(926 S. K. m. 36, 67, 83)
Davacı, 24 Mayıs 2001 tarihinde AYİM'de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde lisansüstü eğitimini 13 Haziran 2000 tarihinde tamamladığını, kıdem talebinde bulunduğunu, talebinin ret edildiğini belirterek, işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyada bulunan belgelerin incelenmesi neticesinde, davacının jandarma astsubay statüsünde iken Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde İktisadi Gelişme Bilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamladığı, bu eğitimi nedeniyle kıdem verilmesi için idareye yaptığı başvuruya, 926 sayılı TSK. Personel Kanunu'nda astsubaylara yüksek lisans kıdemi verileceğine ilişkin bir düzenleme olmaması nedeniyle olumsuz cevap verildiği anlaşılmıştır.
Davalı idare süre aşımı iddiasında bulunmuş ise de; davalının, kıdem verilmeyeceğini bildirir ret cevabını 30 Mart 2001 tarihinde tebliğ ettiği ve 24 Mayıs 2001 tarihinde de iptal davası açtığı, dolayısıyla 50 günlük sürenin geçirilmediği anlaşıldığından, idarenin süreye yönelik görüşlerine itibar edilmemiştir.
Bilindiği gibi, 926 sayılı TSK. Personel Kanunu bir statü kanunudur. Bu kanunda yer almayan veya farklı statüde kişilere uygulanması öngörülen düzenlemeler sebep gösterilerek ilgililerin herhangi bir hak talep etmeleri hukuka uygun bir talep olarak değerlendirilemez. Konuya ilişkin 926 sayılı Kanunun 36ncı maddesi, Kanunun beşinci kısmının ikinci bölümünde yer almakta olup bu kısmın başlığı Subay terfileri şeklindedir. Madde başlığı ise Nasıp Düzeltilmesidir. Astsubaylara ilişkin düzenlemeler ise aynı Kanunu'nun 67nci maddesinden itibaren başlamakta ve gerekli görülen yerlerde subaylara ilişkin maddelere atıflar yapılmaktadır. Astsubayların nasıp düzeltilmesi ile ilgili Kanun maddesi 83ncü madde olup, bu maddede nasıp düzeltilmesi konusunda 36ncı maddenin (a), (b), (e) bentlerine atıf yapılmasına karşılık, dava konusu yüksek lisans kıdemine ilişkin 36ncı maddenin (d) bendine atıf yapılmamıştır. Dolayısıyla Kanun Koyucu böyle bir düzenlemeyi öngörmemiştir. Eşitlik ilkesine aykırılıktan bahsedilebilmesi için aynı statüde olanlara farklı hükümlerinin uygulanması söz konusu olmak gerekir. Diğer bir deyişle, farklı hukuki statüdeki kişilere farklı kurallar uygulanması, Anayasanın eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmemektedir. Böyle bir uygulama da mevcut olmadığına göre; yasal dayanağı olmayan bir kıdemin davacıya verilebilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Esasen Dairemizin istikrar bulmuş kararları da bu yöndedir. (AYİM.1.D.nin 21 Eylül 1994 gün ve 1994/277 E.,1994/1129 K.ile 9 Ekim 2001 gün ve 2001/645 E., 2001/1060 K.sayılı Kararları)
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy