(1602 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 157) (657 S. K. m. 64)
Davacı, 31.7,2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; eşi tabip subayın 1992 yılında 600 Yt.Maraşal Çakmak Askeri Hastanesi Anestezi Uzmanlığına (Erzurum) atanması nedeniyle, kendisinin talebi üzerine 9.11.1992 tarihinde aynı hastaneye atamasının yapıldığını, 17.7.1996 tarihine kadar burada görev yapması nedeniyle 657 sayılı Kanunun 64 ncü maddesi uyarınca, kalkınmada öncelikli yöre olan Erzurum'da geçen süresi karşılığı ilave bir kademe verilmesi amacıyla davalı idareye yaptığı başvurunun reddedildiğini, redde gerekçe olarak da Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı Ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikte 1.11.1999 tarihinde yapılan değişiklikle, söz konusu imkanın bu tarihten itibaren kalkınmada öncelikli yörelerde görev yapan memurlara tanındığı hususunun ifade edildiğini, dolayısıyla tesis edilen işlemin eşitlik ilkesi ile hukuka aykırı bulunduğunu belirterek; anılan işlem ile bunun dayanağı olan belirtilen Yönetmeliğin ilgili hükümlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası Genel Sekreterlikçe yapılan ilk inceleme sonunda, dilekçede belirtilen hususun idari davaya konu yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi istemiyle Dairemize gönderilmişse de; aşağıda belirtilen nedenlerle dava konusunun Mahkememizin görevine girmediği saptandığından, davanın görev yönünden reddi yoluna gidilmiştir.
Bilindiği üzere, AYİM.'in görev alanı Anayasanın 157 ve 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddeleri ile belirlenmiştir. Buna göre bir davanın AYİM.'nde halli için, iptale konu işlemin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bir işlem olması gerekmektedir. 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasında ise; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş, er ve sivil memurların Kanunun uygulanmasında asker kişi sayılacakları belirtilmiştir.
Samsun 100 Yataklı Asker Hastanesinde hemşire olarak çalışan davacının, 1602 Sayılı Kanunun 20/2 nci madde ve fıkrasında sayılan asker kişilerden olduğuna ilişkin herhangi bir kuşku yoktur. Ancak bu durumda bu şartın yanı sıra işlemlerin askeri hizmete ilişkin olması şartının da mevcut olup olmadığının incelenmesi gereklidir. Bu sorunun çözümünde işlemi tesis eden makamın askeri olup olmamasının önemi yoktur. Önemli olan işlemin askeri hizmete ilişkinlik vasfını taşıyıp taşımadığının tespitidir. Bunun içinde ister askeri makamlarca ister askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsun bir işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için, işlemin özelliğine, bir başka deyişle niteliğine bakmak gereklidir. İdare işlem tesis ederken kanunda sayılan bu askeri kişilerden herhangi birini göz önünde tutmuş, bu kişinin askeri yeterlilik ve yeteneklerini, tutum ve davranışlarını, askeri geçmişini, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerini; askerlik hizmetinin amacı, nedeni, görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve geleneklerini göz önünde tutarak değerlendirilmiş ise, bu idari işlem askeri nitelikli bir işlemdir. İdari işlemin yargısal denetimde askerlik mesleğinin gereklerini bilmenin önem taşımadığı hallerde, işlem askeri makamlarca tesis edilmiş olsa bile, dava görevli idare mahkemesinde çözümlenecektir. Bu durumda bir davanın AYİM'de çözümlenip çözümlenemeyeceği meselesinde çözümün, idari işlemi tesis eden makam yönünden ayrıma tabi tutulmayıp, yapılan işlemin niteliğine, askeri olma vasfının ağırlıklı olup olmadığına bakılması, görevli mahkemenin tayininde en doğru yol olacaktır.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında inceleme konusu davaya baktığımızda; davacı asker kişi sayılmakla beraber, tesis edilen işlemde konu itibariyle askeri hizmete ilişkinlik vasfının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zira işlem konusunu teşkil eden kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde mecburi hizmet olarak görev yapan memurlara her iki yılda ilave bir kademe ilerlemesi yaptırılması hususu bölgede görevli tüm devlet memurları için yerine getirilecek bir uygulama olmakla, askeri hizmeti ilgilendiren teknik detay ve ihtisası gerektiren bir yönü bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın ve 1602 Sayılı Kanunun zikredilen maddelerinde, bir davaya AYİM'de bakılabilmesinin ikinci şartı olarak belirtilen askeri hizmete ilişkin olma şartının dava konusu işlemde bulunmadığı görülmekle uyuşmazlığın çözümünde Askeri İdari Yargının görevli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, kalkınmada birinci derecede öncelikli yörede iki yıldan fazla görev yapmasından dolayı bir kademe ilerlemesi yaptırılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, davacının T.S.K.'nde görev yapan sivil memur olması nedeniyle askeri şahıs olarak nitelendirilmesi gerekmesine rağmen, uyuşmazlık konusunun askeri hizmete ilişkin bir işlem olmaması karşısında davaya bakma görevi Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait olmayıp, genel idari yargı yerine ait olduğundan, Anayasanın 157 ve 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy