(926 S. K. m. 3, 30, 38) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 15, 24/a, 26)
Davacı vekili, 20.9.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 265 nci dönem karışık sınıf yedek subay olan ve 31.3.1999 tarihinden geçerli olarak Asteğmenliğe naspedilen davacının, Tunceli ili, Nazimiye ilçesi, Doğantepe mevkiinde keşif ve gözetleme görevinin ifası sırasında bölücü terör örgütü mensuplarınca tuzaklanmış RPG-7 roketinin patlaması sonucunda yaralandığı, her iki bacağının diz üstünden koptuğu ve sol gözünde görme oranının azaldığı ve yapılan tıbbi tedaviler sonucu GATA Sağlık Kurulunun 30.6.2000 tarih ve 4718 Sayılı raporu ile hakkında TSK.'nde görev yapamaz. 120 gün iş ve gücünden kalmıştır. Yaşamak için gerekli hareketleri yapamaz. Hayatını bir başkasının yardımı ile sürdürebilecek derecede maluldür. Vücutta sabit eser mevcuttur. kararı verildiği ve vazife malulü olarak emekliye sevk edildiği, 31.3.1999 tarihinde asteğmenliğe naspedilen davacının raporun kesinleştiği tarihte 15 ay hizmetinin bulunduğu, dolayısıyla Subay Sicil Yönetmeliğinin 38/a maddesinde belirtilen 11 aylık bekleme süresini tamamladığı, hastanede geçen sürenin bir aylık kısmı da dikkate alındığında fiili hizmet süresinin 2 ay 25 gün olduğu, Subay Sicil Yönetmeliğinin 15 nci maddesinin irdelenmesinde, ...ancak muharebe şartlarında üç aydan daha az süre ile çalışmalarda, sicil üstünün kanaati oluşmuşsa sicil verilebilmesi hususunun duruma göre Genelkurmay Başkanlığının uygun göreceği esaslar dahilinde belirleneceğinin vurgulandığı, bu nedenle de 2 ay 25 gün fiili hizmet süresi olan davacı hakkında sicil üstünün yeterli kanaatinin oluşması gerektiğinin süre itibariyle kabulü gerektiği, idarenin ise bekleme süresini tamamlamadığı ve terfi şartlarından olan sicil belgesinin tanzim edilememesi nedeniyle davacıyı teğmenliğe yükseltmediği ve işlemin sebep, konu ve maksat unsurları açısından hukuka aykırı olduğu ifade edilerek, iptali istemiyle bu davanın açıldığı görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 31.3.1999 tarihinde asteğmen naspedildiği, kur'a ile atandığı 9.P.Tüm.28.P.A.2.P.Tb, K.lığı Ö.P.Bl.K.lığı Emn.Tk.K.lığı (Sarıkamış) görevini ifa etmekteyken, Nazimiye/TUNCELİ'de bir operasyon esnasında 26.5.1999 tarihinde bölücü örgüt mensuplarınca döşenen bir mayına basması sonucu her iki bacağının koptuğu, her iki gözünden ağır derecede yaralandığı, uzun süren tıbbi tedavileri sonunda GATA Sağlık Kurulunca düzenlenen 30.6.2000 tarih ve 4718 Sayılı raporla hakkında TSK.'de görev yapamaz kararı verildiği, bu raporun usulüne uygun şekilde onaylandığı, Em.Snd.Gn.Md.lüğünün 14.9.2000 tarihli kararı ile vazife malulü sayıldığı ve MSB.'lığının 16.10.2000 tarihli işlemi ile 1.derece vazife malulü olarak emeklilik onayının alındığı ve bu işlemi takiben davacıya 15.8.2000 tarihinden geçerli olarak emekli aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
31.3.1999 tarihinde asteğmen naspedilen davacının yaralandığı 26.5.1999 tarihine kadar fiilen 1 ay 26 gün yedek subaylık hizmetinin bulunduğu, Subay Sicil Yönetmeliğinin 24/a maddesi gereğince, bir subay hakkında sicil düzenlenebilmesi için, o subayın o sicil süresi içinde sicil verecek amir ile birlikte en az üç ay fiilen görev yapması gerektiği, aynı Yönetmeliğin 15 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, sicil süresi içinde kurs, izin, üç. aydan az süreli geçici görev, istirahat, hastane ve hava değişimi gibi yasal mazeret sürelerinin toplam olarak bir ayının fiili görevden sayılması gerektiği, buna göre davacının 26.5.1999 tarihinden terhisine kadar hastane, tedavi ve istirahatte geçen sürelerinin bir ayının fiili hizmetinden sayılması sonucu, toplam 2 ay 26 günlük sicile esas hizmet süresinin olduğu açıktır.
Yine Subay Sicil Yönetmeliğinin 26 ncı maddesinin 5 nci fıkrasına göre, yedek subaylar için sicil belgesinin, göreve katılış tarihinden itibaren 8 inci ayın başında (davacı yönünden 1 .4.1999 olan katılış tarihi itibariyle 1.11.1999 tarihinde) düzenlenerek, en geç bu ayın sonunda Kuvvet Komutanlıkları ve J.Gn.K.lığı Personel Başkanlıklarına gönderilmesi gerektiği açıktır.
Davacı hakkında ise, bu tarihte (Kasım 1999) sicile esas toplam hizmet süresi 3 ayı bulmadığından (2 ay 26 günde kaldığından), hakkında sıralı sicil üstlerince sicil düzenlenemediği anlaşılmaktadır.
926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 30 ncu maddesinde, asteğmenlerin rütbe bekleme süresi 11 ay olarak hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Buna göre, 31.3.1999 tarihinde asteğmen naspedilen davacının, normalde 1.3.2000 tarihi itibariyle teğmenliğe nasbi gerektiği açıktır. Ne var ki bu terfi otomatik olarak değil, ancak Subay Sicil Yönetmeliğinin, Asteğmenlerin terfi esas ve şartlarını düzenleyen 38 nci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi durumunda yapılabilecektir. Bu koşullar: a) Bekleme güresini (11 ayı) tamamlamak ve b) Sicil notu veya sicil notu ortalaması, sicil tam notunun %60 ve daha yukarısı olmaktır.
Davacının 1.3.2000 tarihi itibariyle rütbe bekleme süresini tamamladığı kuşkusuzsa da, yukarıda izah edildiği üzere, 3 ay birlikte çalışma koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle, hakkında herhangi bir sicil düzenlenemediği, bu nedenle rütbesine ait liyakati saptanamadığından, hakkında teğmenliğe terfi işleminin yapılamadığı maddi bir vakıadır.
Davacı hakkındaki yukarıda izah edilen sicil işlemlerinin ve 1.3.2000 tarihi itibariyle teğmenliğe terfi işleminin yapılmamasının, o tarihteki mevzuat hükümleri karşısında hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı açıktır. Ne var ki davacının henüz emeklilik suretiyle TSK. ile ilişiğinin kesilmesinden önce (davacının 16.10.2000 tarihli MSB.onayı ile TSK.vazife malulü olarak emekli edildiğine ve kendisine Em.Snd.Gn.Md.lüğünce 15.8.2000 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığına yukarıda işaret edilmişti) 4.8.2000 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 21.7.2000 tarih ve 607 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 926 Sayılı Kanunun Rütbe Terfi Şartları Ve Esasları başlıklı 38 nci maddesine eklenen (d) fıkrası ile Yükselme sırasına girmiş bulunan subaylardan görev esnasında yaralanmaları nedeniyle uzun süreli tedaviye tabi tutulanların rütbe terfii ve rütbe kıdemliliği işlemleri; sicil notu ortalamasına göre, birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerindeki şartlar aranmadan yapılır. hükmü getirilmiştir.
Yine 926 Sayılı Kanunun 3/n maddesine göre sicil notu ortalaması, teğmenlik için, bulunulan rütbede alınan muteber sicil notlarının ortalamasıdır.
607 Sayılı KHK. ile getirilen yeni düzenleme sonrasında, bir subayın görev esnasında yaralanması nedeniyle uzun süreli tedaviye tabi tutulması halinde, bulunduğu rütbede hiç sicili olmasa da, salt rütbe bekleme süresini tamamlaması halinde, evvelce diğer rütbelerde tek müspet sicili dahi bulunsa, buna göre bir üst rütbeye terfi etmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak, dava konusunda olduğu gibi, ortada henüz hiç sicil almamış bir subay mevcutsa ne olacaktır? Pratikte, Harp Okulu neş'etli tüm subaylar Sınıf Okulları eğitiminden geçtiğinden ve buralarda da haklarında ilk sicil düzenlendiğinden, teğmen rütbesindeki bir subay yönünden de bu sorunun çıkması ihtimali pek görünmemektedir. Şu halde esas sorun, davacı konumunda asteğmen rütbesinde olup, hakkında da 3 aylık sicil düzenleme süresi dolmadan görev sırasında yaralanan subaylar hakkında ne gibi bir işlem yapılması gerektiğidir.
Davalı idare, dava konusu menfi işlemi tesis ederken 926 Sayılı Kanunun 38/d maddesini hukuki sebep olarak göstermemiştir. İşlem tarihi itibariyle de henüz söz konusu yasal düzenleme yürürlüğe girmediğinden, bu değerlendirmenin yapılmamasında bir aykırılık yoktur. Ancak nev'i şahsına münhasır olayın özelliğini, meydana gelen ağır ve telafi edilmez sonucun niteliğini ve subay statüsü fiilen sona ermeden mevzuatta yapılan değişikliği birlikte değerlendiren Kurulumuz; davacı hakkında TSK. vazife malulü olarak emeklilik işleminin tesisinden önce, davacının aşağıdaki nedenlerle teğmenliğe terfi ettirilmeme işleminin hukuka aykırı düştüğü sonucuna varmıştır. Esasen, öğreti de idare mahkemelerinin hukuk yaratma yetkisini açıkça benimsemekte, uygulama da bu yönde gelişme göstermektedir.
Öğretinin konuya bakışına gelince:
- ...İdare hukuku sahasına giren bir meselenin hallinde idari mevzuat kafi gelmediği takdirde, meselenin hükmünü Medeni Kanun veya Borçlar Kanununda aramaya imkan yoktur. Bu takdirde hukukun ana prensiplerine ve temel kaidelerine istinat edilerek meselenin içtihat yoluyla halledilmesi icap edecektir... (Sıddık Sami ONAR, İdare Hukukunun Umumi Esasları, C.I, İstanbul 1966, s. 112)
- ...İdare hukukunun mevzuunu teşkil eden çeşitli, insicamsız hadiseler, faaliyetler ve bunların bir kısmına taalluk eden metinler, kod haline gelemeyeceği için, bu hukuku oluşturacak ve geliştirecek olan ancak içtihatlardır... (Onar, C.I, s.450)
- ...İdare Mahkemeleri birer hakkaniyet ve içtihat mahkemesi durumunda bulundukları cihetle, gösterilen sebebin... hukukun aradığı kuvvet ve mahiyette bir vakıa olup olmadığını aramak vazifesi ile mükelleftirler... (Onar, C.I, s.297)
Görüldüğü üzere, öğreti, bir hakkaniyet ve içtihat mahkemesi olan İdare Mahkemesinin, önüne gelen uyuşmazlıkta somut bir norm bulamaması durumunda, hukukun genel ilkelerinden de yararlanmak suretiyle içtihat yaratarak çözüm getirme yetkisine sahip olduğunu belirtmekte; esasen bu husus Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz şeklinde ifadesini bulan Anayasa'nın 36 ncı maddesinin açık ve amir hükmünün doğal bir sonucu olması itibariyle, mahkememizce de dikkate alınması zorunlu bir hukuki gerçek olarak benimsenmektedir.
Davaya konu somut olayda, 2 ay 26 gün sicile esas hizmet süresi olduğu için hakkında asteğmenlik sicili düzenlenmesine fiilen imkan olmayan, 16.10.2000 tarihi itibariyle TSK. vazife malulü olarak TSK. ile emeklilik suretiyle ilişiği kesildiği için de hakkında bir daha yedek subaylık sicili düzenlenmesi mümkün bulunmayan davacının, sicil notu ortalaması koşulu aranmaksızın teğmenliğe terfi ettirilmesi düşüncesinin benimsenmesi, yukarıda değinilen bilimsel görüşlere ve hakkaniyet ilkesine uygun düşecektir. Diğer bir deyişle, bir daha telafisi imkanı olmayan bu sui generis olay karşısında, bir hakkaniyet ve içtihat mahkemesi olduğunda kuşku bulunmayan Dairemizce, sicil düzenlemeye esas birlikte çalışma (öngörülen mazeretler dahil 3 ay) süresi dolmadan, görev nedeniyle yaralanması nedeniyle hakkında sicil düzenlenemeyen davacı hakkında sicil notu ortalaması koşulunun ne şekilde anlaşılması gerektiği konusundaki doğabilecek bir boşluk ve tereddüdün, davaya özgü bu içtihadımızla doldurulması yoluna gidilmiş ve davacı yönünden sicil notu ortalamasının aranmaksızın, emeklilik işlemi öncesinde teğmenliğe terfi ettirilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Esasen 607 Sayılı KHK. den sonra Subay Sicil Yönetmeliğinde bu yönde bir değişikliğin de henüz yapılmamış olması karşısında, dava konusu gibi hususlara çözüm getirilmesi de ihtimal dahilindedir. Çünkü bir teğmene dahi Sınıf Okulunda aldığı tek sicille bir üst rütbeye terfi imkanı tanıyan yasa koyucunun, davacı gibi vatan savunması uğrunda canını ortaya koyarak onulmaz sakatlığa duçar olan bir yedek subay yönünden, salt Yönetmelikte öngörülen bir en az 3 ay birlikte çalışma koşulu olmaksızın bir üst rütbeye terfiini engellemeyi düşündüğünü ve öngördüğünü kabul edebilmeye imkan görülememiştir.
Dairemizin 25.1.2000 tarih ve E.1999/629, K.2000/70; 16.5.2000 tarih ve E. 1999/1092, K.2000/572 Sayılı kararları ile de, benzer yöntem benimsenmek suretiyle işlemlerin iptali yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının TSK. vazife malulü olarak emekliye şevkinden önce teğmenliğe terfi ettirilmemesi işlemi sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı görüldüğünden, İŞLEMİN İPTALİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Bilindiği üzere, Subay Sicil Yönetmeliğinin Asteğmenlerin terfi esas ve şartları başlığını taşıyan 38 nci maddesi, Asteğmenlerin terfi esas ve şartları aşağıda belirtilmiştir:
a) Bekleme süresini tamamlamak,
b) Sicil notu veya sicil notu ortalaması, sicil tam notunun %60 ve daha yukarısı olmak. şeklinde düzenleme getirmiştir.
Yine Subay Sicil Yönetmeliğinin 15 nci madde 1 nci fıkrası, Bir sicil üstü, asil veya her ne suretle olursa olsun vekil olarak, o görev yerinde sicili düzenlenecek kimse ile beraber rütbesi değişmedikçe, o sicil dönemi içerisinde fiilen en az üç ay görev yapmadıkça sicil düzenleyemez., ikinci fıkrası ise, Sicil süresi içinde kurs, izin, üç aydan az süreli geçici görev, istirahat, hastane ve hava değişimi gibi yasal mazeret sürelerinin toplam olarak bir ayı, fiili görevden Sayılır. hükmünü, keza 24 ncü madde (a) fıkrası ise, Bir subay hakkında sicil düzenlenebilmesi için; o subayın, o sicil süresi içinde, sicil verecek amir ile birlikte en az üç ay fiilen görev yapması şarttır. hükmünü amir bulunmaktadır.
926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 30 ncu maddesinde asteğmenlerin bekleme süresi 11 ay olarak belirlenmiştir.
926 Sayılı Kanunun Rütbe terfi şartları ve esasları başlıklı olan ve subayların genel terfi şartlarını düzenleyen 38 nci maddesinde, 4 Ağustos 2000 tarih ve 24130 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 607 Sayılı KHK. ile bazı değişiklikler ve ilaveler yapılmış olup, birinci fıkranın (b) bendi; Rütbeye mahsus normal bekleme süresinin binbaşılarda üç, albaylarda iki yıllık diğer rütbelerde üçte ikisi oranında, kıdem alanlar için fiili bekleme süresinin (albaylar hariç) binbaşılarda iki yıllık diğer rütbelerde üçte ikisi oranında yıllık sicili bulunmak şeklinde yeniden düzenlenmiş, ikinci fıkraya ilave edilen (d) bendi de Yükselme sırasına girmiş bulunan subaylardan görev esnasında yaralanmaları nedeniyle uzun süreli tedaviye tabi tutulanların rütbe terfii ve rütbe kıdemliliği işlemleri, sicil notu ortalamasına göre birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerindeki şartlar aranmadan yapılır. hükmünü getirmiş bulunmaktadır.
Yukarıda ifade edilen yasal düzenlemeler çerçevesinde dava konusuna dönüldüğünde; 265.Dönem Karışık Sınıf Yedek Subay olarak 31.3.1999 tarihinde asteğmenliğe naspedilen ve kullandığı 15 günlük mehil iznini müteakip 15.4.1999 tarihinde kur'a ile atandığı 9 ncu P.Tüm.28 nci P.A.2 nci P.Tb.6 nci P.Bl.K.lığı emrine katılan davacının, Nazımiye/TUNCELİ'de 26.5.1999 tarihinde icra edilen bir operasyon sırasında bölücü örgüt mensuplarınca tuzaklanan bir rokete basması sonucu iki ayağının kopması şeklinde yaralanmasını müteakip GATA Sağlık Kurulunca düzenlenen 30.06.2000 tarih ve 4718 sayılı raporla hakkında TSK.'nde görev yapamaz kararı verildiği, davacının asteğmen olarak nasbedilip kıt'asına katıldığı tarihten yaralandığı tarih olan 26.5.1999 tarihine kadar 3 aylık çalışma koşulunun bulunmamasından dolayı hakkında sicil düzenlenemediği ve sicil yokluğu nedeniyle de teğmenliğe terfi ettirilmediği görülmektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin yukarıda ifade edilen 15 ve 24 ncü maddeleri nedeniyle, gerek sicil düzenleyecek amirin gerekse hakkında sicil düzenlenecek personelin üç ay birlikte çalışmış olmaları zorunlu bir koşul durumundadır. 31.3.1999 tarihinde asteğmen naspedilen davacının yaralanarak malul olduğu 26.5.1999 tarihine kadar, yasal mazeret süresinin bir ayı da hesaba katıldığında üç ay fiilen görev yapma şartını yerine getiremediği ve bu nedenle de hakkında sicil düzenlenemediği görülmektedir. Sicili bulunmayan asteğmenlerin terfi edemeyeceği Subay Sicil Yönetmeliğinin 38 nci maddesinin amir hükmü olması karşısında da, davalı idarece tesis edilen terfi ettirilmeme işleminde mevzuata ve hukuka aykırı bir duruma rastlanılmamıştır.
4 Ağustos 2000 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 607 Sayılı KHK.'nin 6 ncı maddesi ile 926 Sayılı Kanunun 38 nci madde ikinci fıkrasına ilave edilen (d) bendinin irdelenmesinde de, davacı lehine bir sonuca ulaşmak mümkün görülmemektedir. Zira, yukarıda içeriği zikredilen söz konusu düzenlemede açıkça ....sicil notu ortalamasına göre yapılır. hükmü ile daha Önce sicil almış, ancak tedavileri nedeniyle hizmetten uzakta kalması nedeniyle bulunduğu rütbede sicili olamayanlara terfi hakkı getirilmiş bulunmaktadır. Halbuki davacımızın tek bir sicili dahi bulunmamaktadır.
Ayrıca 926 Sayılı Kanunun 45 nci madde 1 nci fıkra (a) bendine göre, subayların kademe ilerleme şartları şunlardır:
1- Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak,
2- Bulunduğu rütbede ilerleyebileceği bir ileri kademe bulunmak,
3- Sicil notu, sicil tam notunun %60 ve daha yukarısı olmak.
Yukarıdaki şartları haiz olan subaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar, (c) bendine göre ise; Kademe ilerlemesinin nasıl yapılacağı ve onay makamları, Subay Sicil Yönetmeliğinde gösterilir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin 18 Ağustos 2000 tarih ve 24144 Sayılı Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren değişik 72 nci maddesi ise; Öğrenim, kurs, hava değişimi, istirahat, tedavi sebepleriyle sicil belgesi düzenlenemeyenler ile sicil değerlendirme ve denetleme kurulu vasıtasıyla veya başka bir şekilde sicil notu iptal edilenlerin kademe ilerlemeleri, personelin sicil notu ortalamasına göre yapılır. ancak bu işlemde kullanılan sicil notu ortalaması, personelin o yıla ait sicil notu olarak değerlendirilmez. Bunlardan, özlük dosyaları Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlıklarında bulunanların kademe ilerlemesi işlemi ve onayı, bu Yönetmeliğin 70 nci maddesi esaslarına göre adı geçen personel başkanlıklarınca yapılır.
Haklarında düzenlenmiş geçerli sicil belgesi bulunmayanların kademe ilerlemeleri, olumlu bir sicil tanzim edilinceye kadar yapılmaz. Olumlu sicil tanzim edilince, emsalleri tarihinden geçerli olarak kademe ilerlemesi yaptırılır. hükmünü amirdir.
Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, kademe ilerlemesi yapabilmek için bile, geçerli bir sicilin mevcudiyeti aranmakta ve hatta öğrenim, kurs, hava değişimi, istirahat, tedavi sebepleriyle haklarında sicil düzenlenemeyenlerin kademe ilerlemesine tabi tutulması için daha önce tanzim edilmiş bir olumlu sicil belgesinin bulunması koşulu zorunlu iken, yukarıda da ifade edildiği gibi statü değişikliği yaratan terfi işleminde sicil şartının ihmal edilebilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki davacının şahsa münhasır mağduriyeti yaklaşık 2,5 aylık bir hizmetine rağmen vazife malullüğü maaşı bağlanarak giderildiği gibi, 17.5.2000 tarih ve 24052 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4557 Sayılı Kanunun 1 nci maddesi ile 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununa ilave edilen 77 nci maddenin (4.10.2000 tarihli ve 24190 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 624 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kelime değişikliği yapılmıştır.) (a) bendinde bu tür gazi ve şehit yakınlarının özlük haklarına, hakkaniyete çok uygun bir düzenleme getirilerek, görevdeki emsalleri gibi her yıl kademe ve her üç yılda bir derece yükselme imkanı getirilerek istisnai bir durum da, zaten yasal olarak yaratılmış bulunmaktadır. Ancak böyle bir düzenleme getirilmemiş olsa idi, bu gerekçelerle yeni tanınan sosyal hakların yorum yoluyla tanınmasına genişletici bir yorumla dahi hukuken imkan olmazdı. Ancak görevde yaralanma derecesi, buna bağlı olarak yapılması, yasal olarak gereken sosyal yardımların miktar ve boyutunun belirlenmesinde esas alınması, ayrıca statü hukukunun terfie ilişkin hükümlerini ve sisteme egemen olan ilkeleri de değiştirdiği anlamına gelmez.
Bu nedenlerle davalı idarece teğmenliğe terfi ettirmeme şeklinde tesis edilen işlemde hukuka ve ilgili yasal düzenlemelere aykırılık bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine karar veren sayın çoğunluk kararına iştirak edemedik. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy