(3713 S. K. m. 21) (2330 S. K. m. 1, 2, 4) (1602 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 157)
Davacılar vekili, 21.2.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği olan müteveffa Astsb.Bşçvş ..........'ın, Kuzey Irak Amedya bölgesinde görevli bulunduğu sırada, 12.7.2000 tarihinde sorumluluğu altındaki Bölge Muhabere Sistemleri irtibat kablolarını düzenlemek için görevinin başına giderken uçurumdan düşerek şehit olduğunu, bu nedenle kendisinin davalı kurumca vazife malulü kabul edilerek davacılara aylık bağlandığını, keza davacılara aynı olay nedeniyle nakdi tazminat ödendiğini, müteveffanın ölümünün 3713 Sayılı Kanun kapsamına alınması yolundaki davacıların başvurusunun, davalı kurumun 10.1.2001 tarihli işlemi ile reddedildiğini, oysa bu ölüm şeklinin TSK.'nin ülke dışında terör örgütü PKK'ya karşı yürütülen bir harekat esnasında meydana gelmesi nedeniyle, ölümün terör eylemlerinin sebep ve tesiri ile meydana geldiğinin kabulü gerektiğini belirterek; müteveffanın ölümünün 3713 Sayılı Kanun kapsamına alınmaması işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, davalı idarenin süre uzatımı istemi konusunda bir karar verilmek üzere Dairemize gönderilmişse de; aşağıda belirtilen nedenlerle dava konusunun Mahkememizin görevi dışında olduğu kanaatine varıldığından, davanın görev yönünden reddi yoluna gidilmiştir.
Anayasanın 157 nci maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş, 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 25.1.1981 gün ve 2586 Sayılı Yasa ile değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır.
Uyuşmazlık konusunun Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülebilmesi için iki koşulun bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi; idari işlem ve eylemin asker kişileri ilgilendirmesi, ikincisi ise işlem veya eylemin askeri hizmete ilişkin bulunmasıdır. Bu iki koşuldan birinin gerçekleşip diğerinin gerçekleşmemesi halinde, uyuşmazlık konusunun çözüm yerinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi değil, Genel İdari Yargı yeri olacağı kuşkusuzdur.
Davacının subay statüsünde iken maluliyete uğradığı açık olduğundan; davada asker kişiyi ilgilendirme koşulunun gerçekleştiği tartışmasızdır. Ne var ki dava konusunda uyuşmazlığın askeri hizmete ilişkin bulunması koşulunun gerçekleştiğini söyleyebilmek mümkün görünmemektedir.
Kamu görevlilerinin terör eylemlerinden zarar görmeleri halinde aylık bağlanması usul ve esasları, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 4082 Sayılı Kanunla değişik 21 nci maddesi ve 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Kanununun l, 2, 4 ncü maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; memur ve kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederken görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlananlara 2330 Sayılı Kanuna göre öngörülen artırımlı oranlar üzerinden emekli aylığı bağlanacaktır. Ancak, burada hemen işaret edilmesi gereken husus, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 nci maddesinin, salt TSK mensuplarını değil, diğer tüm kamu personelini, hatta sivilleri kapsayan bir içeriğe sahip olması ve bağlanacak emekli aylığı ya da emekli ikramiyesi yönünden 30 hizmet yılı kriterinin uygulanmasında TSK. mensuplarından söz etmeksizin, terörden zarar gören kamu görevlilerinin tümü için aynı düzenlemeyi öngörmüş olmasıdır. Bunun doğal sonucu olarak da, uyuşmazlığın çözümünde davacının asker kişiliğinin ve olayın vukuu esnasında ifa edilen askeri hizmetin değerlendirme ve uygulama yeri olamayacağı ve salt 3713 Sayılı Kanuna göre yapılacak bir değerlendirmenin ise genel idari yargının uzmanlık alanı içerisinde kaldığı kabul edilmelidir. Esasen, benzer konularla ilgili olarak Dairemizin istikrarlı uygulaması da bu doğrultudadır (AYİM.1.D.nin 24.6.1997 tarih ve E.1997/198, K.1997/495; 24.3.1998 tarih ve E. 1997/931, K.1998/363; 27.4.1999 tarih ve E.1999/146, K.1999/442 ve 28.12.1999 tarih ve E.1999/1315, K.1999/1289; 5.12.2000 tarih ve E.2000/1218, K.2000/1186 Sayılı kararları)
Açıklanan nedenlerle; 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinde öngörülen askeri hizmete ilişkinlik unsurunun davada bulunmadığı, davanın görüm ve çözümünün genel idari yargının görev alanı içinde kaldığı kanısına varılmakla, davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy