(2247 S. K. m. 10, 13) (1602 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 157)
Davacı vekili, 21.5.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacı J.Bşçvş .............. halen Malatya İl J.K.lığı emrinde görev yaptığını, 1999 yılı Aralık ayında rahatsızlanması nedeniyle Malatya 200 Yataklı Askeri Hastanesine kaldırıldığını ve yapılan tedaviler neticesi söz konusu hastane Sağlık Kurulunun 3.2.2000 tarih ve 46 sayılı raporu ile B/40, F-2, Sınıfının uygun kadro ve görev yerlerinde görev yapar kararı verildiğini, müteakiben de davalı kurumca 21.12.2000 tarih ve 4410 sayılı kararla hakkında adi malul kararı verildiğini, ancak daha sonra tesis edilen işlemle adi maluliyete ilişkin kararın kaldırıldığını ve adi malul sayılmadığına ilişkin işlem tesis edildiğini, bunun ise hukuka aykırı olduğunu, ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait 1 Nolu Sınıflandırma Çizelgesindeki 40/B-2 maddesinin başçavuş ve daha üst rütbedeki astsubaylar için adi malullük hakkı tanımayan hükmünün de hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, iptallerine karar verilmesi talebiyle bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davalı T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ise savunmasında; davada askeri hizmete ilişkinlik unsuru ile asker kişiyi ilgilendirme unsurunun birlikte gerçekleşmediğini, ayrıca Yönetmelik iptali talebinin de söz konusu olduğunu ve Danıştay Kanununun 24 ncü madde (d) fıkrasına göre bu hususta da, Danıştay'ın görevli olduğunu ileri sürerek, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi yönünde talepte bulunmuştur.
Açılmış bulunan işbu davada olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma hali söz konusudur. Olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunun 10-13 ncü maddelerinde düzenlenmiştir.
Belirtilen Kanunun 10 ncü maddesinin 2 nci fıkrasına göre görülmekte olan bir davanın dilekçe ve savunma devresi tamamlanmadan taraflardan birinin mahkemenin görevsiz olduğunu ileri sürmesi halinde öncelikle mahkemenin davaya bakma konusunda görevli olup olmadığı hakkında bir karar vermesi gerekir. Mahkeme görevsiz olduğuna karar verirse mesele yoktur. Ancak mahkeme kendisinin davaya bakmaya görevli olduğuna karar verirse bu karar itiraza tabi ise itiraz yolları tüketildikten sonra veya itiraz süresi geçtikten sonra itiraza tabi değilse hemen itiraz edene tebliğ edilir. 1602 Sayılı Kanun gereğince mahkemenin görevli olduğuna dair vermiş olduğu bu karara karşı itiraz söz konusu olmadığından görev itirazında bulunana tebliği gerekmektedir. Tebliğden itibaren on beş gün içinde görev itirazında bulunan hangi mahkemelerin görevli olduğunu iddia etmiş ise o mahkemelerin içinde yer aldığı yargı zincirinin Başsavcılığına iletilmek üzere görev uyuşmazlığı çıkarılmasını havi dilekçesini görev konusundaki itirazım reddeden yargı merciine verir. Olumlu görev uyuşmazlığını çıkarmaya yetkili makam görev itirazında bulunanın görevli olduğunu iddia ettiği yargı merciinin içinde yer aldığı yargı zincirinin başsavcısıdır. İdari yargının görevli olduğu iddia edilmişse Danıştay Başsavcısı, Askeri İdari yargının görevli olduğu iddia edilmişse AYİM. Başsavcısı, Adli Yargının görevli olduğu iddia edilmişse Yargıtay C.Başsavcısı, Askeri Ceza yargının görevli olduğu iddia edilmişse Askeri Yargıtay Başsavcısıdır. (Uyuşmazlık Mah.K.m.10/4) Olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasını içeren dilekçeyi alan yargı mercii görevli olduğuna ilişkin verdiği kararı kaldırmaz ise bu dilekçeyi karşı tarafa tebliğ ettikten sonra bu tebliğe verilen cevap layihasıyla birlikte gerekli tüm belgeleri uyuşmazlık çıkarmaya yetkili makama gönderir. Bu makam uyuşmazlığı çıkarmaya yer olmadığı kanaatine varırsa istemin reddine karar verir. Bu karar kesindir. Bu makam görevsizlik itirazının yerinde olduğu kanaatini edinirse kendisine ulaştırılan dava ile ilgili dilekçe ve eklerini de ilave ederek Uyuşmazlık Mahkemesine gönderir.
Yukarıda açıklanan yasal kurallar karşısında davanın taraflarınca usulüne uygun şekilde yapılan bir görev itirazında, davaya bakan mahkemece öncelikle görev konusunda bir karar verilmesi zorunlu bulunmaktadır.
Anayasa'nın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş 20.7.1992 günlü ve 1602 sayılı Kanunun 25.12.1981 günlü ve 2568 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, azman jandarma çavuş, erbaş ve erlerle sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Görevli yargı yerinin belirlenmesi yönünden, idari işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığının tespiti için, işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Genel görevli idari yargı kolu işlevini sürdürürken özel görevli Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kurulması, 1602 sayılı Kuruluş Kanununun gerekçesinde de belirtildiği gibi askeri hizmetin genel idari ölçülere göre farklı yapısı ve askeri hizmete ilişkin işlemlerin bu alanda uzman bir kurulca denetlenmesi ihtiyacından kaynaklanmıştır.
Eğer idari işlemin tesisinde, asker kişinin yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural gerek ve gelenekleri göz önünde tutularak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemin askeri nitelikli olduğu kabul edilmelidir. Bu halde işlem askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yargı görevinin genel görevli idari yargıya ait olacağı kuşkusuzdur.
Bu açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacının adi malul olup olmadığının saptanmasında tıbbi bilgi ve değerlendirmelerin yanı sıra askerlik hizmetinin amacı ve askeri görev yerlerinin özellikleri göz önüne alınarak ilgilinin askeri yeterlik ve yetenekleri ile askeri geçmişinin değerlendirmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, davacının adi malul sayılması yönündeki talebinin değerlendirilmesinde, dava konusu işlemin askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edildiğinin ve bu nedenle de askeri hizmete ilişkin bulunduğunun kabulü gereklidir.
Keza Jandarma Astsubay Başçavuş olan davacının asker kişi olduğu da izahtan varestedir.
Belirtilen durumlara göre ve olayda Anayasa' nın 157 ve 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddelerinde öngörülen, idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşulları birlikte gerçekleştiğinden, davanın görüm ve çözümü Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmektedir. Keza benzer bir uyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Mahkemesinin 27.12.1999 tarih ve E.1999/43, K.1999/52 nolu kararı da bu yöndedir (9 Mart 2000 tarih ve 23988 sayılı Resmi Gazete, shf.:174-178).
Davalı kurum Yönetmelik iptali istemi nedeniyle de Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olamayacağını ve Danıştay'ın görevli olduğunu ileri sürmüşse de; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 ncı madde 2 nci fıkrasının Kanuna göre ilanı gereken düzenleyici ve genel tasarruflara karşı ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir. Ancak bu tasarrufların kendilerine uygulanması üzerine, ilgililer düzenleyici tasarruf veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açmakta muhtardırlar. İlgililer ayrıca; düzenleyici tasarrufun kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir düzenleme yapılmasını uygulamadan itibaren altmış gün içinde idareden isteyebilirler. Bu isteklerinin reddi veya altmış gün içinde cevap verilmemesi halinde altmış günün bitiminden itibaren isteklerinin yerine getirilmemesi yolundaki işleme karşı altmış gün içinde dava açabilirler. Düzenleyici tasarrufun kaldırılmaması, değiştirilmemesi veya dava yoluyla iptal edilmemiş olması bu tasarrufa dayalı işlemin iptaline engel olmaz hükmü karşısında, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Yönetmelik iptalinde görevli olamayacağı iddiası da mesnetsiz kalmaktadır. Burada aranacak yegane unsur, söz konusu Yönetmelik hükmünün asker kişileri ilgilendirmesi ve bu Yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen işlemin askeri hizmete ilişkin olması gereğidir.
Yukarıda açıklandığı üzere de, bu hususlar da gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlık konusu ihtilafın asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarını birlikte taşıdığı sonucuna ulaşıldığından ve her yönü itibariyle de dava konusu Mahkememizin görevi içerisinde kaldığından, davalı kurumun görev itirazının reddine,
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluşu Ve İşleyişi Hakkındaki Kanununun 10 ve 12 nci maddeleri uyarınca, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma isteminde bulunması, yetkili makama intikalinin düşünülmesi için kararın görev itirazında bulunan davalı T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne TEBLİĞİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy