(926 S. K. m. 65) (4616 S. K. m. 1)
Davacı, 25.7.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 3 ncü Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin E.2000/27, K.2000/41 nolu kararında isnat edilen suçlardan dolayı 15 Mayıs 1998 tarihinden 26 Ağustos 1998 tarihine kadar tutuklu kaldığını, bu tarihten itibaren de açığa alındığını, açıklı olarak yargılanması sonucunda verilen mahkumiyet kararlarının Askeri Yargıtay tarafından suç vasıfları ve 4616 sayılı kanuna göre kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi bakımından bozulmasına karar verildiğini, As. Mah.tarafından bozmaya uyularak eylemin memuriyet nüfuzunu suiistimal suçunu oluşturduğuna ve 4616 sayılı Kanun gereğince kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiğini ve 15.2.2001 tarihinde açığının kaldırıldığını ve kararın kesinleştiğini, netice itibariyle kendisi hakkında mahkumiyet kararı verilmemiş olduğundan açıklı ve tutuklu olarak geçen sürelerde ödenmeyen özlük haklarının ödenmesi için 11.6.2001 tarihli dilekçe ile müracaatta bulunduğunu, ancak talebinin reddedildiğini ifade ederek, açıkta ve tutuklulukta geçen sürelerde eksik ödenen özlük haklarının (aylığının) yasal faizi ile birlikte geri ödenmemesi işleminin iptali istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Dava dosyası ile ekindeki 3 ncü Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 26.4.2000 tarih ve 2000/27-41 E.K.nolu gerekçeli hükmü ve Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 3.1.2001 tarih ve 2001/2-1 E.K.nolu bozma ilamı ile yine 3 ncü Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 26.4.2001 tarih ve 2001/114-64 E.K.numaralı kararının incelenmesinde; davacının 59 ncü Top.Er Eğt.Tug.Per.Şb.Md.lüğü emrinde görevli iken, Poligon birliği erlerinden ..........................'nin kışla revir tabipliğinden aldığı 15 günlük istirahatın kendisinin tavassutu ile alındığından bahisle bu ere sürekli baskı kurarak kendisine Pioneer marka oto teybi aldırması nedeniyle irtikap suçunu, yine er ..........................'nin kısa süreli kaçma suçundan Disiplin Mahkemesinde bakılan davasını halledeceğinden bahisle 50 milyon TL.almak suretiyle Devlet Memurlarına intisap iddiasıyla menfaat temin etmek suçunu, aynı ere Askeri Hastaneden rapor alınması için burada görevli bir astsubaya hitaben kart yazarak tavassutta bulunmak ve karşılığında 70 milyon TL.istemek suretiyle Devlet Memurlarına intisap iddiasıyla menfaat teminine teşebbüs suçunu, aynı ere kendisine ait müsaade kartını vererek sık sık Erzincan şehir içine göndermek ve zaman zaman kendi otomobiline benzin ve yağ koydurtup masraflarını vermemek suretiyle memuriyet nüfusunu suiistimal etmek suçunu, son olarakta izin tecavüzü suçundan Askeri Mahkemede yargılanan er ..........................'ye Askeri Savcı ile görüştüm, ancak para vermezsen olmaz diyerek para istemek suretiyle Devlet Memurlarına intisap iddiasıyla menfaat teminine teşebbüs etmek suçunu işlemesi nedeniyle, hakkında 3 ncü Ordu K.lığı Askeri Savcılığının 23.6.1998 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, davacının bu suçu nedeniyle 15.5.1998 tarihinde tutuklandığı, MSB.'lığının 24.7.1998 tarihli onayı ile açığa alındığı, 26.8.1998 tarihinde tahliye edildiği ve 15.2.2001 tarihine kadar da açıkta kaldığı, yapılan yargılama sonucunda ise söz konusu Askeri Mahkemenin 26.4.2000 tarih ve 2000/27-41 E.K.nolu kararı ile er ..........................'nin Askeri Mahkemede işini halledeceğinden bahisle, para istemesi eyleminden delil yetersizliğinden beraatına, iddianamede irtikap kabul edilen (ancak esas hakkındaki mütalaada vasıf değişikliği yapılan) eylemi nedeniyle TCK.'nun 503, 59 ve As.C.K.nun 30/A-2 maddeleri gereği netice olarak on ay hapis ve 27.500.000.TL ağır para cezasına çarptırılıp ordudan tardına, er ..........................'nin Disiplin Mahkemesindeki işini halledebileceğinden bahisle, para temin etme eylemi nedeniyle görevine girmeyen işi yapacağından bahisle menfaat temin etmek suçu nedeniyle TCK.'nun 218, 59, 219/4 ve As.C.K.'nun 35/A-3 maddeleri gereğince netice olarak on ay hapis ve 50.000.000.TL ağır para cezası ile cezalandırılıp rütbesinin geri alınmasına, er ..........................'ye hastaneden rapor verilmesi için tavassutta bulunmak karşılığında para istemesi eylemi nedeniyle dolandırıcılığa tam teşebbüsten TCK.'nun 503, 62, 59 ve As.C.K.'nun 30/A-2 maddeleri gereği altı ay, yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ordudan tardına, yine er ..........................'yi kendisine ait müsaade kartı ile sık sık dışarı gönderip aracına benzin ve yağ koydurtup parasını vermemesi nedeniyle işlemiş olduğu memuriyet nüfuzunu suiistimal suçundan eylemine uyan As.C.K.'nun 115 nci maddesi ile TCK.'nun 80 ve 59 ncü maddeleri gereğince altı gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilip 647 sayılı Yasanın 4 ve 6 nci maddeleri gereği sadece bu cezanın para cezasına çevrilerek ertelendiği, diğer cezaların ise içtima ettirildiği görülmektedir.
Kararı temyiz sonucu bozan Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 3.1.2001 tarih ve 2001/2-1 E.K.nolu ilamının incelenmesinde; As. C.K.nun 115 nci maddesi uyarınca cezalandırma kararı verilen suç nedeniyle, 4616 sayılı Kanunun uygulanmasını temin etmek için kararın bozulduğu, diğer tüm eylemlerine ilişkin suç vasıflarının ise yanlış değerlendirildiği belirtilerek, bunların tamamının As. C.K.nun 115 nci maddesinde vücut bulan memuriyet nüfuzunu suiistimal suçunu oluşturacağı ve teselsülün söz konusu olduğu, bu durumda da yine 4616 sayılı Kanunun uygulanmasının söz konusu olacağı ve davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi bakımından tüm mahkumiyet kararlarının ayrı ayrı bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu bozma ilamı sonucu Askeri Mahkemece bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama sonunda; 26.4.2001 tarih ve 2001/114-64 E.K.sayılı kararla davacının yukarıda ifade edilen tüm fiillerinin As. C.K.nun 115 nci maddesi kapsamında değerlendirildiği ve tümü hakkında 4616 sayılı Kanunun 1/4 ve 1/5-b maddeleri gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği görülmektedir.
Davacı, yukarıda da belirtildiği gibi, isnat edilen suçlar nedeniyle davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiğinden bahisle, tutuklulukta ve açıkta geçen sürelerde eksik ödenen özlük haklarının geri ödenmesine ilişkin talebin reddine ilişkin işlemin iptalini talep etmektedir.
Davanın çözümüne, 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 65 nci maddesi, 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun ile bu Kanunun Anayasa Mahkemesince iptaline ilişkin 18.7.2001 tarih ve 2001/4-332 E.K.sayılı kararının birlikte incelenmesi ile ulaşılabileceğinden, sırasıyla söz konusu düzenlemelerin inceleme ve değerlendirilmesine geçilmiştir.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 65 nci maddesine göre, Açığa alınan veya tutuklanan subay ve askeri memurlar hakkında aşağıdaki esaslara göre işlem yapılır:
a) Haklarında ölüm veya ağır hapis cezasını gerektiren veya yüz kızartıcı bir suçtan ya da taksirli suçlar hariç olmak üzere 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir cürümden veya emre itaatsizlikte ısrar, üste veya amire fiilen taarruz, üste veya amire hakaret, mukavemet suçlarından dolayı kamu davası açılanlar, mensup oldukları Bakanlıklarca açığa çıkarılabilir.
Ancak emre itaatsizlikte ısrar, üste veya amire fiilen taarruz, üste veya amire hakaret, mukavemet suçlarında; nezdinde mahkeme kurulan kıta komutanı veya kurum amiri tarafından fiilin işleniş şekli, niteliği ve disiplini ihlal derecesi bakımından açığa alınmayı gerektirip gerektirmediği hakkında bir görüş bildirilmişse bu görüş de dikkate alınır.
b) (a) bendi gereğince açığa çıkarılanlar yapmakta oldukları görevden alıkonulurlar ve kendilerine başka görev verilmez.
c) Bunlardan;
1. (28.6.2001 tarihli ve 4699 sayılı Kanunla değişik) Yargılama sonunda beraatlarına, haklarındaki kamu davasının her ne sebeple olursa olsun ortadan kaldırılmasına veya duruşmanın tatiline veya davanın düşmesine veya kamu davasının reddine veya Türk Silahlı Kuvvetlerinde ilişiklerinin kesilmesini gerektirmeyecek şekilde hükümlülüklerine karar verilenlerin açıkları, haklarındaki kararın kesinleşmesi beklenmeksizin kaldırılır.
2. Soruşturmaya konu olan fiillerin hizmetlerine devama engel olmadığı anlaşılanların açıkları, haklarında karar verilmesi beklenmeksizin kaldırılabilir.
d) (28.6.2001 tarih ve 4699 sayılı Kanunla değişik) Hükmün aleyhe bozulması ve mahkemece bu bozmaya uyulması veya duruşmanın tatiline dair kararın ortadan kalkması veya Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesini gerektirecek şekilde hükümlülüklerine karar verilmesi hallerinde de (a) bendi hükmü uygulanır.
f) Açığa alınan ya da tutuklananlar;
1- Hizmet eri tazminatından ve bu Kanunda öngörülen aile yardım ödeneği, mahrumiyet yeri ödeneği, doğum yardımı ödeneği, ölüm yardımı ödeneği, tedavi ve cenaze masrafları, yakacak yardımı, giyecek ve yiyecek (tayin bedeli) yardımı, tahsil bursları ve yurttan faydalanma, lojmandan faydalanma hükümlerinden yararlanmaya devam ederler.
2- Açığa alınanlara, açıkta kaldıkları sürece aylıklarının üçte ikisi, tutuklulara ise yarısı ayrıca ödenir. Ancak, bu gibilerden haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine, beraata, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir...
22.12.2000 tarih ve 24268 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun 1 nci maddesine göre ise; 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle;
1- Verilen ölüm cezaları yerine getirilmez. Bu durumda olanlar hakkında tabi oldukları kanunlardaki infaz hükümleri aynen uygulanır.
2- Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların çekmeleri gereken toplam cezalarından; şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır.
Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezalarının toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.
3- Tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülük süresi dolmuş olanlar, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar ise tabi oldukları infaz hükümlerine göre fazla olan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler.
4- 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, bu bentte öngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suç kabahat ise. bir yıl, cürüm ise beş yıl içinde bu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Öngörülen süreler, erteleme konusu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz, açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.
Muhtelif 226 Mahkemenin (Askeri Mahkeme ve Adli Yargı Mahkemeleri) gerek re'sen gerekse tarafların ileri sürdüğü Anayasa'ya aykırılık savlarını ciddi bularak Anayasa Mahkemesine yaptıkları iptal başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda; 18.7.2001 tarih ve 2001/4-332 E.K.sayılı kararı ile 4616 sayılı Kanunun bazı bölümlerini iptal etmiş olup, dava konusunu ilgilendiren söz konusu Kanunun 1 nci madde 4 ncü fıkrası da iptal edilen bu kısımda yer almaktadır.
Anayasanın söz konusu iptal kararı 27.10.2001 tarih ve 24566 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
İtiraz başvurularında 4.bentle getirilen düzenlemenin uygulanmasının, aynı tarihte aynı suçu işleyen, ancak Yasa'nın çıkarıldığı tarih itibariyle kendilerine verilen hürriyeti bağlayıcı cezaları kesinleşenlerle kesinleşmeyenler arasında açık bir eşitsizliğe yol açtığı; kamu gücüne sahip yargı ve devlet mekanizmasının bir davayı geç sonuçlandırmış olmasının sorumluluğunun kişilere yüklenmemesi gerektiği; 4616 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte davaları henüz sonuçlanmamış olan kişilere böyle bir ayrıcalık tanınmasının hiçbir haklı nedeni bulunmadığı gibi bu durumun dürüst davranmayan, yargılamadan kaçarak ya da başka kusurlu davranışlarla davanın sonuçlanmasını engelleyen kişilerin ödüllendirilmesi anlamına geldiği; bu düzenlemenin deneme süreleri bakımından da eşitsizlik doğurduğu, kesinleşmiş cezaların toplamı üzerinden indirim yapılmasına karşın, ertelemenin her suç için ayrı ayrı uygulanmasının eşitsizliğe neden olduğu; bentte sadece şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya değinilmesinin bundan daha hafif olan ağır para ve hafif para cezalan için infaz ya da dava ertelemesi getirilmemesinin daha ağır suç işleyip daha ağır ceza alan kişilerin haklarındaki dava ve cezaların ertelenmesine, daha hafif suç işleyip daha hafif ceza alan kimselerin ise ayrık tutulmasına neden olduğu; davaları ertelenen kişiler için dava zamanaşımı süresinin uzatıldığı; ertelemeyi red hakkının tanınmaması kişilerin yargılanıp beraat etmelerini engelleyeceğinden adil yargılanma haklarını ortadan kaldırdığı; bu nedenlerle kuralın Anayasa'nın Başlangıcı, 2., 5., 10., 38., ve 138.maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesindeki adil yargılanma hakkına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kararda ise; Yasa'da birden fazla suç işlenmesi halinde, Yasa'nın yürürlük tarihinden önce cezaları kesinleşenlerin toplam hükümlülüklerinden 2.bent uyarınca yalnız bir kez 10 yıllık indirim yapılmasına karşın, henüz yargılamaları sürenler bakımından her davanın açılması veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi öngörülmüştür. Ayrıca cezası 10 yıldan az olup ta aynı suçu işleyerek hakkında hüküm verilenler 2 nci bent uyarınca cezası hiç infaz edilmeden şartla salıverilip ceza süresi kadar deneme süresine tabi olacakken henüz yargılaması devam ederken soruşturması ertelenenler suç kabahat ise 1 yıl, cürüm ise 5 yıl deneme süresine tabi tutulacaklardır.
Aynı tarihte aynı suçu değişik yerlerde işleyen iki kişiden biri hakkındaki yargılamanın soruşturmayı yapan organlar tarafından kısa sürede sonuçlandırılarak kesin hükümle bitirilmesi ve sanığın hükümlü statüsüne geçmesine karşın, ikinci kişinin kaçması ya da kimi nedenlerle yargılamayı güçleştirecek gayretler içerisinde olması veya yargılayanların çeşitli nedenlerle yargılamayı sonuçlandıramaması halinde o kişinin sanık sıfatında kalacağı, bunun da Yasa'nın uygulaması bakımından aynı suçu işleyenler arasında farklı sonuçlar doğuracağı açıktır. gerekçesi ile,
Bu durumda itiraz konusu 4 ncü bendin Anayasa'nın Başlangıç'ı, 2., 36., 38.maddeleri yanında 10.maddesine de aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 5.ve 138.maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
B-1.maddesinin;
1-...
2- 2.bendinin birinci paragrafının ...şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir. bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, oyçokluğuyla, 3- 4.bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, oybirliğiyle, C-1.maddesinin 2.bendinin birinci paragrafının ...şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir. bölümünün iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan aynı maddenin 2.bendinin ikinci paragrafındaki, ...veya toplam hükümlülük sürelerinden... sözcüklerinin, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 29.maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE, oybirliğiyle, D-1.maddesinin 2., 4.ve 9.bentlerinin iptal edilen kurallarının doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53.maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince bu kurallara ilişkin iptal hükmünün, kararın resmi gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine, oybirliğiyle,
18.7.2001 tarihinde karar verildiği görülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararından anlaşılacağı üzere; davacının Askeri Mahkemede yargılanmasına neden olan fiillerine uygulanan 4616 sayılı Yasanın söz konusu 4 ncü bendi iptal edilmiştir. Ancak yine aynı karara göre 4 ncü bende ilişkin iptal kararı, kararın Resmi Gazetede yayınlandığı 27.10.2001 tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu durumda söz konusu 4 ncü bent 27.4.2002 tarihine kadar yürürlüktedir.
6 aylık yürürlük süresinin uygulanması ceza yargısı açısından da araştırılmış olup, bir düşünceye göre bu 6 aylık süre bekletici mesele sayılarak belirecek duruma göre karar verilmesi gerektiği ifade edilmiş, diğer bir görüşe göre ise bu durumun bekletici mesele kabul edilemeyeceği ve 4616 sayılı Kanunun 1/4 maddesinin halen yürürlükte olduğu ve buna göre karar ihdası gerektiği ileri sürülmüştür.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 10.1.2002 tarih ve 2002/5-4 E.K.sayılı bağlayıcı kararı ile; ...23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 21.12.2000 gün ve 4616 sayılı Yasa, 22.12.2000 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yasanın 1 nci maddesinin 4 ncü bendi bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı henüz dava açılmamış ise davanın açılmasının, dava açılmış olmakla beraber henüz kesin hükme bağlanmamış ise kesin hükme bağlanmasının ertelenmesini öngörmektedir.
4616 sayılı Yasanın bazı hükümleri yanında 1 nci maddesinin 4 ncü bendi Anayasa Mahkemesince; Anayasanın Başlangıç'ına, 2., 10., 36.ve 38.maddelerine aykırı görülerek iptaline ve iptal kararının doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. 18.7.2001 tarih ve 2001/4-332 sayılı bu karar 27 Ekim 2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Dolayısıyla 4616 sayılı Kanunun 1 nci maddesinin 4 ncü bendi bu tarihten itibaren altı ay süreyle yürürlüktedir.
Mahkemeler önlerine gelen bir uyuşmazlık için mer'i olan henüz mer'iyeti sona ermemiş bulunan yasa maddelerini uygulamak durumundadırlar. Dolayısıyla hâlihazırda uygulanabilirliğini yitirmemiş bulunan 4616 sayılı Kanunun 1/4 maddesi kapsamına giren suçlarla ilgili olarak davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi gerekecektir... gerekçesiyle ilgili 4 ncü bendin halen yürürlükte olduğuna karar vermiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1 nci Dairesinin kararı da bu yönde oluşmuştur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacının yargılandığı suçlar nedeniyle davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararının nihai karar olduğu kabul edilerek bu durum yukarıda ifade edilen 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 65 nci madde O bendinin 2 nci alt bendindeki Açığa alınanlara, açıkta kaldıkları sürece aylıklarının üçte ikisi, tutuklulara ise yarısı ayrıca ödenir. Ancak, bu gibilerden haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine, beraata, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. hükmüne göre değerlendirmeye tabi tutulmuş ve davacı hakkında verilen davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararının bu maddede sayılan geri ödeme kararlarından biri vasfında bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca açığa alınmayı gerektiren isnat konusu suç vasfının değişerek, As. C.K.nun 115 nci maddesinde düzenlenen ve açığa alınmayı gerektirmeyen memuriyet nüfuzunun sair suretle kötüye kullanılması suçuna dönüşmüş olması durumunun da davacı lehine bir sonuç doğurmayacağı, zira bu durumda da geri ödemeye ilişkin bir hükmün 926 sayılı Kanunun 65 nci maddesinde yer almadığı kararına ulaşılmıştır. (Dairemizin 17.9.1980 tarih ve E.1980/207, K.1980/948 sayılı kararı da bu yöndedir.)
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy