY 52-3) 2 nci Bölge Atamaları başlıklı 4.Bölüm 4.2.maddesinde de, 2 nci bölgeye gidecek subay ve astsubay miktarları, sınıf ve branşlarına uygun olarak kadro, ihtiyaç ve o yılın muvazene planına göre tespit edilir. İstifa ve emekli miktarı dikkate alınarak sırası gelen yeterli personele her yılın en geç MART ayı sonuna kadar kafi veya muhtemel tebligatları yapılır. Ancak, asayiş v.b.zorunlu durumlarda tebligat şartı aranmaz. hükmü yer almaktadır.
Dava konusu somut olayda, II. bölgede boş olan (1) kadro için yurtiçinde görevli (3) personele (İs.Alb.'a) Şubat 2000 tarihinde tebligat yapıldığı maddi bir vakıadır. (1) boş kadro için (3) kişiye yapılan söz konusu tebligat nedeniyle, ortada sırası gelen yeterli personele yapılmış bir tebligatın varlığı kuşkusuzdur. Ancak, KKK. lığınca 10.3.2000 tarihinde yapılan II. bölge erteleme teklifi ile bu (3) kişiden 2 nci ve 3 ncü sıralardaki İs.Alb.'ların II. bölge sıralarının 30.3.2000 tarihinde Genelkurmay Başkanınca ertelenmesi, 1 nci sıradaki kat'i tebligat alan albayın da emekliye ayrılması karşısında, zorunlu olarak davacının II. bölge sırası gelmiş bulunmaktadır. Nitekim bu gelişme karşısında, durum önce KKK. lığı Tayin Dairesi İs.Tay.Sb.tarafından davacıya telefonla bildirilmiş; akabinde de KKK.lığınca 31.3.2000 tarihli bir yazı ile davacıya 2000 yılı II.bölge kat'i gidiş tebligatının yapılması Gnkur.Per.Bşk.lığından istenmiştir. Ancak,
Gnkur. Per.Bşk.lığınca bu tebligatın davacıya yazılı olarak yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davalı idare savunmasında da işaret edildiği üzere, kat'i ya da muhtemel ikinci bölge sırasının personele yazılı olarak bildirilmesindeki gerçek amaç, bu bildirim tarihi ile genel atamaların çıkacağı tarih (uygulamada Mayıs ayı) arasındaki kısa süre zarfında (uygulamada en çok 2-3 ay) personelin maddi ve manevi olarak kendisini ikinci bölgeye hazırlaması düşüncesinden ibarettir. Davanın somutunda, davacının en lehine bir kabulle, atamanın çıktığı 17.5.2000 tarihi (ki davacı Tayin D.Bşk.na çektiği 24.5.2000 tarihli faksta bunu açıkça belirtmektedir.) ile, atama emrinin baş emrine göre yurtdışındaki görevinden ilişiğinin kesileceği 1.9.2000 tarihi arasında yaklaşık 3,5 aylık bir süre olduğu açıktır ve bu süre de esasen yurtiçinde bulunan personele tanınan hazırlık süresinden fazla bir süredir. Bu durumda, davacıya II.bölgeye atanması nedeniyle yeterince bir reaksiyon (hazırlık) süresinin tanındığının kabulü kaçınılmaz bir gerçektir.
Konunun diğer bir cephesi, bu gelişen durum karşısında davacıya yazılı bir tebligatın yapılmasının mutlaka gerekip gerekmediğidir. Kendisine H.bölge hazırlık tebligatı yapılan (3) İs.Albaydan birinin emekli olması, ikisinin de H.bölge sıralarının Genelkurmay Başkanınca ertelenmesi nedeniyle 4.sırada yer almasına ve kendisine evvelce hazırlık tebligatı yapılmamasına rağmen, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esası uyarınca davacıya H.bölge hizmet sırasının gelmesi, tipik bir idari ve zaruri nedene yol açmıştır. Bir yasal kriter olan bu durumun ancak 30.3.2000 tarihli Gnkur.Bşk.erteleme onayı ile doğması karşısında, esasen Yönetmeliğin 24 ncü maddesinde sözü edilen, II.bölge hazırlık tebligatlarının en geç Mart ayı sonuna kadar yapılması gerektiğine ilişkin kuralın davacı yönünden fiilen yerine getirilebilmesine imkan olmadığı açıktır. Kaldı ki bu gibi beklenmeyen gelişmelerin vukuu halinde II. bölgeye atanma için tebligat şartının aranmayacağına ilişkin, 926 Sayılı Kanunun 118 nci maddesi (hizmetin aksatılmadan yürütülmesi) ile uyumlu KKK.Atanma Ve Yer Değiştirme Esasları Yönergesinin ilgili hükmünün açıklığı karşısında, somut olayda mevcut idari ve zaruri durum nedeniyle davacıya yazılı bir tebligatın yapılması da gerekmemektedir.
Bu bakımdan, atama işleminin şekil yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığı yolundaki iddiaya iştirak edilememiştir.
Bir an için davacıya gecikmeli de olsa yazılı bir tebligatın yapılması gerektiği kabul edilse dahi,bu somut tespitin sonuç işlem olan atamanın sıhhatine bir etkisinin olmayacağı kuşkusuzdur. Gerçekten, gerek idari yargı öğretisi, gerekse de yargısal içtihatlarda genel kabul gördüğü üzere, esası etkilemeyen şekil sakatlıkları nedeniyle sonuç işlemin iptali yoluna gidilemez. Çünkü mevcut durum karşısında davacının II. bölge sırasının geldiği sabit bir vakıa olduğundan ve esasen bu durumun netleştiği 30.3.2000 tarihi ile genel atamaların tesis edildiği 17.5.2000 tarihli arasında 1,5 aylık kısa bir süre olduğundan; yurtdışında daimi görevde olan davacıya bir yazılı tebligat yapılması halinde dahi, ortada gerçek bir hazırlık süresinin kalacağından söz edebilmeye imkan yoktur.
Kaldı ki, Mart 2000 ayı sonlarında KKK. lığı Tayin D.Bşk.lığı ilgili görevlisince davacıya bu konuda telefonla bilgi verildiği hususu, kendisinin aynı makama çektiği faks metnindeki kabulü ile sabittir. Bu bakımdan, tesis edilen atama işlemi hukuka uyarlı olduğundan, salt 1,5 aylık süre zarfında bir yazılı tebligatın yapılmamış olması, söz konusu atama işlemini sakatlamaz.
II. Kendisinden önce II. Bölge sıralamasında olan subayların ıı. Bölge sıralarının ertelenmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin davacı iddiasının irdelenmesi:
Atama Yönetmeliğinin 41 nci maddesinin ikinci fıkrası, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı karargahlarında önemli görevlerde çalışan kilit personelden bu Yönetmeliğin 46, 60, 67 ve 79 ncu maddelerinde belirtilen ikinci bölge hizmetlerini en az bir defa yapmış olanlar, bulundukları garnizonlarda azami kalma süresini doldurmuş olsalar dahi, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığının teklifi ve Genelkurmay Başkanlığının onayı ile bulundukları garnizonlardaki görevlerine devam ettirilebilirler. Önemli görev yerleri Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığının teklifleri alınarak, Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanacak yönerge ile saptanır. hükmünü taşımaktadır.
Anılan yönetmelik hükmü gereğince hazırlanan Önemli Görevlerde Çalışan Kilit Personelin Atanmalarını Erteleme Yönergesi'nin (MY:52-6) 3/f maddesinde, Genelkurmay karargahındaki Şube Müdürlüklerinden J.Başkanlıklarınca o yıl teklif edilen ve Genelkurmay II nci Başkanınca onananların; yine 5 nci maddesinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı karargahındaki önemli görev unvanları: Kara Kuvvetleri Komutanlığınca o yıl teklif edilecek ve Genelkurmay Başkanlığınca onanacak görev yerlerinin, kilit personel sayılacağı hüküm altına alınmaktadır.
Davalı idare savunması ekindeki belgelerin incelenmesinde, 2000 yılı H.bölge muhtemel atama tebligatı yapılan 2 nci ve 3 ncü sıradaki İs. Albaylar hakkında, belirtilen Yönerge hükümlerine uygun şekilde yetkili makamlarca erteleme teklifinde bulunulduğu ve Genelkurmay Başkanınca uygun görülmesi üzerine de, birisi Gnkur. Bşk.lığı karargahında, diğeri ise KKK. lığı karargahında görev yapan her iki albayın ifa ettikleri görevlerinin özelliği nedeniyle kilit personel statüsüne alındıkları görülmektedir.
Anılan Yönerge hükmü ile gerek Gnkur. Bşk.lığı karargahındakiler, gerekse de Kuvvet Komutanlıkları, J.Gn.K.lığı ve MSB.lığı bünyesinde görev yapan personelden hangi kadro görevlerinde çalışanlar için kilit personel statüsünün getirileceği konusunda teklif ve onay makamına bir takdir hakkı tanındığı açıktır ve böyle bir takdir yetkisinin tanınması, esasen hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ana ilkesinin de tabii bir gereği ve idarenin genel düzenleme yetkisinin bir yansımasından ibarettir.
Dolayısıyla, her iki İs.Alb. hakkında tesis edilen H.bölge sıralarının ertelenmesi işleminde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Davacı, her iki albayın ifa ettikleri görevlerin bu Yönerge kapsamında önemli görev yeri sayılmaması gerektiğini, dolayısıyla tesis edilen erteleme işleminin de bu nedenle hukuka aykırı düştüğünü öne sürmüşse de; bu iddiaya iştirak etmeye imkan görülememiştir. Gerçekten, Anayasa'nın 125/4 ncü maddesi ile 1602 Sayılı Kanunun 21/2 nci maddesinde, idari işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır. Mevzuat, II. bölge sıralarının ertelenmesi konusunda idareye bir takdir hakkı tanıdığından ve hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına uygun şekilde, askeri hizmetin bünyesiyle uyumlu bir tespitin yapılarak, yöntem ve esaslarının belirlenmesi tamamen Silahlı Kuvvetlerin bir iç işlemi mesabesinde olduğundan; Mahkememizce davacının bu konudaki iddialarının irdelenebilmesine ve söz konusu görev yerlerinin önemli olmayan bir görev olarak nitelendirilebilmesine ve sonuçta bu iki personelin kilit personel olmadıklarına karar verilebilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. Böyle bir tespit ve karar, yukarıda belirtilen amir mevzuat hükümlerini dikkate almayan ve takdir hakkını ortadan kaldıran bir karar mahiyetinde olacaktır.
Belirtilen nedenlerle, davacının bu konudaki iddialarına da itibar edilememiştir.
III. Atamada Çocuğunun Öğrenim Durumunun İdarece Hiç Dikkate Alınmadığına İlişkin Davacı İddialarının İrdelenmesi:
Gerek 926 Sayılı Kanunda gerekse de Atama Yönetmeliğinde, subay ve astsubayların çocuklarının öğrenim durumlarının atamada dikkate alınacağına ilişkin bir hüküm ve düzenleme yer almamaktadır. Ancak, özünde insani olan ve hemen herkesi doğrudan ilgilendiren bu konuda atamaya yetkili makamlarca duyarsız kalınmadığı, bilakis askeri hizmetin özelliği de dikkate alınarak, elden geldiğince personel lehine hareket edildiği bilinen bir husustur. Nitekim, KKK. lığı Atanma Ve Yer Değiştirme Esasları Yönergesinin 10 ncu Bölüm 3/a maddesinde, bu konuda yasal bir zorunluluk olmamasına karşın, Atanma durumuna girmiş personelin çocuklarının eğitim ve okul durumlarına bağlı istekleri Atanma İstek Formu ile açıkça belirtilmesi halinde, emsallerine nazaran avantaj sağlamamak koşuluyla, muvazene esasları, safahat, hizmet ihtiyacı ve kadro imkanları nispetinde karşılanır. şeklinde bir düzenleme getirilmek suretiyle, hukuka bağlı idare ve sosyal devlet ilkelerinin güzel bir yansıması görülmektedir.
Davacı, 2000 yılı atamalarına esas teşkil edecek Atanma İstek Formunda, çocuğunun sadece Fransızca eğitim verebilen okula kayıt olabileceğini beyan etmiş ve Ankara, İstanbul, İzmir garnizonlarından birine atanma isteminde bulunmuştur. Dosya kapsamından ise II. bölgede Fransızca eğitim veren bir okulun mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda hukuki gerekçeleri açıklanan nedenlerle, davacının kat'i II. Bölge hizmet sırasının gelmesi karşısında; salt çocuğunun öğrenim durumu gözetilerek, II. bölge yerine I.bölgeye atanabilmesine hukuken imkan yoktur. Çocuğunun öğrenim durumu, ancak safahat, hizmet ihtiyacı ve kadro imkanlarının elverişli olması halinde dikkate alınabilecektir. Keza, aynı zamanda böyle bir düşünce, davacıdan sonra II. bölge sırasında olan subayın haksız şekilde II. bölgeye atanması gibi, hukuken tecviz edilmeyecek bir sonuca yol açacaktır.
Şu halde, davalı idarece bizzarur davacının Fransızca eğitim gören çocuğunun bu durumunun dikkate alınamamasında hukuka aykırı bir yön olmadığı açıktır ve aksi yöndeki davacı iddialarına katılmaya imkan görülememiştir.
IV. Atandığı Görevin, Yurtdışında Edindiği Deneyimden Yararlanılmasına Müsait Olmadığına, Bu Nedenle İşlemin Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin Davacı İddialarının İrdelenmesi:
Davacı vekili, 926 Sayılı Kanunun 113 ncü maddesinin gerekçesini esas almak suretiyle ve birtakım örnekler göstermek suretiyle, yurtdışı daimi görevde lojistik ve tedarik konularında büyük bir deneyim kazanan davacının, edindiği bu deneyimi hiç kullanma imkanı olmayan S.Ordu İstihkam Başkanlığı kadrosuna atanmasında kamu yararı da olmadığını, oysa ülkemizde bu konularda yetişmiş personel sıkıntısı çekildiğini, bu nedenle sadece II. bölgedeki hizmet ihtiyacı gözetilerek tesis edilen atama işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını öne sürmekteyse de; bu görüşe katılmaya imkan görülememiştir.
Belli konuda yurtdışında deneyim kazanmış personelin yurtiçinde yetiştiği alanda görevlendirilmesi ideal bir düşünce olmakla beraber; bu husus ancak askeri hizmetin özellikleri dikkate alınarak uygulanabilecek tali bir düşünce olmak durumundadır. Çünkü, örneğin dava konusunda olduğu gibi, II.bölge sırasının gelmesi halinde, salt yetiştiği alana uygun bir görevlendirme yapılmasının düşünülmesi halinde, bu kez sırası gelmeyen kişiler II.bölge hizmetine çağrılacaktır. Bu ise hem eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine, hem de atamalarda sıra esasının gözetileceğine ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı düşecektir.
Bu bakımdan, bir ideali saptamaktan ibaret davacı iddialarının, atamaya esas bir faktörmüş gibi değerlendirilmesi ve buna dayanılarak tesis edilen atama işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığı iddialarının objektif bir yanı görülmeyerek, reddi yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen atama işleminde hukuka aykırı bir yön görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
KARŞI OY GEREKÇESİ
2000 yılı II.bölge sırası Gnkur.Bşk.lığınca ertelenen İs.Alb.Osman ÇETİN'in halen görev yapmakta olduğu KKK.İs.D.Bşk.İd.Şb.Md.lüğü kadrosu için, 2000 yılı öncesindeki yıllarda da erteleme teklifinde bulunulup bulunulmadığının ara kararı ile KKK.'dan sorulması, alınacak cevaba göre yapılacak değerlendirme sonucu bir kanaate ulaşılması görüşünde olduğumdan; bu karara gerek olmaksızın davanın reddine dair sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy