(926 S. K. m. 118, 119)
Davacı 1 Haziran 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 2001 yılı genel atamalarında, dördüncü kez, ikinci coğrafi bölge (E) garnizonunda ve Yüksekova 21 nci J.Snr.TümK.lığı Loj.Şb.Md.V.'ne atandırıldığı, daha önce atandığı her üç görev yeri de OHAL kapsamında ve güvenlik açısından tehlikeli bölgeler olduğu, bu atamalarda HOZAT hariç olmak üzere diğerlerinde ailesini yanında götüremediği, bu kez Yüksekova garnizonunda da lojmana girebilme ihtimali düşük olduğundan eş ve çocuklarından 2 yıl daha ayrı yaşamayı gerektirdiği, bu atamanın hem çocuklarının eğitimi açısından, hem de kendisinin mesleki bilgisiyle bağdaşmadığı, kendisine emsal subaylar arasında böyle bir atamanın yapılmadığı belirtilerek, hukuka aykırı olduğu iddia edilen atama işleminin iptali talep ve dava etmiştir.
TSK. Personel Kanununun 118 nci maddesinde Subayların ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak; memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilecek bölgelere ve garnizonlara aşağıdaki esaslar da dikkat nazara alınarak sıra ile yapılır:
a) Meslek programları, meslek içi eğitim esasları kadro ihtiyacı,
b) Sağlık durumu,
c) İdari, asayiş ve zaruri sebepler,
d) İstekli bulunduğu yerler. denmektedir.
Kanunun 119 ncu maddesi de Yukarıdaki maddede yazılı esaslar dahilinde bölge ve garnizonların tespiti, bölgelerin ve garnizonların değişen şartlara göre yeniden tesbiti, buralarda kalma süreleri, atanma ve yer değiştirmelerde dikkate alınacak sair hususlar Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca hazırlanacak yönetmelik ile tespit edilir. hükmünü amirdir. Bu maddeye dayalı olarak çıkartılan yönetmeliğin 3 ncü maddesinde de aynı ilkeler doğrultusunda uygulamaya ilişkin detay hususlar düzenlenmiştir. Bu hükümlerde hizmetin aksatılmadan yürütülmesi temel kuralının ve sıra esasının egemen tutulduğu açıktır.
Atama Yönetmeliğinin 45 nci maddesinde de Atanma ve yer değiştirmeler hizmetin aksatılmadan yürütülmesi, kadro yerleri ve personelin ihtisası ile safahatı esas olmak üzere garnizonlar arasında sıra ile yapılır. denilmektedir.
Görüldüğü üzere, mevzuat hükümleri, atamalarda planlı değişimin hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ilkesinin ışığında, hizmet safahatı gözetilerek sıra esası na göre yapılacağı ana fikrini benimsemiş bulunmaktadır.
Açıklanan mevzuat hükümlerine göre davacının durumu değerlendirildiğinde 2 nci bölge E garnizonunda bulunan 21 nci J.Snr. Tüm. K.lığı Lojistik Şube Müdür Vekilliğine atanması işleminin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmaktadır. Dosyadan anlaşıldığı üzere davacı 2 nci bölge hizmetlerinden üçünü de E garnizonunda yapmıştır. 2 nci bölge A, B ve C garnizonlarında hiç görev yapmayan davacının dördüncü defa 2 nci bölge hizmetini yapması için E garnizonunda bulunan 21 nci J.Snr. Tüm. K.lığı Loj.Şb.M.V.liği görevine atanmasında sıra esasına riayet edilmediği görülmektedir.
Davalı idare atama işleminin hukuka uygun olduğunu ileri sürmüş ise de; dava dilekçesinde davacı tarafından emsal gösterilen subaylarla ilgili bir açıklama yapamamıştır. Davalı idare savunmasında davacının disiplin ve mahkeme safahatı nedeniyle asayiş ve emniyet görevi yapan birliklerde görevlendirilemeyeceğini, karargah görevlerinde istihdam edilmesinin kamu yararına daha uygun olacağını belirtmiştir. Ancak davanın konusu karargah görevine atanmış olmak değildir. Davanın dayandığı nokta E. Garnizonundaki bir göreve atanmış olmaktır. İdarenin haklı sayılabilecek davacının asayiş ve emniyet görevlerinde istihdam edilmemesi gerektiği düşüncesi pekâlâ 2 nci bölge A, B veya C garnizonlarındaki karargah hizmetlerine atanması suretiyle de gerçekleşebilecektir. Diğer taraftan davacının 1 nci bölgede hep A ve B garnizonlarında çalışmış olması onun 2 nci bölgede hep E garnizonlarında görev yapmasının sebebi olamaz, 1 ve 2 nci bölge hizmet safahatlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir, zaten 1 Bölgede C garnizonu hizmeti de var.
Netice itibariyle, davalı idarenin iddia ettiğinin aksine dava konusu atama işleminde davacının yararı bulunmadığı gibi kamu yararı bulunduğu da söylenemez. Davacının gerçekten disiplinsiz bir subay olduğu düşünülüyor ise yapılması gereken şey atama işlemleri vasıtasıyla onun mağduriyetine neden olmak değil, disiplinsizlik nedeniyle kanunların üstlere verdiği yetkilerle kanunları tatbik etmektedir.
Açıklanan nedenlerle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan atama İŞLEMİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy