(2709 S. K. m. 125)
Davacı, 22,12.2000 tarihinde kayda geçen dava ve 27,2.2001 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; kendisinin idarece haksız yere konuttan çıkarıldığını, bu işleme karşı açtığı davanın AYİM'ce kabul edilerek AYİM.1.Dairesinin 17.10.2000 tarihli kararı ile işlemin iptaline karar verildiğini, 10.11.2000 tarihli dilekçe ile idareye başvurmasına rağmen, henüz kendisine lojman tahsisi yapılmadığını, 17.1.2000 tarihinde lojmandan çıkarılması nedeniyle 23.1.2000-23.12.2000 tarihleri arasında ödemiş olduğu 12 aylık kira bedeli tutarı olan 900.000.000.TL, eşya taşıma gideri olarak 30.000.000.TL, yeni taşındığı konutta yaptığı boya, bakım, tamirat masrafı olarak 100.000.000.TL, aynı tarihler arasında yakıt bedeli olarak 468.000.000.TL olmak üzere toplam 1.498.000.000.TL tutarında maddi zarara uğradığını, tahliye edildiği apartmanda oturması halinde ise 310.080.000.TL tutarında bir masrafının olacağını, bu miktarın düşümü ile gerçek maddi zararının 1.187.920.000.TL olarak ortaya çıktığını, ayrıca 17.1.2000 gibi kışın en şiddetli geçtiği günlerde, şehrin merkezinde kar yağışının bir metreyi geçtiği ve ana caddelerin trafiğe kapatıldığı esnada, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiasıyla konuttan tahliye ettirilmesi nedeniyle sosyal çevresi ve emsalleri içerisinde küçük düşerek, haysiyet ve onurunun kırılması nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek; 1.187.920.000.TL maddi ve 500.000.000.TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile Dairemizin 2000/353 sayılı Esasına kayıtlı işi bitmiş dava dosyasının incelenmesinde; davacı subayın 49.İç Güv.Tug.K.lığı (Muş) emrinde görev yapmaktayken, annesine bakmakla yükümlü olduğunu beyan ederek lojman talebinde bulunduğu ve kendisine 18.8.1998 tarihinde lojman tahsis edildiği, davacının annesinin sürekli lojmanda oturmadığı ve bu nedenle annesine bakmakla mükellef olamayacağı konusunda Komutanlığa yapılan şikayet üzerine, davacının oturmakta olduğu apartman Yönetim Kurulu Başkanı ve Üyeleri, Özel İdare Loj.Yön.Krl.Başkanı ve Üyeleri tarafından, davacının lojmanı teslim aldığı tarihten itibaren geçen 18 aylık zaman zarfında lojmanda annesiyle birlikte kaldığı sürenin 60 günü geçmediği, keza bekar olarak lojmanda kaldığı sürenin 150 günü geçmediği, zaman zaman bekar arkadaşlarının kendisi olmadığı halde lojmanı kullandıkları hususlarında 14.12.1999 tarihinde bir tutanak tutulduğu ve akabinde de davacının 17.1.2000 tarihinde lojmandan çıkarıldığı, davacının bu işlemin iptali istemiyle 29.2.2000 tarihinde AYİM'de açtığı davanın kabul edilerek, AYİM.1.Dairesinin 17.10.2000 tarih ve E.2000/353, K.2000/970 sayılı kararı ile sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı görülen lojmandan çıkarılma işleminin iptaline karar verildiği, bu işlemin 30.10.2000 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının söz konusu işlem nedeniyle uğradığını öne sürdüğü 1.187.920.000.TL maddi ve 500.000.000.TL manevi zararının tazmini istemiyle 22.12.2000 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu tam yargı davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Öğretide ve idari yargı uygulamasında tartışmasız bir şekilde genel kabul gördüğü üzere, iptal kararı sakat (Hukuka aykırı) işlemi geriye yürür bir biçimde ortadan kaldırır. İptal edilen bir tasarruf hiç yapılmamış sayıldığından iptal kararı da zorunlu olarak geçmişe etkili karakter taşır. Geri yürürlük ilkesini gerçekleştirerek ortaya çıkmış olan hukuka aykırılıkların kaldırılabilmesi için, iptal kararı üzerine sakat işlemin yapılmasından önceki hukuksal durumun geri gelmiş olacağı ilkesinden yararlanılır. Bu kuram ve kabulün doğal sonucu olarak ta, örneğin kamu görevlisinin statüsüne son verme işleminin iptalinde; bu kimse hiç görevinden ayrılmamış gibi değerlendirilerek açıkta geçirdiği sürelere ilişkin tüm aylık ve özlük haklarına tam müstahak olduğu, örneğin dava konusu konuttan çıkarılma işleminin iptalinde olduğu gibi bu işlem nedeniyle uğranılan bir kısım maddi zararların belgelenmiş olması koşuluyla giderilmesinin gerekeceği kabul olunmalıdır. Esasen Danıştay ve AYİM.'nin istikrarlı kararları da bu kabul ve görüş yönündedir. (Örn. Dan.5.D.24.4.1996; E. 95/4152, K.96/1717, AYİM 1.D. 9.4.1996; E.95/1029, K.96/293, 2.4,1996; E.95/1066, K.96/271, 10.12.1996; E.96/754, K.96/1037, 21.5.1996, E.96/344, 96/427, Drl.Krl.28.1.1995; E.95/34, K.95/29, AYİM.1.D.nin 9.5.2000; E. 1999/1183, K.2000/554 ve AYİM.1.D.nin 17.10.2000 tarih ve E.2000/161, K.2000/951 sayılı kararlan)
Bu açıklama ışığında, davacının söz konusu hukuka aykırı lojmandan çıkarılma işlemi nedeniyle gerçek maddi zararlarının ve bu arada koşullan mevcutsa, duyduğu manevi acı nedeniyle maruz kaldığı manevi zararın, davalı idarece hizmet kusuru esasına göre tazmini gerektiği açıktır.
Bu nedenle, öncelikle davacının talep ettiği ve mahkememizce gerçekleşmiş olduğu kabul edilen maddi zararlarının ele alınıp irdelenmesi gerekli bulunmaktadır.
Davacının talep ettiği maddi zarar kalemleri ve değerlendirilmesine gelince:
1) Davacının Boşalttığı Lojmandaki Ev Eşyalarının Nakli Nedeniyle Uğradığını Öne Sürdüğü Zararlar:
Davacı, hukuka aykırı konuttan çıkarılma işlemi nedeniyle, tuttuğu üç taşıyıcıya toplam 30.000.000.TL eşya nakil ücreti ödediğini belirterek, bu zararının tazminini talep etmektedir.
Bu konuda herhangi bir belge ibraz edilmemekle beraber, yaşamın olağan akışına uygun, haklı ve makul bir gerçek zarar olarak nitelendirilmesi gereken söz konusu zararın tazmini yoluna gidilmiştir.
2) Davacının Lojmandan Çıkarılması Nedeniyle Dışarıda Kiraladığı Konut İçin Ödediği Kira Bedelleri Nedeniyle Uğradığını Öne Sürdüğü Zararlar :
Davacı, bu başlık altında; lojmandan çıkarılması nedeniyle 23.1.2000 tarihinden itibaren bir yıl süreyle konut kiraladığını, bu nedenle aylık 75.000.000.TL'dan toplam 900.000.000.TL maddi zarara uğradığını öne sürmüş ve belge olarak da kira sözleşmesi örneğini ibraz etmiştir.
Davacının söz konusu kira zararı Dairemizce Gerçek Zarar olarak kabul edilmiş; ancak kira sözleşmesinin incelenmesinde aylık kira bedelinin 75.000.000.TL değil, 70.000.000.TL olduğunun anlaşılması karşısında, gerçek zarar hak edişinin 840.000.000.TL olduğu saptanarak, bu miktar, hükmedilen maddi tazminata esas alınmıştır.
3) Davacının Lojmandan Çıkarılması Nedeniyle, Dışarıda Tuttuğu Konut İçin Yaptığı Zaruri Boya-Badana Ve Tamirat Giderleri Karşılığı Uğradığını Öne Sürdüğü Zararlar:
Davacının kiraladığı konut için yaptığını öne sürdüğü ve boya-badana, zaruri tamirat karşılığı tutarı olan 100.000.000.TL maddi zarar kalemi herhangi bir belgeye dayalı olmamakla beraber, yaşamın olağan akışına uygun, makul ve kabul edilebilir gerçek zarar olarak kabul edilmiş ve hükmedilen maddi tazminata esas alınmıştır.
4) Davacının Kiraladığı Konut için Ödediği Yakıt Ve Apartman Aidatları Tutarları İle Lojmanda Otursaydı Ödeyeceği Konut Kirası, Apartman Aidatı Ve Kapıcı Giderleri Arasındaki Fark Nedeniyle Uğradığını Öne Sürdüğü Zarar:
Davacının bu başlık altında talep ettiği ve dava dilekçesinde ay ay kapsamlı dökümü yapılmış, bir kısmı belgelenmiş ve davalı idarece de aksi öne sürülmemiş toplam 157.920.000.TL tutarındaki bu Fark zararı, Dairemizce gerçek zarar olarak kabul edilmiş ve bu miktar, hükmedilen maddi zarara esas alınmıştır.
Yukarıda belirtilen masraf kalemleri dikkate alındığında, davacının uğradığı gerçek maddi zararın 1.127.920.000.TL olduğu anlaşılmış ve bu miktarın yasal faizi ile birlikte tazmini yoluna gidilmiştir.
Davacının manevi tazminat istemine gelince:
Davacı, Dairemizce iptal edilen işlem nedeniyle bir manevi zarara da uğradığını belirterek; bu nedenle 500.000.000.TL manevi tazminat isteminde bulunmuşsa da; ortada bir içtihadi hata durumu olduğu kanısına varıldığından, aşağıdaki nedenlerle söz konusu talebin reddine karar verilmiştir.
Gerek Danıştay'ın gerekse de mahkememizin yerleşik kararlarında, yargı organlarının idareye nazaran daha geniş bir yorum ve takdir yetkisine sahip olmaları itibariyle, içtihat yoluyla, idarenin bir mevzuat hükmüne verdiği anlamı değiştirmek suretiyle, idareye hem yolda uygulama yapması gerektiğine işaret edebileceği, diğer bir deyişle mevzuat hükümlerinin idarece iyi niyetle ve ciddi surette farklı yorumlanmasından doğan ve bilahare idari yargı organınca hukuka aykırı şekilde nitelenen işlemlerden dolayı bir tazminat talebine hukukilik atfedilemeyeceği, yani bu hallerde idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmayacağı genel kabul görmüş bulunmaktadır. Kanunların yorumundaki ve olayların değerlendirilmesindeki fark nedeniyle doğan zarar olarak da nitelendirilebilen ve kimi yargı kararlarında içtihadi hata şeklinde ifadesini bulan bu istisnai hallerde, işlemin sonuçta hukuka aykırı görülmesi, aynı işlem nedeniyle bir tazminat talebine dayanak teşkil edememektedir.
Bu açıklama ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacı hakkında davalı idarece tesis edilen konuttan çıkarılma işleminin TSK. Konut Yönergesinin ilgili hükümlerinin uygulanmasından kaynaklandığı, Yönergenin öngördüğü usul ve yollara uyulduğu, ancak Yönergenin konuttan çıkarılma ile ilgili hükümlerinin uygulanması konusunda Dairemizce idareye nazaran farklı bir yorum getirildiği ve bu farklı yorum sonucunda bir hukuka aykırılığın Mahkememizce saptanarak işlemin iptali yoluna gidildiği, dolayısıyla davacı hakkında tesis edilen lojmandan çıkarılma işleminin bir içtihadi hataya dayalı olduğu kanaatine varılmış; bu tesbitin doğal sonucu olarak da idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldıran bu hukuki olgu karşısında, davacının manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacıya' 1.127.920.000.TL (Birmilyaryüzyirmiyedimilyondokuzyüzyirmibin lira) maddi tazminat verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
2- Hükmedilen maddi tazminata, her bir zarar kalemi için, zararın doğum tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar %60(Yüzde Altmış) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
3- Davacının manevi tazminat isteminin REDDİNE,
4- Davanın kısmen kabulü kısmen reddi nedeniyle 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin taraflar arasında 1/2 oranında paylaştırılmasına, buna göre sarf edilen 5.000.000.TL (Beşmilyon lira) posta giderinin 1/2'si olan 2.500.000.TL (İkimilyonbeşyüzbin lira) ile 7.400.000.- TL ( Yedimilyondörtyüzbin lira) posta giderinin 1/2'si olan 3.700.000.- TL (Üçmilyonyediyüzbin lira)'nın davacı üzerinde bırakılmasına, davacının peşin yatırmış olduğu harçtan geriye kalan 1/2'sinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına, ancak genel bütçeye dahil davalı idare 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca, harçtan muaf olduğundan, ayrıca harca hükmedilmesine yer olmadığına, davacının peşin yatırmış olduğu 22.175.000.TL (Yirmiikimilyonyüzyetmişbeşbin lira) harçtan 3.700.000.TL (Üçmilyonyediyüzbin lira)'nın düşülmesiyle artan 18.475.000.- TL (Onsekizmilyondörtyüzyetmişbeşbin lira) harcın istemi halinde davacıya iadesine, sarf edilen posta giderinin geriye kalan 1/2'si olan 2.500.000.- TL (İkimilyonbeşyüzbin lira)'nın davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5- Dava duruşmalı görüldüğünden ve davalı idare duruşmada hazine avukatınca temsil edildiğinden, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca, reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden nispi olarak hesaplanan 6.000.000.TL (Altımilyon lira) ile reddedilen manevi tazminat tutarı üzerinden aynı tarifenin 11 nci maddesi uyarınca maktu olarak hesaplanan 135.000.000.TL (Yüzotuzbeşmilyon lira) olmak üzere toplam 141.000.000.- TL (Yüzkırkbirmilyon lira) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy