(926 S. K. m. 50) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 91)
Davacı vekili, 6.6.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 30.8.1982 tarihinde muvazzaf subay olarak TSK.'nde göreve başladığı ve yaptığı ihtisas sonrası Genel Cerrahi Uzmanı olduğu, Gölcük Deniz Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı olarak görevli iken, hakkında birden çok askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak etmekten dolayı soruşturma açılıp, bu suçu nedeniyle 9.12.1995-10.7.1996 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yargılamanın 20.10.2000 tarihinde mahkumiyetle sonuçlandığı, ancak kararının kesinleşmediği, buna rağmen idarenin karar verilmesiyle birlikte davacıyı göreve başlatmayı uygun görmeyerek 21.3.2001 tarihli işlemle sicil yoluyla re'sen emekli ettiği, bu işlemin hukuka aykırı olduğu, zira davacının tutuklanıp açığa alındığı tarihe kadar disiplinsizlik oluşturacak herhangi bir eyleminin bulunmadığı ve verilen mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, temyiz aşamasında söz konusu iddianın mahkumiyetle sonuçlanabileceği gibi, beraatla da sonuçlanabileceği veya suç vasfının değişip görevi ihmal suçu derecesinde kalabileceği ifade edilerek, söz konusu TSK.'nden çıkarılma işleminin iptali talebiyle bu davanın açıldığı görülmektedir.
Dava dosyası ile davacının özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelere göre Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirerek 2.12.1983 tarihinde stajyer tabip olarak GATA K.lığı emrinde göreve başlayarak TSK.'ne intisap eden davacının Gölcük Dz.Üs Komutanlığı emrinde görevli iken 26.1.2001 tarihinde tanzim edilen Türk Silahlı Kuvvetlerinde Kalması Uygun Değildir sicili üzerine ayırma işlemine tabi tutulduğu, Subay Sicil Yönetmeliğinin 92 nci madde (b) fıkrasına göre Dz.K.K.lığı Personel Başkanlığınca başlatılan ve yürütülen işlemin 21.3.2001 tarih ve 01/1531 sayılı üçlü kararname ile kesinleştirilerek, 926 sayılı TSK.Personel Kanununun 50 nci madde (c) fıkrası ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 91 nci madde (b) ve (d) fıkralarına istinaden Silahlı Kuvvetlerle ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 50 (c) maddesinde, subayların disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulabileceği belirtilmekte, aynı Kanunun öngördüğü hükme uygun olarak çıkartılan Subay Sicil Yönetmeliğinin 91 nci madde (b) ve (d) fıkralarında ise; Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyemeyen ve Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunan subayların TSK. ile ilişiğinin kesileceği hüküm altına alınmıştır.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken birtakım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonrada bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünye dışına çıkarması da doğaldır, işte Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir.
Bu açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacının meslek safahatı boyunca izin tecavüzü nedeniyle 4.7.1993 tarihinde 7 gün oda hapsi cezasına, yurtdışı izin onayı ve vize belgesini iade etmemek suçundan da şiddetli tevbih cezasına çarptırıldığı ve bunlardan başka disiplin cezalarının olmadığı, ancak Gölcük Deniz Hastanesi emrinde Genel Cerrahi Uzmanı olarak görevli iken Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığının 22.3.1996 tarih ve 1996/56-81 E.K.sayılı, 19.2.1997 tarih ve 1997/447-38 E.K.sayılı, 6.5.1997 tarih ve 1997/751-137 sayılı iddianameleri ile Askerlikten Kurtulmak İçin Hile Yapmak suçuna iştirakten hakkında kamu davası açıldığı ve bu suçlar nedeniyle 9.12.1995-10.7.1996 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ve 16.4.1996 tarihinde de açığa alındığı söz konusu davaların birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 20.10.2000 tarih' ve E.2000/34, K.2000/405 sayılı kararı ile müsnet Askerlikten Kurtulmak İçin Hile Yapmak suçuna iştirakten As. C.K.nun 81/2 delaletiyle As. C.K.nun 81/1 nci maddesi gereğince 10 ayrı suçtan çeşitli miktarlarda ağır hapis cezalarına çarptırıldığı ve cezaların TCK.'nun 71 nci maddesi gereği toplanması neticesi Dört Sene Altmış sekiz Ay Yirmi Gün ağır hapis cezasına ulaşıldığı ve As. C.K.nun 30/A maddesi gereğince TSK.'nden çıkarılma kararı verildiği görülmektedir.
Disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin tesis edilmesi ve bunun Yasa ve Yönetmelikte belirtilen kriterlere uygun olabilmesi için disiplin durumunun artık TSK.'nde görev yapmayı engelleyici vehamet derecesine gelmiş olduğunun anlaşılması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, varlığına yönelik yasa dışı bir örgütle yaptığı mücadele sırasında, askerlik hizmetinden kaçmak isteyenler için çalışan bir organizenin içine dahil olarak Askerlikten Kurtulmak İçin Hile Yapmak suçuna iştirak ettiği mahkeme kararıyla anlaşılan ve bu suç nedeniyle tutuklu kalan, açığa alınan davacının disiplinsizlik ve ahlaki durumunun artık TSK.'nde istihdamına olanak bırakmayacak vehamet derecesine ulaştığı ve bunun neticesinde tesis edilen TSK.'nden ayırma işleminde de mevzuata ve hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı sonuç ve kararına varılmıştır.
Davacı hakkında verilen karar temyiz aşamasında olması nedeniyle henüz kesinleşmemişse de, idare Silahlı Kuvvetlerin disiplinini sarsan, itibarını zedeleyen bu gibi durumlarda derhal işlem yapmak durumunda olduğundan, işlemin bu husus itibariyle de hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy