(1602 S. K. m. 40, 45/A)
Davacı vekili 10.9.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili piyade teğmenin Kara Harp Okulu mezuniyetini takiben gönderildiği Piyade Okulundaki Subay Temel Kursunda M. dersinden başarısız olduğunu, sınavlardan hemen sonra Eğirdir Dağ ve Komando Okulunda açılan komando kursuna katılarak, bu kursu tamamladığını, 20.6.2000 tarihinde Piyade Okuluna döndüğünde, M. dersinden kurul kararı ile kendisine bir sınav hakkı daha verildiğini öğrendiğini ve yol yorgunluğuna rağmen 21.6.2000 tarihinde sokulduğu bu sınavda başarısız duruma düştüğünü, oysa KKK. Sınıf Okulları Yönergesinin ilgili hükümleri uyarınca, yapılacak sınavlardan önce en az bir hafta süre tanınması gerektiğini, anılan Yönerge hükmünün ihlali sonucu dava konusu işlemin tesis edildiğini, davacıya yeni bir sınav hakkı verilmesi ve hukuka aykırılığın düzeltilmesi amacıyla 6.6.2001 tarihinde idareye yaptıkları başvuruya idarece yasal süre içinde bir cevap verilemediğini, dolayısıyla tesis edilen başarısızlığa dayalı rütbe bekleme süresinin uzatılması işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde;
1999 nasıplı P.Tğm ...................... olan davacının, Kara Harp Okulu mezuniyetini takiben 51 nci dönem Piyade Subay Temel Kursunu görmek üzere Piyade Okul Komutanlığı emrinde eğitim - öğretime başladığı, 1999-2000 Eğitim ve öğretim yılında M. dersinden (20) not almak suretiyle başarısız duruma düştüğü, bu dersten yapılan bütünleme sınavında (1) not alması nedeniyle yine başarısız olduğu, davacıyla birlikte toplam 4 kursiyerin bütünleme sınavında başarısız olması ve sınıfta kalmaları karşısında P.Ok. Ders Kurulunca dört kursiyere de bir kurtarma sınav hakkı tanındığı, davacının iştirak ettiği bu kurtarma sınavında da (9) not almak suretiyle yine başarısız olduğu, davacı dışındaki diğer üç kursiyerin de kurtarma sınavından başarısız duruma düştükleri, 20.6.2000 tarihinde toplanan P.Ok. Ders Kurulunca, içlerinde davacının da bulunduğu 4 kursiyer teğmenin başarısızlık nedeniyle kurs kaybetmelerine ve müteakip eğitim-öğretim yılında açılacak Subay Temel Kursuna katılmalarına karar verildiği, P.Ok. Komutanınca da onaylanan bu kararın 16.11.2000 tarihinde KKK. lığına bildirildiği, KKK. lığının 23.11.2000 tarihli işlemiyle, 926 sayılı Kanunun 36/b maddesi gereğince davacının söz konusu kursta başarısız olması nedeniyle, kursta geçirdiği 10 ay 12 günlük süreden dolayı teğmenlik rütbe bekleme süresinin bir yıl uzatılmasına karar verildiği, bu kararın 7.12.2000 tarihinde imzası karşılığı davacıya tebliğ edildiği, bu tarihten yaklaşık altı ay sonra davacı vekilinin 6.6.2001 tarihinde KKK. lığına yazılı olarak başvurarak, müvekkilinin kurul kararıyla tanınan kurtarma sınavına hazırlanması için ilgili Yönerge uyarınca en az bir haftalık süre tanınması gerekirken, komando kursundan döndüğü tarihten bir gün sonra sınava sokularak başarısız duruma düşürüldüğünü, bunun hukuka aykırı olduğunu ifade ile, kendisine yeni bir sınav hakkı tanınması talebinde bulunduğu, bu başvuruya idarece 60 gün içinde herhangi bir cevap verilmemesi nedeniyle, davacının rütbe bekleme süresinin bir yıl uzatılması işleminin iptali istemiyle 10.9.2001 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
İdare hukukunda süre kamu düzeninden olduğundan ve gerek davalı idare savunmasında, gerekse de Başsavcılık Düşüncesinde dava açma süresinin geçtiği öne sürüldüğünden; öncelikle süre konusunun irdelenmesine geçilmiştir.
Gerek davalı idare, gerekse Başsavcılıkça farklı görüşler serdedilerek davada süre bulunduğu öne sürüldüğünden; önce rütbe bekleme süresinin uzatılması işleminin hukuki mahiyetinin ve ardından davada süre olup olmadığının irdelenmesi gerekli bulunmaktadır.
926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 36 ncı maddesinin (b) fıkrasında Silahlı Kuvvetler hesabına veya izinli olarak yurt içinde veya yurt dışında her çeşit öğrenim, kurs ve staja gönderilen subaylardan, öğrenim, kurs veya stajlarını bu kanun hükümlerine göre hazırlanacak yönetmelikte gösterilen süre ve şartlar içinde bitiremeyen, başarısızlık veya diğer sebeplerle bu yönetmelikte gösterilen sürelerden fazla sınıfta kalmak suretiyle bu süre içerisinde bitirmelerine imkan olmayan, üniversiteler, yüksek okullar veya sınıf okulları yönetmeliklerine göre öğrencilikle ilişikleri kesilen, devamsızlık, başarısızlık, uygunsuz hallerinden dolayı eğitimlerine son verilen veya devre kaybedenlerin öğrenim, kurs veya stajda kaldıkları süreler kadar bekleme süreleri uzatılır...denilmektedir.
926 sayılı Kanunun 36/b maddesinde belirtilen eğitim, öğretim ya da kursta başarısızlık nedeniyle rütbe bekleme süresinin uzatılması işleminin, iki ayrı işlemden oluştuğu ve bunlardan birincisinin eğitim, öğretim ya da kursta başarısız sayılma işlemi, diğerinin ise başarısız geçen süre kadar rütbe bekleme süresinin uzatılması şeklindeki olumsuz işlem olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Öğretide genel kabul gördüğü üzere, zincir işlemler kuramına karşıt olarak geliştirilen ayrılabilir işlemler kuramına göre, zincirin parçası durumundaki halka işlemler ile nihai işlem arasındaki bağın zayıf ve çözülebilir nitelikte olması halinde, bu işlemlerin zincirden koparılarak, bağımsız olarak iptal davasına konu yapılabileceği ilkesi benimsenmiştir. (İdari İşlemin Kimliği, Ankara 1990, s. 123)
Dava konusu bakımından da Mahkememizin uzun yıllardır süregelen istikrarlı uygulaması, bu iki halka işlemden birincisinin (eğitim, öğretim ya da kursta başarısız sayılma), nihai işlem olan rütbe bekleme süresinin uzatılması işleminden ayrılabilir nitelikte olduğu, ilk halka işlemin nihai işlemle zayıf ve çözülebilir bir hukuki bağla bağlı bulunduğu, dolayısıyla ayrı bir iptal davasına konu yapılabileceği yolundadır. Aynı kuramın doğal bir yansıması olarak, ilgili personel, icrailik, kesinlik ve yürütülebilirlik özelliklerini gösteren, ileride tesis edilecek nihai işleme de (rütbe bekleme süresinin uzatılması) kesin dayanak teşkil edecek olan bu halka işleme (başarısızlık olgusuna) karşı süresinde ayrı bir iptal davası açmadığı takdirde, yapay sıhhat kazanacak olan bu işlemin ileride iptalini talep etme imkanını da yitirmiş olacak ve yalnızca nihai işlemi (birleşme - işlemi) dava konusu yapabilecektir. (AYİM. Drl. Krl.20.12.1990 tarih ve E.1989/16, K.1990/11; AYİM.1.D.26.2.1991 tarih ve E.1990/1393, K.1991/600 sayılı kararları)
Ne var ki, uygulamada, normalde bulunulan rütbenin son yılında tesis edilmesi gereken rütbe bekleme süresinin uzatılması işlemine ait bildirimlerin, bu işlemin hukuki nedeni olan olgunun (eğitim, öğretim ya da kursta başarısızlık) hemen akabinde yapıldığı görülmekte olup; bu bildirimin, rütbe bekleme süresinin uzatılması (ileride başarısız kalınan süre kadar geç terfi edileceği) işlemi bakımından, dava açma süresinin başlangıcını teşkil edeceği de kuşkusuzdur. Nitekim, kademe ilerlemesi yapamayacağı, rütbe terfiinin yapılmayacağı yolundaki idari işlem bildirimleri de genellikle, bu işlemlerin tesis tarihi olan 30 Ağustostan çok önce yapılmaktadır ve bu takdirde, söz konusu işlemlere karşı açılacak iptal davalarının süre başlangıcı olarak 30 Ağustos tarihi değil, söz konusu tebligatların yapıldığı tarih esas alınmaktadır. Dava konusu bakımından da durum aynıdır: Davalı idare, normalde 30.8.2002 tarihinde üsteğmenliğe terfi etmesi gereken davacıya, Subay Temel Kursunda başarısız olması nedeniyle, bu kursta geçen 10 ay 12 günlük süre gözetilerek, teğmenlik rütbe bekleme süresinin bir yıl uzatıldığına (30.8.2003'te üsteğmenliğe terfi edebileceğine) ilişkin işlemi 7.12.2000 tarihinde davacıya tebliğ etmiştir.
Şu halde, zincir işlem kuramı yönünden, davacının kursta başarısızlık işlemi bakımından, bu olgunun kurul kararı ile saptandığı 20.6.2000 tarihinden itibaren ya 60 gün içinde doğrudan iptal davası açması ya da aynı süre içinde ihtiyari başvuruda bulunup, akabinde dava açma süresi içinde dava ikame etmesi gerektiği; zincirin ikinci halkası ve nihai işlem olan teğmenlik rütbe bekleme süresinin bir yıl uzatılacağına ilişkin 23.11.2000 tarihli işleme karşı ise, bunun tebliğ tarihi olan 7.12.2000 tarihinden itibaren aynı hukuki yollara başvurması gerektiği açıkça ortadadır. Ancak davacı, her iki işleme karşı da 1602 sayılı Kanunda öngörülen ve sayılan yollardan hiçbirine başvurmamış; ilk işlemin (kursta başarısızlık) üzerinden bir yıl, ikinci işlemin (rütbe bekleme süresinin uzatılması) üzerinden ise yaklaşık 6 ay geçtikten ve her iki işleme karşı dava açma süreleri sona erdikten sonra, vekili marifetiyle 6.6.2001 tarihinde davalı idareye yaptığı başvuruya cevap alamaması nedeniyle, nihayet 10.9.2001 tarihinde AYİM'de bu davayı açmıştır. Görüldüğü üzere, her iki işleme karşı dava açma süreleri geçirildikten sonra yapılan başvurunun düşen süre yi ihya edici bir mahiyeti olmadığı gibi; davada süre aşımı bulunduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; 1602 sayılı Kanunun 40 ve 45/A maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy