(Subay Sicil Yönetmeliği m. 5)
Davacı 10.05.2001 tarihinde Kartal Asliye 2 nci Hukuk Mahkemesi, 16.05.2001 tarihinde AYİM. kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 1987 yılı atamalarında Sarıkamış'a atandığını Bl. K.lığı görevini yürüttüğünü, Tb.K.nının bazı usulsüz harcamaları olduğunu, göreviyle ilgilenmediğini, hakkında bazı dedikodular dolaştığını, yaptıkları müracaat sonucunda hakkında adli soruşturma yapılıp kamu davası açıldığını, kendisinin de Askeri Savcı huzurunda ve Mahkeme huzurunda Tb.K. hakkında bildiklerini açıkça anlattığını, 1 nci sicil üstü olan P.Tb.K.nın bu nedenle kendisine husumet duyup düşük sicil vermiş olduğunu, bu nedenle sübjektif olarak düzenlenen 1988 yılı 1 nci sicil üstü sicillerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacının getirtilen Kuvvet Komutanlığında ve Kıt'ası Komutanlığında bulunan özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden, davacının 1985 yılında sicil almaya başladığı, sicillerinin başlangıçtan itibaren çok iyi düzeyde ve hakkındaki kanaatlerin olumlu olduğu, dava konusu 1988 yılında inci sicil üstünce geçmişteki sicil notu ortalamasından büyük bir düşüşe çok iyi düzeyde sicil notu takdir edildiği ve olumlu kanaat belirtildiği, ancak sicil defterine aynı sicil notu yazıldığı halde, 12.04.1988 ve 18.03.1988 tarihlerinde iki aynı menfi kanaat yazılmış olduğu, 2 nci sicil üstünce geçmişteki sicil notu ortalamasından büyük bir düşüşle iyi düzeyde sicil notu takdir edildiği ve hem olumlu, hem de olumsuz ifadeler içeren kanaat belirtilmiş olduğu, davacının bundan sonraki sicillerinin çok iyi ve mükemmel düzeyde seyrettiği, hakkındaki kanaatlerin hep olumlu olduğu, safahatı boyunca, toplam 40 takdirnamesi, 3 para ödülü, 1 şerit rozet ve 2 kamp ödülü olduğu, dava konusu sicil dönemine ilişkin olarak 15.10.1987 tarihinde Tb. K.nınca görevindeki başarısı, 16.10.1987 tarihinde A.K.nınca atışlı tatbikattaki başarısı, 25.02.1988 tarihinde Tb.K.nınca atışlardaki başarısı, 24.06.1988 tarihinde Tb.K.Vekilince denetlemedeki başarısı nedeniyle verilen dört takdirnamesi olduğu, safahatı boyunca KTBK.K.lığı As.Mah.nin 29.12.1986 tarih ve 1986/687 -625 sayılı kararıyla asta müessir fiil suçundan beraat etmiş olduğu, 15.01.2001 tarihinde Tb.K.nınca Hudut Tb. kantinin de kontörlü telefonları nedeniyle açık verilmesi üzerine verilmiş Tevbih cezası aldığı/ dava konusu sicil döneminde herhangi bir disiplin cezası hakkında olumsuz kanaat uyandırabilecek nitelikte savunma, ikaz gibi herhangi bir bilgi ve belge olmadığı görülmektedir.
1972 tarihli Mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini gözönünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidirler. Aksi hal ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur...Sicil üstleri düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre kendileri hakkında da hüküm verileceğini gözden uzak tutmamalıdırlar. denilmektedir.
Bilindiği gibi, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arzetmekte olup, bunların denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira, Anayasa'nın 125/4 ncü madde ve fıkrasında, takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri saptanmak suretiyle denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel safahatına ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca düşüklüğü açıklayacak makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır.
1972 tarihli mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin 103 ncü maddesinde .... 1 nci ve 2 nci sicil üstleri sicil not ve kanaatlerini önce sicil defterine, sonra sicil belgesine yazılır...... sicil defteri ile sicil belgesindeki not ve kanaatler birbirinden farklı ise bu takdirde işlemlerde sicil belgesindeki not ve kanaatler geçerli sayılır.... denilmektedir.
Bütün bu açıklamalar ışığında dava konumuza döndüğümüzde davacının sicil notları çok iyi düzeyde seyretmekte iken dava konusu 1988 yılında 1 nci sicil üstünce safahatına göre büyük bir düşüşle çok iyi düzeyde sicil notu takdir edildiği, sicil belgesine olumlu, sicil defterine ise aynı sicil dönemi içinde iki ayrı tarihte olumsuz kanaat yazıldığı, 2 nci sicil üstünce safahatına göre büyük bir düşüşle iyi düzeyde sicil notu takdir edilip olumlu ve olumsuz ifadeler içeren bir kanaat belirtildiği, davacının sicilindeki bu denli düşüşü açıklayacak haklı kılacak, davacının bu dönemdeki görev ve disiplin performansında bir düşme olduğunu gösterecek nitelikte bir bilgi ve belge olmadığı gibi aksine davacının bu dönemde iki adet bizzat bu sicilleri düzenleyen sicil üstleri olmak üzere, sıralı sicil üstlerince dört kez yazılı olarak takdir edilmiş olduğu davacının dilekçesine eklediği Mahkeme kararından davacının 1 nci sicil üstünün, Görevi İhmal ve Resmi evrakı ortadan kaldırmak suçlarından hakkında dava açılıp yargılanarak mahkum olduğu, davacının aleyhinde ifade vermesi nedeniyle, davacıya muğber olduğu, defterindeki menfi kanaatlerin mahiyetinden de bu hususun açıkça anlaşıldığı, buna göre 1988 yılında 1 nci ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen sicillerin Subay Sicil Yönetmeliği esaslarına ve objektif kriterlere uygun olmadığı, hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı dava dilekçesinde 1988 yılında salt 1 nci sicil üstünce verilen sicilin iptali isteminde bulunmuşsa da, Dairemizce 2 nci sicil üstünce takdir edilen sicilin de iptali yoluna gidilmiştir. İdare hukuku kuramı yönünden sicil mahiyeti ile bir birleşme-işlem olup, iptal davasına konu olabilme bakımından normalde iptali istenen yılın ortalama sicilinin esas alınması gerekli bulunmaktadır. Ne var ki ayrılabilir işlem kuramını benimseyen ve uygulayan mahkememiz bu yöndeki talepler üzerine, münferit olarak birinci, ikinci ya da üçüncü sicil üstlerince verilen sicillerin ve/veya kanaatlerin gruplar halinde ya da ayrı ayrı dava konusu yapılmasını kabul etmektedir. Ancak dava konusunda olduğu gibi, eğer davacı yalnız birinci sicil üstünün düşük not verdiği düşüncesiyle salt bu sicilin iptalini talep etmekte ise ve ikinci sicil üstünce verilen sicil de birinci sicil üstünce düzenlenen gibi sübjektif mahiyette ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ayrılabilir işlemlerin salt iptali ile yetinmemekte ve kamu düzeni açısından bizzat tespit ettiği bu açık hukuka aykırılığı da çözümlemekte ve iptal kararını o yılki sicilin tamamına (birleşme-işleme) sirayet ettirmektedir. Bu davada da aynı yerleşik uygulamayı benimseyen Dairemiz 1988 yılında 2 nci sicil üstünün düzenlediği düşük sicili 1 nci sicil üstünden etkilenmek suretiyle ve somut sebep ve gerekçeleri ortaya konulmaksızın verilmiş ve objektif olarak nitelendirilmeyecek bir sicil olarak değerlendirdiğinden, bu sicilin de iptali yoluna gidilmiştir.
Açıklandığı şekilde dava konusu sicilin düzenlendiği tarihte geçerli olan Subay Sicil Yönetmeliğinin 103 ncü maddesine göre sicil üstleri takdir ettikleri sicil ve kanaatleri önce sicil defterine yazıp oradan da sicil belgesine geçirmelidirler, sicil defteri ile sicil belgesi arasında çelişki olduğunda ise sicil belgesindeki kayıt geçerlidir. Davamızda 1988 yılı 1 nci sicil üstü sicil defteri ile sicil belgesine aynı notları yazmasına rağmen Subay Sicil Yönetmeliği usul ve esaslarına aykırı davranarak sicil belgesine olumlu, sicil defterine iki ayrı tarihte olumsuz kanaat belirtmiştir. Bu nedenle takdir ettiği sicil notu ile sicil belgesindeki kanaat ile uyumsuz olan sicil defterindeki olumsuz kanaat usule aykırı tanzim edilmiş olduğundan hükümsüzdür. Açıklanan bütün bu nedenlerle,
1- 1988 yılında 1 nci ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen sicillerin İPTALİNE,
2- 1988 yılında 1 nci sicil üstünce sicil üst defterine yazılıp sicil belgesine yazılmayan olumsuz kanaatlerin hükümsüz olduğundan İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy