(5434 S. K. m. 44, 45, 56)
Davacı vekili, 6.2.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 4 ncü Süvari Alay 4 ncü Bölük K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken at tepmesi sonucu sakatlandığı ve terhis edildiği, sakatlığının ise halen devam ettiği, bu nedenle davalı kuruma başvuruda bulunularak aylık bağlanması istenmişse de, istemin reddedildiği, bunun ise hukuka aykırı olduğu, zira davacının 1959 yılında süvari alayında askerlik yapmış olmasının atlarla uğraştığını kesin olarak ortaya koyduğu, ilgilinin askerlik kayıtlarının tam tutulmadığı, tutulsa bile muhafaza edilemediği hususlarının mevzubahis olduğu ve bu durumun menfi sonuçlarının davacıya yüklenmemesi gerektiği, ayrıca olaya ilişkin davacının asker arkadaşlarının tanık olarak dinlenebileceği ifade edilerek askerlik hizmeti esnasında at tepmesi sonucu sakatlanan davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanmaması şeklinde gerçekleşen işlemin iptali istemiyle bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davalı idare savunmasında, davacının 16.3.1970 tarihli talebinin 12.5.1970 tarihinde reddedildiğini, davacının bu ret cevabı üzerine süresinde dava açmayıp, 22.4.1999 tarihli müracaatına verilen 5.1.2001 tarihli cevap üzerine dava açtığını, ancak bu cevabın dava açma süresini canlandırmayacağını belirterek, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürmüşse de; tahsis dosyasının incelenmesinde 12.5.1970 tarihli ret cevabının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin mevcut olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin süre itirazına katılmak mümkün olmamıştır.
Dava dosyası ile tahsis dosyasının incelenmesinde; davacının 24.7.1958 tarihinde 4.Sv.A.4.Sv.Bl.K.lığı emrine sevk edildiği ve 28.7.1958 tarihinde kıtasına katıldığı ve 14 ay 18 günlük hizmetinden sonra İzmit Askeri Hastanesinin 19.8.1959 gün ve 2160 nolu raporu ile hakkında Sol omuz oynağı, sublux ationu ve deltoit adalesinde atrofi tanısıyla B/46-49 Sürekli Sakattır. kararı verilmesi üzerine 12.10.1959 tarihinde terhis edildiği, davacının 16.3.1970 tarihli dilekçe ile vazife malullüğü maaşı bağlanması istemiyle müracaat ettiği, ancak davalı idarece bu yönde bir işlem tesis edilmediği, bilahare vekili kanalıyla 22.2.1999 tarihli ve aynı istemli bir müracaat da daha bulunduğu, istemin reddi üzerine de bu davanın açıldığı görülmektedir.
Bilindiği üzere, 5434 Sayılı Kanunun 56 ncı maddesi; Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest şevkler dahil) şevkleri sırasında, Yedek Subay Okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü almaları halinde, kendilerine öğrenim durumlarına göre, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının, %80'i üzerinden aylık bağlanır.
Bu suretle bağlanacak aylıklarına, maluliyet derecelerine göre, 55 nci maddede gösterilen nispetlerde zam yapılır... hükmünü,
Aynı Kanunun 45 nci maddesi ise;
44 ncü maddede yazılı malullük;
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa,
b) Vazifeleri dışında Kurumların verdiği herhangi bir Kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olursa,
c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili Kurumca kabul edilmesi suretiyle),
ç) Fabrika, atölye ve benzeri iş yerlerinde işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü denir hükmünü amirdir.
Yukarıdaki amir hükümlerde açıkça ifade edildiği üzere; iştirakçilerin her ne sebep ve suretle olursa olsun, vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklarının görevlerinin sebep ve tesirleriyle meydana gelmesi halinde, buna vazife malullüğü, bunlara uğrayanlara da vazife malulü denileceği hüküm altına alınmıştır.
Açıklamalar çerçevesinde dava konusuna dönüldüğünde; anlaşmazlığın maluliyetin görev esnasında, görevin sebep ve etkisiyle meydana gelip gelmediği konusunda olduğu görülmektedir.
Davacı tarafından maluliyetin vazifenin neden ve etkisi nedeniyle meydana geldiği konusunda herhangi bir belge ve kanıt gösterilememiştir. Tahsis dosyasında da bu mahiyette bir belge olmadığı gibi, davacı, hakkında İzmit Askeri Hastanesince tanzim edilmiş ve davacının sürekli sakat olduğunu gösterir 19.8.1959 tarih ve 2160 Sayılı raporun açıklama bölümünde; ...ifadesine göre üç ay önce trafik kazasında sol omuzu çıkmış yerine konmamış uzun zaman ağrısı devam etmiş, halen ağrı ve hareket güçlüğünden müşteki. Muayenesi: Sol ornuz deltoit adalesi erimiş, omuz oynağı hareketleri ağrılı ve kısmi sertlik mevcut... ibaresinden de davacı iddiasının tersine olayın at tepmesinden kaynaklanmadığı açıklığa kavuşmuş bulunmaktadır. Ayrıca davacı maluliyet aylığı bağlanması yönünde yaptığı 16.3.1970 tarihli ilk müracaatında at zincirinin parmaklarım kopardığı gibi sol kolunu kırdığından bahsetmiş (Tahsis Dosyası D.l), 14.4.1970 tarihli müracaatında atın ürkerek kendisini sürüklediği sol el parmaklarının koparak, kolunun da çıktığını ifade etmiş (Tahsis Dosyası D.8), dava dilekçesinde ise sakatlığın at tepmesinden olduğu iddia edilmiştir. Buradan da davacının çelişki içerisinde olduğu ve davalı idarece maluliyet maaşı bağlanmaması şeklinde tesis edilen işlemde hukuka ve ilgili yasal düzenlemelere aykırı bir hususun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy