(657 S. K. m. 125, 131)
Davacı vekilleri, 28.02.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ..........'in Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesince Resmi Evrakta Sahtekarlık isnadı ile 2 yıl 11 ay ağır hapis cezası ile cezalandırıldığından bahisle, Yüksek Disiplin Kurulunun 09.01.2001 tarih ve 2001/3 Sayılı kararı ile 657 Sayılı DMK.nun 125/E-g ve TSK.nde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13/5-g maddesine dayanılarak memuriyetten ihraç cezası ile tecziye edildiğini, işleme mesnet Askeri Mahkeme kararının, Askeri Yargıtay tarafından suç unsuru yönünden eksik soruşturma yapıldığı gerekçesi ile bozulduğunu, dolayısı ile müvekkillerinin evrakta sahtecilik suçunu işlediğine yönelik kesin hüküm bulunmadığını, müvekkilleri hakkında 657 Sayılı DMK.nun 125/3 maddesindeki hüküm uyarınca önceki yıllardaki olumlu çalışmaları ve yüksek sicilleri nedeniyle verilecek cezanın bir derece hafif olarak uygulanması gerektiğini, ayrıca müvekkillerinin eyleminin yüz kızartıcı ve utanç verici fiili değil, 657 Sayılı Kanunun 125/D-f ve Yönetmeliğin 13/4-f maddesindeki Gerçeğe aykırı belge düzenlemek disiplin suçunu oluşturduğunu ve bu suçun cezasının da kademe ilerlemesi durdurulması olduğunu beyan ederek, Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla devlet memurluğundan çıkarılma işleminin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını dava ve talep etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının MSB.Ankara İç Tedarik Bölge Başkanlığında mutemetlik görevini yürütürken, daha önce ilişiğini kesen Astsb ..........'4 ve Lv.Kd.Bnb ..........'ı maaş bordrolarında mevcut gösterdiği, bu suretle 4.408.114.000 TL.parayı temellük ettiği, bir personelin maaşı ile ilgili olarak bordolar üzerinde yapılan araştırma sırasında olayın ortaya çıktığı ve davacı hakkında suç dosyası tanzim edilerek Askeri Savcılığa intikal ettirildiği, davacı hakkında Askeri Savcılıkça açılan dava sonucunda Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinin 17.10.2000 tarih ve 2000/332-261 Sayılı kararı ile Resmi Evrakta Tahrifat suçundan neticeten 2 yıl 11 ay ağır hapis cezasına mahkum olduğu, kararın Askeri Savcı ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin 20.12.2000 tarih ve 2001/912-918 Sayılı hararı ile Askeri Mahkeme kararının noksan soruşturma (ikna ve iğfal kabiliyeti olup olmadığının araştırılması) yönünden bozulduğu, ancak davacının söz konusu fiilinin sübut bulduğuna işaret edildiği, davacı hakkında ceza yargılaması devam ederken davacının durumunun 09.01.2001 tarihinde toplanan MSB.Yüksek Disiplin Kurulu toplantısında görüşüldüğü ve 2001/3 K, Sayılı karar ile memuriyet sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunarak (Resmi Evrakta Sahtekarlık) suçunu işlediği sabit görülerek, 657 Sayılı DMK.nun 125/E maddesinin (g) ve TSK.nde Görevli Devlet Memurları Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13/5 maddesinin (g) bentleri uyarınca devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 06.02.2001 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının söz konusu işlemin iptali için 28.2.2001 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında tesis edilen işlem, 657 Sayılı Kanunun 125 nci maddesinin Devlet Memurluğundan Çıkarılma başlıklı (E) fıkrasının (g) alt bendinde düzenlenen Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak hukuki nedenine dayandırılmıştır.
Aynı Kanunun Cezai kovuşturma ile disiplin kovuşturmasının bir arada yürütülmesi başlıklı 131 nci maddesinde belirtilen Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun Ceza Kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz... hükmünü uygulayan davalı idare; davacının resmi evrakta sahtekarlık suçundan tutuklandığı 30.3.2000 tarihinden itibaren bir süre, hakkındaki ceza yargılamasının sonucunu beklemiş; nihayet 17.10.2000 tarihinde bu suçtan Gnkur. As. Mahkemesince 2 yıl 11 ay ağır hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmesi üzerine, 9.1.2001 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile davacıyı Devlet Memurluğundan çıkarmıştır. Bu bakımdan, bu davranış biçiminde yasaya aykırı herhangi bir takdir zaafı, keyfilik ya da usul hatası görülmemiştir.
Davacı vekilleri, davacının fiilinin bir disiplin cezası açısından 657 Sayılı Kanunun 125 nci maddesinin (D) fıkrasının (f) alt bendinde düzenlendiğini, Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek şeklinde belirtilen bu fiilin karşılığının ise 1-3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesini gerektirdiğini, Kanunda özel olarak düzenlenmiş bu hüküm dururken, daha ağır cezayı gerektiren ve yoruma dayalı bir hüküm mesabesinde olan 125/E-g maddesindeki memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket halinin tatbikinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşse de, bu iddiaya iştirak etmeye imkan görülmemiştir. Gerçekten, 657 Sayılı Kanunun 125/D-f maddesinde düzenlenen Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek fiilinin dava konusunda mevcut olması halinde, disiplin hukukuna egemen bir ilke olan tipiklik kuralı uyarınca, davacıya sadece kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezasının verilmesi zorunlu bulunmaktadır ve Dairemizin emsal kararlan da bu doğrultudadır. (AYİM. 1 D.nin 1.2.2000 tarih ve E.1999/854, K.2000/1110 Sayılı kararı) Ne var ki, davacının Askeri Yargıtay ilamıyla da sabit olan fiilinin, gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek şeklinde değerlendirilebilmesi mümkün değildir. Çünkü 657 Sayılı Kanunun 125/D-f maddesinde düzenlenen Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenleme fiili, evrakta sahtecilik fiillerini kapsamayan, memuriyet görevini ifada birtakım saik ve nedenlerle görevin suiistimali şeklinde nitelendirilebilecek, nispeten basit nitelikli hal ve durumları kapsamaktadır. 657 Sayılı Kanunun 48/A-5 maddesi sahtecilik fiillerini yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı bir suç mahiyetinde kabul etmiş ye evvelce bu suçtan hükümlü olanların Devlet Memurluğuna alınamayacaklarını öngörmüş; aynı Kanunun 98/b maddesi de, memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birinin kaybedilmesi halinde memurluğun son bulacağını hükme bağlamıştır. Davacının Askeri Yargıtay ilamıyla da sabit olan fiilinin, maaş mutemedi olduğu sırada birlikten evvelce ayrılmış bir subay ile bir astsubayı mevcutmuş gibi göstermek, buna dair maaş bordrosu düzenleyip, adlarına tahakkuk eden parayı temellük etmekten, bir kelime ile resmi evrakta sahtecilikten ibaret olduğu çok açıktır. Söz konusu sahteciliğin ikna ve iğfal kabiliyetinin olup olmadığının ceza hukuku (cezalandırma) bakımından bir önemi olmakla birlikte; disiplin hukuku yönünden hiçbir önemi bulunmamaktadır. Bu bakımdan, davacıya isnat edilen suçun vasıf değiştirmesinin ya da sahtecilik suçunun unsur bakımından sabit sayılmamasının, davacının işlediği kuşkusuz olan fiilinin (davranış biçiminin), memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici bir hareket teşkil ettiği maddi gerçeğini ortadan kaldırıcı bir mahiyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davacı yönünden idarece tatbik edilen yasa hükmünde hukuki isabet olduğu açıktır. Son olarak, her ne kadar davacı vekilleri DMK. nun 125/3 ncü maddesi uyarınca geçmişinde olumlu siciller alan ve olumlu çalışmalar yapan davacı hakkında bir derece hafif olan cezanın uygulanması gerektiğini belirtmiş ise de; söz konusu madde metninde ...bir derece hafif olan uygulanabilir. ibaresine yer verilmek suretiyle bu hususta idareye takdir yetkisi tanındığından ve davacının suç teşkil eden eyleminin niteliği göz önüne alındığında davalı idarenin takdir yetkisinin kamu yararı dışında kullanıldığından bahsedilmeyeceğinden, bu konudaki iddiaya da iştirak etmeye imkan görülememiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında davalı idarece tesis edilen Devlet Memurluğundan çıkarılma işleminde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmediğinden; yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy