(1602 S. K. m. 35)
Davacı 03.08.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle;
babası 1292 doğumlu .....'nın 1.Dünya Harbinde silah altında iken gaip düşerek bir daha geri dönmediğini, dolayısıyla 1325 Tarihli Kanun kapsamında olduğunu, ayrıca babasıyla kendisim birlikte gösteren nüfus kaydının olmamasının, Zara Hükümet Konağının uzun yıllar önce yanmasından kaynaklandığını, davalı kuruma şehit yetim aylığı bağlanması için 14.12.1998 tarihinde başvurduğunu, davalı Kurumun 12.10.1999 tarihli işlemine, iki yıldan beri yakalandığı prostat hastalığından tedavisi devam ettiği için cevap veremediğini, bu nedenle 12.03.2001 tarihinde davalı Kuruma verdiği yeni dilekçesine dört aydır cevap alamadığı için bu davayı açmak zaruretinde kaldığını, tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile Emekli Sandığı Tahsis dosyasının incelenmesinde; davacının 02.10.1998 tarihinde davalı Kuruma yazılı olarak başvurarak, harp gaibi babası ..... oğlu .....'dan dolayı kendisine şehit yetim aylığı bağlanması talebinde bulunduğu (Tahsis dosyası dizi 4), Em.Snd.Gnl.Md.lüğünün 29.12.1998 tarihli işlemiyle davacının aylık bağlanması isteminin reddedildiği (Tahsis dosyası Dizi 19), bu kararın davacıya tebliğine ilişkin bir belge bulunmamakla beraber, davacının 07.06.1999 tarihinde kayda geçen dilekçesiyle davalı kuruma yeniden başvurarak, aynı talebini tekrarladığı (Dizi 25), Em.Snd.Gnl.Md.lüğünün 29.06.1999 tarihli yazısı ile davacıya bilgi verilerek, istemin reddine dair 29.12.1998 tarihli işlemin davacıya evvelce gönderildiğinin belirtildiği (Dizi 31), davacının 13.09.1999 tarihli dilekçesiyle ilgi (29.06.1999 tarih 10/10/01.AO 631560) sayılı yazınızda benim ölü er .....'in babam olarak belirtilip yetim aylığı talep ettiğim yazılmış ise de, talebimin yanlış değerlendirildiği inancındayım. Zira, ben Zara Askerlik Şubesinin 7150 No'lu defterinin 53 sayfasında kaydı çıkartılan ..... oğlu 1292 doğumlu cephede gaip olmuş babam .....'dan dolayı yetim aylığı talep etmekteyim. Buna göre dilekçemin değerlendirilerek gereğinin yapılması arz olunur şeklinde talepte bulunduğu (Dizi 33), Em.Snd.Gnl.Md.lüğünün 12.10.1999 tarihli cevabi yazısı ile 29.12.1998 tarihli işlemin aynen metne yazıldığı, ancak 29.12.1998 tarihli işlemdeki davacının babasının sehven yazılan adının (orada ..... yazılmış) düzeltilerek ...... şeklinde belirtildiği (Dizi 37), bu son işlemin davacıya tebliğine dair yine bir belge bulunmamakla beraber, davacının 22.03.2001 tarihinde kayda geçen 12.03.2001 tarihli dilekçesiyle aynı aylık talebini tekrarladığı (Dizi 39), nihayet 25.06.2001 tarihinde kayda geçen 20.06.2001 tarihli dilekçeyle de taleplerini yenilediği (Dizi 40), davalı kurumca bir cevap verilmemesi üzerine de 03.08.2001 tarihinde AYİM.'de bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanununun 35 nci maddesinin İdari makamların sükûtu başlıklı (b) fıkrasında İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler. Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. Dava açılmayan haller ile davanın altmış günlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle dilekçenin reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra cevap verilirse, bunun tebliğinden itibaren dava açma süresi yeniden işlemeye başlar denilmektedir.
Anılan yasal hüküm çerçevesinde davacının konumuna dönüldüğünde;
davacının, harp gaibi olduğunu öne sürdüğü babası .....'dan dolayı kendisine şehit yetim aylığı bağlanması istemiyle ilk ihtiyari başvurusunu 02.10.1998 tarihinde yaptığı, bu başvurusuna davalı Kurumca altmış gün içinde cevap verilmediği, davacının da bu zımni ret kararı üzerine altmış gün içinde dava ikame etmediği, davalı Kurumun davacının istemini 29.12.1998 tarihli işlemle reddettiği, ancak bu işlemin davacıya tebliğine ilişkin bir belgenin bulunmadığı, davacının aynı konudaki 07.06.1999 tarihli başvurusunun davalı Kurumun 29.06.1999 tarihli işlemiyle reddedildiği ve 29.12.1998 tarihli işleme atıfta bulunulduğu, davacının 13.09.1999 tarihli 3. dilekçesi ile davalı kuruma başvurduğu ve bu kez davalı kurumun 29.06.1999 tarihli işleminin kendisine tebliğinden söz ettiği, ancak işlemdeki baba adının ..... yerine ..... yazılmasından bahisle,
durumunun yeniden değerlendirilmesinden söz ettiği, oysa 29.12.1998 ve 29.06.1999 tarihli işlemlerdeki davacının baba adı ..... yerine sehven ..... yazılmakla beraber, işlem metnindeki tüm bilgilerin (künye kaydı, zayiat kaydı) tamamen davacının babasına ait bilgiler olduğu ve bunların da esasen davacı tarafından bilindiği, bu bakımdan davacının 13.09.1999 tarihli dilekçesinin, 1602 sayılı Kanunun 35/b maddesinde öngörülen dava açma süresi geçirildikten sonra idarece verilen cevaba-ki 29.06.1999 tarihli işlem kastedilmektedir. Ölüm tarihi olarak kabulü gerektiği, bu durumda bu tarihten (13.09.1999'dan) itibaren 60 gün içinde AYİM.'de dava açılması gerekirken, davanın bu tarihten yaklaşık iki yıl sonra 03.08.2001 tarihinde açılan davanın süresi dışında ikame edilmiş bir dava mahiyetinde olduğu ve gerek savunma, gerek Başsavcılık Düşüncesinde isabetle belirtildiği üzere, davanın süre yönünden reddi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın süre aşımı nedeniyle REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy