(2709 S. K. m. 125)
Davacı, 8.1.2001 tarihinde kayda geçen yenileme ve 24.5.2001 tarihindi kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; K.K.EDOK K.lığı emrinde göre yapmaktayken 1 nci ve 2 nci sicil üstlerinin sübjektif davranışlarına maruz kaldığını ve sonunda her iki sicil üstünce hakkında Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir şeklinde sicil düzenlendiğini, bu sicilin KKK. lığınca ayırmayı esas kabul edilmeyerek, bir yıl süre ile denenmesine karar verildiğini ve KKTC.'ın atamasının yapıldığını, anılan ayırma sicilinin iptali istemiyle açtığı davamı AYİM.1.Dairesince kabul edilerek, anılan sicilin iptaline karar verildiğini, iptal edilen bu sicil nedeniyle büyük maddi ve manevi zarara maruz kaldığını, bu meyanda serbest meslekle uğraşan nişanlısının işyerini Kıbrıs'a taşıma imkan olmadığından, evliliklerini iki yıl süre ile ertelemek zorunda kaldığını, Kıbrıs'ta görev yapan subay ve astsubayların ikamet ettikleri konukevlerinin lojman statüsünde olmaması, keza evli olmayanlara konukevi tahsis edilmemesi nedeniyle evlilik için satın aldığı ev eşyalarını Ankara'da bırakmak mecburiyetinde kaldığını Ankara'da tuttuğu eve aylık 500 Amerikan Doları karşılığında toplam 2.034.000.000.TL para ödediğini, bir süre sonra ev eşyalarının satmak zorunda kaldığını, Kıbrıs'ta yeniden ev eşyası aldığını ve bunlar için 1.000.000.000.TL harcama yaptığını, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında küçük rütbeli olduğu için Orduevinde kalamadığını, birlik içinde kalması da uygun olmadığından Kıbrıs'ta bir ev kiralamak zorunda kaldığını, burada kira sözleşmelerinin şifahi yapılması şeklinde bir uygulama olduğundan, kontratı sözlü yaptığını, kira bedeli olarak aylık 150 İngiliz Sterlini üzerinden 6 ay boyunca bu eve toplam 900.000.000.TL kira ödediğini, nişanlısının Ankara'da oturması nedeniyle görüşebilmek üzere Kıbrıs'tan Ankara'ya gitmek için yaptığı yol masraflarının da ayrı bir zarar kalemini oluşturduğunu, iki sene boyunca gidiş ve dönüş olmak üzere toplam 1.000.000.000.TL yol masrafı yaptığını, böylelikle Türkiye'ye oranla aşırı pahalı bir yer olan Kıbrıs'ta günlük harcamaları çok fazla olduğundan, göreve başladığı tarihten bugüne dek yukarıda belirttiği zararlarıyla birlikte toplam maddi zararının 7.500.000.000.TL olduğunu, ayrıca anılan işlem nedeniyle büyük acı ve üzüntü duyduğunu ve bu sebepten uğradığı manevi zararın da tazmini gerektiğini belirterek; 7.500.000.000.TL maddi, 7.500.000.000.TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hükmen tazminini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile Dairemizin evvelce karara bağlanmış E.2000/593 sayılı işi bitmiş dava dosyasının incelenmesinde; davacı subayın K.K.EDOK K.lığı emrinde görev yapmaktayken sıralı sicil üstlerince 8.2.1999 tarihinde Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir sicili düzenlenerek ayırma işleminin başlatıldığı, K.K.K.lığı Personel Başkanlığında teşkil ettirilen Komisyonda durumunun görüşülmesi sonucu, davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemini gerektirecek nitelik ve yeterlikte olmadığı belirtilerek, Subay Sicil Yönetmeliğinin 92/a maddesi uyarınca bir yıl süreyle denenmesinin uygun olacağına karar verildiği, bu karar gereğince de davacının 14 Mayıs 2000 tarihli KKK. genel atamalarıyla deneme amacıyla KTBKK. lığı Loj.Ds.Gr.57001.Müht.Brl.İk.Tk.K.lığına atamasının yapıldığı, davacının sıralı sicil üstlerince hakkında düzenlenen ve ayırma işlemi yapılmadığı için Subay Sicil Yönetmeliği gereğince (20) nota tahvil edilen ayırma sicilinin iptali istemiyle 5.7.1999 tarihinde Mahkememizde açtığı davanın AYİM.1.Dairesinin 12.9.2000 tarih ve E.2000/593, K.2000/787 sayılı kararı ile kabul edilerek, sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı görülen işlemin (ayırma sicilinin) iptaline karar verildiği, anılan kararın 28.9.2000 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının iptal edilen bu işlem nedeniyle uğradığını öne sürdüğü 7.500.000.000.TL maddi ve 7.500.000.000.TL manevi zararın tazmini istemiyle 9.11.2000 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı, dilekçe reddi kararı sonrasında, bu kararın 2.1.2001 tarihinde kendisine tebliğinden itibaren (30) günlük yasal süre içinde 8.1.2001 tarihinde davacının davasını yenilediği anlaşılmaktadır.
Öğretide ve idari yargı uygulamasında tartışmasız bir şekilde genel kabul gördüğü üzere, iptal kararı sakat (Hukuka aykırı) işlemi geriye yürür bir biçimde ortadan kaldırır. İptal edilen bir tasarruf hiç yapılmamış sayıldığından iptal kararı da zorunlu olarak geçmişe etkili karakter taşır. Geri yürürlük ilkesini gerçekleştirerek ortaya çıkmış olan hukuka aykırılıkların kaldırılabilmesi için, iptal kararı üzerine sakat işlemin yapılmasından önceki hukuksal durumun geri gelmiş olacağı ilkesinden yararlanılır. Bu kuram ve kabulün doğal sonucu olarak ta, örneğin kamu görevlisinin statüsüne son verme işleminin iptalinde; bu kimse hiç görevinden ayrılmamış gibi değerlendirilerek açıkta geçirdiği sürelere ilişkin tüm aylık ve özlük haklarına tam müstahak olduğu ya da dava konusu ayırma sicilinin iptalinde olduğu gibi bu işlem nedeniyle uğranılan bir kısım maddi zararların belgelenmiş olması koşuluyla giderilmesinin gerekeceği kabul olunmalıdır. Esasen Danıştay ve AYİM.'nin istikrarlı kararları da bu kabul ve görüş yönündedir. (Örn. Dan.5.D.24.4.1996; E. 95/4152, K.96/1717, AYİM 1 D. 9.4.1996; E.95/1029, K.96/293, 2.4.1996; E.95/1066, K.96/271, 10.12.1996; E.96/754, K.96/1037, 21.5.1996, E.96/344, 96/427, Drl.Krl.28.1.1995; E.95/34, K.95/29, AYİM.1.D.nin 9.5.2000; E. 1999/1183, K.2000/554 ve AYİM.1.D.nin 17.10.2000 tarih ve E.2000/161, K.2000/951 sayılı kararları)
Bu açıklama ışığında, davacının söz konusu hukuka aykırı ayırma sicili nedeniyle, varsa gerçek maddi zararlarının ve bu arada koşullan mevcutsa duyduğu manevi acı nedeniyle maruz kaldığı manevi zararın davalı idarece tazmini gerektiği izahtan varestedir.
Bu nedenle, öncelikle davacının talep ettiği maddi zarar kalemlerinin ele alınıp irdelenmesi gerekli bulunmaktadır.
Davacının talep ettiği maddi zarar kalemleri ve değerlendirilmesine gelince:
1- Ayırma Sicili Nedeniyle Kıbrıs'a Denenme Amacıyla Atanan Davacının Ankara'daki Ev Eşyalarının Muhafazası İçin Tuttuğu Ev İçin Ödediği Kira Bedelleri Nedeniyle Uğradığını Öne Sürdüğü Zarar.
Davacı, bu başlık altında, hukuka aykırılığı AYİM iptal kararıyla saptanan ayırma sicili nedeniyle, henüz daha iki yıl görev yapabilecekken Ankara garnizonundan alınıp, Kıbrıs'a atandığını, Kıbrıs'a getiremediği ev eşyalarının muhafazası için aylık 500 USD karşılığı bir ev kiraladığını ve 6 ay süreyle bu eve toplam 3000 USD ödediğini, bunun Türk parası karşılığının ise 2.034.000.000.TL olduğunu belirterek, bu zararının tazmini gerektiğini öne sürmektedir. Ev eşyalarını Kıbrıs'a nakletmeme gerekçesi olarak da, evli olmayanlara Kıbrıs'ta misafirhane tahsisi yapılmadığını belirtmektedir.
Davacının 8 yıllık bir garnizon mesabesindeki Ankara'da 6 ncı yılını doldurmasını takiben Kıbrıs'a idarece atanmasının hukuki nedeni; hakkında sıralı sicil üstlerince düzenlenen ayırma sicilinin ayırmaya yeterli görülmeyerek nota tahvil edilmesi ve sicil tam notunun %60'ının altında olan bu not nedeniyle de, Atama Yönetmeliğinin amir hükümleri gereğince denenmek amacıyla bir başka garnizona gönderilmesidir. Bu işlem yapılırken de, davacının son doldurduğu Atama İstek Formundaki Ankara dışındaki ilk tercihi olan Kıbrıs gözetilmiş ve buraya ataması yapılmıştır.
Davacının safahatında yedi adet disiplin cezasının bulunduğu, ancak bunların davacı hakkında ayırma işlemi tesisine yeterli olmadığı esasen KKK. lığınca da saptandığından, hakkında ayırma işlemi tesis edilmemiş; ancak o tarihte yürürlükte olan Subay Sicil Yönetmeliği hükümleri uyarınca idarenin re'sen, düzenlenmiş bir sicili (ayırma sicili dahil) iptal etme yetkisi olmadığından, (20) nota dönüştürülen bu sicil, bağlı yetki gereği atama işlemine hukuki temel teşkil etmiştir. Mahkememiz ise sıralı sicil üstlerince takdir edilen bu sicili hukuka uyarlı bulmayarak, iptali yoluna gitmiştir.
Ne var ki, başlangıçta düzenlenen ayırma sicilinin doğal sonucu olarak tesis edilen bu atama işlemi nedeniyle davacının bu kalemde talep edilen maddi zararının gerçekleşmiş kabul edilebilmesi için, talep edilen zarar ile idari işlem arasında uygun bir illiyet bağının yanı sıra, zararın haklı, makul ve tazmini gerekli bir zarar mesabesinde olması gerektiği de, sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir. Konuya bu açıdan yaklaşıldığında, davacının Ankara'daki ev eşyalarını Kıbrıs'a getirmemesinin haklı ve makul kabul edilebilmesine imkan görülmediği gibi; herhangi bir depo, akraba yanı vb. yerde muhafazası yerine aylık 500 dolar gibi fahiş ve bir subay maaşıyla bağdaşmayacak derecede nispetsiz bir bedel karşılığı kiralanan evde muhafazasının gerçek zarar kalemi olarak da kabulüne imkan görülmemiş ve bu yöndeki talebin tazmini gerekli bir zarar mesabesinde olmadığı değerlendirilerek, reddi yoluna gidilmiştir.
2- Davacının Kıbrıs'ta Yeniden Satın Aldığı Ev Eşyaları Bedeli Olarak Uğradığını Öne Sürdüğü Maddi Zarar:
Davacı, bu başlık altında, Ankara'da kiraladığı evde muhafaza ettiği ev eşyalarının idame masrafının fazla olması nedeniyle, bunlara satmak zorunda kaldığını, bu nedenle Kıbrıs'ta yeniden satın aldığı ev eşyaları için ödediği 1.000.000.000.TL maddi zararının doğduğunu öne sürerek, bu meblağın da tazminini istemektedir.
Zarara yol açtığı öne sürülen işlemle (Kıbrıs'a atama) doğrudan sebep-sonuç ilişkisi içinde olmayan, aynı zamanda makul, haklı ve tazmini gerekli bir zarar olarak nitelendirilmesi imkanı bulunmayan bu talebin de haksızlığı çok açık olup; reddi cihetine gidilmiştir.
3- Kıbrıs'ta Kiraladığı Daire Nedeniyle Altı Ay Süreyle Davacının Ödediği Kira Bedelleri Dolayısıyla Uğranıldığı Öne Sürülen Zarar:
Davacı, bu başlık altında, Kıbrıs'ta evli olmadığı için kendisine konut tahsisi yapılmadığını, yaz aylarında Orduevinden de istifade ettirilmediğini, kışlada da kalması mahzurlu olduğundan, kiraladığı bu eve altı ay süreyle aylık 150 İngiliz Sterlini karşılığı toplam 900.000.000.TL kira ödediğini belirterek; bu zararın tazminini talep etmektedir.
Herhangi bir yazılı belgeye dayanmadığı gibi, Kıbrıs'ta bekar da olsa her rütbeli personele en azından misafirhaneden yararlanma imkanının tanınması, davacının misafirhane ya da Orduevinden yararlanma yerine kendi özgür iradesiyle dışarıda ev kiralaması karşısında; bu başlık altında talep edilen zararın da, doğrudan atama işleminden kaynaklanan bir zarar olarak nitelendirilmesine imkan görülmemiş ve gerçekleştiği öne sürülen bu zarar nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirir bir nedenin bulunmadığı kanaatine varılarak, bu istemin de reddi kararlaştırılmıştır.
4- Türkiye'deki Nişanlısını Görmek Üzere Kıbrıs'tan Türkiye'ye Gidiş - Geliş Yol Giderleri Dolayısıyla Davacının Uğradığını Öne Sürdüğü Zararlar:
Davacının iki yıllık Kıbrıs görevi süresince yılda iki kelden olmak üzere toplam dört kez Ankara'daki nişanlısını görmek üzere Kıbrıs-Ankara gidiş-dönüş uçak biletleri ve diğer yol giderleri yapacağı varsayımına dayalı olarak talep edilen ve toplam 1.000.000.000.TL olarak gerçekleşeceği öne sürülen bu zarar kaleminin, tamamen faraziyeye dayalı, sorumluluk hukuku esaslarına göre tazmini gerekli bulunmayan, haklılık ve malullük unsurlarını taşımayan, aynı zamanda atama işlemi ile de doğrudan illiyet bağı içinde bulunmayan özelliği karşısında tazminine imkan görülmemiş ve reddedilmiştir.
5- Türkiye'ye Oranla Pahalı Bir Ülke Olduğu Belirtilen Kıbrıs'ta, Atama Nedeniyle Fazladan Yapılan Günlük Harcamalar Dolayısıyla Uğranıldığı Öne Sürülen Zarar:
Davacının bu başlık altında talep ettiği ve toplam 2.566.000.000.TL tutarında olduğu anlaşılan maddi zarar kaleminin sorumluluk hukukunda yeri olmadığı gibi, bir insanın ister Ankara'da olsun ister Kıbrıs'ta olsun yapacağı günlük harcamalar nedeniyle idarenin ne şekilde bundan sorumlu tutulabileceği anlaşılamamış; esasen tamamen faraziyeye dayalı, gerçeklerden uzak, atama işlemi ile illiyet bağı içinde bulunmayan bu zarar iddiasına da itibar edilmeyerek, reddi yoluna gidilmiştir.
Böylelikle, davacının tüm maddi tazminat istemlerinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının manevi tazminat istemine gelince:
Davacı, Dairemizce iptal edilen işlem nedeniyle bir manevi zarara da uğradığını belirterek; bu nedenle 7.500.000.000.TL manevi tazminat isteminde bulunmuşsa da; ortada bir içtihadi hata durumu olduğu kanısına varıldığından, aşağıdaki nedenlerle söz konusu talebin reddine karar verilmiştir.
Gerek Danıştay'ın gerekse de Mahkememizin yerleşik kararlarında, yargı organlarının idareye nazaran daha geniş bir yorum ve takdir yetkisine sahip olmaları itibariyle, içtihat yoluyla, idarenin bir mevzuat hükmüne verdiği anlamı değiştirmek suretiyle, idareye ne yolda uygulama yapması gerektiğine işaret edebileceği, diğer bir deyişle mevzuat hükümlerinin idarece iyi niyetle ve ciddi surette farklı yorumlanmasından doğan ve bilahare idari yargı organınca hukuka aykırı şekilde nitelenen işlemlerden dolayı bir tazminat talebine hukukilik atfedilemeyeceği, yani bu hallerde idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmayacağı genel kabul görmüş bulunmaktadır. Kanunların yorumundaki ve olayların değerlendirilmesindeki fark nedeniyle doğan zarar olarak da nitelendirilebilen ve kimi yargı kararlarında içtihadi hata şeklinde ifadesini bulan bu istisnai hallerde, işlemin sonuçta hukuka aykırı görülmesi, aynı işlem nedeniyle bir tazminat talebine dayanak teşkil edememektedir.
Bu açıklama ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacı hakkında davalı idare ajanlarınca düzenlenen ayırma sicilinin, disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemi bakımından idarece yeterli bulunmadığı için sonuçta davacı hakkında ayırma işlemi tesis edilmediği maddi bir vakıadır. Ne var ki, Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 24/e maddesinin amir hükmü uyarınca, davacı hakkındaki bu ayırma sicili Subay Sicil Yönetmeliğinin 92 nci maddesi gereğince (20) nota çevrildiği için sicil tam notunun %60'ının altında teşekkül eden bu olumsuz sicil nedeniyle, davacının sicil üstleri değişecek şekilde atamaya tabi tutulması olgusunun da idarenin bağlı yetkisi gereği olduğuna işaret etmekte yarar görülmektedir. Davalı idare savunması ekinde gönderilen Atanma İstek Formunun incelenmesinde, davacının 1999 atama yılı için, görev yaptığı Ankara'dan sonra 2 nci olarak, Kıbrıs'ı atama tercihleri arasında belirttiği ve idarenin de atama konusundaki bağlı yetkisini kullanırken, davacının bu yer tercihini dikkate almak suretiyle davacıyı Kıbrıs'a atadığı açıkça görülmektedir.
Davacının manevi zarar iddiası, idare ajanlarının hukuka aykırı şekilde ayırma sicili düzenlemeleri ve bu nedenle de atamaya tabi tutulma hallerine dayalı bulunmaktadır. Davacının sıralı sicil üstlerince düzenlenen ayırma sicili Dairemizce hukuka aykırı bulunarak iptal edilmişse de; aynı idare ajanlarının davacıya özel bir zarar verme kastıyla hareket ettiklerini söyleyebilmeye de imkan yoktur. Davacının son rütbesi dışında mevcut yedi adet disiplin cezası, söz konusu sicil üstlerince ayırma işlemi tesisine yeterli görülmüş; ancak idarece bu sicil sonrasında yapılan incelemede ayırma işlemi tesisi yoluna gidilmeyerek, değişik sicil üstleriyle çalıştırılmak suretiyle bir yıl daha denenmesine karar verilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Diğer bir deyişle, mevzuatın yorumunda ve olayların değerlendirilmesinde idare ajanları, idare ve Dairemiz bakımından farklı bir yaklaşım sergilenmiş ve sonuçta Dairemiz ayırma sicilini hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Ancak, davalı idare, Subay Sicil Yönetmeliğinin bu konudaki pozitif düzenlemelerini doğrudan uygulama dışında bir tavır sergilememiş ve davacının uğradığını öne sürdüğü manevi zarar da, salt Mahkememizin son saptaması ve yorumundan kaynaklanmıştır.
Dolayısıyla, mevcut bu içtihadi hata hali karşısında, davacının davalı idare tarafından tazmini gerekli bir manevi zararının varlığından söz edebilmeye hukuken imkan bulunmadığı açıkça görülmektedir.
Bu bakımdan, davacının manevi tazminat isteminin de reddi yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davanın REDDİNE,
1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ancak peşin yatırılan 172.000.000.TL(Yüzyetmişikimilyon lira) harçtan, 3.160.000.TL (Üçmilyonyüzaltmışbin lira) başvurma harcı ile 4.240.000.TL (Dörtmilyonikiyüzkırkbin lira) ilam harcının mahsubu ile artan 164.600.000.TL (Yüzaltmışdörtmilyonaltıyüzbin lira) harcın istemi halinde kendisine iadesine,
Dava duruşmalı görüldüğünden ve davalı idare duruşmada hazine avukatınca temsil edildiğinden, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca, reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden nispi olarak hesaplanan 80.000.000.TL (Seksenmilyon lira) ile yine tamamı reddedilen manevi tazminat tutarına göre anılan Tarifenin 11 nci maddesi uyarınca maktu olarak hesaplanan 135.000.000.TL (Yüzotuzbeşmilyon lira) olmak üzere toplam 215.000.000.TL (İkiyüzonbeşmilyon lira) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy