(2709 S. K. m. 125)
Davacı 23.05.2000 tarihinde Gebze 3.Asliye Hukuk Mahkemesi kaydına ve 29.05.2000 tarihinde AYİM Başkanlığı kaydına geçen dava dilekçesinde özetle, 1997 yılına kadar başarılı bir subay olarak görev yaptığını, bu tarihe kadar TUS'a yaptığı başvuruların kabul edildiğini, 1998 ve 1999 yıllarında ise TUS'a katılmak için yaptığı başvurularının kabul edilmediğini, 1997 yılından itibaren aldığı hiçbir adli veya disiplin cezasının bulunmamasına rağmen hakkında sicil üstlerince verilen menfi sicil ve TUS'a girişine engel olan menfi kanaatlerin yazılması nedeniyle başvurularının kabul edilmediğini, bu menfi kanaatlerin ve yazıların sicil üstü ile aralarında geçen şahsi olaylar ve sicil üstünü şikayet etmesinden kaynaklandığını beyan ederek TUS'a girişine engel olan sicilindeki menfi kanaatlerin ve ilgili yazıların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Öncelikle davalı idare, davacının dava konusunu belirtmediğinden ve dava dilekçenin içeriğinden de dava konusunun anlaşılamadığından bahisle dilekçenin reddine karar verilmesini talep etmiş ise de; sicil işlemlerinin gizli olduğu ve davacının 1998 ve 1999 yıllarında tıpta uzmanlık sınavına girmesine engel olan menfi sicillerin iptali istemi ile dava açtığı göz önüne alındığında, davacının söz konusu yıllarda tıpta uzmanlık sınavına kabul edilmeme işleminin 1997 ve 1998 yıllarına ait sicillerindeki menfi kanaatlere ve bu kanaatler doğrultusunda sicil üstlerince tanzim edilen GATA'da yüksek lisans, doktora, tıpta uzmanlık eğitimi ve öğretimi, yardımcı doçentlik ile doçentliğe müracaat edecek subay ve devlet memurları için doldurulacak nitelik belgelerine dayandığı açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava konusunun 1998 ve 1999 yıllarında tıpta uzmanlık sınavına kabul edilmemeye sebep olan 1997 ve 1998 yılları sicilindeki menfi kanaatlerin iptali istemi olduğu değerlendirilmekle davalı idarenin usul yönünden yapılan savunmasına itibar edilmemiştir. Diğer yandan, Davacının talebi sadece 1997 ve 1998 yıllarına ait 1 ve 2 nci sicil amirlerince yazılan menfi kanaatlerin iptali yolunda olduğundan, Başsavcılık görüşünde belirtilen sicil notlarının da inceleme konusu yapılması görüşüne iştirak edilmemiş ve inceleme sadece kanaatler yönünden yapılmıştır.
Davacıya ait Kıt'a ve Kuvvet özlük ve sicil dosyalarının incelenmesi neticesinde, davacının üsteğmenliğinin ilk yıllarında nispeten düşük siciller aldığı, hakkında menfi kanaatler yazıldığı, ancak kıdemli üsteğmenliğinden itibaren menfi kanaatlerin iptalini istediği yıllara kadar yükselen bir grafik ile çok iyi düzeyinde ve bazen mükemmel düzeye çok yakın sicil notları ile takdir edildiği, hakkında olumlu kanaatler belirtildiği, dava konusu 1997 yılı sicilinde ise inci sicil üstünce iyi düzeyi sınırında, 2 nci sicil üstünce ise iyi düzeyde sicil notu verildiği, inci sicil üstünce olumsuz kanaatler belirtildiği, 2 nci sicil üstünce de olumlu kanaat yanında çeşitli olumsuz kanaatler belirtildiği, 1998 yılı sicilinde ise inci sicil üstünün iyi düzeyi sınırında sicil notu verdiği ve olumlu kanaat yanında, olumsuz kanaatler belirttiği, bir önceki yıl inci sicil üstü olan amirinin ise bu kez 2 nci sicil üstü olarak yeterli seviyede not verdiği ve olumsuz kanaatler belirttiği, söz konusu sicil dönemlerinde davacının herhangi bir cezaya muhatap olmadığı, buna karşılık 1997 yılında davacıya inci sicil üstünce 24.12.1996 tarihinde örnek seviyede çalışması nedeniyle takdir verildiği, Davacının özellikle 1998, 1999 ve 2000 yıllarında çok sayıda heyet raporu ile uzun süreli istirahat kullandığı, hastaneye şevklerinden ikisinin (1999 yılı) kıt'a anket formu ile yapıldığı, 1996 yılındaki inci sicil amiri tarafından doldurulan nitelik belgesine çok müspet kanaatler yazılmış olmasına rağmen aynı sicil amirince 1997 ve 1998 tarihlerinde bu kez menfi kanaatler belirtildiği, 1997 yılında Kuvvet Komutanlığında yapılan değerlendirmede nitelik belgesinde belirtilen olumsuz kayıtlar hakkında herhangi bir belge mevcut olmadığından ve sicil notu ortalaması %80 nin üzerinde olduğundan sınava girmesi uygundur. kaydına yer verildiği, bununla beraber Davacının 1998 ve 1999 yıllarında yapılan TUŞ sınavına girmesine izin verilmediği, Davacının 7 Şubat 1998 tarihli darp raporuna istinaden 8 Şubat 1998 tarihli dilekçe ile 2 nci sicil üstü ve eşi hakkında şikayette bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere sicil; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, üst görevlere liyakat, öğrenim, kurs, yurtdışı daimi görev ve özellik isteyen görev yerlerine atamada temel kriter ve esas teşkil ettiğinden sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı bir-işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup bunların denetimi takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil amirinin ast hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen amirin hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri tespit edilip denetlenecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek şekilde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin çok düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Bu açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde, sicillerin değerlendirilmesiyle ilgili olarak yukarıda getirilen ölçütlerle ve sicil kanaatlerinin davacının TUŞ sınavına girmesine engel olabildiği de göz önüne alınarak 1997 ve 1998 yıllarında inci sicil üstünce ve 2 nci sicil üstünce belirtilen kanaatler değerlendirildiğinde, söz konusu menfi sicillerdeki kanaatlerinden bir bölümünün davacının geçmiş sicil safahatında da yazılı olduğu ve sicil safahatı ile paralellik sağladığı, dolayısıyla dava konusu yıllardaki menfi kanaatlerinden belirtilen bölümünün makul ve haklı gösterecek sebeplerle yazıldığı ve objektif değerlendirmelerle verildiği kanaati hasıl olmuştur. Ancak 1997 yılında inci sicil üstünce yazılan kendi imkanları ile temin ettiği ilaçlan anlaşmalı eczaneler kanalıyla askeri reçetelere yazarak haksız kazanç temin etme eğilimindedir. şeklindeki menfi kanaatin askeri suç teşkil eden bir eyleme vücut vermesi, davacı hakkında muhakkak adli işlem yapılmasını gerektirmesi, bununla beraber dosyada mevcut bilgi ve belgelerden davacı hakkında hiçbir adli veya idari işlem yapılmamış olması yanında kanaatin hiçbir somut bilgi, belge ve olaya da dayanmaması karşısında bu menfi kanaatin sübjektif değerlendirmelerle verildiği vicdani kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- 1997 yılında inci sicil üstünce yazılan kendi imkanları ile temin ettiği ilaçlan anlaşmalı eczaneler kanalıyla askeri reçetelere yazarak haksız kazanç temin etme eğilimindedir. şeklindeki menfi kanaatin İPTALİNE,
2- Davacının yasal dayanaktan yoksun diğer taleplerinin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy