(2709 S. K. m. 2, 10) (926 S. K. m. 36) (1602 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95)
Davacı vekili, 31.5.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin açıkta, tutuklu ve memuriyetten yoksun kalma cezası ile açıkta olmak üzere toplam 578 günün naspından düşüldüğünü, mahkum olduğu görevi kötüye kullanmak suçunun açığı gerektiren suçlardan olmaması nedeniyle, açıkta geçen 344 günün nasıp düzeltmesinde değerlendirmeye alınmaması gerektiğini, 4616 sayılı Kanunla 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş bir kısım suçlardan hüküm kesinleşmemiş ise davanın kesin hükme bağlanmasının erteleneceğini belirtildiğini, davacının mahkum olduğu suçun da bu kanun kapsamında olduğunu, müvekkiliyle aynı suçu 23 Nisan 1999 tarihinden önce işleyip yargılaması halen devam edenlerin 4616 sayılı Kanundan faydalanacağı ve böylece cezası erteleneceği için nasıp düzeltme işlemi de yapılamayacağı, müvekkilinin şanssızlığının bu yasadan önce mahkumiyet kararı verilmesi olduğunu, bu durumun Anayasanın 10 ncu maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesine ve 2 nci maddesinde belirtilen ilkelere aykırı olduğunu, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu, telafisi imkansız zararlara meydan verilmemesi için öncelikle yürütmenin durdurulması ve işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
AYİM.1.Dairesinin 26.6.2001 tarih ve 2001/1020-789 sayılı kararıyla yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun Nasıp düzeltilmesi başlıklı 36 ncı maddesinde; Kazai ve idari kararlar neticesi nasıp düzeltilmesi aşağıdaki esaslara göre yapılır.
a) Kısa hapis cezası, tecil edilen, tedbire veya para cezasına çevrilen cezalar hariç olmak üzere subayların,
1. Şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkumiyetleri halinde infaz süresi de dikkate alınarak, gözaltı, tutukluluk ve hükümlülükte geçen süreleri,
2. Açığı gerektiren bir suçtan mahkumiyet halinde açıkta geçen süreleri, Kıdemlerinden düşülür.
... hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Hv.Er Eğt.Tug.2 nci Er Eğt.Grp.3 ncü Tb. 9 ncu Bl.K.Vekili olarak görev yapmakta iken, bazı askerleri usulsüz izne göndermesi nedeniyle 1 nci Taktik Hava Kv.K.Iığı As.Savcılığının 31.10.1996 tarih ve 1996/988-476 sayılı iddianamesi ile, bu eylemleri nedeniyle memuriyet görevini kötüye kullanmak (3 kez) ve resmi evrakta sahtekarlık suçlardın kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 1 nci Taktik Hava Kv.K.lığı Askeri Mahkemesinin 5.3.1998 tarih ve 1998/38-77 sayılı kararı ile bu eylemleri nedeniyle askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan mahkumiyetine ve ordudan tardına karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği ve Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 21.10.1998 tarih ve 1998/495-492 sayılı ilamı ile bu kararın suç vasfı yönünden bozulmasına karar verildiği, As.Mahkemenin 14.1.1999 tarih ve 1999/230-3 sayılı kararıyla ilk mahkumiyet kararında direndiği ve davacının askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan yargılandığından 8.2.1999 tarihinde açığa alındığı, bu mahkumiyet kararının da taraflarca temyiz edildiği, Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin kararın direnme olmadığı görüşüyle yaptığı inceleme sonucunda 5.5.1999 tarih ve 1999/205-224 sayılı ilamıyla kararın bozulmasına karar verildiği, Askeri Mahkemenin 10.6.1999 tarih ve 1999/550-266 sayılı kararıyla kararında direndiği, bu kararın da taraflarca temyizi üzerine As.Yargıtay Daireler Kurulunun 4.11.1999 tarih ve 1999/206-195 sayılı ilamıyla mahkumiyet kararının suç vasfı yönünden bozulmasına karar verildiği, Askeri Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucu 17.2.1999 tarih ve 2000/315-32 sayılı karar ile davacının memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan onbir ay yirmi gün hapis, iki ay yirmiyedi gün memuriyet görevinden yoksun kalma cezası ve ağır para cezası ile mahkumiyetine, memuriyetten yoksun kalma cezasının açığa çıkarma şeklinde uygulanmasına karar verdiği, bu arada davacının açığının 18.1.2000 tarihinde kaldırıldığı, bu kararın kesinleşmesi üzerine, hapis cezasının infazına 12.6.2000 tarihinde başlandığı, 4.11.2000 tarihinde şartla tahliye olduğu, 4.11.2000 tarihinde cezanın infazı olarak açığa alındığı ve 1.2.2001 tarihinde açığının kaldırıldığı, Hava Kv.K.lığının 17.4.2001 tarih ve 19-115 sayılı kararıyla 926 sayılı Kanunun 36/a maddesi uyarınca 8.2.1999-18.1.2000 tarihleri arasında açıkta geçen 344 gün, 12.6.2000-4.11.2000 tarihleri arasında infazda geçen 145 gün, 4.11.2000-1.2.2001 tarihleri arasında infaz olarak açıkta geçen 89 gün olarak toplam 578 günün davacının naspından düşülerek nasbinin 31.3.1997 tarihine götürüldüğü görülmüştür.
Davalı idarenin savunmasında davacının nasbinin 344 günlük süre ilave edilerek yeniden düzeltildiğinin belirtilmesi üzerine, Dairemizin 30.10.2001 tarih ve 2001/1020-789 tarihli ara kararıyla sorulmuş, Hava Kv.K.lığınca cevaben gönderilen belgelerin incelenmesinde, Hava Kv.K.lığının 26.7.2001 tarih ve 39-196 sayılı kararı ile davacının askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan 8.2.1999-18.1.2000 tarihleri arasında açıkta geçirdiği 344 gün sürenin kıdeminden düşülme işleminde hariç tutularak, hapis cezasının infazında geçen 145 gün ve memuriyetten yoksun kalma cezasının infazı olarak açıkta geçen 89 gün olarak toplam 234 günün naspından düşülerek 30.8.1995 olan üsteğmenlik nasbinin 22.4.1996 tarihine götürüldüğü ve bu işleme dava tarihinden sonra 6.7.2001 tarihinde başlanmış olduğu görülmektedir.
Davalı idarece, dava tarihinden sonra davacının yeniden nasıp düzeltme işlemine tabi tutularak, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan açıkta geçen 344 gün sürenin naspından düşülmediği, nasbinin bu süre dikkate alınmayarak düzeltildiği, böylece davanın davalı idare tarafından kısmen kabul edilerek talep edilen işlemin kısmen gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 1602 sayılı AYİM Kanununun 56 ncı maddesi delaletiyle HUMK.'nun 91-95 nci maddeleri gereğince davanın davalı idare tarafından kabulü kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurmaktadır.
Davacı hakkında tesis edilen hürriyeti bağlayıcı cezanın infazında ve memuriyetten yoksun kalma cezasının infazı cümlesinden olarak açıkta geçen sürelerinin naspından düşülme işleminin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle iptali yönündeki istemin, tesis edilen işlemin her yönüyle hukuka uyarlı olması nedeniyle, yasal dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, kısmen kabul nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, davanın kısmen REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy