(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 5)
Davacı, 17 Nisan 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Kara Harp Okulundan Jandarma subayları arasında 5 nci, Jandarma Sınıf Okulundan ise 3 ncü olarak mezun olmasına rağmen emsalleri arasında kıdem sıralamasında gerilerde olduğunu, bunun sebebinin 1995 ve 1996 sicil döneminde 1 nci sicil üstü olan Tb.K.nın bir yakını için açtırmış olduğu idari tahkikatı durdurmaması olduğunu tahmin ettiğini, dava konusu yıllarda başarılı görevler yaptığını, başarılarından dolayı kasıtlı olarak kendisine takdir yazmayan Tb.K.nın kendi Bölüğündeki yeni Kıt'aya çıkmış Teğmeni ödüllendirdiğini, Tb.K.nın kendi bölüğünden uzakta olduğunu, yakın çalışma içinde bulunduğu Şihan Üs K. ile yakın birliklerde görev yapan personelin yazılı beyanlarını da 02 Temmuz 2001 tarihli cevaba cevap dilekçesine ekleyerek 1995 ve 1996 yılı 1 nci sicil üstünün sübjektif değerlendirmelerle sicil takdir etmiş olabileceğini, kendisini çok iyi tanımayan 2 nci sicil üstlerinin de 1 nci sicil üstünden etkilenerek sübjektif sicil değerlendirmelerinde bulunabileceğini belirterek 1995 ve 1996 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü sicil notları ile varsa olumsuz kanaatlerinin iptali istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Davacıya ait Kuvvet Komutanlığında bulunan özlük, Kıt'a özlük, sicil belgeleri ve sicil defterlerinin incelenmesi neticesinde, 30.08.1990 tarihinde jandarma Teğmen olarak Türk Silahlı, Kuvvetlerinde göreve başlayan davacının sicil almaya başladığı 1991 yılından dava konusu 1995 yılına kadar çok iyi seviyede sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edildiği, dava konusu 1995 ve 1996 yıllarında ise iyi seviyede sicil notları, 1996 yılı 2 nci sicil üstü hariç olumsuz kanaatler ile takdir edildiği, dava konusu yıllarda davacının herhangi bir takdiri yada ceza ve uyarısının bulunmadığı, dava konusu sicil döneminden sonra davacının sicil üstleri tarafından çok iyi ve mükemmel seviyede sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edildiği, davacının 31 Mayıs 1994 tarihinde Tb.K.V. tarafından yazılı olarak uyarıldığı, ancak bu konuda herhangi bir savunma ve tebligatın bulunamadığı, 27 Mayıs 1999 tarihinde 23-24 Şubat 1998 tarihli memuriyet görevini ihmal suçundan J.Gn.K.lığı Askeri Mahkemesinde açılan davadan beraat ettiği, davacının askerlik safahatı boyunca 2 adet J.Gn.K.lığı Eğitim ve Öğretim Şerit Rozeti ile ödüllendirildiği ve 8 adet yazı ile takdir edildiği görülmektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 nci maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C.Anayasa'sının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C.Anayasa'sının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tesbit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notlan ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Bu açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde, davalı idarenin süre aşımı konusunda iddiası, sicil işlemlerinde yazılı bildirim yapılması söz konusu olmadığından sürenin ilgilinin iptali istenen işleme muttali olduğu tarihten itibaren başlayacağı uygulamada kabul edilen bir düşünce olduğu, kıdem sıra kitabındaki değişiklikleri bilmenin sicilleri bilmek anlamına gelmediği, bu hususun AYİM 1 nci Dairesinin yerleşik kararlarından olduğu, bu nedenle davada süre aşımı olmadığı, davacının 1995 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü ile 1996 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü tarafından takdir edilen sicil notlarının davacının sicil safahatı ile uyumlu olmadığı, sicil üstleri tarafından takdir edilen sicil notlan ile olumsuz kanaatleri destekleyecek mahiyette davacıya herhangi bir ceza, ikaz gibi adli bir işlem yapılmadığı, bu nedenle bu sicillerin Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde düzenlenmediği, somut sebep ve gerekçeleri ortaya konulmaksızın verilmiş sübjektif siciller olduğu kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1- 1995 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü tarafından takdir edilen sicil notu ve olumsuz kanaatlerinin İPTALİNE,
2- 1996 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü tarafından takdir edilen sicil notunun İPTALİNE,
3- 1996 yılı 1 nci sicil üstü tarafından takdir edilen olumsuz kanaatlerinin İPTALİNE,
4- 1996 yılı 2 nci sicil üstü tarafından olumsuz kanaat takdir edilmediğinden, olumsuz kanaatin iptali istemiyle açılan davanın esası hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy