(205 S. K. m. 26/a)
Davacı, 28.5.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; rahatsızlığı nedeniyle bir süre tedavi gördükten sonra GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.nin 3.11.2000 tarihli raporuyla TSK.'da görev yapamaz. Fikren çalışır, bedenen çalışamaz denildiğini ve bu rapora istinaden emekliye ayrıldığını, bu nedenle davalı kurumdan tam ve daimi maluliyet yardımı talebinde bulunmasına karşın, bu isteminin davalı kurumca haksız şekilde reddedildiğini belirterek; söz konusu işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı sivil memurun geçirdiği muhtelif rahatsızlıklar nedeniyle bir dizi tıbbi işleme tabi tutulduğu, son olarak GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.Sağlık Kurulunun 3.11.2000 tarih ve 15412 sayılı raporuyla Geçirilmiş Koroner By-Pass operasyonlusu, sol böbrek disfonksiyon, komplikasyon yapmış hipertansiyon teşhisiyle, 1.TSK.'da görev yapamaz. 2.Fikren çalışır bedenen çalışamaz. 3.Vücut fonksiyon kayıp oranı %87'dir. kararı verildiği, bu raporun onaylanmasını takiben 25.4.2001 tarihinde davacının adi malulen emekliye sevk edildiği ve OYAK Gn. Md. lüğünün 22.5.2001 tarihli işlemiyle Sağlık durumunuz 205 sayılı Yasaya göre incelenmiştir. Durumunuz söz konusu Yasanın 26 ncı maddesinin gerektirdiği şartlan sağlamadığından, tarafınıza maluliyet yardımı yapılması mümkün değildir. Gerekçesiyle davacının isteminin reddedildiği, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için 28.5.2001 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
205 Sayılı OYAK Kanununun 26/a maddesinde düzenlenen tam ve daimi maluliyet yardımını doğuran hukuki nedenler kaza, hastalık veya sakatlık olmak üzere üç halde de gerçekleşebilir. İki paragraf halinde düzenlenen bu fıkrada her iki paragrafa da eşit şekilde etkili kurucu unsur; kaza, hastalık veya sakatlığın bir işle meşgul olmak imkanından kafi surette mahrum kalma sonucunu doğurması ve bu halin bir sağlık kurulu raporuyla ortaya konulmuş olması koşuludur. Bu nedenle, anılan fıkranın (26/a) ikinci paragrafında belirtilen tedavisi gayri kabil daimi hastalıklar ve tedavisi gayri kabili tedavi olduğu sağlık kurulu raporuyla belirlenip, kurumca da vazifeye devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklarda da söz konusu ortak unsurun gerçekleşip gerçekleşmediği aranmak durumundadır.
Davacının sağlık kurulu raporuyla saptanan arızası hastalık kaynaklı olup; hastalığının tedavisinin mümkün olmadığı ve kurumca da vazifeye devamına imkan vermediği anlaşıldığından, kendisine bu hastalığı nedeniyle tam ve daimi maluliyet yardımı yapılabilmesi için gerekli olan kurucu unsurun da mevcudiyetine bakılması gerekli bulunmaktadır.
Bu durumda ise karşıya çözümü gereken iki husus çıkmaktadır: Birincisi, sağlık kurulu raporunda belirtilen Fikren çalışır, bedenen çalışamaz ibaresine ne anlam verilmelidir? İkincisi, rapora düşülen Vücut fonksiyon kayıp oranı %87'dir şerhinin, söz konusu saptamaya etkisi var mıdır, varsa ne ölçüdedir?
Sırasıyla bu sorunları ele alıp irdelemekte yarar görülmektedir.
Birinci sorunun çözümünde dikkate alınması gereken ana unsur, 205 Sayılı Kanunun 26/a maddesinde belirtilen bir işle meşgul olmak imkanından kafi surette mahrum kalma halinin gerçekleşmesi gerekliliğidir. Nitekim davacı hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporunda bedenen çalışamaz denilmek suretiyle, davacının bedenen bir işle meşgul olma imkanından yoksun olduğu açıkça ifade edilmiştir. Ne varki, fikren çalışabilir ibaresi, soruna yeni bir alt sorun açabilecek mahiyettedir. Davacı, TSK. bünyesinde sivil memur olarak görev yapan bir kişi olup, anılan Sağlık Kurulu raporunda belirtilen rahatsızlıkları itibariyle, bedeni çalışması haricinde, yetiştirilme ve istihdam amacı doğrultusunda fikri olarak görev ifa edebileceği bir formasyonu haiz olmadığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Esasen, 205 Sayılı Kanunun 26/a maddesinde yer almayan, davalı kurumca geliştirilen ve ilgili hastane sağlık kurullarından sürekli istenmesi nedeniyle, bu makamlarca da raporlara dercedilmesi usul haline gelmiş söz konusu ibarenin (fikren çalışabilir/çalışamaz) bir işle meşgul olmak imkanından kat'i surette mahrum kalma halinin tamamlayıcı bir unsuru gibi değerlendirilmesinin hukuki dayanağı olmadığı açıktır. Dolayısıyla de, davacı yönünden sağlık raporuna dercedilen fikren çalışabilir ibaresinin, bir önemi olmadığı kuşkusuzdur. Şu halde, saptanan hastalığı itibariyle bedenen çalışma imkanını yitirdiği anlaşılan davacının, bir işle meşgul olma imkanından kat'i surette mahrum kaldığını kabulde hukuki zaruret bulunmaktadır.
İkinci soruna gelince: Vücut fonksiyon kayıp oranlarını belirten tespitlerin başlıca uygulama alanı, kısmi maluliyet halinde, ödenecek kısmi maluliyet yardımı oranını göstermesi gibi bir kolaylığa imkan vermesidir. Diğer bir deyişle, sözgelimi davacının arızası kaza kaynaklı olup, kazanın sebebiyet verdiği rahatsızlık %87 vücut fonksiyon kaybına yol açsaydı; bu saptama bir anlam ifade edecek ve yapılacak kısmi maluliyet yardımı bu orana göre saptanacaktı. Ne var ki, dava konusunda olduğu gibi, ortada bir tam ve daimi maluliyet hali söz konusuysa; artık yazılan bu nev'i bir ibare ya da tespit bir anlam ifade edemeyecektir. Bir işle meşgul olmak imkanından kat'i surette mahrum kalma hali ile vücut fonksiyon kaybı arasında bir illiyet bağı kurulması gerekli olmadığı gibi, bu halin gerçekleşmesi için vücut fonksiyon kaybı oranının %100 olması gerektiği gibi bir düşünceye hukukilik atfedilemez. Çünkü vücut fonksiyon kaybı ile bir iş yaparak hayatını kazanma tamamen farklı kavramlardır ve kişinin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli bazı işleri (yemek yeme, tuvalet, basit ihtiyaçlarını karşılama vb.) yapabilmesi, 205 Sayılı Kanunun 26/a maddesi anlamında onun bir işle meşgul olmak imkanından kat'i surette mahrum kalmadığını ortaya koymaz. Dolayısıyla, davalı idarenin aksi yöndeki beyanlarına itibar edilememiştir.
Şu halde, davacı yönünden tam ve daimi maluliyet yardımı yapılması içi yasada öngörülen tüm koşullar yerine gelmiş olduğundan; davacının iddialarını hukuka uygunluğunda kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle; davacıya tam ve daimi maluliyet yardın yapılmaması işlemi sebep unsuru yönünden hukuka aykırı görüldüğünde İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy