(2709 S. K. m. 125)
Davacı, 27 Ağustos 2001 tarihinde AYİM'de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1981 yılında Kara Harp Okulu mezuniyetinin ardından bu güne kadar her rütbede farklı birliklerde çalışıp değişik amirlerinden sicil aldığını ve çok başarılı bir safahatı olduğunu, çok sayıda takdir aldığını, 1994 yılında birlikte görev yaptığı inci sicil üstünün kendisinden birliğinde görevli bir eri usulsüz olarak izne göndermesini istediğini, kendisinin bu talebi kabul etmediğini, bu olay nedeniyle kendisine düşük sicil verildiğini, 1994 yılında aldığı sicil nedeniyle kıdem sırasında geriye kaydığını tahmin ettiğini belirterek, 1994 yılı 1 nci sicil üstü sicil notu ve olumsuz sicil kanaatinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile özlük ve sicil dosyalarının incelenmesi neticesinde; 1981 yılında teğmen nasbedilen davacının 1982 ile 1993 yılları arasındaki sicil notu ortalamalarının çok iyi derecede olduğu, 1994 yılı inci sicil üstü sicil notunun iyi derece, önceki yıllar sicil notu ortalamasının yaklaşık 20 puan altında olduğu, hakkında olumsuz kanaat takdir edildiği, 2nci sicil üstü sicil notunun iyi derecede, önceki yıllar sicil notu ortalamasının yaklaşık 10 puan altında olduğu, hakkında olumlu kanaat takdir edildiği, 1995 ile 2001 yılları arasındaki sicil notu ortalamalarının mükemmel derecede olduğu, ceza ve ikazının bulunmadığı, 1994 yılı sicil dönemi dışında olmak üzere 24 kez yazılı takdir, 2 kez para ödülü, 1 kez Üstün Cesaret ve Feragat Şerit Rozeti, 1 kez Muharebe Harekatı Şerit Rozeti ve 1 kez de yurtdışına gönderilme şeklindeki ödül ile taltif edildiği, iptalini istediği sicil döneminde 4 Şubat 1994 tarihinde yurt içi kurs başvurusu üzerine doldurulan nitelik belgesinde aynı sicil amirince 10 puan üzerinde not ile takdir edildiği ve müspet kanaatler yazıldığı, hiçbir ikaz yada ceza almadığı anlaşılmıştır.
Sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup bunların denetimi takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil amirinin ast hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, bunun tamamen amirin hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, ancak takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri tespit edilip denetlenecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak biçimde, ayrıca birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin çok düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Yukarıda belirtilen ölçütler ile dava konusu edilen 1994 yılı sicil işlemi değerlendirildiğinde; 1994 yılı sicil döneminde ceza ve ikazı bulunmayan davacının inci sicil üstü sicil notunun önceki yıllar sicil notu ortalamasının yaklaşık 20 puan altında olmasının ve hakkında olumsuz kanaat takdir edilmesinin ve 2nci sicil üstü sicil notunun önceki yıllar sicil notu ortalamasının yaklaşık 10 puan altında olmasının hiç bir belge ile izah edilemediği, dolayısıyla söz konusu sicil notlan ile olumsuz kanaatin sübjektif nitelikte olduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde salt 1994 sicil yılında inci sicil üstünce verilen sicilin iptali isteminde bulunmuşsa da; Dairemizce aynı sicil yılında 2nci sicil üstünce takdir edilen sicilin de iptali yoluna gidilmiştir. Bilindiği üzere İdare Hukuku kuramı yönünden sicil, mahiyeti itibariyle bir birleşme - işlem olup; iptal davasına konu olabilme bakımından, normalde iptali istenen yılın ortalama sicilinin esas alınması gerekli bulunmaktadır. Ne var ki, ayrılabilir işlem kuramını benimseyen ve uygulayan Mahkememiz, bu yöndeki talepler üzerine, münferit olarak birinci, ikinci yada üçüncü sicil üstlerince verilen sicillerin ve/veya kanaatlerin gruplar halinde ya da ayrı ayrı dava konusu yapılmasını kabul etmektedir. Ancak dava konusunda olduğu gibi, eğer davacı yalnızca bir sicil üstünün düşük not verdiği düşüncesiyle salt bu sicilin iptalini talep etmekte ise ve diğer sicil üstlerince verilen/siciller de bu sicil üstünce düzenlenen gibi sübjektif mahiyette ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi; ayrılabilir işlemlerden salt/ birinin iptali ile yetinmemekte ve kamu düzeni açısından bizzat tespit ettiği/bu açık' hukuka aykırılığı da çözümlemekte ve iptal kararını bu yıl ki sicilin tamamına (birleşme -işleme) sirayet ettirmektedir. (Bu /yöndeki AYİM kararları : AYİM inci D.-26 Mayıs 1992 gün ve E.199472185, K.1992/885; AYIM inci D.14 Ocak 1992 gün ve E.1991/1582, K.1992/208; AYİM/Brl.Krl.17 Kasım 1996 gün ve E. 1996/40, K.1996/74; AYİM 1. p.16 Eylül 1997 gün ve E.1997/183, K. 1997/564) Bu davada da aynı yerleşik uygulamayı benimseyen Dairemiz, 1994 yılı 2nci sicil üstünün düzenlediği düşük sicilin, inci sicil üstünden etkilenmek suretiyle ve somut sebep ve gerekçeleri ortaya konulmaksızın verilmiş ve objektif olarak nitelendirilemeyecek bir sicil olarak değerlendirdiğinden, bu sicilin de iptali yoluna gidilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile davacının 1994 yılı 1 ve 2nci sicil amirlerince tanzim edilen sicil notları ile inci sicil amirince yazılan menfi kanaatlerin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy