(2709 S. K. m. 56, 125) (818 S. K. m. 61)
Davacı vekili, 22.5.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Almanya Berlin Silahlı Kuvvetler Ataşeliği Koblenz İrtibat Heyeti Başkanlığı emrinde sözleşmeli olarak görevli iken görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali için açılan davanın AYİM 1 nci Dairesinin 1999/833 Esas ve 2000/708 Karar sayılı kararı ile iptalini müteakip 25.9.2000 tarihinde işe başladığını, ancak daha sonra davalı idarenin karar düzeltme talebinin kabulüyle davanın reddine karar verildiğini, 9.11.2000 tarihinde tekrar işinden ayrıldığını, kendisine 11.10.2000-9.11.2000 tarihleri arasındaki özlük hakları ödendiği halde, 25.9.2000-11.10.2000 tarihleri arasındaki ücretlerinin ödenmediğini, hukuka aykırılıkla sakatlanan söz konusu idari işlemin iptalini ve müstehak olduğu ücretine yasal faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 30.12.1996 tarihinde Koblenz (F.Almanya) Türk İrtibat Heyeti emrinde sözleşmeli memur (mütercim-daktilo) olarak göreve başladığı, sözleşmesinin birer yıllık periyotlarla yenilendiği ve son sözleşme dönemindeki performansı dikkate alınarak 20.7.1999 tarihinde kendisine gerekli ihbarın yapılmasını takiben, 22.8.1999 tarihinde sözleşmesine son verilerek ilişiğinin kesildiği, davacının bu işlemin iptali için açtığı davanın AYİM.1.D.nin 27,6.2000 tarih ve E. 1999/833, K.2000/708 sayılı kararı ile kabul edilerek işlemin iptaline karar verildiği, davalı idarece bu karara karşı karar düzeltme isteminde bulunulmakla beraber, karar gereğinin yerine getirildiği ve davacının 25.9.2000 tarihinde yeniden göreve başlatıldığı, ancak davacının görevinden ayrılmasından sonra yerine 1.9.1999 tarihinde mahallinden sözleşmeli personel temin edilmesi nedeniyle, 25.9.2000 tarihide Maliye Bakanlığına yazı yazılarak birim bazında birim ve ücret değişikliği teklifinde bulunulduğu, Maliye Bakanlığının 11.10.2000 tarihli işlemiyle davacının kadrosunun vize edildiği, bu arada davalı idarenin karar düzeltme isteminin AYİM. 1.Dairesinin 24.10.2000 tarih ve E.2000/996, K.2000/989 sayılı kararı ile kabul edilerek, Dairemizin önceki iptal kararının kaldırıldığı ve davanın reddine karar verildiği, bu kararımız üzerine davalı idarece 9.11.2000 tarihinde davacının statüsüne son verildiği ve kendisine 11.10.2000-9.11.2000 tarihleri arasını kapsayan ücretinin ödendiği, ancak fiilen görev yaptığı 25.9.2000-11.10.2000 tarihlerini kapsayan dönem için herhangi bir ödemenin yapılmadığı, buna gerekçe olarak da 2000 Mali Yılı Bütçe Kanununun 3.Kısım 2.Bölüm 47 nci maddesinde yer alan Vize işlemleri tamamlanmadan sözleşme yapılamaz ve herhangi bir ödemede bulunulamaz hükmüne dayanıldığı, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere, dava konusu ihtilaf, davacının fiilen çalışarak görev ifa ettiği 25.9.2000-11.10.2000 tarihleri arasındaki döneme ilişkin aylığının ödenmemesin in hukuka uyarlı düşüp düşmediğinden ibaret bulunmaktadır. Davalı idare, Bütçe Kanununun bir hükmüne dayanarak, Maliye Bakanlığınca vize edilmeden sözleşmeli personel istihdam edilemeyeceğini, bu nedenle kendilerince de davacının göreve başlatıldığı 25.9.2000 tarihinde derhal vize teklifinde bulunulduğunu, bu işlemin ise ancak 11.10.2000 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla bu tarihten önceki dönem için (25.9.2000-11.10.2000) davacıya aylık ödemesi yapılabilmesinin yasal dayanağı bulunmadığını öne sürmektedir.
Gerçekten, anılan mevzuat düzenlemesi dikkate alındığında, davalı idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunduğundan söz etmeye imkan görülmemektedir. Ancak, aşağıda temas edilen iki nokta, davalı idarenin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır:
Bu konudaki ilk saptama, Anayasa'nın 56 ncı maddesindeki Ücret, emeğin karşılığıdır hükmüdür. Davacının 25.9.2000-11.10.2000 tarihleri arasında Koblenz İrtibat Heyetinde bilfiil çalışarak bir emek sarf ettiği ihtilafsız olduğuna göre, karşılığı olan ücrete de müstehak olacağı Anayasal bir zorunluluktur.
İkinci saptama, Sebepsiz İktisap kuramının da aynı doğrultuda oluşudur. Sebepsiz İktisap kuramı, özel hukukta olduğu kadar, kamu hukuk alanında da uygulama yeri bulmaktadır. Borçlar Kanununun 61 ve takip eden maddelerinde ifadesini bulan bu kuram, bir patrimuanın haksız ve nedensiz olarak zenginleşmesini ifade etmektedir. Sebepsiz iktisap vardır diyebilmek için bir patrimuanda çoğalma olurken, diğerinde azalma meydana gelmesi ve bu ilişkinin hiçbir haklı nedene dayanmaması gerekir. Roma Hukukundan beri geçerlikte olan bu sorumluluk kuralına göre; anılan ilişki sonunda patrimuanı çoğalan süje, bu çoğalma oranında, karşı patrimuandaki azalmayı tazminle ödevli tutulur.
Medeni hukukun söz konusu kökleşmiş kuramından esinlenen idare hukuku yönünden de aynı saptamayı kolaylıkla yapmak mümkündür. Gerçekten, idare patrimuanı yönünden de bu ilişki iki yönlü olabilir. Zenginleşen ya idare patrimuanıdır ya da idare patrimuanının zararına başka bir patrimuan idare yönünden, birinci halde geri verme yükümlülüğü (iade borcu), ikinci halde geri alma (istirdat) hakkı doğar. Geri alma hakkının, patrimuanı zenginleşen kişiye karşı adli yargı yerinde açılacak bir istirdat davasına konu olabileceği ise kuşkusuzdur. Dava konusu bakımından önem taşıyan birinci haldir. Yani, zenginleşmenin idare patrimuanında meydana gelmesi hali. Patrimuanındaki zenginleşme nedeniyle idareye karşı açılacak istirdat davası nın hangi halde idari, hangi halde adli yargı yerinde görüleceği sorununda ise uyuşmazlığın kökenine bakmak yeterli olacaktır. Zenginleşme, bir idari faaliyet, daha doğrusu idari bir işlem veya eylem sonucunda meydana gelmişse idari yargı yeri; idari sayılmayan, yani özel hukuk kuralları içerisinde kalan bir faaliyetten doğmuş ise adli yargı yeri görevli olacaktır. Dava konusu bakımından, davacının belli süreyle bir kamu görevi ifa etmesi ve bu görevi karşılığı belli bir döneme ilişkin aylığının idarece ödenmemesi söz konusu olduğundan; ortada bir idari işlemin varlığı karşısında, idari yargı yerinin (AYİM'nin) görevli olduğu kuşkusuzdur.
Sebepsiz iktisabın söz konusu olduğu olaylarda ne hizmet kusuru ne de ajanların kişisel kusuru vardır. Ancak, idari faaliyet nedeniyle idarenin patrimuanında yasal (meşru) olmayan bir çoğalma meydana gelmekte, buna karşılık bireylerin patrimuanında eksilme olmaktadır. Hakkaniyet ve nasafet kuralları bu ilişkin arıtılmasını (tasfiyesini) ve idareye geçen (intikal eden) değerlerin zarar gören bireylere geri verilmesini gerektirmektedir. Sebepsiz iktisap açısından idarenin tazmin sorumluluğu, patrimuanındaki çoğalma ile sınırlıdır. (Bu konuda detaylı açıklama ve Danıştay karar örnekleri için Bkz: Yüksel ESİN, Danıştay'da Açılacak Tazminat Davaları, I.Kitap: USUL, Ankara 1976, s. 103-107; II. Kitap: ESAS, Ankara 1976, s. 154-155; s.304-306)
Özetle; idari işlemden doğan kusursuz sorumluluk hallerinden ikincisini (ilki idari hasar-idari risk-) teşkil eden sebepsiz iktisap kuramında; muteber olmayan veya amaçladığı şey gerçekleşmemiş olan ya da hukuki varlığı sona ermiş bulunan idari işlemlerin, idarenin sebepsiz iktisabına kaynak teşkil edeceği söylenebilir. Böyle bir işleme dayanarak kişilerden mal, para ya da hizmet edinen (iktisap eden) ve bu yoldan patrimuanında çoğalma meydana gelen idare, o şeyi tazminle yükümlü bulunmaktadır. (Bu konuda detaylı bilgi ve AYİM kararlarından örnekler için Bkz: Serdar ÖZGÜLDÜR, Sorumluluk Hukukunda İdari İşlemlerin Yol Açtığı Zararlar Ve Bunların Tazmini Sorununa Mukayeseli Bir Yaklaşım, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 25.Yıl Armağanı, Ankara 1998, s. 126-128)
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; davacının Dairemiz iptal kararı gereği yeniden göreve başlatıldığı 25.9.2000 tarihinden, hakkında Maliye Bakanlığı vizesi verildiği 11.10.2000 tarihine dek Koblenz Türk Askeri İrtibat Heyeti bünyesinde çalışmak suretiyle bir emek sarf ettiği tartışmasız bulunduğundan; bu emeği ile idari patrimuanında meydana gelen çoğalmanın yine hizmetin sahibi idarece tazmini gerektiği, yukarıda temas edilen Anayasa hükmü ile sorumluluk kuramının tabii bir gereğidir. Bu bakımdan, hukuken haklı olduğu anlaşılan davanın kabulü yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacıya 25.9.2000-11.10.2000 tarihleri arasındaki çalışması karşılığı olan aylığının hesaplanarak ödenmemesi işlemi hukuka aykırılıkla sakatlandığından, işlemin İPTALİNE,
Davacının müstahak olduğu aylık tutarına 11.10.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60(Yüzde Altmış) yasal faiz İŞLETİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy