(5434 S. K. m. 44)
Davacı vekili, 02.11.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara 4 ncü Ana Jet Üs K.lığı emrinde görev yaparken periyodik muayeneler sırasında Bilateral geçirilmiş fotorefraktif cerrahi teşhisi ile hakkında 22.07.1999 tarihli raporla 6/A F-4 gereği plotaja elverişli değildir. TSK SYY. nin 1 ve 2 nolu sınıflandırma çizelgesinde (+) işaretli sınıflarda yeniden sınıflandırılması uygundur kararı verildiğini, itiraz üzerine sevk edildiği İzmir Hava Hastanesinin 21.09.1999 tarihli raporu ile aynı tanı ve kararın verildiğini bunun üzerine müvekkili hakkında Emekli sandığının 06.07.2000 gün ve 2541 sayılı kararı ile adi malullük kararı verildiğini, müvekkilinin sınıf değişikliği yaparak uçak bakım sınıfına ayrıldığını, 07.07.2001 gün ve 4699 sayılı Kanunun 25 nci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 44/11 nci maddesinin değiştirilmesi üzerine müvekkilinin emekliliğini istediğini ancak kanun değişikliği gerekçe gösterilerek talebinin red edildiğini, tesis edilen işlemin idarenin istikrar ilkesine, kazanılmış haklara saygı ilkesine ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, tesis edilen işlemde kamu yararı bulunmadığını beyan ederek müvekkili hakkında davalı idarece tesis edilen adi malul olarak emekliye sevk edilmeme işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin tetkikinden davacının Eskişehir Sağ. Mua. ve Fiz.Eğt.Mrk. tarafından yapılan periyodik sağlık muayenesinde; Plotaja elverişli değildir. Yeniden sınıflandırılması uygundur. Şeklinde karar verildiği, İzmir Hava Hastanesinde yapılan itiraz muayenesinde de 21.09.1999 tarihli raporla aynı tarih ve kararın verildiği, davacı hakkında TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 06.07.2000 gün ve 2541 sayılı kararı ile Adi malullük kararı verildiği ancak davacının emekliliğini istemeyerek sınıf değişikliği talebi üzerine uçak bakım sınıfına sınıf değişikliğinin yapıldığı, 07.07.2001 gün ve 4699 sayılı kanunun 25 nci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 44/2 nci maddesinde yapılan değişiklik üzerine davacının 19.09.2001 tarihli dilekçesi ile emekliliğini talep ettiği bu talebin Hava kuvvetleri Komutanlığının 15.10.2001 tarihli yazısı ile red edilmesi üzerine davacının yasal süre içinde vekili vasıtasıyla söz konusu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Konu ile ilgili yasal mevzuat incelendiğinde; 07.07.2001 tarihinde 24455 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4699 sayılı Kanununun 25 nci maddesi ile değişik TC. Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesinin 2 nci fıkrasına göre;
Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında da Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel Kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar.
Dava konusunda davacı ile davalı idare arasındaki temel uyuşmazlık 07.07.2001 tarihli Kanun değişikliğinden önce malul hale gelen davacı açısından, vazife malulü sayılarak emekliye ayrılma istemi için bir kazanılmış hakkın var olup olmadığıdır. Bilindiği üzere idare hukuku statüler hukukudur. Statüler, koşulları önceden saptanmak suretiyle belirgin hale getirilmiş ve düzenlenmiştir. Yine bu özelliği gereği bu statülere dahil olan kişilerin önceden belirtilmiş olan koşulları kabul ettiği varsayılır ve bu statüye girdikten sonra vuku bulan olaylar, düzenlemeler, içinde bulunulan statünün koşullarına göre değerlendirilir. Öte yandan kazanılmış hak kişinin bulunduğu statüden doğan tahakkuk etmiş, kendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş kişisel haklar için söz konusudur. Davacı malul olmakla birlikte emekli olmak istememiş ve sınıf değişikliği talep etmiştir. Dolayı ile statüsü artık bu kapsamda değerlendirilecek olan davacının statüsünde kural işlemlerle hiç bir değişiklik yapılamayacağını düşünmek mümkün değildir. Öte yandan bu uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu da söylenemez. Anayasanın amaçladığı eşitlik eylemli değil; hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumları aynı, ayrı hukuksal durumları ayrı kurallara bağlı tutmakla Anayasada öngörülen eşitlik ilkesi çiğnenmeyecektir. Kişisel durumları özdeş olanlar arasında yasayla konulan kuralla değişik uygulamalar yapılması durumu somut olayda mevcut değildir. Bu nedenle eşitlik ilkesinden hareketle davacıya vazife malulü olarak emekliye sevk edilme hakkını tanımak mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy