(3269 S. K. m. 10) (2709 S. K. m. 56, 61) (Uzman Erbaş Yönetmeliği m. 13)
Davacı vekili, 26.01.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bingöl J.Öz.Hrk.Tb.K.lığı emrinde görev yapmakta iken görevlendirildiği bir operasyonda uzun süre soğukta kar üstünde kalması nedeniyle kulağından hastalandığını, görev dönüşü revire çıkıp Bingöl Devlet Hastanesine sevk edildiğini, on gün tedavi gördüğünü, şifa bulmayınca Elazığ Askeri Hastanesine sevk edildiğini, burada da yapılan tedavi ve istirahat sonucu iyileşemediğini ve Ankara GATA.'ya sevk edildiğini, yapılan tedavi sonucunda hastalığının tedavi kabul etmediği anlaşılıp durumun birlik tabiplerince değerlendirilmesi için geri gönderildiğini, dönüşte özel arabasıyla trafik kazası geçirdiğini ve Elazığ Askeri Hastanesinde 15 gün yatarak tedavi gördüğünü ve 45 gün hava değişimi verildiğini, daha sonra 2 ay hava değişimi daha aldığını, kulağındaki hastalığının da devam ettiğini, trafik kazası sonucu aldığı raporların süresinin 2 ayı geçtiğinden bahisle sözleşmesinin feshedildiğini, tedavisinin yarım kaldığını, mağdur olduğunu, müvekkilinin operasyon nedeniyle kulağından hastalandığını, bu hastalığı nedeniyle GATA.'ya sevk edildiğini ve dönüşte trafik kazası geçirerek yaralandığını, bunun tamamıyla vazifeden kaynaklandığını, AYİM. kararlarının bu yönde olduğunu, buna göre tedavi bitene veya kesin karar verilene kadar sözleşmenin devamının gerektiğini, sonunda askerliğe elverişsiz hale gelmesi halinde vazife malulü sayılacağını, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu ve iptalini öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
AYİM. 1.Dairesinin 13.02.2001 tarih ve 2001/214 Sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacının 3269 Sayılı Kanun kapsamında sözleşme imzalayarak J.Uzm.Çvş. rütbesiyle J.Kom. Öz. Hrk. AJ. Öz. Hrk. K.lığı emrinde göreve başladığı, aynı birlikte görevine devam etmekte iken 22.03.2000 tarihinde katıldığı bir operasyonda kulağından hastalandığı ve dönüşte aynı tarihte Bingöl Devlet Hastanesine sevk edildiği ve burada 10 gün kadar tedavi gördüğü iyileşmemesi üzerine 05.04.2000 tarihinde Birliğince Elazığ Askeri Hastanesine sevk edildiği, yapılan muayene sonucunda reçete ve SMK.'h 20 gün istirahat verildiği bu sürenin bitiminde yeniden gittiği ve 03.05.2000 tarihinde Elazığ Askeri Hastanesince, GATA.'ya sevk edildiği, burada 04.05.2000 - 09.05.2000 - 11.05.2000 tarihlerinde çeşitli testler yapıldığı ve "Tıbbi tedavi gerektirmeyen hastanın Kıt'a hastanesinde değerlendirilmesini Arz" kararı verildiği ve davacının özel aracıyla Bingöl'deki Birliğine dönmekte iken 15.05.2000 günü saat 18.00 civarında Elazığ Bingöl arasında Yol Çatı mevkiinde trafik kazası yaptığı ve yaralandığı, Elazığ Askeri Hastanesine kaldırıldığı 16.05.2000 - 01.06.2000 tarihleri arasında bu hastanede yattığı ve 01.06.2000 tarih ve 539 Sayılı raporla trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle C/59 SMK.'h 1,5 ay hava değişimiyle taburcu edildiği, bu istirahatın bitiminde yeniden müracaat ettiği Elazığ Askeri Hastanesince iyileşmemiş olması nedeniyle 20 gün istirahat verildiği, iyileşmemesi nedeniyle 11.09.2000 tarihinde Kışla Tabibince 10 gün istirahat verildiği, iyileşmemesi nedeniyle yeniden sevk edildiği Elazığ Askeri Hastanesinin 10.10.2000 tarih ve 1969 Sayılı raporu ile SMK.'h 2 ay hava değişimi, 05.12.2000 tarih ve 892 Sayılı raporuyla geçirdiği kaza nedeniyle "Sol femur kırığı ameliyatlısı" tanısıyla C/59 SMK. 2 ay Hava değişimi verildiği, hava değişiminde iken Bingöl İl Güvenlik K.lığının 21.12.2000 tarihli onay emriyle bir yıl içinde aldığı istirahat ve tedavi süresinin 2 ayı geçmesi nedeniyle sözleşmesinin feshedildiği ve Birliğince 05.01.2000 tarihinde ilişiğinin kesildiği, bunun üzerine süresi içinde olarak vekili marifetiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Davalı idare savunmasında davacı hakkında düzenlenen 01.02.2001 tarihli raporla askerliğe elverişsiz hale geldiğini iddia etmişse de dosyada mevcut bu belgenin incelenmesinden raporun Ortopedi Uzmanınca ve Askeri Hastanesi Baştabibince imzalamış olduğu, davacının askerliğe elverişsiz hale geldiğinin belirtildiği, ancak bu raporun Sağlık Kurulu raporu şeklinde olmadığı anlaşılmıştır.
Konuyla ilgili olarak 3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10 ncu maddesinin 1 nci fıkrasında "...Uzman Erbaşların hava değişim süresinin toplamı bir yıl içinde 2 ayı geçemez. Tedavi ve hava değimi süresi 2 ayı geçenlerin Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlardan barışta ve savaşta görev esnasında veya bir meslek hastalığına yakalananların iyileşinceye kadar ilişikleri kesilmez, izinli Sayılırlar..." denilmiştir. Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinin 3 ncü fıkra 2 nci bendinde, "3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10 ncu maddesinde belirtildiği şekilde sağlık nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılanların,... bağımsız tugay, tümen(deniz ve hava eşidi) komutanlarınca veya eşidi kurum mirlerince; ordu kolordu(deniz ve hava eşidi) doğrudan bağlı birlikleri ile eşidi kurum amirlikleri için kurmay başkanlarınca ve Kuvvet Komutanlıkları,
Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı doğrudan bağlı birlikleri için Kuvvetlerinden ilişikleri kesilir." denilmektedir. Aynı yönetmeliğin 17 nci maddesinde de "Uzman Erbaşların hava değişimi süresi 2 ayı geçenlerin TSK.ile ilişikleri kesilir." denilmektedir.
Devletin, dolayısıyla idarenin başlıca görevlerinden biri olan yurttaşların hayatını koruma, kamu sağlığını sağlama "sağlık hizmeti"nin yürütülmesi ile gerçekleştirilir. İdare, söz konusu kamu hizmetini, kurduğu hastaneler, sağlık kurumları ve gerçekleştirdiği sağlık faaliyetleri ile yerine getirir. Bu, aynı zamanda Anayasal bir buyruktur. (Anayasa Md 56) işte, bu maddi ve hukuki gerçekten hareket eden yasa koyucu, 211 Sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun bir bölümünü "Sağlık işleri" ne ayırmış (md.57-70); aynı şekilde İç Hizmet Yönetmeliğinin önemli bir bölümünde de (md.271-327) TSK. mensuplarının sağlığının korunmasına ilişkin düzenlemelere yer vermiştir. Bu bakımdan, askeri sağlık hizmetleri ve tıbbi tedavi de askeri hizmetin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Bu sağlık hizmetleri de askeri hastaneler, kıt'a revirleri ve dispanserler ile GATA gibi bilimsel kurumlar vasıtasıyla yürütülmektedir.
Dairemizin eski tarihli bir kararında da bu husus çok net ve açık bir şekilde benimsenmiş ve şu gerekçelerle askeri sağlık hizmetleri ve tıbbi tedavi sırasında uğranılan maluliyetlerin, vazife maluliyetine yol açacağı kabul edilmiştir:
"...Anayasa'nın 56 ncı maddesinde Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlayacağı, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi arttırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği hükme bağlanmıştır. İç Hizmet Yönetmeliğinin 89 ncu maddesinde ise her insanın memleketine, aile ve şahsına karşı vazifelerini iyi ve tam olarak yapabilmesinin sağlam ve sağlıklı olmasına bağlı olduğu, Özellikle askerlik mesleğinin herkesten tam bir sağlık ve dinçlik istediği, sağlığın temizliğe, spora ve her hususta itidale riayetle korunabileceği, sağlıklı olmayan askerlerin vazifelerini yapamayacakları ve bunun cezasını da hem kendilerinin, hem mesleğinin ve hem de memleketin çekeceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi kişilerin sağlığının korunması hem kendi yönlerinden hem de Devlet yönünden bir vazifedir. O halde sağlığın korunması ya da hasta olan bir kişinin sağlığına kavuşturulması için gerekli etkinliklerin yapılması en önemli görevlerden biridir. Bunun sonucu olarak ta özellikle asker kişilerin tedavi edilmeleri sırasında onların vazifeli kabul edilmesi gerekmektedir..." (AYİM.1.D.13.06.1989 tarih ve E.1988/431, K.1989/267 Sayılı kararı oybirliğiyle) Dairemizin bu içtihadı hakkaniyete ve idare hukuku ilkelerine uygun olduğu kadar, "sosyal devlet" anlayışının da tabii gereği olan bir düşünceyi benimseyici mahiyeti itibariyle, "Anayasa'nın 61 nci maddesinde öngörülen "Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malul ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar" şeklindeki Anayasal buyruğun da bir yansımasından ibaret bulunmaktadır.
Belirtilen mevzuat çerçevesinde davacının durumunu incelediğimizde, davacının operasyon sırasında kulağından hastalandığı ve dönüşte önce Bingöl Devlet Hastanesinde, daha sonra Elazığ Askeri Hastanesinde tedavi gördüğü istirahat verildiği ancak tam şifa bulmaması nedeniyle daha ileri tetkik ve tedavi için Ankara GATA.'ya sevk edildiği, burada yapılan tetkikler sonucu kıt'asına gönderildiği ve davacının Birliğine dönmekte iken yolda özel aracıyla kaza yaptığı ve yaralandığı ve bu yaralanma nedeniyle gördüğü tedavi ve aldığı istirahat süresinin 2 ay geçmesi nedeniyle sözleşmesinin feshedildiği, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı şekilde davacının tedavi görmek maksadıyla Ankara GATA.'ya gittiği ve yapılan muayene ve tetkikinden sonra hizmet bağı kesilmeden, vazifenin bir gereği olarak dönüş yolunda iken yaralandığı, dolayısıyla Uzman Erbaş Kanununun 10 ncu maddesi uyarınca vazife esnasında yaralanması nedeniyle iyileşinceye kadar ilişiğinin kesilmemesi gerektiği tesis edilen sözleşmenin feshi işleminin hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan bütün bu gerekçelerle hukuka aykırı işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy