(1602 S. K. m. 64)
Davacı vekili 15.1.2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; Müvekkili uzman erbaşın Hakkari Dağ. Komd. Tuğ. Lv, Bl. K.lığı emrinde görev yapmaktayken, hakkında zina suçundan dava açılması nedeniyle idarece sözleşmesinin feshi yoluna gidildiğini, bu işleme karşı açılan davanın da redle sonuçlandığını, oysa ibraz ettikleri Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin kararından da anlaşılacağı üzere, müvekkilinin bu suçtan beraat ettiğini, böylelikle bir haksızlığa uğradığının anlaşıldığını, bu durumda davacının sözleşmesinin feshi işleminin hukuken sakat olduğunun ortaya çıktığını belirterek; yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüyle anılan AYİM kararının kaldırılmasını ve işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın iadesi konusunu düzenleyen 1602 Sayılı Kanunun 64 ncü maddesinde Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında aşağıda yazılı sebepler dolayısı ile yargılamanın iadesi istenebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun,
hükümle tahakkuk etmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması,
h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı daire veya diğer daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması denmektedir.
Dairemizin 8.12.1998 tarih ve E:1998/639, K:1998/1058 Sayılı kararının incelenmesinde; davacının sözleşmesinin kendisinden istifade edilemeyeceğinin anlaşılması hukuki nedenine dayalı olarak feshedildiği, davacının, kendisiyle aynı birlikte görev yapan bir uzman erbaş arkadaşının eşiyle cinsel ilişkiye girmesi nedeniyle, bu ahlaki zaafiyeti ve kıt'a disiplininde meydana gelen zaaf ile güven duygularının sarsılması olgularının anılan fesih nedeni için yeterli ve hukuka uygun olarak değerlendirildiği, bu hukuki tavsif yapılırken savunma ekinde gönderilen ve Cumhuriyet Savcısınca alınan ikrarı da havi ifadelerin dikkate alındığı görülmektedir.
Davacı vekilinin ibraz ettiği Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2000 tarih ve E:2000/211, K:2000/227 Sayılı kararının incelenmesinde ise; zina suçundan davacı hakkında verilen beraat kararının, zina suçunu düzenleyen TCK. 440/2 maddesinin Anayasa Mahkemesinin 23.6.1998 gün ve E: 1998/3, K: 1998/28 Sayılı kararı ile iptal edilmesi, dolayısıyla zina fiilinin suç olmaktan çıkması hukuki değerlendirmesine dayalı olduğu, ancak hükmün Savunma bölümünde, davacının Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadeyi (kendisinin uzman erbaş arkadaşının karısıyla cinsel ilişki kurduğuna ilişkin açık ikrarı) mahkeme önünde de tekrarladığı, dolayısıyla fiili açıkça üstlendiği anlaşılmaktadır.
Başsavcılık düşüncesinde de isabetle vurgulandığı üzere, davacı hakkındaki Dairemizin ret kararı, bir suçtan mahkumiyet ya da dava açılma olgusuna dayandırılmamış; davacının, silah arkadaşının eşine yönelen davranış biçiminin TSK. bünyesinde yarattığı vahim sonuçların, artık TSK. camiasında kendisi bakımından istifade edilemeyeceği ni gösterdiği kanaatiyle davanın reddi yoluna gidilmiştir. Dolayısıyla, davacı vekilinin ibraz ettiği Mahkeme kararının davacının hukuki durumuna etki yapıcı bir mahiyeti olmadığı açıkça ortadadır ve davacının dayandığı bu belgenin 1602 Sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 64 ncü maddesi bakımından bir yargılamanın yenilenmesi nedeni teşkil etmediği kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle; davacının öne sürdüğü ve yasal sebeplere dayanmayan yargılamanın yenilenmesi isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy