(926 S. K. m. 110)
Davacı, 11.09.2001 tarihinde Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi kaydına ve 21.09.2001 tarihinde AYİM Başkanlığı kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; Türk Silahlı Kuvvetlerinde Astsubay olarak görev yapmakta iken, açılan sınavları kazanarak TSK. Personel Kanununun 109 ncu maddesindeki şartlarla muvazzaf subay olarak naspedildiği, yüzbaşılık rütbesindeki 6 yıllık bekleme süresini tamamlamasına rağmen TSK. Personel Kanununun 110 ncu maddesi uyarınca bir üst rütbeye terfi edemediğini, mahiyetindeki astların zaman içinde amiri konumuna gelmesinin emir komuta zincirinde sıkıntılara sebep olduğunu, astsubaylık statüsünde başarı göstererek subay statüsüne geçirilenlere, bu statüde bulunanlara göre eşit haklar tanınmamasının Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu beyan ederek yüzbaşılıktan daha üst rütbeye yükseltilmemesi işleminin iptaline karar verilmesi talebiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Davalı idare davanın süresi geçirildikten sonra açıldığını ileri sürmüştür. Bilindiği üzere, 926 Sayılı Kanunun 110 ncu maddesinin son fıkrasında hüküm altına alınan rütbe tahdidinin kaldırılması imkanı konusundaki talep hakkının herhangi bir süreye tabi olmaması, ilgililerin her zaman haklarında bu fıkra hükmünün tatbikini istemelerinin doğal bulunması ve Kuvvetlerin Personel Temin ve Yetiştirme Planlarında bu konuda yıllara göre değişen kontenjanların da zaman zaman hizmet ihtiyaçları nedeniyle değişme ve talep üzerine ya da re'sen yeniden düzenlenebilirle olanağı karşısında, davacının yüzbaşı rütbesinde Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğü kanuni tahdidin kaldırılması için 21.03.2001 tarihli dilekçesi ile davalı idareye başvurmasında ve davacının başvurusu üzerine davalı idarece verilen cevabi yazının 24.05.2001 tarihinde davacıya tebliğ edildiği göz önüne alındığında AYİM Kanununun 86 ncı maddesi kapsamında 11.09.2001 tarihinde açılan davanın süresi içinde açıldığının kabulü gerekir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının astsubay statüsünde iken 30.8.1985 tarihinde 926 sayılı Kanunun 109 ncu maddesi uyarınca P.Tğm. rütbesi ile muvazzaf subaylığa naspedildiği ve süreleri doldurdukça bir üst rütbeye terfi ederek statüsündeki nihai rütbesi olan Yüzbaşılığa 30.8.1994 tarihinde terfi ettiği, ancak 4 yıllık herhangi bir fakülte veya yüksekokulu da bitirmediği, 21.3.2001 tarihli dilekçe ile rütbe tahdidinin kaldırılması isteminde bulunduğu, isteminin davalı idarenin 30.4.2001 tarihli cevabi yazısı ile reddedildiği, söz konusu cevabi yazının davacıya 24.5.2001 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine söz konusu menfi işlemin iptali istemiyle 11.9.2001 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile de bu davayı açtığı görülmektedir.
Bilindiği üzere, 926 sayılı Kanunun 499 sayılı KHK. ile değişik 110 ncu maddesinin son fıkrasına göre; aynı Kanunun 109 ncu maddesi hükmü uyarınca astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerden en az 4 yıl süreli fakülte veya yüksek okul bitirenlerin ihtiyaç duyulması halinde, rütbe kısıtlamasına tabi tutulmaksızın kendi sınıflarında veya öğrenimleriyle ilgili sınıflarda istihdam edilebilmeleri imkan dahilindedir. Başka bir anlatımla, 109 ncu madde hükmüne göre astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerden yüksek öğrenim görenlerin tamamının rütbe tahditlerinin kaldırılması söz konusu olmayıp, bu konuda idareye geniş bir takdir hakkı tanınmıştır. Kuşkusuz, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere askeri hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması ve objektif kriterlere dayanması gerekmektedir.
Yukarıda da zikredildiği üzere, davacı astsubaylıktan subaylığa geçtikten sonra bir yüksek okulu bitirse dahi rütbe tahdidine tabi tutulacağını bilmektedir. Davacı ise 4 yıllık herhangi bir fakülte ve yüksek okulu bitirmiş durumda dahi değildir. Dolayısıyla davacının idareye tanınan bir takdir ile kısıtlanmış rütbe tahdidi dahi söz konusu değildir. Zira bu hak yasa tarafından hiçbir şekilde davacı statüsündeki kişilere tanınmış değildir.
Davacı TSK. Personel Kanununun rütbe tahdidine ilişkin 110 ncu maddesinin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiş ise de; eşitlik ilkesi ancak eşit statüde sahip olanlar arasında söz konusu olacağından, farklı kanunlar çerçevesinde ve farklı statüde subaylığa naspedilen ve herhangi bir fakülte veya yüksekokul mezunu olmayan subaylara rütbe tahdidinin öngörülmesi eşitlik ilkesine aykırı değildir. Bu nedenle davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy