(66 S. K. Ek m. 3)
Davacı, 5.2.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; babası müteveffa P.Ütğm ..........'in 1 nci Dünya Harbinde görev yaptığını ve 25 Haziran 1332-27 Mayıs 1335 tarihleri arasında Hicaz'da esir kaldığını, 13 Ağustos 1339 tarihinde yaş haddinden emekliye ayrılan babasının, Hicaz esaretinden sonra 27 Mayıs 1335 tarihinden 13 Ağustos 1339 tarihine kadar subay olarak görev yaptığını, babasından bizzat dinlediğine göre, resmi kayıtlarda her nasılsa tam açıklanamayan bu dönemde babasının Anadolu'ya geçerek Milli Orduda görev yaptığım, dolayısıyla 66 Sayılı Kanun uyarınca İstiklal Madalyasına müstahak olduğunu, aksi yönde tesis edilen idari işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile ara kararımızla celbedilen özlük dosyası ve Emekli Sandığı Tahsis dosyasının incelenmesinde; davacının, babası müteveffa P.Ütğm ..........'in İstiklal Savaşında Milli Orduda görev yaptığını belirterek, tek varisi olan kendisine babasından dolayı İstiklal Madalyası verilmesi istemiyle 13.11.2000 tarihinde davalı idareye yazılı olarak başvurduğu, MSB.'lığının 8.12.2000 tarihli işlemiyle davacının şahsi dosyasında yapılan incelemede İstiklal Savaşına katılmadığının anlaşılması nedeniyle, kendisine 869 Sayılı Kanun gereğince İstiklal Madalyası verilmesine imkan olmadığının belirtildiği, davacının söz konusu işlemin iptali için 5.2.2001 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
66 Sayılı İstiklal Madalyası Kanununun 4.12.1340 tarih ve 525 Sayılı Kanunla değişik 1 nci maddesinde kimlere İstiklal Madalyası verilebileceği belirtilmiş, 3 nci maddesine göre de, bu madde kapsamındaki kişilerin ne sebeple (hangi gerekçeyle) madalyaya müstahak oldukları konusundaki inhaların Bakanlar Kurulunca incelenip, uygun görülmesini takiben TBMM. ne göndereceği, meclisin kabulü halinde hak sahibine madalya verilebileceği öngörülmüş; 12 Kanunuevvel 1339 (1923) tarih ve 381 Sayılı 66 Sayılı İstiklal Madalyası Kanununa Müzeyyel Kanunla, 66 Sayılı Kanunun 1 nci maddesi kapsamındaki kişilerin 15 Mayıs 1335 (1919) 1 Teşrinisani 1339 (1923) tarihleri arasındaki faaliyetlerinin madalya verilmesinde esas alınacağı hükmü getirilmiştir.
Ancak, uygulamada 66 Sayılı Kanunun 1 nci maddesinde sayılan (sivil-asker) kişilerin kahramanlık ve fedakârlıklarını kanıtlayan rapor ve belgelerin bulunamayışı, geçen zaman içerisinde kimi belgelerin kaybolması gibi sebeplerle, hak sahibi pek çok kişi fedakarlık ve kahramanlıklarının kanıtlanamaması dolayısıyla İstiklal Madalyası alamayıp, mağdur duruma düşünce, 30.5.1926 tarih ve 869 Sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, Milli Orduda görev yapan asker kişilerin 15 Mayıs 1335 (1919)-9 Eylül 1338 (1922) tarihleri arasındaki hizmetlerinin madalya için yeterli olduğu belirtilmiş; aynı Kanunun 4 ncü maddesiyle de bu asker kişilere madalya verilmesi TBMM.'nin görevi dışına çıkarılarak, Milli Savunma Bakanlığının sorumluluğuna bu görev devredilmiş; ancak madalya onayının Cumhurbaşkanınca yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, evvelce madalya verilmesi için yapılmış olan başvurular göz önüne alınarak 26.2.1927 tarih ve 977 Sayılı Kanun kabul edilmiş ve bu Kanunun 1 nci maddesiyle, 66 Sayılı İstiklal Madalyası Kanununun 3 ncü maddesi uyarınca yapılan müracaatların (yani 869 Sayılı Kanun kapsamı dışında kalan, diğer bir deyişle milli orduda bilfiil belirtilen tarihler arasında görev yapan asker kişiler dışındaki sivil kişilerin) 1 Teşrinisani 1926 tarihine kadar kabul olunacağı, bu kişilerin başvurularının TBMM.'nce sonuçlandırılacağı esası getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen açıklamaların ışığında, 869 Sayılı Kanun kapsamı dışındaki kişilerin 1 Teşrinisani 1929 tarihiden sonraki müracaatlarının inceleme kabiliyeti bulunmamakta olup, bu tarihe kadar başvuranların durumları da TBMM.'nce incelenmiş olacaktır. 381 ve 977 Sayılı Kanunlar birlikte değerlendirildiğinde; 15 Mayıs 1335 (1919)-Teşrinisani 1339 (1923) tarihleri arasında 66 Sayılı Kanunun 1 nci maddesinde belirtilen şekilde ülke savunmasına katkısı olan ve 869 Sayılı Kanun kapsamı dışındaki sivil kişiler en son 1 Teşrinisani 1926 tarihine kadar kendilerine madalya verilmesi için başvurmak mecburiyetindedirler. Ve bu kişilere madalya verilip verilmeyeceğine TBMM. karar verecektir. 869 Sayılı Kanun kapsamındaki yani Milli Orduda asker olarak bilfiil görev ifa edenler ise, 15 Mayıs 1335 (1919)-9 Eylül 1338 (1922) tarihleri arasında silah altında bulunma yeter şartı ile İstiklal Madalyasına hak kazanabileceklerdir (66 S.K.7.md. de öngörülen firar vs. gibi engel hali olanlar hariç). Bu gibi kişilerin madalya istemi konusunda sayılan kanunlarda sınırlandırıcı bir tarih koyulmadığından, bunlar her zaman hak iddiasında bulunabileceklerdir.
66 Sayılı İstiklal Madalyası Kanununa göre, babanın İstiklal Madalyasına hak sahibi olduğunun söylenebilmesi ve iddianın kabulü için, öncelikle babanın 15 Mayıs 1335-9 Eylül 1338 tarihleri arasında milli orduda görev yapmış asker veya orduda görevli sivil personelden olduğunun kanıtlanması gerekmektedir.
Ara kararımızda celbedilen özlük ve sicil dosyalan ile T.C.Emekli Sandığı Tahsis Dosyasının incelenmesinde; davacının babası 1287 doğumlu müteveffa P.Ütğm ..........'in 17 Aralık 1317 tarihinde Kıt'aya duhul ettiği, 6 Şubat 1320 tarihinde Teğmenliğe naspedildiği, 1911-1912 Osmanlı-İtalya (Trablusgarp) Savaşına fiilen katıldığı, 1 Kasım 1330 (1914) tarihinden itibaren Birinci Dünya Savaşında görev aldığı ve 4 Teşrinisani 1331 tarihinde Mekke-i Mükerreme'de Asakir-i Şahane Mülazımı olarak bulunduğu, Hicaz Cephesinde iken 25 Haziran 1332 (1916) tarihinde esir düştüğü ve 27 Mayıs 1335 (1919) tarihine kadar esarette kaldığı, esaret dönüşü Milli Orduda görev almadığı, nitekim Tahsis Dosyası Dizi 1 nci sırada yer alan belgede İstanbul Mülga Alay 88'de mülazumısani, Tahsis Tarihi: 12.8.1339 (1923), 23.3.1339'da 409 kuruş maaş bağlanmıştır.
Vukuat Ve Muamelat: Mumaileyhin evvelki tekaüt maaşına 31 Kanunuevvel 1341'den itibaren tesviye edilmek üzere 2 sene İtalya Harbi ve 3 sene Harbi Umumi Zammı 70 kuruş ilave edilerek, mecmuu 479 kuruşa iblağ edilmiştir. 22.11.1927 şeklindeki açıklamadan, davacıya 7.6.1926 tarih ve 912 Sayılı Ordu, Bahriye ve Jandarma Zabitan Ve Memurini Hakkındaki Kanun gereğince öngörülen zamlardan İstiklal Harbi Zammının, bu harbe bilfiil katılmadığı için verilmediğinin açıkça görüldüğü, esasen özlük dosyasında mevcut hizmet safahat belgesinden de 1 Teşrinisani 1330-1 Ekim 1332 tarihleri arasında Harbi Umumiye'ye katıldığının, ancak İstiklal Harbine iştirak etmediğinin açıkça ifade edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının babasına o tarihte yürürlükte olan 1325 tarihli Askeri Tekaüt ve İstifa Kanununun 34 ncü maddesi gereğince 20 yıl hizmeti nedeniyle 12.8.1339'da emekli aylığı bağlanması, kendisine İstiklal Madalyası verilmesi için yeterli bir neden değildir. Çünkü ister Osmanlı Hükümeti emrindeki birliklerde geçsin, ister Milli Ordu kapsamındaki birliklerde ifa edilsin, emekliliğe esas hizmet süresi yönünden o tarihlerde bir ayırım yapılmamış; her iki hizmet de emeklilik bakımından değerlendirilmiştir. Bu nedenle, davacının babasının esaret dönüşü Milli Orduda değil, İstanbul'da Osmanlı Hükümetine bağlı bir askeri birimde görev yapması onun emeklilik hizmeti yönünden bir değer ifade etmekle beraber; salt kendisine emekli aylığı bağlanması, İstiklal Madalyası verilmesini gerektiren bir hukuki neden oluşturamaz. Mevcut bilgi ve belgelerin açıklığı ve kuşku duyulmayacak mahiyeti karşısında, Başsavcılığın bilirkişi incelemesi yapılması yolundaki düşüncesine de itibar edilememiştir.
Açıklanan nedenlerle; 66 Sayılı Kanunun EK-3 ncü maddesinde öngörülen koşulları taşımadığı ve 15.5.1919-9.9.1922 tarihleri arasında Milli Orduda vazife almadığı anlaşılan müteveffa P.Ütğm ..........'in İstiklal Madalyası alma hakkının bulunmadığı, dolayısıyla kızı olan davacının bu yöndeki talebinin idarece reddinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığı anlaşılmakla; yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy