(5434 S. K. Ek m. 18) (2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı, 2.7.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; astsubay statüsüne girmeden önce 4.1.1982-30. 10.1984 tarihleri arasında SSK.'natabi olarak 979 gün prim ödemek suretiyle çalıştığını, 14.1.1999 tarihinde davalı idareye yazılı olarak başvurarak, söz konusu hizmetinin 5434 sayılı Kanunun EK-18 nci maddesi uyarınca intibakında değerlendirilerek, buna göre kademe ilerlemesinin yapılması isteminde bulunduğunu, bu isteminin KKK. lığının 3.2.1999 tarihli işlemiyle reddedildiğini, oysa dava dilekçesine eklediği T.C.Em.Snd.Gn.Md.lüğünün 15.8.1997 tarihli yazısında da açıkça belirtildiği üzere, bu sürenin intibakında dikkate alınması gerektiğini, aksine tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası Genel Sekreterlikçe, davalı idarenin süre uzatımı istemi ile ilgili bir karar verilmek üzere Dairemize gönderilmişse de; davanın Mahkememizin görevi dışında bulunduğu saptandığından, aşağıdaki nedenlerle davanın görev yönünden reddi yoluna gidilmiştir.
Anayasa'nın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş, 20.07.1992 günlü ve 1602 Sayılı Kanunun 25.12.1981 günlü ve 2568 Sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 Sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erlerle sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Görevli yargı yerinin belirlenmesi yönünden, idari işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığının tespiti için, işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Genel görevli idari yargı kolu işlevini sürdürürken özel görevli Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kurulması, 1602 Sayılı Kuruluş Kanununun gerekçesinde de belirtildiği gibi askeri hizmetin genel idari ölçülere göre farklı yapısı ve askeri hizmete ilişkin işlemlerin bu alanda uzman bir kurulca denetlenmesi ihtiyacından kaynaklanmıştır.
Eğer idari işlemin tesisinde, asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural gerek ve gelenekleri göz önünde tutularak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemin askeri nitelikli olduğu kabul edilmelidir. Bu halde işlem askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yargı görevinin genel görevli idari yargıya ait olacağı kuşkusuzdur.
Dava konusunda, davacının halen statüde bulunan bir asker kişi (astsubay) olması itibariyle asker kişiyi ilgilendirme koşulunun mevcut olduğu anlaşılmakla beraber; davacının 5434 sayılı Kanunun EK-18 nci maddesi uyarınca SSK.'na tabi olarak geçirdiği sürelerin aylık intibakında değerlendirilip kademe ilerlemesi yaptırılıp yaptırılmayacağına ilişkin ihtilafın askeri açıdan değerlendirilecek herhangi bir yönünün mevcut olmadığı açıktır. Gerçekten, anılan ihtilaf sadece Silahlı Kuvvetler mensupları için değil, 5434 sayılı Kanuna tabi diğer tüm kamu görevlileri bakımından da söz konusu edilebilirlik özelliğine sahiptir. Bu bakımdan, SSK.'na tabi hizmeti sonrasında memuriyet statüsüne giren ve Emekli Sandığı iştirakçisi sıfatına giren bir Devlet Dairesinde görevli memur için doğabilecek benzer bir ihtilafta hangi ölçü ve kriterler uygulanacaksa, davacı yönünden de aynı hususların dikkate alınıp değerlendirileceği, diğer bir deyişle de dava konusu işlemin askeri açıdan değerlendirilebilecek bir yönünün bulunmayışı itibariyle askeri idari yargının ihtisas alanına giren bir uyuşmazlığın davada söz konusu olmadığı görülmektedir. Bunun doğal sonucu olarak da, davada askeri hizmete ilişkinlik unsurunun mevcut olmadığı açıktır ve bu nedenle de genel idari yargının görev alanına giren dava konusu, mahkememizin görevi dışında kalmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu genel idari yargının görev alanı içinde kaldığından, davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy