(657 S. K. m. 54, 55, 56, 57)
Davacı vekili, 10.1.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 15.3.2001 tarihli cevaba cevap layihasında özetle; müvekkilesi ..........'in yapılan sınavları kazanarak 15.01.1999 tarihinde Jn.Gn.K.lığı Dst.Kt.K.lığı Anıttepe Kreşinde bakıcı anne sıfatı ile memur adayı olarak göreve başladığını, 22.12.2000 tarihinde sözlü olarak olumsuz sicil aldığından dolayı memur adaylığından ilişiğinin kesildiği hususunun müvekkilesine tebliğ edildiğini, sözkonusu sicillerin sübjektif ve özel amaçla verildiğini ve gerçeği yansıtmadığını, olumsuz sicil vermeye neden olan olayların, müvekkilesinde mevcut bulunan psikolojik rahatsızlıktan kaynaklandığını, müvekkilesinin tedavisinin sonucu beklenmeksizin adaylık süresi sonunda başarısızlık nedeniyle ilişiğinin kesilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, olumsuz sicil verilmesine neden olaylarla ilgili olarak müvekkilesi hakkında davalı idarece tesis edilmiş herhangi bir disiplin işlemi bulunmadığını dolayısıyla bu fiillerin ilişiğin kesilmesine neden olabilecek ağırlıkta olmadığını, Gündüz Çocuk Bakımevi Kısım Amirliği Yönergesinde personelin seçiminde dikkate alınacak hususlara yönelik düzenlemelerin memur alımı yapan idareye yükümlülük yüklediğini, bu yükümlülüğünü zamanında tam olarak yapmayan idarenin bu yönerge hükümlerine dayanarak hak iddia edemeyeceğini, müvekkilesinin sorumluluk duygusu, göreve bağlılık ve meslek bilgisinin çok iyi düzeyde bulunduğunu, ayrıca 657 Sayılı Kanun hükümlerine rağmen müvekkilesinin sınıfı ile ilgili temel ve hazırlayıcı eğitim stajına tabi tutulmadığını beyan ederek yürütmenin durdurulmasına ve memur adaylığından ilişiğin kesilmesi işleminin iptalini talep ve dava etmiştir. Davacının yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 27.3.2001 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyası ile ara kararımızla celbedilen davacıya ait özlük dosyasının incelenmesinde; 1979 doğumlu olup Ankara Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümünden 1997 yılında mezun olan davacının, J.Gn.K.lığının 14.8.1998 tarihli Sivil Memur Alımları konulu emri ile duyurulan kadrolardan J.Gn.K.lığı Dst.Kt.Grp.K.lığı (Gündüz Çocuk Bakımevi Ks.A.liği) ihtiyacı için öngörülen Yardımcı Hizmetler Sınıfından 12.derece kadrolu (1) adet memur ihtiyacı için yazılı başvuruda bulunduğu, 17.10.1998 tarihinde yapılan yazılı ve sözlü sınavlar sonunda (90,5) not alarak sınavı kazandığı, GATA Sağlık Kurulunun 11.11.1998 tarih ve 2235 Sayılı raporu ile Sağlam teşhisiyle Askeri sivil memur olur kararı verilmesi nedeniyle J.Gn.K.lığının 31.12.1998 tarih ve Sivil Memur Adayı konulu emri ile J.-Gn.K.lığı Dst.Kt.Grp.K.lığı emrine çocuk bakıcısı sıfatıyla aday memur olarak atamasının yapıldığı ve 5.1.1999 tarihinde atanmış olduğu bu görevine (Gündüz Çocuk Bakımevi Ks.A.ligine) başladığı, göreve başladıktan 6 gün sonra verdiği dilekçesiyle Babamın 13 ay önce vefat etmesi nedeniyle psikolojik olarak rahatsızlandım. Bu rahatsızlığım 1,5 ay önce oldu. Bu durumumdan dolayı daha fazla çocukların bulunduğu bir ortamda bulunmamam gerektiğini düşünerek gereğinin yapılmasını arz ederim. şeklinde talepte bulunduğu, 11.1.1999-15.1.1999 tarihleri arasında, Gündüz Çocuk Bakımevi Ks.A.liğinde görevli bazı personelce davacının menfi kimi hallerinin saptanması mealinde bazı tutanakların tutulduğu, davacının memuriyete (aday memurluğa) başlamasının 11 nci gününde rahatsızlığı nedeniyle GATA Psikiyatri Kliniğine yatırıldığı ve burada 3.2.1999 tarihine kadar yatarak tedavi gördükten sonra, GATA Sağlık Kurulunun 3.2.1999 tarih ve 113 Sayılı raporu ile Akut Psikoz teşhisiyle SMK.2 ay istirahat kararı verildiği, istirahatının bitiminde GATA Sağlık Krl.nun 7.4.1999 tarih ve 462 Sayılı raporu ile Psikotik bozukluk teşhisiyle SMK.3 ay istirahat kararı verildiği, bu raporun bitiminde GATA Sağlık Krl.nun 8.7.1999 tarih ve 1022 Sayılı raporuyla Psikotik bozukluk teşhisiyle SMK.4 ay istirahat kararı verildiği, bu istirahat süresinin bitiminde ise GATA Sağlık Kurulunun 10.11.1999 tarih ve 1618 Sayılı raporuyla Geçirilmiş psikotik bozukluk teşhisiyle Askeri sivil memur görevine devam eder. 2 ayda bir kontrol kararı verildiği ve davacının 11.11.1999 tarihinde yeniden görevine başladığı, J.Gn.K.lığı Dst.Kt.Grp.K.lığının 6.1.2000 tarihli yazısıyla, davacının uzun süreli raporlu olması nedeniyle hakkında bir kanaat edinilemediği, bu nedenle adaylık süresinin bir yıl daha uzatılmasının teklif edildiği, bu teklifin J.Gn.K.lığının 31.1.2000 tarihli işlemiyle kabul edilerek, 657 Sayılı Kanunun 54 ve 55 nci maddeleri uyarınca davacının adaylık süresinin bir yıl uzatıldığı, davacının yeniden göreve başladığı 11.11.1999 tarihi ile hakkında ilk tutanağın tutulduğu 28.9.2000 tarihi arasında yaklaşık 11 ay süreyle Gündüz Çocuk Bakımevinde görev ifa ettiği ve kendisi hakkında bu süre zarfında herhangi bir disiplin işlemi yapılmadığı gibi, görevini ifa ile ilgili herhangi bir yazılı uyarıya da muhatap olmadığı, bu 11 aylık süreyi takip eden 28.9.2000-2.10.2000 tarihleri arasında aynı görev yerindeki bazı görevlilerce davacının gıyabında tutulan tutanak (el yazılı ifade beyanı şeklinde) ve yakınma yazılarının vuku bulma döneminde davacının duçar olduğu ruhi rahatsızlığın nüksetmesi nedeniyle sevk edildiği GATA Psikiyatri uzmanınca kendisine 2.10.2000 tarihinde Psikotik bozukluk teşhisiyle SMK.10 gün istirahatı uygundur. raporu verildiği, davacı bu istirahatını kullanmaktayken J.Gn.K.Dst.Kt.Gündüz Çocuk Bakımevi Ks.A.V.'ce 10.10.2000 tarihinde Dst.Kt.Grp.K.lığına yazılan yazı ile davacının evvelki safahatı özetlendikten sonra, ...Bu nedenlerle adı geçen personelin gündüz bakımevinde çalıştığı sürece, çalışma ortamının getirdiği yorgunluk ve strese dayanamaması nedeni ile durumu düzelse bile hastalığının tekrar alevlenmesine neden olmaktadır. (3 ayda bir ilaç kullanımı nedeniyle kontrole gitmesi) Bu durumun çocuklara ve personele getireceği sakıncalar da gözönüne alınarak durumunun yeniden değerlendirilmesini önemle arz ederim... şeklinde bir kanaat belirtildiği, bu arada davacının 10 günlük istirahatının bitiminde 13.10.2000 tarihinde GATA Psikiyatri Kliniğine yatırıldığı ve GATA Sağ.Krl.nun 16.10.2000 tarih ve 2147 Sayılı raporuyla Psikotik bozukluk teşhisiyle SMK.1,5 ay istirahat kararı verildiği, bu rapordan bir müddet sonra ve davacının istirahatlı olduğu dönemde J.Gn.K.Dst.Kt.Gündüz Çocuk Bakımevi Ks.A.nin 17.11.2000 tarihli yazısıyla, davacının önceki safahatı özetlendikten sonra ...durumu ilaç tedavisi kaydı ile düzelse bile hastalığının tekrar alevlenmesi durumunun kreşe devam etmekte olan 76 çocuktan herhangi birine tamiri mümkün olmayan bir zarar verebilme riski taşımasa bile, çocukların bakımı yapılan böyle bir işyerinde çalışmaması için yeterlidir. Bütün bu sakıncalar gözönüne alınarak, adı geçen personelin kadro değişikliği yapılarak çocukların olmadığı, büyüklerin bulunduğu bir işyerinde istihdam edilmesi uygundur. şeklinde kanaat ve teklifte bulunulduğu, ancak bu teklif yazısından bir hafta sonra aynı teklifi yapan 1 nci sicil amirince davacı hakkında sicil tam notunun %60'ının altında sicil tanzim edilip, menfi yazılı kanaat belirtildiği, J.Gn.K.lığı Dst.Kt.Grup K.olan 2 nci sicil amirince de aynı şekilde davacıya sicil tam notunun %60'ının altında sicil tanzim edilip, menfi yazılı kanaat belirtildiği, böylelikle davacının sicilinin menfi şekilde teşekkül ettiği, bu sicilin ardından davacının 1 nci sicil amirince 27.11.2000 tarihinde davacı hakkında asli devlet memurluğuna uygun bir personel değildir. şeklinde yazı yazıldığı, bu arada GATA Sağlık Kurulunun 4.12.2000 tarih ve 2509 Sayılı raporu ile Psikotik bozukluk teşhisiyle davacıya SMK.l ay istirahat kararı verildiği, davacının 2 nci sicil amiri olan J.Gn.K.Dst.Kt.Grp.K.lığının 8.12.2000 tarihli yazısıyla davacının adaylığının kaldırılmasının uygun olmadığı yönünde bir kanaat belirtilerek, sicil belgesiyle birlikte durumun üst makama iletildiği, J.Gn.K.lığının 20.12.2000 tarihli işlemiyle 657 Sayılı Kanunun 57 nci maddesi uyarınca davacının aday memurluğuna son verildiği ve 22.12.2000 tarihinde istirahatlı olduğu dönemde TSK.ile ilişiğinin kesildiği, GATA Sağlık Kurulunun 5.1.2001 tarih ve 81 Sayılı raporuyla Psikotik bozukluk teşhisiyle davacıya SMK.2 ay istirahat verildiği, davacının aday memurluğuna son verilmesi işleminin iptali istemiyle vekili marifetiyle 1-0. 1 .2001 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 54 ncü maddesinde Aday olarak atanmış Devlet Memurunun adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz. denilmekte; Adayların Yetiştirilmesi başlıklı 55 nci maddesi Aday olarak atanan memurların önce bütün memurların ortak vasıfları ile ilgili temel eğitime, bilahare sınıfları ile ilgili hazırlayıcı eğitime ve staja tabi tutulmaları ve Devlet Memuru olarak atanabilmeleri için başarılı olmaları şarttır... hükmü yer almakta; Adaylık devresi içinde göreve son verme başlıklı 56 nci maddesi Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla, adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkileri kesilir... hükmünü amir bulunmakta; Adaylık süresi sonunda başarısızlık başlıklı 57 nci maddesinde ise Adaylardan en geç iki yıl içinde Devlet Memuru olabilmeleri için olumlu sicil alamayanların sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirini onayı ile ilişkileri kesilir.. denilmektedir.
Yukarıda belirtilen yasal hükümlere göre bir aday memurun, adaylık döneminde ilişiğinin kesilebilmesi ancak şu hallerde mümkündür:
- Temel eğitim, hazırlayıcı eğitim veya staj devrelerinin herhangi birinde başarısız olma,
- Adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumların tespit edilmesi,
- Adaylık süresi içinde göreve devamsızlık halinin saptanması,
- Adaylık süresi içinde en geç iki yıl içinde olumlu sicil alınamaması.
657 Sayılı Kanunun 55 nci maddesinde öngörülen adayların yetiştirilmesine ilişkin Usul ve Esaslar ise Aday Memurların Yetiştirilmelerine İlişkin Genel Yönetmelikle düzenlenmiş bulunmaktadır.
Anılan Yönetmeliğin 33 ncü maddesi uyarınca çıkartılan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Aday Memurların. Yetiştirilmesine İlişkin Yönetmelik'in (MSB/40-8, 1985 tarihli) 5-9 uncu maddeleri de temel eğitim, hazırlayıcı eğitim ve staj dönemleri ile ilgili çok kapsamlı düzenlemeler öngörmüş ve tüm aday memurlar için EK-1'de belirtilen Staj Değerlendirme Belgesi'nin düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı Yönetmeliğin 5/c maddesinde de Bütün eğitimleri başarı ile tamamlayamayan aday memurlar asli memurluğa atanamazlar. Asli memurluğa atanabilmek için eğitimde başarılı olmak ve eğitim döneminde aldığı sicilin müsbet olması gerekir. hükmü yer almıştır.
Davacının özlük dosyasının incelenmesinde; mevzuatın amir hükümlerine rağmen, davacının adaylık döneminde kendisine temel eğitim, hazırlayıcı eğitim ve staj evrelerinin uygulanmadığı, bunun doğal sonucu olarak da bu evrelere ilişkin bir değerlendirme, ölçme, sınav vb. tatbik edilmediği açıkça görülmektedir. Dolayısıyla, yukarıda sayılan ilk göreve son verme nedeninin (başarısız olma) davada sözkonusu edilemeyeceği kuşkusuzdur. Keza, davacının adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak bir durumu da sözkonusu olmadığından, mevzuatta öngörülen ikinci göreve son verme nedeni de oluşmamıştır. Aynı şekilde, adaylık süresi içinde göreve devamsızlığı da bulunmadığından, üçüncü göreve son verme nedeni de mevcut değildir.
Esasen, göreve son verme 657 Sayılı Kanunun 57 nci maddesine dayandırıldığından; dava konusu bakımından irdelenmesi gereken de, dördüncü göreve son verme nedeni olan olumlu sicil alınamaması halidir.
657 Sayılı Kanunun 113 ncü maddesinde Sicil amirleri, belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit ederler. denilmekte; 115 nci maddesi Sicil amirleri maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirirler. hükmünü taşımakta; 119 ncü maddesi ...Sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 60'ın altında olanlar olumsuz sicil almış sayılırlar... hükmünü taşımakta ve 121 nci maddesi sicile ilişkin kapsamlı düzenlemelerin bir Yönetmelikle yapılmasını öngörmektedir.
657 Sayılı Kanunun 121 nci maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 12 nci maddesinde ...Aday memurların sicil raporları işe başladıkları tarihi takip eden birinci yılın dolmasından sonraki 15 gün içinde, 2 yıl süre ile adaylığa tabi tutulan aday memurların ikinci yıl sicilleri aynı şekilde doldurulur... denilmekte; 17 nci maddesinde Sicil amirleri sicil raporunu doldurdukları her memuru;
a) Dış görünüşü (kılık, kıyafet),
b) Zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti,
c) Azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) Alkol, kumar vb. alışkanlıkları, memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme gibi halleri,
e) Güvenilir olmama, şahsi menfaatlerini aşırı ölçüde düşünme, yalan söyleme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve davranışları,
Bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahedelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşünceler sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı, açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılır.
Sicil amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşünceleri, not takdirlerinde dikkate alınır. hükmü yer almakta; 19 uncu maddesinde Sicil amirleri sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken; Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini; güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alır... denilmektedir.
Davacının evvelce mensubu olduğu J.Gn.K.lığını doğrudan kapsamamakla beraber, sicil düzenleme konusunda objektif bir ölçüt öngörmesi bakımından dava konusu yönünden de önem arzeden Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı Ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah Ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları İçin Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmelik'in (MSB.40-10, 1987 tarihli) Sicillerin Tanzimi başlıklı 9 uncu maddesinde ise ...Sicil amirleri; sicil raporlarındaki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not verirken, kişi ile kamu yararını gözetmek ve sicil belgesinin objektifliğini sağlamak için de, olumsuz olarak değerlendirilen her nitelik için bu değerlendirmeyi açıklayan yeterli ve geçerli belgeleri sicil raporuna eklemek zorundadırlar. hükmü yer almaktadır.
Açıklanan tüm bu mevzuat hükümlerinin ışığında, bir devlet memuruna (aday memurlar dahil) yetkili sicil amirlerince sicil düzenlenmesinde, objektif ölçüt ve kriterlerin esas alınması, sicil yılı boyunca vaki başarı ya da başarısızlığın, görev zafiyeti hallerinin, disiplin bozucu tutum ve davranışların, bir kelime ile liyakat ya da liyakatsizliğin yargı denetimine elverişli somut neden ve gerekçelerinin ortaya konması gerektiği, tam bir tarafsızlık, adalet ve objektif vicdani kanaatle hareket etme halinin ise ancak bu halleri somut bir şekilde ortaya koyan yazılı bilgi ve belgelerin mevcudiyeti durumunda gözlenebileceği, salt takdir yetkisine dayanılarak verilmiş, hiçbir belgeye dayanmayan görevde başarısızlık iddiasına dayalı bir olumsuz sicilin, sübjektif bir sicil mesabesinden öteye gidemeyeceği, kaldı ki kamu yararına kullanılması zorunluluğu olan takdir yetkisinin objektif ölçütlere göre kullanıldığının kanıtlanmasında başkaca bir hukuki olanağın da mevcut olmadığı, belirtilen bu esaslara aykırı şekilde düzenlenen sicillerin ise hukuken sakatlanmış olacağı bilinen bir olgudur ve esasen Dairemizin yerleşik kararları da bu doğrultudadır.
Davacının özlük ve sicil dosyasının incelenmesinde, iki yıla yakın süren adaylık döneminde herhangi bir disiplin cezası almadığı, yetkili sicil amirlerince kendisine herhangi bir yazılı uyanda bulunulmadığı, yine bu süre zarfında ifa ettiği görevinde zafiyet gösterdiğine, başarılı olamadığına, bilgi ve beceri yönünden eksiklikleri olduğuna dair herhangi bir yazılı bilgi ve belgenin de mevcut olmadığı, her iki sicil amirince sicil tam notunun yüzde 60'ının altında not takdir edilirken, salt yukarıda temas edilen ve 11.1.1999-15.1.1999, 28.9.2000-2.10.2000 tarihleri arasında düzenlenen el yazılı ifade beyanları ile tutanakların esas alındığı, diğer bir deyişle bunların olumsuz sicile dayanak belge olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır, Yukarıda da temas edildiği üzere, belirtilen ve kısa aralıkları kapsayan bu tarihler, davacının henüz memuriyetinin ilk 10 gününde ve ruhi rahatsızlığının ilk ortaya çıktığı evrede ve nihayet, uzun süren istirahatı sonunda göreve başlayıp 11 ay boyunca hiçbir olay cereyan etmeyen sükunet dönemini takiben, rahatsızlığının yeniden nüksettiği dönemin birkaç gün öncesine aittirler. Bu somut saptamanın doğal sonucu olarak da, anılan belgelerde yazılanların tamamı doğru kabul edilse dahi, bu hallerin davacının geçirmekte olduğu ruhi rahatsızlığın bir tezahürü olması itibariyle, bir görevde başarısızlık delili olarak kabul edilebilmelerine hukuken imkan bulunmamaktadır. Şu halde, düzenlenen olumsuz sicilin sebep unsuru yönünden sakat olduğu açıkça görülmektedir. Gerçekten, davacının 11.11.1999-2.10.1999 tarihleri arasında bilfiil görevi başında geçen yaklaşık 11 aylık dönem, onun aday memurluk yönünden değerlendirilmesi için en uygun süre olmasına karşın; bu süre boyunca davacı hakkında düzenlenmiş hiçbir tutanak, ifade beyanı ya da belge söz konusu değildir. Aynı şekilde; kendisi bu dönemde hiçbir ikaz ya da uyarıya, disiplin cezasına maruz kalmamıştır. Bu somut saptama da, davacıya düzenlenen olumsuz sicilin, gerçekte bir başarısızlığa değil; sağlık nedenine dayalı olduğunu ortaya koyucu mahiyettedir.
Anılan sicilin amaç unsuru bakımından da hukuka aykırı olduğu görülmektedir. Gerçekten, davacının adaylığının ikinci yılında, 2.10.2000 tarihinden itibaren, ruhi rahatsızlığının nüksetmesi nedeniyle tıbbi tedavi altında ve istirahatlı olduğu bir evrede, hakkında düzenlenen olumsuz sicilin kamu yararına olduğu söylenemeyeceği gibi; bu tedavisinin gelişim ve sonucu beklenmeden tesis edilen işlemin erken ve kişi yararı-kamu yararı dengesini sarsıcı bir mahiyet göstermesi itibariyle, yetki saptırması ile malul hale geldiği de bir gerçektir. Esasen, Dairemizin ayırma ile ilgili yerleşik kararlarında da bu hususa temas edilmekte ve bu şekilde tesis edilen işlemlerin iptali yoluna gidilmektedir. Somut dava konusunda da, idarenin, müdebbir idare olarak kendi ajanının hakkını koruma yükümü nedeniyle, ruhi rahatsızlığa duçar olan ve bu durumu tıbbi raporlarla saptanan davacı memurun sağlık durumunu takip altına alması, tıbbi tedavi ve istirahat evresinin sonucunu beklemesi (ki bu esasen 657 Sayılı Kanunun 105/c maddesinin amir hükmüdür), akabinde de verilecek Sağlık Kurulu raporuna göre işlem tesis etmesi gerekirken; bu doğru ve hukuki yola uyulmayıp, görünürde başarısızlık; gerçekte ise sağlık nedenine dayalı bir olumsuz sicil düzenlenmesi suretiyle, bu sicilin ve buna dayalı aday memurluğa son verilmesi işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığı kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında adaylık süresi sonunda düzenlenen olumsuz sicil ve buna dayalı memuriyete son verme işlemi sebep ve amaç unsurları yönünden açıkça hukuka aykırı görüldüğünden, işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy