(2709 S. K. m. 125)
Davacı, 20.06.2000 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; ilk görev yerindeki Tb. K. ile dünya görüşlerinin farklılığı nedeniyle Tb. K. nının kasıtlı olarak üzerine geldiğini, hatta görev yerinden ayrıldıktan sonra kendisini askeri mahkemeye verdiğini, daha sonra bu mahkemeden beraat ettiğini ancak Tb. K. nının muhtemelen kendisine düşük sicil verdiğini, 2 nci Kor. K.lığında görev yaparken bir erin firar olayından dolayı bölük komutanının kendisine çok kızdığını, muhtemelen bu sicil döneminde düşük sicil verdiğini değerlendirdiğini, 1994 yılında Malazgirt'te görev yapan bir yüzbaşıya bankadan para çekerken kefil olduğunu, bu yüzbaşının borcunu ödememesi nedeniyle icralık duruma dahi düştüğünü bu durumu Genel Kurmay Başkanına mektupla bildirdiğini bu nedenle ifadesinin alındığını, muhtemelen bu yıl sicil notunun düşük verildiğini değerlendirdiğini belirterek 1991, 1992, 1993 ve 1997 yıllarında 1 nci ve 2 nci sicil üstlerince takdir edilen sicillerin ve varsa olumsuz kanaatlerinin iptali istemiyle dava açtığı görülmektedir.
Davacıya ait özlük ve sicil dosyalan ve sicil defterlerinin incelenmesi neticesinde, davacının 1989 yılında teğmenliğe naspedildiği ve ilk sicilini 1990 yılında aldığı, 1991 yılındaki sicili incelendiğinde 1 nci sicil üstünce çok iyi düzeyde not verildiği ve kanaat belirtilmediği, 2 nci sicil üstünce çok iyi düzeyde not verildiği ve olumsuz kanaat belirtildiği, davacının bu sicil döneminde, 18.07.1990 tarihinde izin kağıdını almadan kışlayı terk etmek suçundan 2 gün göz hapsi cezası ile tecziye edildiği, taktir ve mükafatının olmadığı, yine davacının 1992 yılına ait sicili incelendiğinde 1 nci sicil üstünce yeterli seviyede sicil notu verildiği ve olumsuz kanaat belirtildiği, 2 nci sicil üstünce de aynı şekilde yeterli seviyede sicil notu verildiği ve olumsuz kanaat belirtildiği, davacının bu sicil dönemine ait 06.11.1991 tarihinde kısa süreli firar suçundan dolayı 1/8 maaş katı cezası ile tecziye edildiği, 1 nci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesi tarafından 26.09.1991-15.10.1991 tarihleri arasında firar suçu işlediğinden bahisle neticelen 1 ay 20 Gün hapis cezası ile mahkum edildiği, bu kararın temyiz üzerine Yargıtay'ca bozulduğu ve 1 nci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 13.05.1997 tarihli kararı ile davacının beraatına karar verildiği, davacının bu sicil dönemine ait takdir ve mükafatının bulunmadığı, yine davacının 1993 yılına ait sicillerine bakıldığında 1 nci sicil üstünce yeterli seviyede sicil notu verildiği ve olumlu kanaat belirtildiği, 2 nci sicil üstünün ise yeterli seviyede sicil notu verdiği ancak olumsuz kanaat belirtildiği yine bu yıla ait 3 ncü sicil amirince yeterli seviyede sicil notu ile birlikte olumsuz kanaat belirtildiği, bu sicil dönemine ait mükafat, takdir ve cezasının bulunmadığı, davacının 1997 yılına ait sicillerine bakıldığında 1 nci sicil üstünce iyi seviyesi sınırında iyi seviyede sicil notu ile birlikte olumlu ve olumsuz kanaat belirtildiği, 2 nci sicil üstünce aynı şekilde iyi seviyesi sınırında iyi düzeyde sicil notu verildiği, olumlu ve olumsuz kanaat belirtildiği, davacının 02.04.1997 tarihinde emre aykırı hareket etmek suçundan 2 gün göz hapsi ile tecziye edildiği ve yine bu sicil dönemine ait 3 ayrı takdir belgesinin olduğu anlaşılmıştır.
Sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisinin yoğun olarak kullandığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup bunların denetimi takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil amirinin ast hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen amirin hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla, bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri tespit edilip denetlenecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notlan ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek şekilde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin çok düşük sicil notlan ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Sicillerin değerlendirilmesi ile ilgili olarak yukarıda getirilen ölçütlerle dava konusu edilen siciller değerlendirildiğinde, davacıya 1991 yılı sicil döneminde takdir edilen sicil notlarının davacının genel sicil eğiliminin üzerinde olduğu, keza bu dönemde hakkında verilen disiplin cezası göz önüne alındığında objektiflikten uzaklaşıldığına dair bir emare bulunmadığı açıktır. 1991, 1992, 1993 ve 1997 yıllarında nci ve 2 nci sicil üstlerince verilen sicil notları ve kanaatlerde de hukuka aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmektedir. Zira bu sicil notlarının sübjektif olarak verildiğini ortaya koyan kanıtlar mevcut olmadığı gibi, davacının sicil notlarının meslek hayatı boyunca dalgalı bir seyir izlediği, iptali istenen sicillerin aynı sicil üstlerince değil farklı sicil üstlerince verildiği, yüksek sicil notlan aldığı dönemlerde dahi hakkında benzer olumsuz kanaatlerin belirtildiği, tüm şahsi dosyasının incelenmesi neticesinde davacının disiplin ve komutanlık yeteneği yönünden bir takım zafiyetlerinin bulunduğu, ayrıca davacının iptalini istediği yıllardaki sicil notlarının tüm meslek hayatında aldığı sicillerin yaklaşık %40'ına tekabül ettiği görülmektedir.
Bir sicilin hukuka uygunluğunu, objektiflerini tespit etmek açısından diğer sicillerle arasındaki uyumsuzluğun her zaman hukuka aykırılığı ortaya koyan bir durum olarak kabul etmek mümkün değildir. Sicil notları arasındaki farklılık hukuken geçerli belgelerle ortaya konabiliyor ise o sicilin hukuka uygun olduğu kabul edilmelidir. 1991, 1992, 1993 ve 1997 yıllarında 1 nci ve 2 nci sicil üstleri tarafından verilen sicil notları ile olumsuz kanaatler aynı sicil dönemleri içerisinde davacıya verilen göz hapsi, 1/8 maaş katı ve göz hapsi cezalarıyla gerekçelendirilmektedir. Diğer taraftan davacı kendisi sübjektif düşüncelerle sicil verildiği hususunda somut bir delil ortaya koyamamıştır. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu yıllara ait sicil notlarının ve olumsuz kanaatlerin objektif olarak değerlendirildiği ve tüm unsurlarıyla hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy